Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     263 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Barış pınarı harekatı kime karşı yapılıyor
Halis Arlıoğlu

  Sayı: 103 -

Bu harekâtın başladığı andan itibâren içteki müzmin ve müfrit muhâlefetin menfi tutum ve davranışlarına, onların sözcülüğünü yapan basın (!) ve televizyon adındaki bir sürü çomarların yaptığı onca çirkefliğe ve sürekli olarak devlete, millî îrâdeye saldırılarına bakanlar, böylesi büyük bir harekâtın sâde Batıya ve onların kuklası olan PKK ve diğer hâin ve cânilere değil, aynı zamanda içteki destekçilerine, ihânet ve hıyânet cephesine, bozguncu kesime karşı da yapıldığını anlama ferâsetine, basiretine sâhip olanlar bilirler. Aslında ülkemiz hiç olmadığı kadar; (görünürde PKK ve diğer hâin çete ve çapulcularla) fakat özünde millî ve dînî varlığımıza kasteden, kin besleyen Haçlı ordusu ile çetin bir şekilde mücâdele ederken; o şâki ve hâinlere, ABD ve ortaklarına atılan her bombanın sanki içteki bu müfsit ve bozguncuların başında patlıyor gibi cıyaklıyor, feryat ediyorlar.

Zâten bu zihniyettekiler her müspet ve hayırlı işe karşı oldukları gibi “Zeytin dalı” ve diğer haklı faaliyetlere de ölümüne direnmiş ve karşı çıkmışlar, PKK ve Batıdan daha fazla içimizdekiler itiraz edip, bağırmaya başlamışlardı. Böylesi bir anda bile iktidar hırsı ile gözü dönen, devlete ve millî irâdeye saldırma iffetsizliğinde bulunan, iç ve dış düşmanla her alanda aynı çizgide bulunmanın nasıl bir zillet olduğunu, sakîm-sakîl olan o zihniyeti anlamak gerçekten zor. Belki de bunların vaktiyle Batıya verilmiş olan bir sözü, yâni (Hıristiyan olma emel ve arzuları vardı) o yüzden şimdi bunun acısını, elemini çekiyor olabilirler... Şu alıntıların üzerinden yıllar, asırlar geçse de bunların dîne, dindara ve millî irâdeye karşı olan husûmet ve buğuzları aslâ dinmiyor ve hiç değişmiyor. Çünkü karşımızda; “Siz dünyânın en iyi, en güzel işini ve hizmetlerini yapsanız dahi size; aferin çok iyi yapmışsınız demeyeceğiz! Aslında bizler sizin, hiç bir zaman muhâlifiniz değil, hasmınız olduğumuzu bilin!” diyen ve kine, nefrete, düşmanlığa odaklanmış habis bir siyâsî yapı var…

“Din bir zehirdir. Onu kaldırıp atabilmemiz için bize 30 sene lâzımdır!” (Ş. Saraçoğlu)

“İslâm, 14 asırlık sakat ve köhnemiş bir inançtır.(!) O yüzden bu dinle yürünmez ve hiçbir Evropalı (kendi ifâdeleri) bizi kabul etmez!.. Bu sebepten dolayı Anayasamıza İslâm yerine Hıristiyanlığı yazmamız gerekir.” (M. E. Bozkurt, 1925) “Kâbe Arap’ın olsun, bize Çankaya yeter! ”(Kemâlettin Kâmû, aynı tarihler) Daha binlerce örneği var.

Ayrıca son günlerde bütün basına yansıyan ve dâvâ konusu olan o zihniyetin versiyonu bir müptezelin şu hezeyanı her şeyi göstermektedir; “Sizin de, inandığınız o Allâh’ınızın da belâsını versin!” (Tüm basından.) Şimdi bidâyetten beri bunların niçin millî irâde ve özellikle inanç düşmanlığında bulunduklarını, dîne ve dindara karşı olduklarını, Batıya şirin görünmek istediklerini anladınız mı? Eğer bunlar ataları gibi hâlâ Hıristiyanlığa meyyâl ve özlem duymakta iseler, o takdirde böylesi KRİPTOLUĞA, iki kimlikli, iki dinli davranarak Müslüman (!) kisvesi ve maskesi altından millî irâde ve inanç düşmanlığı yaparak her alanda ve özellikle de siyâsette, medya çevrelerinde sürekli olarak milletin mukaddesâtına salyalı ağızlarıyla saldırarak habâset ve seviyesizlikte bulunmalarına hiç gerek yoktur.

Bilindiği gibi ülkede kilise ve havralar ardına kadar açıktır. Dürüst ve nâmuslu davranarak âit oldukları yerlere gidip mürted olarak din ve mezhep değiştirebilir ve leşlerini câmiye getirme zilletinde bulunmazlar. Nitekim kerâmeti kendinden menkul ve ülkemize has, lâisizm sâyesinde sayısız Marksist, ateist, dinsiz ve bir sürü devlet-millet düşmanları yaşamakta, kurum ve kuruluşlarıyla faaliyettedir ve kimse de onlara hösk bile demiyor. Üstelik şu an ordumuz bu hâin ve alçaklarla içte ve dışta mücâdele edip onca şehit verirken, o ideoloji ve zihniyetin ürünü olan bir sürü soysuz ve cibilliyetsizler sürekli kara propaganda ve iftira sağnağı altında ülkemizi kötüleyip düşmanla işbirliği içindedirler. Bu nasıl bir âdîlik ve alçaklıktır? Tıpkı bir at sineği gibi lâisizm ve Kemâlizm ideolojisine yapışıp sürekli devleti eleştiren, “millî irâdeyi, Cumhurbaşkanını tanımayan” şarlatan ve müptezellerin (22.10.2019 basından) bu soysuz-nankör ve bozgunculara karşı hiç bir eleştiri ve tepkilerini, tek sözlerini, duyan, bilen gören var mı? Olmaz! Çünkü hepsi aynı yolun yolcularıdır.

Yukarıdan beri yapılan alıntılar, belgeler ve daha fazlası devletin arşivlerinde ve tarihin tozlu sayfalarında mevcuttur. Hiç birisi o zihniyettekilerin yaptığı gibi abartı ve tezvirat değildir. Yüreği yeten, gerçeği öğrenmek isteyenler tarih kitaplarına ve o zihniyetin köklerine baksınlar. Sâde onlara değil; “Ermeni Evlâtlıklar” kitabı ile “Anneannem Bir Ermeniymiş” isimli esere ve Kâzım Kara Bekir’in o “Tosuncuk”larının şimdi birer öküz ve korumaya alınıp askerî okullara kaydedilen onca Ermeni kopillerinin ise azılı bir anarşist, Türk ve İslâm düşmanı olarak PKK’nın hangi kolunda ve dağlarında ülkemizle savaşmakta olduğuna çok iyi bakılması gerekir! Ayrıca sosyal ve siyâsî alanlarda, kurumlarda, özellikle belli bir siyâsî yapıda temerküz ederek, bütün işleri sürekli fitne-fesat çıkaranlara, sendika, baro, iş adamı ve politikacı hüviyetleriyle fırıldaklar çevirip devlet-millet, inanç ve millî irâde düşmanlığında bulunan tüm bozguncu ve fesat kesimin “cemâziyel evveline” âhirine tekrar bir göz atılması gereğine inanıyorum. O zaman kimlerin nerde ve kimlerle iş tuttuğu, ne haltlar karıştırdığı çok açık ve net bir şekilde görülecek ve bilinecektir. Çünkü tam zamânıdır. (İyi dost kötü günde belli olur.)

Ülkemizin kritik ânında nâmuslu Hıristiyan vatandaşlarımızın, kilise ve havralarında dua ederek devletin yanında olduklarını belirttikleri bir dönemde, adı Müslüman (!) olanların muhâlefet maskesi altında bozgunculuk yaparak mevcut iktidara kin ve nefret kusmaları, hiç yoktan sebepler üreterek; Kapitalist-Marksist, materyalist hayâtlarına rağmen; bozguncu ve kışkırtıcı televizyon kanallarında yokluk, kıtlık, kuyruk, açlık ve sefâlet edebiyatı yaparak; “Baskıyı görünce Ateşi kesti”, “Esat’la yan yana”, “Barışı ABD ile değil, YPG ile yaptı” (Çarşı ve pazarlar ateş pahası, vatandaş aç ve sefil) şeklindeki alaycı, kinâyeli hezeyanları ise kendi kansızlıklarını, karaktersizliklerini, o zihniyettekilerin tümünün devlete, millete, özellikle millî irâdeye olan kin ve nefretlerinin en çarpıcı örneklerindendir.

Burada millî irâde ve inanç düşmanlarını mutlu eden ama gerçek ve sorumluluk hissi taşıyan bütün Müslümanların yüreğini dağlayan bir alıntıda bulunmak istiyorum…

“Uzun çalışmalarımız sâyesinde Müslümanların her şeyini bozduk, yok ettik. Dinleri, inançları, dîne bağlılıkları ve insânî değerleri-duygularını paramparça yaptık. Bütün bunları Batı medeniyeti (!) potasında eriterek kendimize benzettik. Dînî vecîbelerini-şartlarını (gericilik ve çağ dışı olarak) gösterdik. Artık pek çoğu hiçbir şeye tam olarak inanmıyor. O yüzden siz misyonerlerin işleri çok daha kolaylaşmış durumdadır. Şimdi onlara maaş bağlayarak, vize vaâdi, yurt dışı imkânları sağlayarak ve cinselliği kullanıp Müslümanları Hıristiyan yapınız!” (Su dergisi, Mayıs 2005) Evet, devrimbaz-lâiklerin kına yakıp oynayacağı çok mutlu bir haber. İşte bir başka açıdan lâik-çağdaş Türkiye manzarası. Bunlar saptırma, uydurma değil, acı gerçeklerdir. Şu an ülkenin en ücrâ köşelerinde “Yahova şâhitliği” adı altında sayısız Hıristiyan evleri ve farmason yuvaları var. İşte bir farmasonun Müslüman’a ve İslâm’a bakışı; “Şunu aslâ unutmayın ki, biz masonlar din düşmanıyız. Localarımızda bütün gayretlerimizi göstererek dinin her türlü tezâhür şeklini İMHÂ ettik ve edeceğiz! Çünkü gerçek bir farmason dindar olamaz!” (Mason komutanlar. S. 98-99) Nasılsınız ey lâik-devrimbazlar!? Elbette iyi ve mutlusunuz!.. Ve sizler nerdesiniz ey râhatizm Müslümanları? Haydi gene “Eyisiniz, Eyisiniz” Çünkü daha sizlerin kapınıza dayanmadılar…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Felek... - Sayı 105
Hasret ve hüsranla geçen ... - Sayı 105
Hayat arkadaşıma... - Sayı 104
Barış pınarı harekatı kim... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY

 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Maarif
Nasıl bir insan
Çeyrek asır
Kardelenden haberler-105
Payitahtın sesi


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7600043
 Bugün : 3720
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 512013
 Bugün : 46
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 67
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim