Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     817 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

İki kelime arasındaki boşluktan geçen kuşlar
Gülşen Ayhan

  Sayı: 105 -

\

“Bu oda hayal kırıklığından yapılmış, duvarları bu yüzden ses geçirmez değil; dışarısının bütün sesleri, komşuların telefonları, radyo sinyalleri, sinema salonlarında konuşulanlar, tiyatro hollerindekiler, hepsi bu ses geçiren duvarlardan içeriye doluşuyor.”\

R.Ö.

 

Takvimler sadece rakamsal bir kayıpla terk etmiyorlar asıldıkları duvarları, her yaprak zamana diş geçirmişliğinin kanıtı olarak üzerlerinde kırmızıdan çentiklerle birikiyor… Zaman, şimdiden sonra şifa olsun diye öpülmek üzere uzatılmış bir el gibi uzatır mı kendini ve zaman denilen şey saklanmak üzere koyna sokulabilir mi?

O gözleri takvimlerde kalmış kızı unutma! O’nun bir hüznü vardı ki feryat figan her gece yastığına dolardı, dünya toprağının ağalarıyla giriştiği savaşlarına, yalın bakış kuşanıp, yalın seslerle başlardı.

Kentin tüm soyluları toplanmış, dünyayı içeceklermiş, sonra gidip yırtılmış bir ayakkabının içine tüküreceklermiş, ayağın kabında, düşlerini düşmesin diye sıkıca bağcıklara bağlayan kızların ayak parmaklarının kurumayan teri varmış, koşmaktan kösülmüş bir at gibi nefes alıp verişlerinin sesi varmış.. Allah’ım; “bize yeni değil, eskimişliği onlara gözükmeyen ayakkabılar lütfet…” diyerek çıkıp gitti!

Asalet gidebilmekti, asalet bir gece yarısı, ansızın kimselere haber vermeden “O” kız gibi gidebilmekti. O demir parmaklı köprünün üzerinden bir taş gibi, bir beton gibi derin sulara atabilmekti kendini… O kızın hüznünü bir leke gibi yakanızda taşıyacaksınız bayım, kimyasal çözünürlüğü yüksek hiçbir deterjan çıkartamayacak o hüznü ve biz sizi o gün geldiğinde yüzlerinizden (d)eğil, sesinizden hiç değil, yakanızdan tanıyacağız! Her gece gözleri kan çanağına dökülen, döküldükçe inciden gerdanlık yapılası acılarını saklayıp avuçlarımızda cesaretimizi bileğleyeceğiz. O’nun cesedi bütün hesaplarınızı altüst edecek, bütün putlarınızı yerle yeksan edecek, rakamlarınızın, şirket odalarınızın, tahvil bonolarınızın, borsadaki paralarınızın, evlerinizde ve iş yerlerinizdeki koltuklarınızın üzerine taş olup yağacak... Allah’ın gülleri O’nun yakasını, O’nun hüznü sizin yakanızı bırakmayacak ve sende hazırla kendini bu büyük şölene, hazır ol, rahat olma… Kutsal sözler ardında çevrilen tüm dolaplar çekmecelerini nasıl olsa açmayacak mı? Adam olmak, ağzınızın kenarında biriken salyalarınızı gizlemekten öteye geçmezken her çağda,  bize iyi yürekliliğinizden bahsederken kullandığınız harf sayısı Ç harfinin çengelinde nasıl olsa sizi sallandırmayacak mı?

İlhami Çiçek denli giden “O” kız, bir satranç oyunları yazamadı belki ama gözsüz cenine göz, gök çizemeyen ressama gök çizdirdi, oradan aşağıya beton gibi çarpışıyla, çarpışıyla vücudunu sulara, çarpışıyla cansızlığını suratlarınıza ve çarpışıyla insanlığını fetvalarınıza, siz telaşlandınız, siz çürümüş etlerinizi saklamaya koşturdunuz, biz gül bahçesinin ortasında cesedimize sahip çıkarak onurlu bir yürüyüşün adımları için yeminlerimizi tazeledik. Sesli harflerimizi ses tellerimize bağlayarak kulaklarınıza kelimelerden örülmüş küpeler takarak, o küpeleri çekiştirip canınızı yakacak oğullarınızın ve kızlarınızın habersiz “hesabı–hesaplaşması” oluruz, öyle bir oluruz ki tüm “ol”lar avuçları patlayana kadar ellerimizden tutar, ellerini alnımıza götürür, ateşimiz düşer gözlerimiz bir daha açılır… Hattâ cesaret bir at gibi tüm hücrelerimize koşmaya başlar, köprü parmaklarından taşlar yağdırmak üzere üstünüze sularda kan kırmızı güllere dönüşürüz, böylece payınıza düşen ilmekleri boynunuza geçirmek üzere her durumda, dirilişimizi sağlama alır, dualarımızın omuzlarını birbirimize yaslayarak “bu da geçer ya hu” sözünde safları sıklaştırıp birleşiveririz…

Ve sırtımızda tuzdan kayalar yürütüşünüzün, sırtımızda ucu paslı delici âletlerle oyuklar açışınızın sebebi bizim iyiliğimizi düşündüğünüzden olmadığını herkesten önce şah damarınızdan yakın olan biliyor, VEBALLER, MAZERETLER… Kendi estetik(!) cümlelerinizle inşa ettiğiniz dünya ve öte taraf algılarınız kendi cehenneminiz olacak! Haberiniz yok!

Neyse bayım… Dünyanın başı çok ağrıyormuş, gidip biraz ağrı kesici kusup, dünyayı “rahatlatacağım”, kalem şahit olmaya nasıl olsa devam edecek. Ben şimdilik gideyim, vicdanları mezarlık kreasyoncularına satılık insanların (!) burun deliklerinde ve enselerinde hissedilen nefes olabilmek için alıp yanımıza (İlhami Çiçeğimizi), çiçek gibi göğsümüzde taşıdığımız hüzünlerimizi, şiirlerimizi, şiirlerce şarkılarımızı, sözcüğün uzun kavlinden tüm yönleri silme Mekke’ye çıkaran Pakdil’in Nuri’sini, damarlarımızı duamızı yani dualarımızı... alıp yanımıza biz gidelim artık, sizde bitin!!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yazı renginde melodiler... - Sayı 106
İki kelime arasındaki boş... - Sayı 105
Tercih... - Sayı 104
Tüm klişeleri yıkmak, tüm... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu


Bayramlar da insan ilişkilerinin koparılması için bir vesile haline getirildi. Yakında bayramlar da “bayram tatili”ne çıkarsa hiç şaşmayın!...
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
Gurur ve hüzün
İrfan işinde plân
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7988193
 Bugün : 84
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 518575
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 108
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim