Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     505 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Meselenin ruhu
Sinan Ayhan

  Sayı: 107 -

Size hiç bir tarihi kanıt, belge, “bilimsel” bakış açısı sunmayacağım, size sadece “meselenin ruhu”ndan bahsedeceğim...

Ruh her şeydir.

Üstad, felsefeye “göğe ok atmak” demişti; peki hakikat hiç okla avlanır mı… Dolayısıyla bilim bilim diye sayıkladıkları bu ancak yorumdan ibaret disiplinler, hakîkatin göbeğinde yaşamak için değil, etrafında dolaşmak ve kendini hakîkatmiş gibi yutturmak için formüller geliştirdi ve batı kafasını, kendini ve aklını ilâh ilân etme bedbahtlığına kadar götürdü.

Hikmete yol alan bir çıkış bulmak için olayların ruhunu kollamaya devam...

Dünya üzerinde olaylar olgunlaştıkça şu görüldü; iktidarı ele geçirenler, yalnız kendi çıkarlarını kutsal saydı; bu sebeple yalnız kendilerini düşündüler, yönettikleri tebaya kötü davrandılar, adil olmadılar ve onları köleleştirdiler; onlara zulmettiler. Bizim gözümüzde bu hâl, hükümrânlık taslamaktır...

Hükümrânlık taslayanlara karşı topluluklarda bir aksi tezahür ortaya çıktı; yönetilenler, bir bakıma köleler özgürlük ve adalet istedi. Türk’ün "kızılelması" da bu özgürlüğü ve adaleti bütün dünyada tesis etmek üzerine oldu. Meselenin ruhu açısından bozkırdan başlayarak topyekûn bu topluluklar mazlumluğun adıdır; ve Türk de bu mazlumluğa doğmuş ve oradan mutlak hakikate bağlanmış veya hakikat onu zalime karşı durma töresiyle pişirmiş olan orijinalliğin adı ve keyfiyeti olmuş. O keyfiyeti de, Allah'ın bir lütfuyla dil ve ahlâk birliği sayesinde ortadan kazınamaz hale getirmiştir.

"Törük" kelimesinin, dil kökenlerine bakıldığında, “töresine bağlı olan”, “kendi kuralını koyan” anlamlarına geldiği söyleniyor; eğer bu ifadeler doğruysa, mevcut durumu özetle şöyle formüle edebiliriz: “Türk, İslâm’a bağlı olan, töresini İslâm ile yoğurmuş olan ve kurallarını İslâm’a göre koyan”dır...

Mevzuyu daha tafsilatlı hale getirmeye çalışalım...

Baştan beri dünya üzerindeki savaş, "hak ile bâtıl savaşı"... Bu savaşın safları ve tarafları var. Mâlûm… Türk, en başından beri Hakk'ın yanında yer almaya gayret göstermiş, o tarafta saf tutmayı kendine borç bilmiş... Türkler arasında temiz bir kol “hanif” kalarak ve Allah'ın pişirdiği olaylarla bu “hak ve bâtıl savaşı”nı sürdürmüş...

Genel anlamda bir ailenin, ırkın, bir grubun idaresine dayanan, meseleyi gen üstünlüğü iddiasına dayandıran her türlü hükümrânlık iddiası geçersiz, farklılık ancak Veda Hutbesi’nde ölçülendirildiği gibi itikâdda, Allah'a itaat esas, yani hükümrânlık da burada, Allah'a itaat etmeyene itaat edilemez ve hükümrânlığı da kabul edilemez.

Türkler kanaatimiz o ki, Türklük iradesini her döneme gelen bu İslâm anlayışıyla şekillendirdi... Hâkim irade olarak... Zaten hanifliğe uymayan veya hak dine bağlı olmayan kolları eriyip gitti; bir etkileri olmadı... Bazen bu iradenin temizliği küfür tarafından, şirk ve şer odakları tarafından unutturulmaya çalışıldı; bunların her türlü hile ve desisesine rağmen Hunları, Göktürkler'i, Uygurlar’ı Oğuzlar'ı, hattâ öncelerini bu temizlik halinin izleri yönetti. Yani Türk'ün hâkim iradesi daima hanifliğe ve sadece onda yuvalanabilen İslâm çizgisine bağlı oldu...

Meseleyi buradan biraz daha açalım... Devam...

Türk, iki şeyde orijinaldir; “törük” olarak töresine sahiptir, bunu işin ruhuna göre okursak, bir; Adem Aleyhisselâm’dan bu yana İslâm’a sâdıktır; iki; Türk, her devirde İslâm’a sâdık oluşunun dilini ve toplum dilini, yani ahlâkını vicdanî anlamda kurabilmiştir... Orijinal hale uyan bir tanım yapmak gerekirse, Türk, Allah’ın gönderdiğine sâdık âdemoğluna verilen isimdir... Yani Türk’ün töresi her zaman İslâm’dı; İslâm ile yoğrulmuştu; Türkler her dönemde müslümandı. Sadakatinin gereği ise "İslâm'ın kılıcı olmak"...

İşte mevcut orijinallik, bir şekilde hem düşmanları, hem kendisi tarafından ara ara örtülmüştür. Meselenin ruhu açısından yine burada iki örtü göze çarpmaktadır.

“Türk, müslüman olduktan sonra Türk’tür.” Hangi devir söz konusu olursa olsun... Yani Türk’ün hakîkatle temizler temizi bağı, billur ilişkisi İslâm’ladır. İslâm, Âdem peygamberden Son Peygamber’e ve sonrasına Türk’ün temasa geçtiği her türlü temiz hali temsil eder. Meselenin ruhu odur ki İslâm’ı içselleştirmiş ve arının kursağındaki bal haline getirmiş her türlü ifade, tavır, hâl, üslûp, vs… hepsi onun öz iradesidir. İslâm’dan uzaklaştığı her hâl ise onun kendini inkârı... İşte bu inkâr hâline düşer gibi olması onun birinci örtüsü...

İkinci örtü ve yanlış ölçü, kendini reaksiyon köküne getirdiği vakit, özenti bir hayat yaşamasıdır. Bu örtü, Doğuda iken Moğol İmparatorlarına, hattâ azılı düşmanı Çinlilere özentisindedir; misal olarak Kaanların Cengiz Han’a özenmesi gibi(İslâm’a yakınlaşarak bu “hükümrânlık taslama” etkisinden de korunmuştur, çok şükür) ve uyarısı anıtlara kadar geçen Çinli kadınlarla evlilik özentisi gibi… Batı ile irtibat kurduğunda ise “muasırlığın” Batı’da olduğunu zannetmesindedir. Oysa İslâm’dan başka özenilesi bir şey yoktur. Oğuz Türk’ünün meselenin ruhu bakımından daha çok göze çarpması diğerlerine nazaran orijinalliğe; İslâm’a bir nebze daha yaklaşabilmesindedir. Türk her ne kadar bir tepkiden doğmuş gibi gözükse de hakîkatle, yani İslâm ile bağı bakımından orijinal bir kökenden gelmektir. Çünkü insanların hür, eşit olması; aralarındaki münasebetin adalete dayanması fıtrat olarak zaten hakîkat ve esastır. Bu hakîkate ve esasa saldıranlar, kendi iktidarları için gözbağcılığı yaptılar, hükümrânlık tasladılar ve bütün insanlığa zulmettiler.

Zulme karşı bir devlet fikri ortaya koyan Türkler, nereye ayak bastılarsa oraya hakîkatin nizamını götürdü; bahsettiğimiz örtülerden ne kadar kurtulduysa o kadar orijinal oldu ve Son Peygamber(as)’dan önce ve sonra en mükemmel nizamı kurmak muhâl ve o ölçü orda iken; o ölçüyü geçemeyeceğini bilerek, ancak o ölçüye sadık kalmaya çalışarak dünyadaki gelmiş geçmiş en iyi hakîkate bağlı görece nizam örneklerini ortaya koydu. Tek devletle kalmadı; bunu başka başka devletlerle de gösterdi ve böylece ne devlet ki İslâm'ın bayraktarı oldu.

Meselenin ruhu bize Türk’ün İslâm’ın kılıcı olması hasebiyle İslâm’a hürmetini arttırdıkça orijinal olacağını ve özentisizlik, sadece ona özen ile bir seviye kazanacağını ihtar etmektedir, zulüm ile âbâd olunmayacağı gibi kendi üstünü örterek veya örtülmesine izin vererek de âbâd olunamaz. Bu da açık zulümdür çünkü... Türk İslâm ile yoğrulduğu ve O’na sadık kaldığı için özlenendir. Ve özlendiği yerden özenini yerine getirmelidir.

Eğer Türk ona düşen vebâli kabul eder ve yüklenebilirse, topyekûn dünyanın tek kurtuluş yolu, Türk’ün İslâm fikrinde derinleşmesinde ve bunu tereddütsüz, düşünülecek ve düşünülemeyecek her alanda derinleştirmesi meselesinde gözükmektedir. O vakit, Allah bu uğurda Türk'ün ilmini artırsın ve O'na güzel yollar açsın... Ruh her şeydir ve bu ruhla “kılıç kuşanmak”; ilim ve eser kuşanmak manasına da gelir...

“Allah’ım bizi girdiğimiz yere sıdk ile sok, çıktığımız yerden sıdk ile çıkar...” “Allah’ım bizi böylece küfre karşı galip kıl, küfre karşı galip kıl, küfre karşı galip kıl...” “Dönüş, yalnız O’nadır...”


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gün ola, devran döne... - Sayı 109
Okumayı öğrenen pıhtı... - Sayı 108
Şaire hüzün yakışır... - Sayı 107
Meselenin ruhu... - Sayı 107
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Gün ola, devran döne
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9156103
 Bugün : 12
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 539001
 Bugün : 1
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 57
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim