Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3274 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

SULH ?RG?LERY, K?LT?REL BA? VE ACABA HAKYKY "CO?RAFYA" RUHUMUZUN NERESYNDE?
Mehmet Hasret

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2004

Geçenlerde, bir radyo programında; -bilmem ismini bilir misiniz- İbrahim Paşalı'nın "gece yürüyüşü" adlı programında, "Bosna" üzerine bir hikâye dinledim. Ona da bu hikâyeyi; "Mostar Köprüsü'nün açılışı hasebiyle -bu köprünün inceliği hilal biçiminde inşa edilmiş olması-, toplumun ortak aklı ve vicdanı, sevk ve idare makamı meçhul bir yük olarak esinledi ve anlattırdı. Gece boyunca "Bir millete ne, hangi güç hilâl biçiminde köprü yaptırır?" diye sordu, yetmedi "21 yy.'da bir ülke düşünün ki Ankara'dan Mostar'a trenlerini yürütemiyor" dedi. Bir yerde bir ruh, bir yerde o ruha cüsse veremeyen bir fizik...


Neyse benim anlatacağım ("Türk Kimliği" konusundaki sayımız dolayısıyla) Bosna'da geçen bir hikâye
Amerikalı bir blues sanatçısının ağzından anlatılıyor her şey; konu edilen sanatçı bir süre Bosna'da bulunmuş, orada ikamet etmiş; "Bosna'da ilk günlerimdi, etrafıma bakıyor, etrafımdakileri çözmeye çalışıyordum... Dikkatimi, Pazar günleri insanların güzel giysilerini giyerek bir tarafa yönelmeleri çekti. İçimden bir düğün var herhalde, dedim. Çünkü her yerde düğünler için insanlar, güzel elbiseler giyerdi.


İkinci Pazar daha önce gördüklerim tekrar edince, bu sefer onları (güzel kıyafet giyen insanları) takip ettim, tren garına kadar gelmiştim, dayanamadım sordum, neler oluyor Allah aşkına; cevap verdiler, her haftasonu İstanbul'dan gelen bir tren var mı, İstanbul'dan bir kişi geldi mi diye bakıyoruz..."


İlk elde sanki absürd bir öyküymüş gibi geliyor; Kafkaesk bir anlatımmış; Gogol'ün kaleminden çıkma bir romanmış; Musil'in Borges'in yazdıklarına benzer bir metinmiş gibi... Ama olay gerçek Hikâyeyi duyduğumda, öyle yaralandım ki donup kaldım; etrafımdaki eşya da benimle donup kaldı, bütün renkler külleşti... Anlatamam; kalbimde öyle bir sorumluluk hissettim, içimde öyle burkulma oldu ki bütün bir dünyayı kendi serkeşliğimle öksüz bıraktığımı sandım...
İşte "Türk Kimliği" sorumluluk hissinin bir yerlerinde...


Ama ne var ki Ankara İstanbul arası trenlerini 130 km. hızla bile yürütemiyor bu millet...
Mostar Köprüsü üç kez yıkılmış, üç kez ama yine yapılmış, her seferinde oradaki halk İstanbul'dan mimar gelsin demiş... Bu sefer inşa edilmesi de epey zor olmuş, gün gelmiş yetkili mercilerin bürokratik engelleri yüzünden köprüye bir taş koyabilmişler sadece; gün olmuş izne tabi bir yakadan bir yakaya köprü kurma işi askıya alınır gibi olmuş... İftiralar atmışlar, yalanlar söylemişler... Köprü yapılmadan önce, bu işin sonu hayra bağlansın ve hayırlara vesile olsun diye kurban keserek başlamışlar işe, ancak ne hikmetse Avrupa medyası hemen hükmü basmış: "Yine kanla başladılar."
Şimdi boş bıraktığımız coğrafyanın halklarının gözü (bütün mazlum coğrafyaların bir başkenti "o"ymuş gibi) İstanbul'da... Paşalı'nın dediği gibi Kopenhag kriterlerindense, İstanbul kriterleri zamana kalacak kriterler olacak gibi... Ne var ki bizim trenler yüzyıl önce yapılmış alman raylarının üzerinde gidiyor.


Filistin'de, Gazze'de geçen bir olayı daha anlattı İbrahim Paşalı; meğer onun programı orada da dinleniyormuş... Bir Gazze Hastanesi'nde torunuyla radyo dinleyen bir anneanne varmış, Paşalı'nın programını dinliyorlarmış... Paşalı bir Filistin ezgisi çalıyormuş ve o ezginin üzerine de radyodaki programına devam edip doğaçlama konuşuyormuş... Ama Filistin'de bir tek İsrailliler propaganda amaçlı olarak Filistin ezgileri üzerine konuşurmuş, bu yüzden biricik anneanne, "kim bu kâfir" demiş; torunu daha sonra Paşalı'nın bir Türk olduğunu, İstanbul'dan konuştuğunu söyleyince "estağfurullah... estağfurullah..!" demiş.

 Türklük, belki adımız gibi bildiğimiz halde bilinçaltlarında örttüğümüz bir coğrafî gerçeklikle Mostar'dan Gazze'ye, Kafkaslar'dan Herat'a Mezapotamya'dan Kordoba'ya ve dahi Endülüs'e dek derinden titreşen bir tını..."Türklük" denen bu henüz modern cismini bulamamış kimlik, her ölçüye cevap veren gündelik ve zamanlar ötesi pradigmasını çatabilmiş midir, işin o tarafı biraz karanlık..? Ama "Türklük" genetik bağdan daha çok bir kültürel bağı izah etmekte... Türklük, ;"Türklük"ten fazla bir şey... Her halkın, her dinin beraber sulh örgütleri içinde kutsandığı, o örgüler etrafında birleştiği ve emniyete alındığı bir yöntemler+yordamlar kültürü; bunu da kâinatın İncisi'ne duyduğu hürmetten, O'na bağlılığından, O'nun ruhanî sünnetine uymaktan almış...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Nasihat... - Sayı 104
Aynı safta olduğumuz omuz... - Sayı 103
Kurbağa kesip biçmeyi kim... - Sayı 101
Askıda şiir... - Sayı 100
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Yolun sonu
Selâm
Doğu Türkistan uzak değil
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7274537
 Bugün : 4005
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 507384
 Bugün : 101
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 163
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim