Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     424 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Olaylara Bakış (Nisan-Mayıs-Haziran 2020)
Muhsin Hamdi Alkış

  Sayı: 104 -

TAÇLA (Koronayla) DÜZEN KURANLAR

Yeni bir düzen kurmak için önce eskisini yıkmak gerektiğine ve insanlığın kendilerine hizmet için var olduğuna inanan birileri var. Tıpkı bir bilgisayarı programlar gibi dünya halklarını ve milletlerini programlayarak tasarladıkları bir amaca sevk etmeye çalışıyorlar. Bir toplum, milyonlar bir yöne sevk ve idare edilebilir mi? Programlanabilir mi? Bir kişinin bir amaca ikna edilmesi “beyninin yıkanması” mantıklı gelir ama söz konusu olan geniş halk kitleleri, toplumlar olunca sağduyumuz bunun mümkün olamayacağını anlatır bize. Oysa gerçek tam tersidir. Peki bir toplum nasıl programlanır yönetilir? Çeşitli ekonomik araçlar, manipulatif reklâm, medya, internet ve sosyal medya manipülasyonları, NLP (nöro linguistik programlama) ve bilinçaltına çalışan diğer teknikler de kullanılır ancak bu yazımızda ifade edeceğimiz en etkin olarak kullandıkları yöntemdir:

 

Korkut-Yönet

Toplumsal tepkilerin organize edilmesi esasına dayalı bir doktrin bu. Misal, Pearl Harbour baskınını önceden bilmesine rağmen toplumu savaşa girmeye ikna edebilmek için baskına göz yumma, 11 Eylül saldırılarını önceden bilmelerine rağmen önlem almama gibi örnekleri verilebilir. Bahsedileni bir yönetim doktrini olarak benimseyen egemenlerin, bu hadiseleri organize edip meydana getirmeyip hadiselerin doğal akışına göre tutum aldığını sanmak saflık olur. Elbette ki toplumları bir hedefe yönlendirmek ve onları programlamak için şok edici, terorize edici, korkutan hadiseleri kendileri meydana getiriyorlar.

Abraham Lincoln’e atfedilen söz “geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu meydana getirmektir.”

Dünyadaki halklar normal şartlar altında uluslarüstü bir erkin boyunduruğu altına girmeye ikna olur mu? Bunun olabilmesi için, kitlelerin normal algısını yıkan çok büyük korku ve panik hali içerisinde denize düşmüşken yılana sarılacak hale gelmesi icab eder değil mi? Korku ve dehşet aklımızı ve sağduyumuzu bir yana bıraktırıp bizleri normalde hiç kabul etmeyeceğimiz şeyleri sorgusuz sualsiz kabul edecek ruh haline getirir.

 

Taç Virüsü

Bu virüsün benzerleri SARS, Mers hepsi korona ailesinden. Korona “hale”, “taç” anlamlarına gelir. Virüsün mikroskopta görünüşüne atfen bu isim verilmiş güya..

Yeni bir virüs çıkarılarak bunun salgına yol açacağı on yıllardır yazılan kitaplarda yer almakla çok bilinen bir sır halinde idi... Laboratuvar yapımı olması muhtemel bu virüs belirli bir yaşın üzerindekileri etkiliyor ancak bağışıklık zayıflığı açısından aynı risk grubunda olması gereken çocuklara bir etkisi olmuyor. Bu hususu bilim adamları çözmekte çok zorlanıyor ve muhtemel açıklamalardan bir tanesi de laboratuvarda imal edilmiş bir virüs olması..

Bir taç… Tacı kim giyecek? Halk bir taç virüsüyle kendisini idare edecek bir erke ikna mı ediliyor? Sembolizm mühim. Tehdidin adını doğru koymak lazım. Bu bir biyolojik savaştır ve ne ilk ne de sondur. Bu biyolojik savaşla kim taç giyecek?

Şu anda bir milyarın üzerindeki insan evlerine kapanmış, ekonomiler savaş zamanlarından bile daha büyük bir çöküş yaşamış durumda ve insanlar dehşet içerisinde akıl rasyonalite, mantık, devreden çıkmış ve insanlık hipnoz altındaki bir denek gibi fikir ekilmeye hazır. Kapitalizmin ve dünya ittifak sistemlerinin altını üstüne getirecek olduğunu sürekli duyuyor ve izliyorsunuz ekranlarınızda. Duyamadığımız ise bunun yerine ne getirilmek istendiği. Harb oyunu gibi bir zihin egzersizi yapalım.

 

Virüsün ardından gelecek dünya nasıl bir dünya olacak?

Ekonomiler çökmüş, işyerleri kapanmış, insanlar işsiz kalmış, evlerinden bile çıkamaz hale gelmiş, bazı ülkelerde kamu düzeni yıkılmış, yağma ve isyanlar başlamış,  eğitim bile verilemez durumda… Dünya halklarının hükümetlerin ve devletlerin aciz kaldığına yetersizliklerine ikna olmalarına ne kadar zaman gerekecek? Bu gizli dünya egemenleri, evvelden beri amaçları olan totaliter dünya devleti ve hükümetine ulaşmak için virüsten çok virüs sonrası dünyanın umutsuz çaresiz atmosferini kullanacak. Tüm dünyanın zalim Çin idaresine benzer bir hükümet altında idare edildiği bir kâbus senaryosunu düşünün düşünebilirseniz.

Savaş şudur ki: Dünyayı milletler mi yönetecek yoksa hepimizi köleleştirecek bir azgın azınlık mı?

 

Öyleyse ne yapmamız lâzım:

●Bu biyolojik savaş akabinde ikinci üçüncü fazları gelebilir. Virüs mutasyona uğrar veya uğratılır ve öldürücülük oranı yükselebilir.

●İlmî ve fennî açıdan elbette ve mutlak surette tüm tedbirlerimizi alıp yatırımlarımızı yapacağız. Tüm kaynaklarımızı bu ve bunun gibi biyolojik saldırılara karşı ön alıcı araştırmalara seferber etmeliyiz

●Devletimizin imkânları kısıtlı, her şeyi devletten bekleyemeyiz ama devletimizin de kriz ve savaş dönemi anlayışıyla çalışarak halk sağlığını ve millî ekonomiyi ayakta tutacak her tedbiri alması üretim ve tedarik zincirini koparmadan tüm kaynaklarımızı en optimum şekilde kullanma gayreti içerisinde olmalı. Elzem olmayan, ihtiyaç arz etmeyen ertelenebilir her harcama ertelenmeli ve kaynaklar maksimum verimlilikle kullanılmalı.

●Önce millî birlik ve yurt sathında her alanda dayanışma ile düşeni hemen elinden tutan bir toplumsal dayanışma, bu inancın kurumlaşmış hali olan vakıflarımızı, sivil toplum örgütlerimizi çok aktif kullanmalıyız.

●Gelen saldırının farkında olup, milletsiz kimliksiz devletsiz kalmak istemiyorsak, millî devletimize, millî kimliğimize sahip çıkmalı ve onu daha da kavi hale getirmeliyiz.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Olaylara Bakış-105... - Sayı 105
Olaylara Bakış (Nisan-May... - Sayı 104
Ah Türkistan ah Türkeli!... - Sayı 104
Fars palavrası... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir
Sevgi
İnsanlar anlamaz beni


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7883614
 Bugün : 3237
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 516203
 Bugün : 30
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 63
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim