Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     676 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Olaylara Bakış-105
Muhsin Hamdi Alkış

  Sayı: 105 -

AYASOFYA HÜR ARTIK

10 Temmuz 2020 günü Danıştay 10. Dairesi kararıyla Ayasofya’yı müzeye dönüştüren 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararı iptal edildi ve hemen akabinde Cumhurbaşkanlığı kararıyla da ibadete açılması için gerekenlerin ifası babında Diyanet İşleri Başkanlığı vazifelendirildi. Kararda özetle, hukuk devletinde vakıf mallarının hukuki statüsüne hükümetlerin ve devletlerin dahi müdahil olmasının mümkün olmadığı ve bu sebeple Ayasofya’yı vakfeden Fatih Sultan Mehmet Han’ın iradesine aykırı şekilde müzeye dönüştüren kararın iptal edildiği ifade edildi.

Vakıf malı demek Allah’a ve kamuya bağışlanmış mal demek olup kamu düzeni ve yararı olmadıkça vakfedenin iradesine uygun idare edilmelidir. Fatih Sultan Mehmet Han’ın da vakfetme iradesi tereddütsüz şekilde “Ayasofya Camii şerifi” şeklinde olduğuna göre, kararla böylesi bir kanuna aykırılık hukuk içinde düzeltilmiş oldu. Bundan sonra ilk cuma namazında ibadete açılması ve ibadet vakitlerinin dışında da –diğer tüm camilerimiz gibi– gezilmeye de açık olacak.  Vakıf malı bir eserin içerisinde ibadet edilmesinin müze gibi gezilip görülmesine engel teşkil etmeyeceği ve dünya kültür mirasına da hiçbir surette halel gelmeyeceği, Sayın Cumhurbaşkanının beyanatında da açık bir biçimde belirtiliyor zaten. Müzeye dönüştüren Bakanlar Kurulu kararında imza sahteliği vs iddiaları tarihçilerin bundan sonra da meşgul olacağı hususlar… Yeni fesadlara mahal vermemek adına ilâve tartışmayı lüzumsuz buluyoruz.

Çağ açan bir feth olmakla, elbette ki Ayasofya’nın ifade ettiği mânâ Türk’ün bu topraklarda tapusu, fethin işgalden, yağmadan farkını fiilen izah eden bir remz idi aynı zamanda. Ayasofya’nın vakıf iradesine aykırı bir halde ibadete kapalı oluşu, Müslüman Türklüğün boynunda bir zincir gibi algılandı ve yıllardır gönül yangını bitmemişti. Hamdolsun ve şükürler olsun ki Ayasofya artık hür oldu. Vesile olan herkesten Allah razı olsun. Tüm Türk İslâm âlemine hayırlı uğurlu olsun!

 

BAROLAR... MUHALİF Mİ, HASIM MI?

Bardağı taşıran son hadise Ankara Barosu’nun pandemi sonrası kılınan ilk cuma namazı hutbesinde yer alan ve dinimizce ve neredeyse her dince sapkın görülüp kınanan fiilleri övücü tavır takınıp üstelik dinimize “çağlar öncesinden gelen ses” diyerek hakaret etmeye yeltenmesi oldu. İstanbul Barosu’nun şehit savcımız Kiraz’ın katilleri teröristleri şarkılarında öven kişilere sahip çıkması, başörtülü avukat hanımların duruşmalara sokulmaması da dâhil olmak üzere darbeler dönemleri de dâhil pek çok anti demokratik ve din ve vicdan hürriyetini tanımaz tavırları hep bu bardaktaki birikimin unsurları idi.

Netice, kamuoyunda çoklu baro teklifi olarak bilinen ve beşbinden fazla avukat bulunan baro çevresinde ikibin avukatın biraraya gelerek ayrı bir baro kurabilmelerine imkân sağlayan tasarı meclise sunuldu ve eş zamanlı olarak bazı kesimlerden itirazlarla gösteri ve eylemlerle karşılaştı ancak TBMM’de kabul edildi.  Meseleyi hakkaniyetli olduğunu düşündüğümüz bir çerçeveye koymak icab ederse: 

●Evvela tespit edelim ki: Barolar anayasada yer bulan ve hukuk devletinin icablarının yerine getirilmesinde lüzumlu, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Başka bir anlatımla anayasal kurum ve kuruluşların devletin işleyişi ve vatandaş ile ilişkisi ve korunması açısından hayatî önemi haizdir.

●Barolar madem ki kamusal bir vazife icra etmektedir; o mesuliyeti müdrik davranmak ve bu devletin unsurlarından biri olarak; içeriden inşa ve ihya faaliyeti çerçevesinde gerekiyorsa muhalefet de yaparak vazifelerini icra etmelidir. Kalenin içerisinde kaleyi daha iyi savunma önerisi başka, düşman okçusuyla bir olup kaleye dışarıdan ok atmak başka.. Bu mânâda baro, sonuna kadar muhalif olmaya hak sahibi ve fakat tutumu anayasanın kendisi için varolduğu devlet ve millete husumete yeltendiğinde de hesaba çekilmeyi hakkeden ve lâyüsel olmayan bir kurumdur.

●Muhalefet etmek, eleştirmek, alternatifler sunmak, kanunların tatbikatında devlet organ ve memurlarının faaliyetlerini denetleyici tutum takınmak baroların hak ve hattâ vazifesidir. Hattâ bu mânâda yapıcı muhalefet millî gücün bir unsurudur. İdeal mânâda muhalefet ve eleştiri acıya benzer, ızdırap verir ama hastalıkların teşhisi ve tedavisi için zaruridir. Muhalefet ile husumetin farkı da bundadır; yani tedavi etmeye ıslah etmeye iyileştirmeye, adalet etmeye daha iyiye ve güzele mi yöneliyor yoksa hastayı yok etmeye mi?

●Bu kanun değişikliğiyle kendilerinin “muhalif oldukları için”  tecziye edildiğini iddia eden baro yönetimleri, kendilerine muhalif avukatların sesini duymaz, organlarında vazife vermez onları yok sayar tutarsız bir tutum içindedir. Ortada yıllardır süren ve mevcut baro yönetimlerine muhalif avukatları mağdur eden büyük haksızlık vardır. Ayrıca bazı büyük il barolarının da muhalefetin değil husumetin ehli olması ve meslek sorunlarından uzaklığı dolayısıyla anayasal vazifeyi icradan yoksun bir baro örgütlemesi olduğu da meydandadır.

●O halde çare? Cenabı Hak, Mâide Sûresi  8. Âyette:  “Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; âdil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden haberdardır.” buyuruyor. Bizlere bugüne kadar haksızlık yapanlar zulmedenler bizim öğretmenimiz değil ve bizler zalime bile adalet etmekle mükellefiz.

●Çoklu baro, ilk nazarda intikam alıcı ve iç soğutucu görünse de milletin ve devletin uzun vadede selâmeti ve millî gücü zayıflatıcı pek çok marjinalliğe de dünya nazarında meşruiyet görüntüsü kazandırabileceği ve mevcut halinden daha hasım örgütlenmelere vücut verebileceği kanaatindeyim. Çözüm bölünmek değil daha da birlenmek, milletle ve onun değerleriyle hemhal olabilmek ve güçlenmekten geçiyor.

●Öncelikle hukuk fakülteleri bu milletin zeki ama fakir çocuklarının da rahatlıkla tahsil görüp makamlara gelebileceği ve burslarla desteklenen kurumlar olsun. Meslekte de varlığını idame ettirebilecekleri maddi destekler, teşvikler ve yasa değişiklikleri planlansın.

●Artık teknolojinin imkânları cevaz veriyor. Her avukat UYAP kullanıyor. Oylama sistemini elektronik imzayla sanalağ üzerinden her avukatın oy verebileceği bir sisteme dönüştürün. Barolarda avukatlar yönetim kurullarını organları kurulacak meclisleri doğrudan seçebilsinler. Bazı kararlar tüm avukatların oyuyla alınabilsin. Avukatlar beğenmedikleri kararları belirli çoğunlukla ağ üzerinden veto edebilsinler. Meselâ hadsizin biri sanki tüm avukatları temsil kabiliyetini haizmiş gibi densiz bir açıklamaya yeltendiğinde veya terörist övücülüğü yaptığında veto edebilsinler ve derhal gensoru gibi bir yöntemle o yönetimi düşürebilsinler. Oy ve seçim sistemini değiştirin temsilde adalet getirin ki milletin çocukları bu oligarşik yapıları kırabilecek imkânlara kavuşsunlar.

Korkmayınız bir gençlik geliyor. Yarın elbet bizimdir!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Olaylara bakış - 108... - Sayı 108
Olaylara bakış - 107... - Sayı 107
Çoklu birlik, çoklukta bi... - Sayı 107
Olaylara bakış - 106... - Sayı 106
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?
Son Eklenen Yorumlardan
 Dua o kadar güzel ki... Emrenin duası o kadar güzel ki, Ben de aynı duayı edeyim, ondan sonra amin d... Ali ERDAL

 İnşallah bizler de bu mübarek hadisi şerifin muhatapları olarak, ilim ve hidayet yağmurlarında ilikl... Emre Kaymaz

 Rubaileriniz de şiirleriniz gibi duygu ve mana dolu, yüreğinize ve emeğinize sağlık hocam...... Cemil

 Maşallah, yüreğine sağlık. ... Murat Çimen

 Süper olmuş ... Aslanlar


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Sünnet edebi
Elmacık
Röportaj - Muhammed Emin Yıldırım
Aşk uğruna
Muhteşem kadro


Ali Erdal - Muhteşem kadro
Kadir Bayrak - Etle tırnak...
Sinan Ayhan - Okumayı öğrenen pıht...
Necip Fazıl Kısakürek - Sünnet edebi
Fatma Pekşen - Hastalığın adı ne?
Dergi Editörü - Fikir sancısı çekenl...
Site Editörü - Anadolu irfanının ka...
Mehmet Hasret - Gökyüzüne mektuplar
Necdet Uçak - Geldi
Necdet Uçak - İbretle bak
Necdet Uçak - Yerlere bak, göğe ba...
Altan Atan - Vesair
Altan Atan - Müjde
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Röportaj - Muhammed ...
M. Nihat Malkoç - Gül yüzlü Muhammed (...
Hızır İrfan Önder - Efendim
Mehmet Balcı - Karabağ
Mehmet Balcı - Korona
Mehmet Balcı - Karadenizli
Ahmet Çelebi - Nasihat
Ahmet Çelebi - Meczup
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 108
Halis Arlıoğlu - 46 sabıkası olan 70 ...
Erdem Özçelik - Aşk uğruna
Muzaffer Doğan - Öfke, mukaddes öfke
Kürsü Kainatın Efendisi -
Murat Yaramaz - Sünnet
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Homurtu
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-108
Murat Yaramaz - Esas
Murat Yaramaz - Dayatma
Mahmut Topbaşlı - Vuslatın kapısı
Mehmet izzet Gülenler - Pembe peçeteler
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Gülşen Ayhan - Bir derdi olan adama...
Mertali Mermer - Fırtına
Cemal Karsavan - Muştudur üçüncü baha...
İlkay Coşkun - Toplumumuzda sünnet ...
İlkay Coşkun - Karşı
İlkay Coşkun - Afrika: kurutulmuş i...
Vildan Poyraz Coşkun - Tıbb-ı Nebevî
Özkan Aydoğan - Elmacık
Elvin MÜTALİBOĞLU - Ben de çocuk olmuşum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 8646266
 Bugün : 1130
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 531931
 Bugün : 36
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 64
 108. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 9 Mayıs 2021
Künye | Abonelik | İletişim