Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     77 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Barış pınarı harekatı kime karşı yapılıyor
Halis Arlıoğlu

  Sayı: 103 -

Bu harekâtın başladığı andan itibâren içteki müzmin ve müfrit muhâlefetin menfi tutum ve davranışlarına, onların sözcülüğünü yapan basın (!) ve televizyon adındaki bir sürü çomarların yaptığı onca çirkefliğe ve sürekli olarak devlete, millî îrâdeye saldırılarına bakanlar, böylesi büyük bir harekâtın sâde Batıya ve onların kuklası olan PKK ve diğer hâin ve cânilere değil, aynı zamanda içteki destekçilerine, ihânet ve hıyânet cephesine, bozguncu kesime karşı da yapıldığını anlama ferâsetine, basiretine sâhip olanlar bilirler. Aslında ülkemiz hiç olmadığı kadar; (görünürde PKK ve diğer hâin çete ve çapulcularla) fakat özünde millî ve dînî varlığımıza kasteden, kin besleyen Haçlı ordusu ile çetin bir şekilde mücâdele ederken; o şâki ve hâinlere, ABD ve ortaklarına atılan her bombanın sanki içteki bu müfsit ve bozguncuların başında patlıyor gibi cıyaklıyor, feryat ediyorlar.

Zâten bu zihniyettekiler her müspet ve hayırlı işe karşı oldukları gibi “Zeytin dalı” ve diğer haklı faaliyetlere de ölümüne direnmiş ve karşı çıkmışlar, PKK ve Batıdan daha fazla içimizdekiler itiraz edip, bağırmaya başlamışlardı. Böylesi bir anda bile iktidar hırsı ile gözü dönen, devlete ve millî irâdeye saldırma iffetsizliğinde bulunan, iç ve dış düşmanla her alanda aynı çizgide bulunmanın nasıl bir zillet olduğunu, sakîm-sakîl olan o zihniyeti anlamak gerçekten zor. Belki de bunların vaktiyle Batıya verilmiş olan bir sözü, yâni (Hıristiyan olma emel ve arzuları vardı) o yüzden şimdi bunun acısını, elemini çekiyor olabilirler... Şu alıntıların üzerinden yıllar, asırlar geçse de bunların dîne, dindara ve millî irâdeye karşı olan husûmet ve buğuzları aslâ dinmiyor ve hiç değişmiyor. Çünkü karşımızda; “Siz dünyânın en iyi, en güzel işini ve hizmetlerini yapsanız dahi size; aferin çok iyi yapmışsınız demeyeceğiz! Aslında bizler sizin, hiç bir zaman muhâlifiniz değil, hasmınız olduğumuzu bilin!” diyen ve kine, nefrete, düşmanlığa odaklanmış habis bir siyâsî yapı var…

“Din bir zehirdir. Onu kaldırıp atabilmemiz için bize 30 sene lâzımdır!” (Ş. Saraçoğlu)

“İslâm, 14 asırlık sakat ve köhnemiş bir inançtır.(!) O yüzden bu dinle yürünmez ve hiçbir Evropalı (kendi ifâdeleri) bizi kabul etmez!.. Bu sebepten dolayı Anayasamıza İslâm yerine Hıristiyanlığı yazmamız gerekir.” (M. E. Bozkurt, 1925) “Kâbe Arap’ın olsun, bize Çankaya yeter! ”(Kemâlettin Kâmû, aynı tarihler) Daha binlerce örneği var.

Ayrıca son günlerde bütün basına yansıyan ve dâvâ konusu olan o zihniyetin versiyonu bir müptezelin şu hezeyanı her şeyi göstermektedir; “Sizin de, inandığınız o Allâh’ınızın da belâsını versin!” (Tüm basından.) Şimdi bidâyetten beri bunların niçin millî irâde ve özellikle inanç düşmanlığında bulunduklarını, dîne ve dindara karşı olduklarını, Batıya şirin görünmek istediklerini anladınız mı? Eğer bunlar ataları gibi hâlâ Hıristiyanlığa meyyâl ve özlem duymakta iseler, o takdirde böylesi KRİPTOLUĞA, iki kimlikli, iki dinli davranarak Müslüman (!) kisvesi ve maskesi altından millî irâde ve inanç düşmanlığı yaparak her alanda ve özellikle de siyâsette, medya çevrelerinde sürekli olarak milletin mukaddesâtına salyalı ağızlarıyla saldırarak habâset ve seviyesizlikte bulunmalarına hiç gerek yoktur.

Bilindiği gibi ülkede kilise ve havralar ardına kadar açıktır. Dürüst ve nâmuslu davranarak âit oldukları yerlere gidip mürted olarak din ve mezhep değiştirebilir ve leşlerini câmiye getirme zilletinde bulunmazlar. Nitekim kerâmeti kendinden menkul ve ülkemize has, lâisizm sâyesinde sayısız Marksist, ateist, dinsiz ve bir sürü devlet-millet düşmanları yaşamakta, kurum ve kuruluşlarıyla faaliyettedir ve kimse de onlara hösk bile demiyor. Üstelik şu an ordumuz bu hâin ve alçaklarla içte ve dışta mücâdele edip onca şehit verirken, o ideoloji ve zihniyetin ürünü olan bir sürü soysuz ve cibilliyetsizler sürekli kara propaganda ve iftira sağnağı altında ülkemizi kötüleyip düşmanla işbirliği içindedirler. Bu nasıl bir âdîlik ve alçaklıktır? Tıpkı bir at sineği gibi lâisizm ve Kemâlizm ideolojisine yapışıp sürekli devleti eleştiren, “millî irâdeyi, Cumhurbaşkanını tanımayan” şarlatan ve müptezellerin (22.10.2019 basından) bu soysuz-nankör ve bozgunculara karşı hiç bir eleştiri ve tepkilerini, tek sözlerini, duyan, bilen gören var mı? Olmaz! Çünkü hepsi aynı yolun yolcularıdır.

Yukarıdan beri yapılan alıntılar, belgeler ve daha fazlası devletin arşivlerinde ve tarihin tozlu sayfalarında mevcuttur. Hiç birisi o zihniyettekilerin yaptığı gibi abartı ve tezvirat değildir. Yüreği yeten, gerçeği öğrenmek isteyenler tarih kitaplarına ve o zihniyetin köklerine baksınlar. Sâde onlara değil; “Ermeni Evlâtlıklar” kitabı ile “Anneannem Bir Ermeniymiş” isimli esere ve Kâzım Kara Bekir’in o “Tosuncuk”larının şimdi birer öküz ve korumaya alınıp askerî okullara kaydedilen onca Ermeni kopillerinin ise azılı bir anarşist, Türk ve İslâm düşmanı olarak PKK’nın hangi kolunda ve dağlarında ülkemizle savaşmakta olduğuna çok iyi bakılması gerekir! Ayrıca sosyal ve siyâsî alanlarda, kurumlarda, özellikle belli bir siyâsî yapıda temerküz ederek, bütün işleri sürekli fitne-fesat çıkaranlara, sendika, baro, iş adamı ve politikacı hüviyetleriyle fırıldaklar çevirip devlet-millet, inanç ve millî irâde düşmanlığında bulunan tüm bozguncu ve fesat kesimin “cemâziyel evveline” âhirine tekrar bir göz atılması gereğine inanıyorum. O zaman kimlerin nerde ve kimlerle iş tuttuğu, ne haltlar karıştırdığı çok açık ve net bir şekilde görülecek ve bilinecektir. Çünkü tam zamânıdır. (İyi dost kötü günde belli olur.)

Ülkemizin kritik ânında nâmuslu Hıristiyan vatandaşlarımızın, kilise ve havralarında dua ederek devletin yanında olduklarını belirttikleri bir dönemde, adı Müslüman (!) olanların muhâlefet maskesi altında bozgunculuk yaparak mevcut iktidara kin ve nefret kusmaları, hiç yoktan sebepler üreterek; Kapitalist-Marksist, materyalist hayâtlarına rağmen; bozguncu ve kışkırtıcı televizyon kanallarında yokluk, kıtlık, kuyruk, açlık ve sefâlet edebiyatı yaparak; “Baskıyı görünce Ateşi kesti”, “Esat’la yan yana”, “Barışı ABD ile değil, YPG ile yaptı” (Çarşı ve pazarlar ateş pahası, vatandaş aç ve sefil) şeklindeki alaycı, kinâyeli hezeyanları ise kendi kansızlıklarını, karaktersizliklerini, o zihniyettekilerin tümünün devlete, millete, özellikle millî irâdeye olan kin ve nefretlerinin en çarpıcı örneklerindendir.

Burada millî irâde ve inanç düşmanlarını mutlu eden ama gerçek ve sorumluluk hissi taşıyan bütün Müslümanların yüreğini dağlayan bir alıntıda bulunmak istiyorum…

“Uzun çalışmalarımız sâyesinde Müslümanların her şeyini bozduk, yok ettik. Dinleri, inançları, dîne bağlılıkları ve insânî değerleri-duygularını paramparça yaptık. Bütün bunları Batı medeniyeti (!) potasında eriterek kendimize benzettik. Dînî vecîbelerini-şartlarını (gericilik ve çağ dışı olarak) gösterdik. Artık pek çoğu hiçbir şeye tam olarak inanmıyor. O yüzden siz misyonerlerin işleri çok daha kolaylaşmış durumdadır. Şimdi onlara maaş bağlayarak, vize vaâdi, yurt dışı imkânları sağlayarak ve cinselliği kullanıp Müslümanları Hıristiyan yapınız!” (Su dergisi, Mayıs 2005) Evet, devrimbaz-lâiklerin kına yakıp oynayacağı çok mutlu bir haber. İşte bir başka açıdan lâik-çağdaş Türkiye manzarası. Bunlar saptırma, uydurma değil, acı gerçeklerdir. Şu an ülkenin en ücrâ köşelerinde “Yahova şâhitliği” adı altında sayısız Hıristiyan evleri ve farmason yuvaları var. İşte bir farmasonun Müslüman’a ve İslâm’a bakışı; “Şunu aslâ unutmayın ki, biz masonlar din düşmanıyız. Localarımızda bütün gayretlerimizi göstererek dinin her türlü tezâhür şeklini İMHÂ ettik ve edeceğiz! Çünkü gerçek bir farmason dindar olamaz!” (Mason komutanlar. S. 98-99) Nasılsınız ey lâik-devrimbazlar!? Elbette iyi ve mutlusunuz!.. Ve sizler nerdesiniz ey râhatizm Müslümanları? Haydi gene “Eyisiniz, Eyisiniz” Çünkü daha sizlerin kapınıza dayanmadılar…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Barış pınarı harekatı kim... - Sayı 103
Bir hayâlin terennümü... - Sayı 103
Dağlar... - Sayı 102
Nevzuhur müçtehitler, mür... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (104): Çin, birkaç müspet tarafına rağmen, işkence tarzıyle anıldı. "Çin işkencesi" deyimini duymayan yoktur her halde.
Türk, kasti bir menfiliğe düşmeden, dünya üzerinde adaletli, kuvvetli ve mazlumlara şefkatli bir şahsiyet olarak bilindi. Türk'e bakıp da onun yanında olmasını istemeyen yok.
Doğu Türkistan'daki zulüm. Türk'ün kardeşlik ve kültür birliğine yapılan bu zulmün benzerleriyle birlikte neticeleri.
Türk, bu "Çin zulmü"nü hak sesiyle duyurmalı ve durdurmalıdır.


Son Eklenen Yorumlardan
 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak

 İktisadın tanımında malum, "kıt kaynaklar" ile "sonsuz ihtiyaçlar" terazisi mevcut; tabi denge piyas... Sinan AYHAN

 Duygulanmadim desem yalan olur.. 90-lar menim de hayatimin en gozel yillari idi... Neriman

 Guzel siir . ben sevdim uzaklara apardı beni yaa . Bende 90 -lardanım :)... Nura


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Sıhhat ve güzellik
Apar məni doxsanlara
RÖPORTAJ: Yediğimiz, içtiğimiz helâl, sa
Devlet, vazifeni yap!
Sağlıklı nokta
RÖPORTAJ: Yediğimiz, içtiğimiz helâl, sa
Dünyanın en değerli parası kimde?
3'ler 7'ler 40'lar


Yavuz Sert - RÖPORTAJ: Yediğimiz,...
Ali Erdal - Devlet, vazifeni yap...
Kadir Bayrak - Güneşi, meydan yerin...
Sinan Ayhan - Nefse Hakimiyet
Sinan Ayhan - Maya
Necip Fazıl Kısakürek - Sıhhat ve güzellik
Bedran Yoldaş - İçimin yandığı gün
Fatma Pekşen - Bacanak
Ahmet Mahir Pekşen - Bolluk ve boşluk
Dergi Editörü - Fabrika ayarları
Site Editörü - Sağlık olsun
Mehmet Hasret - Aynı safta olduğumuz...
Necdet Uçak - İyilik et
Necdet Uçak - İlim ve zenginlik
Necdet Uçak - Nimet
Altan Atan - Sağlıklı nokta
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Kardelen Dergisi - Kardelenin 18 Ocak 2...
M. Nihat Malkoç - 18 mart gelince
Hızır İrfan Önder - Bahtımı güzel eyle
Olgun Albayrak - Şehadet
Mehmet Balcı - Çocukluğumuz
Mehmet Balcı - Yolumuz
Ahmet Çelebi - Muhasebe
Muhsin Hamdi Alkış - Mavi vatan savunması
Muhsin Hamdi Alkış - Fars palavrası
Kubilay Ertekin - "Ahmak gerçeği görün...
Halis Arlıoğlu - Bir hayâlin terennüm...
Halis Arlıoğlu - Barış pınarı harekat...
Ahmet Değirmenci - Korkuyorum
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Yük
Murat Yaramaz - 103.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Materyalist müslüman
Murat Yaramaz - Meydan okuma
Ekrem Esad Atan - Rosetonun gizemi
Mehmet izzet Gülenler - Dünyanın en değerli ...
Erkan Karakaya - Kızıl akşam üstleri....
Eyyub MEMMEDOV - Apar məni doxsa...
Mertali Mermer - Güneşin gülümsemesi
Ömer Âsaf - "Kalp" sağlığı
Kevser Pehlivan - Şifa
Abdullah Aydın - Mübârezeye davet
Ümit Polat - Tükenen
Cemal Karsavan - Zaman yeniden yenile...
Prof.Dr. Lütviyyə Əsgərzadə - Dokuz duracak
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 6957828
 Bugün : 263
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 501638
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 86
 103. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 10
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim