Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     402 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Şimdi vaktidir!..
Ali Erdal

  Sayı: 109 -

“Müslümanlık temizlik üzerine kurulmuştur.”

“Cennete ancak temiz olanlar girer.”

(Hadis)

Tanrılık iddiasındaki ahmağa haddi, bir küçük sinekle bildirilmişti... Bugün de –ne şekilde ortaya çıkmış olursa olsun– küçük bir virüsle temizliğin İslâm’ın şiarı, müslümanın vasfı olduğu gösteriliyor.

Bir küçücük virüsle... Bütün dünyaya gösterildi, gösteriliyor temizliğin ehemmiyeti... Bütün dünya, temizliğin önemini gördü!.. Kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde, aynelyakîn...

Temizlik deyince de ister istemez dikkatler, önce elleri yıkamanın faydası, hattâ zarureti sebebiyle abdeste, karantina emrine ve ardından “Temizlik imandandır” prensibinin madde kalıbına döktüğü câmilere çevrildi... “Allah’ın evinin” pırıl pırıl şubelerine... 

Câmiler!.. Dünyanın en temiz mekânları... Temiz ve sağlıklı olmanın bütün şartlarını hâvi; cemaati, temiz ve sıhhatli olmanın bütün icaplarına sahip...

Nerelere bastıkları belirsiz ayakların dolaştığı sokaktan doğrudan doğruya selâmsız sabahsız, pat diye dalamazsınız câmiye... Denizde araştırma yapmak için nasıl dalgıç elbisesi giymek zorundaysanız câmiye girmek için de ona lâyık hale yükselmeniz, tertemiz olmanız gerekir. Kimin huzuruna çıkmak için girilecek câmiye, bir düşünün!.. Câmi, binalardan bir bina değil. 

En az üç kapıdan geçeceksiniz… İlk olarak... Etrafı çevrili bahçesine gireceksiniz... Birinci kapı... İstikamet, gece gündüz “Temizlik imandandır!” zikri yapan şadırvan... Bugün bütün dünyanın korktuğu hastalığa karşı tedbir olarak, yine bütün dünyanın ittifak ettiği temizliğin âlâsı yerine getirilmeli; abdest alınmalı... Dirseklere kadar eller; alında saç bitiminden boğaza kadar en geniş şekliyle yüz ve bileklere kadar ayaklar yıkanmalı... Hem de üçer defa... Ağız ve diş temizliğine, hele abdest alırken, daha çok ehemmiyet verilmeli. Baş, kulaklar ve ense meshedilecek... İşte şimdi câmiye yönelebilirsiniz… İstikamet ikinci kapı... Ayakkabılar çıkarıldıktan sonra üçüncü kapı!.. Maddede ve mânâda tertemizsiniz; zira bu yıkama işine, niyetle başlamıştınız... Maddî, mânevî temizlik mezcolmuş. Huzur içinde câmiye girilebilirsiniz... 

İçerde bütün bedenini yıkamış, yani gusül abdesti de almış olanlar mutlaka vardır. Her vesileyle gusül abdesti alınmalı, bütün beden, maddî ve mânevî kirlerden arındırılmalı; hiç olmazsa cuma namazına öyle gelinmeli... Eller; tuvalete girmeden ve çıkınca, yemeklerden önce ve sonra; hattâ her vesileyle iyice yıkanmalı. İçerisi, bu tavsiyeleri defalarca dinleyen ve onlara riayet eden insanlarla dolu... Bugün insanlığın, başta eller olmak üzere anlar gibi olduğu temizlik, müslümanın –ilk günden itibaren– her günkü hali… Hayatı!.. Dert başa düşünce mecburen katlanılan tedbir değil.

Birbirine dokunmadan, rahat giriş çıkışa imkân veren büyük kapılar; kâfi ışık girişi sağlayan pencereler... Yüksek kubbe, geniş alan... Haliyle, loş ve kasvetli değil; aydınlık, ferah ve havadar... Örümcek hiç bir zaman hiç bir câmide “türbedar” olmamıştır. Yağ ve mumla aydınlatıldığı zamanlarda bile câmilerin havası kirli olmamıştır... İsin, zararından kurtulmaktan öte nasıl faydaya çevrilip mürekkep yapıldığını ve örümceklere karşı neyin kullanıldığını bilirsiniz. Doğru iman, icatlar yaptırıyor. Câmi, “Temizlik imandandır” emrinin meyvesi.

Kalın duvarlarda iç içe çift pencereler... Biri dışarıya, biri içeriye bakıyor. İki pencere arasında bir iki kişinin namaz kılacağı kadar genişlik... Pencerelerin ikisi de açık olsa bile, soğuk o boşlukta kırılır; toz, o boşlukta kalır. Câmiye girişte, dış kapı ile iç kapı arasındaki mekân da, ayakkabıları koymaktan başka aynı faydaları sağlar; soğuk kırılır, dışarının son izleri de orada kalır.

Geniş alan sayesinde kişiler birbirine mesafeli olarak namaz kılar. Bu sayede, câmiye sonradan gelen ibadetin hangi safhasında olunduğunu anlar. Harika akustik sistem, sesi her yere ulaştırır. Kalın duvarlar yalıtım vazifesi gördüğü için yazın serin, kışın ılık olur câmi. Câminin her yeri aynı vasıfta olduğu için insanlar, belli yerlerde öbekleşmezler. Hastalıak ve sair sebeplerle yer seçimi yapmak gerekmez. Cami ikliminde gaşyolursunuz.  Nizamı ve intizamı görüyor musunuz?

Tertemiz girmeyi sağlayan abdest, câmide kalındığı sürece insandan sâdır olacak kerih şeyleri önleyecektir. Bu güzelliğe, yenen gıdalar sebebiyle ağızlarda istenmeyen kokular olmayacağını da ekleyin. İbadet; yorucu, zorlu ve hızlı olmadığı için de kimse terlemeyecektir... Tertemiz gelenler, tertemiz ve huzur içinde duracaklar ve öyle çıkıp gidecekler. Yani câmi, her zaman temiz... Boşken de, dolunca da… Temiz olmayanın câmide işi yok.

Câmiye giriş, tek istikamet üzere... “Tek istikamet, Kâbe”... Niyet ve beden olarak istikamet Kâbe... Sağa sola koşuşmaya, karşılaşmaya, çarpışmaya, bakınmaya, uzaktakilere lâf atmaya ve işaret yapmaya, etrafı tecessüse, çevresindekilere bir şeyler sormaya, karşı karşıya durmaya ihtiyaç yok; bulunan ilk müsait yere sükûnetle oturulacaktır. Kürsü, mihrap, minber; sağa sola dönmeden görülebilir; nasihatler aynı şekilde sükûnetle ve huzur içinde dinlenir. Tıkır tıkır işleyen organizasyonu görüyor musunuz? Yüce huzurda olmanın itminanı…

Kimse değil temas, bakış olarak bile yüz yüze değil. Yakınlaşmanın en fazla olduğu farz namazda bile, kimse kimsenin nefesinden rahatsız olmaz. Her fert, kendisinin duyacağı, yanındakinin işitemeyeceği bir sesle okuyacağı için nefesler etrafa yayılmayacaktır. Sesi duyulacak iki kişiden imam önde, müezzin de arkada cemaate mesafeli. Zaten tilâvet ve kâmet, bağırmadan yumuşaklıkla icra edilecektir; yani etrafa tükürük saçılmadan... Bütün ihtimalleri yaratan ve bilen Kudret’e tâbi olmanın neticesini görüyor musunuz?

Câmi kadar öksürüğün, tıksırığın ve esnemenin en az olduğu, lüzumsuz sesin olmadığı ve kötü kokulardan korunmuş bir mekân yoktur. Kalabalıkları bir araya cem ettikten sonra, bundan meydana gelecek zararların önlendiği tek mekândır câmi... Hem fert yalnızlığının, hem topluluk bütünlüğünün en güzel şekilde yaşandığı ve kaynaştığı yerdir câmi...

Tek istikamet üzere girilen câmiden yine tek istikamet üzere, yine kimsenin kimseyle teması olmadan çıkılacaktır. Hiçbir varlığa değil zarar vermek, en ufak bir tedirginlik vermeme ahlâkı, câmiden itibaren bütün hayata şâmil… İhramlının yapmaması gerekenleri hatırlayın. Herkes birbirinden emin… Canlı cansız her varlık, müslümandan her zaman emin.

Câmiden başka hiç bir mekân için, bunların hiç biri söylenemez. Câmi dışında hiç bir mekânda böyle bir nizam kurulamaz. İslâm dışında hiç bir inanış, mâbetlerini temiz tutmaya ve temizlemeye mükâfat vaat etmemiştir, edememiştir. Sadece İslâm; kendini, evini, sokağını, bulunduğun mekânları, şehrini ve hele mâbedini temiz tut demiştir ve riayet edene mükâfat vadetmiş, etmeyene akıbetini işaret etmiştir. Defalarca ve ısrarla... Temiz her yer, “secde mekânıdır”... Dünyayı temiz tut, o, secde mekânıdır. Temizlik, bir sıkımlık diş macunu değil. Marifet, karşısına bir belâ çıkınca, bir virüs tebelleş olunca can havliyle mecburen temizlik gayretkeşi olmak değil; marifet, temizliği hayat haline getirmek; hep temiz olmak; her yönden temiz hayat yaşamak... 

Yok yok!.. Böyle bir nizam insan icadı olamaz. Böyle bir nizamın kurulabildiği ve yaşanabildiği, hele hele binlerce yıldır –hattâ ilk insandan beri– yaşanageldiği tertemiz yerler; ilâhî emirlere istinat etmeden meydana gelemez, getirilemez. Nitekim dünyanın ilk gününden beri câmi dışında hiç bir mâbette ve mekânda meydana getirilememiştir. Hiç bir inanış, câmi hakikatinin, hayalini dahi kuramamıştır.

Muhibbî’nin, lâkabı gibi “muhteşem” bir gazelini hatırladım... Mest ediyor insanı… Hele şu mısra… Diyor ki Sultan:

“Aşk mıdır sinem içre gelip de cân eyleyen!”

“Cân eylemek” mekân tutmak, temelli yerleşmek... Hayat bulmak, hayat olmak... Yurt edimmek… Vatan yapmak… Sineme gelip de yerleşen, hayat olan, yaşamayı sağlayan sinemi vatan tutan can… Aşk mıdır? Evet ya, sinemi vatan tutan aşktır; aşktan başka ne mekân tutabilir sinemi!.. Aşkın mekânı, ancak benim sinem olabilir!.. Benim sinem, aşktan başka neyin mekânı olabilir ki… Aşk, sinemdeki can… 

Temizliğin de bir ahlâk olarak insanda sistemli bir şekilde “can eylemesi” ancak “Temizlik imandandır!” diyen bir iman manzumesi ile olur. Şimdi İslâm’ın, –ilk günden beri ayan olan– bu vasfını, –eser, söz, yazı ve fiil ile– pırıldatmanın, ifade etmenin, herkesi hayran etmenin vaktidir. 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
"Bizim Yunus"... - Sayı 110
Şimdi vaktidir!..... - Sayı 109
Muhteşem kadro... - Sayı 108
Hayal mi?... - Sayı 107
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (110): Bizim Yunus
"Yunus, senin sözlerin, mânâdır bilenlere;
Söyleyeler sözünü, devr ü zaman içinde."


Son Eklenen Yorumlardan
 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet

 Harikasınız, aydınlık çağdaş güzel ve özel insan Sn.Vural GUnduz... Sabahattin ORDUSEVEN

 teşekkürler... osman


Milli Eğitim Bakanlığı’nın anketine göre, gençlerin %61’i kitap okuyormuş.
Hayret! Ya gizli gizli okuyorlar, ya büyüklerinden ders almamışlar ve gizli gizli okuyorlar.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Vâdeler doldu!
Şimdi vaktidir!..
Kahrın da hoş lütfun da!..
Kafalar karışık
Gün ola, devran döne
Alın teri
Danış


Ali Erdal - Şimdi vaktidir!..
Kadir Bayrak - Hayatı tefekkür
Kadir Bayrak - Röportaj - Mehmet Al...
Kadir Bayrak - Afrika: kurutulmuş i...
Sinan Ayhan - Gün ola, devran döne
Necip Fazıl Kısakürek - Vâdeler doldu!
Dergi Editörü - Kahrın da hoş lütfun...
Site Editörü - Kafalar karışık
Mehmet Hasret - Kudüs, bir sır döküy...
Necdet Uçak - Zaman
Necdet Uçak - Anne
Necdet Uçak - Sen misafir ben misa...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Korona günlerinde öz...
M. Nihat Malkoç - Korona mesnevisi
Hızır İrfan Önder - Pandemi (covid-19) m...
Olgun Albayrak - Virüszede
Mehmet Balcı - İstiyorum
Mehmet Balcı - Dünyada
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 109
İbrahim Şaşma - Yunusun dilinden
Halis Arlıoğlu - Ramazan kime ne kaza...
Erdem Özçelik - Sessiz çığlık
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Medya Sepeti
Murat Yaramaz - Kibir
Murat Yaramaz - Kaynak şehir
Murat Yaramaz - Niyazi tayfası
Mahmut Topbaşlı - Söz sarayı
Erdal Kozankaya - Ellerinden kan damla...
Erdal Kozankaya - Kudüs
Mehmet izzet Gülenler - "Kanlı bayram", Sreb...
Hüseyn Arif - Danış
Hüseyn Arif - Şeir
Qafqaz ƏVƏZOĞLU - Xocalı
Mertali Mermer - Yokoluş sorunsalı
İlkay Coşkun - Koronavirüsün hatırl...
İlkay Coşkun - Alt-Üst hakkında
İlkay Coşkun - Alçaktan uçuş
Turgut Yıldızan - Bayram gelsin isteme...
Vildan Poyraz Coşkun - Dünyanın entübe hali
Rıdvan Yıldız - Dünya çok gelişti
Elvin MÜTALİBOĞLU - Dünyayı
Harun Mermer - Odağın neyse gerçeği...
Zülal Ceylan - Hakikat sürümü
Eyvaz ZEYNELOV - Oğru (Hırsız)
Vahid ƏZİZ - QƏLƏM
Dr.Cevat Doğan - Virüsname
Dr.Cevat Doğan - Filistin
Əli Rza XƏLƏFLİ - Duman basan, çiskin ...
Zəlimxan YAQUB - Ömrün yolları
Şahanə MÜŞFİQ - Sərsəm
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9295330
 Bugün : 953
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 540634
 Bugün : 14
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 35
 109. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim