Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     65 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

"Ahmak gerçeği görünceye kadar, düşman onun işini bitirir"
Kubilay Ertekin

  Sayı: 103 -

Bu atasözünün çok derin, çok ince, çok geniş mânâsı vardır. Adam ne diyor “o benim cumhurbaşkanım değil, onu tanımıyorum!” (22.10.2019 basın) Bu hezeyanları ve binlercesini her gün koyunun kaval dinlediği gibi dinleyen rehâvet içindeki onca Müslüman geçinen bir sürü insan, yıllarca o zihniyetin dışlama, fişleme, tahkir ve tezyiflerine mâruz kalmalarına rağmen bunun ne demek olduğunu ve hangi kesimi kast ettiğini, özellikle de kapsadığı mânâyı biliyor ve düşünüyorlar mı dersiniz? Hiç sanmam.

Öyle bir ferâsete sâhip olsalardı; bir sürü sakallı, sarıklı, hacı-hoca takımı ile türbanlı, çarşaflı, poturlu, cüppeli, adamlar üzerlerindeki o kisvelerin, maskelerin ve inançlarının yıllarca ve hâlâ düşmanlığını yapan bir zihniyetin, ideoloji sâhiplerinin peşine düşer ve etrâfında temerküz etmezlerdi... Cadde ve sokaklarda hiç gereği ve lüzûmu yokken, öyle bir görevde değilken sarık-cüppe, şalvar-çarşaf seremonisinde bulunmak bir üstünlük, takvâ ve fazilet timsâli midir? Öyle ise o tür kisvelere ölümüne düşman olan siyâsî bir yapının içinde ne işleri var? Aslında ondan daha önemli olan; kendi dâvâsını, inanç değerlerini savunan bir dergi, gazete alıp okusalar, ona abone olsalar veya bir devrimbazın, ateistin içinde bulunduğu fâsit ideolojisinden vazgeçirme gibi işlerle meşgul olup, İslâm câmiasına bir adam kazandırmış olacakları için bu çok daha iyi değil midir?

Adamı gördünüz, duydunuz. Zirvesinden, zırvasına kadar hep aynı zihniyetin ürünü ve zerre kadar bu fâsit ideolojilerinden taviz vermiyor, vazgeçmiyorlar… Oysa yapılan bütün darbeler, oluşturulan cuntalar, verilen muhtıralar sâdece o şekil ve zihniyetteki, kıyâfetteki, görüntüdekiler, meşhur tâbirle dindar (!) kesimlerin kılığı, kıyâfeti, takkesi, tespîhi, inançları için yapılmıştı... Fakat aynı kıyâfet ve zihniyettekilerin bu zulümleri yapan ve yaptıranların safında, yanında yer alma zilletinde bulunmaları ve onlara maddî-mânevî müzâhir olup, siyâsî destek vermeleri nasıl bir garâbet ve aymazlıktır?

Fâcir ve fıskını açıklayan, bunu her alanda gösteren, inanç ve halkın değerlerine karşı bir bozguncuya her hangi bir Müslümanın müzâhir olması, o zulmü ve barbarlığı tasvip ediyor, kabulleniyor ve destekliyor demektir. Özellikle 28 Şubat olayında yürütülen o tanklarla bu kesimdekilerin tüm maddî-mânevî değerlerini ezip geçmişlerdi…

İşte yukarıdaki sözün mânâsı ve muhâtabı, önce bu kesimler, sonrada o kitleyi temsil eden ve 26.10.2019 Cuma günü namaz sonunda Cumhurbaşkanı tarafından “Mü’mine şefkatli, kâfire şiddetli davranmak bizim şiârımız olmalıdır” âyetini okuması ve de 29 Ekim Cumhuriyet bayramındaki kısmen dînî muhtevâlı törenler, âyetli-hadisli konuşmalardır. Olayın aslı, içteki ve dıştaki devlet-millet düşmanlarının saldırı gerekçesi budur...

Bir cumhurbaşkanı düşünün ki, köşkünü temsil eden bir mevki ve makamda namaz kılıyor, yetmiyor, Kur’ân okuyor ve mânâ veriyor. 29 Ekimde de dînî muhtevâlı törenler düzenliyor, konuşmalar yapıyor, yaptırıyor. 25-30 yıl evvel bunlar hayal bile edilemezdi; o zaman; irticâ hortlar, şeriat gelir (!) şeyhulislâmlar fetvâ verir, kadılar adam asmaya başlar ve ortalığı kan götürürdü (!)… Devrimler, ilkeler, izimler, inkılâplar târumâr olur, ülke batar (!) ve ânında CHP eşliğinde kalpaklılar zuhur eder, tanklar yürür darbeler yapılırdı… Bu tür âdî ve alçakça yalan ve tezvirâtlarla 80-90 yıl bu milleti suçladılar, (hâlen de aynı suçluyorlar) itham ve iftirâlarda bulunarak töhmet altında tuttular. Sonunda istedikleri oldu ve bugün ülkemiz, bir sürü nankör soysuz ve sayısız anarşist, terör, PKK ve dinsizler üretir hâle geldi…

Bu durumda lâik-devrimbazlar kudurmasın, çıldırmasın, çatlamasın da ne halt etsinler? Onlar işin farkındalar. O yüzden yenilme acıları, iktidar olamama sancıları, millete duyulan öfkeleri ve düşmanlık hisleri hiç dinmiyor. Hem millî irâdeye, hem de Cumhurbaşkanına en hafif tâbirle saygısızlık yapıyor ve bunu da her alanda açık-seçik söyleme küstahlığında bulunuyor ve 20 yıla yakın iktidarda olan devletin başını, millî irâdeyi tanımadığını (!) söyleme densizliğinde ve zilletinde bulunarak makâmına gitmiyorlar, dâvetlerine icâbet etmiyorlar. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bunun adı resmen siyâsî ve ideolojik bir savaştır! Onun için uyanın ey o zihniyete hâlâ payandalık yapma zilletinde, gafletinde bulunanlar ve Müslüman geçinenler!.. Bu açıdan o zihniyettekileri uyarmak ve yaşanan acı gerçekleri göstermek için yıllar evvel merhum M. Âkif şöyle demiştir;

“Dilinden Müslümanlık lâfı hiç düşmüyor lâkin.

Onun hakkında âtıl bir heves mahsûlü idrâkin”…

İşin farkında olmayanlar sâdece düşünme ve tefekkür yoksunu olanlar ve Müslüman geçinen fakat geçmişin acı ve ıstıraplarını unutan, mâruz kaldıkları onca mezâlimi yoksayan rehâvet sâhipleridir. Mevcut iktidârın sağladığı huzur ortamından, maddî-mânevî sâhip olduğu tüm imkânlarla semiren nankör ve soysuzlar, başka vâdilere savrulan bir takım zibidi ve pespâyeler türbanlı da olsa bunları bilmezler ve habis hayatları başörtü-türban düşmanlığı ile geçen bir müptezelin, sırf reklamını yaptırmak için eline verdiği ‘nutuk’u okuma zilletinde bulunur, sonrada iktidar ve Tayyip düşmanlığı yaparlar.

Gelinen noktayı şöyle bir düşünün ki, (Bunlar işin en hafifi ve basitleridir.) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ölen Erdal İnönü için pembe köşke gidip -sırf insanlık adına- tâziyede bulunmak istiyor. Fakat CHP milletvekili olan torun İnönü, Gül’ün hanımı türbanlı olduğu için; “orası halka açık pazaryeri değil, kamusal alandır!” diyerek kabul etmiyor... Bu çirkin olay halk tarafından çok büyük bir tepki görmüş, günlerce basında yankılanmıştı. Şimdi muhâlefete oynayan ve o zihniyete müzâhir olmaya çalışan A. Gül ve benzerleri, bu tür tahkir ve tezyifleri ne çabuk unuttular? Ama görüyorsunuz ki onlar aslâ unutmuyorlar... Şu kritik anda bile sol çığırtkanlığı yapan ve felâket tellallığında bulunan bir sürü medyaları ile hâlâ millî irâde ve inanç düşmanlığı içinde olup, öylesi kurumlarında inat ve ısrarla bu sakîm ve sakat durumu sürdürmektedirler… Oysa karşımızda PKK adı altında bütün bir Haçlı kesimi var ve milletimiz onlarla çok büyük bir cidâl-savaş hâlindedir. Bundan ötürü artık hamâkatın, gafletin, aymazlık ve şuursuzluğun gereği yoktur. Çünkü her Müslüman ferâset ve basîret sâhibi bir kimse demektir. O yüzden başka kesimlerin, kimselerin, sapık zihniyetlerin, ideolojilerin ve idollerin maskotu, mostrası, maskarası değildir, olamaz ve aslâ da olmamalıdır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
"Ahmak gerçeği görünceye ... - Sayı 103
Hakka sahip çıkmak... - Sayı 101
Hırsızlık ve haramla geçi... - Sayı 100
İbâdetsiz inanç düşmanlar... - Sayı 99
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (104): Çin, birkaç müspet tarafına rağmen, işkence tarzıyle anıldı. "Çin işkencesi" deyimini duymayan yoktur her halde.
Türk, kasti bir menfiliğe düşmeden, dünya üzerinde adaletli, kuvvetli ve mazlumlara şefkatli bir şahsiyet olarak bilindi. Türk'e bakıp da onun yanında olmasını istemeyen yok.
Doğu Türkistan'daki zulüm. Türk'ün kardeşlik ve kültür birliğine yapılan bu zulmün benzerleriyle birlikte neticeleri.
Türk, bu "Çin zulmü"nü hak sesiyle duyurmalı ve durdurmalıdır.


Son Eklenen Yorumlardan
 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak

 İktisadın tanımında malum, "kıt kaynaklar" ile "sonsuz ihtiyaçlar" terazisi mevcut; tabi denge piyas... Sinan AYHAN

 Duygulanmadim desem yalan olur.. 90-lar menim de hayatimin en gozel yillari idi... Neriman

 Guzel siir . ben sevdim uzaklara apardı beni yaa . Bende 90 -lardanım :)... Nura


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Sıhhat ve güzellik
Apar məni doxsanlara
RÖPORTAJ: Yediğimiz, içtiğimiz helâl, sa
Devlet, vazifeni yap!
Sağlıklı nokta
RÖPORTAJ: Yediğimiz, içtiğimiz helâl, sa
Dünyanın en değerli parası kimde?
3'ler 7'ler 40'lar


Yavuz Sert - RÖPORTAJ: Yediğimiz,...
Ali Erdal - Devlet, vazifeni yap...
Kadir Bayrak - Güneşi, meydan yerin...
Sinan Ayhan - Nefse Hakimiyet
Sinan Ayhan - Maya
Necip Fazıl Kısakürek - Sıhhat ve güzellik
Bedran Yoldaş - İçimin yandığı gün
Fatma Pekşen - Bacanak
Ahmet Mahir Pekşen - Bolluk ve boşluk
Dergi Editörü - Fabrika ayarları
Site Editörü - Sağlık olsun
Mehmet Hasret - Aynı safta olduğumuz...
Necdet Uçak - İyilik et
Necdet Uçak - İlim ve zenginlik
Necdet Uçak - Nimet
Altan Atan - Sağlıklı nokta
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Kardelen Dergisi - Kardelenin 18 Ocak 2...
M. Nihat Malkoç - 18 mart gelince
Hızır İrfan Önder - Bahtımı güzel eyle
Olgun Albayrak - Şehadet
Mehmet Balcı - Çocukluğumuz
Mehmet Balcı - Yolumuz
Ahmet Çelebi - Muhasebe
Muhsin Hamdi Alkış - Mavi vatan savunması
Muhsin Hamdi Alkış - Fars palavrası
Kubilay Ertekin - "Ahmak gerçeği görün...
Halis Arlıoğlu - Bir hayâlin terennüm...
Halis Arlıoğlu - Barış pınarı harekat...
Ahmet Değirmenci - Korkuyorum
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Yük
Murat Yaramaz - 103.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Materyalist müslüman
Murat Yaramaz - Meydan okuma
Ekrem Esad Atan - Rosetonun gizemi
Mehmet izzet Gülenler - Dünyanın en değerli ...
Erkan Karakaya - Kızıl akşam üstleri....
Eyyub MEMMEDOV - Apar məni doxsa...
Mertali Mermer - Güneşin gülümsemesi
Ömer Âsaf - "Kalp" sağlığı
Kevser Pehlivan - Şifa
Abdullah Aydın - Mübârezeye davet
Ümit Polat - Tükenen
Cemal Karsavan - Zaman yeniden yenile...
Prof.Dr. Lütviyyə Əsgərzadə - Dokuz duracak
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 6957666
 Bugün : 101
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 501638
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 86
 103. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 10
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim