Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 31 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     78 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hususilik
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 110 -

HUSUSİLİK

Öbür Nebîlerin peygamberlikleri, kendi zamanlarıyla kayıtlıdır. Hâlbuki O, topyekûn zaman ve mekânın peygamberidir. Bütün gelip gidenlerin Nebîlik sırları O’nunkine bağlı ve hikmetini o kaynaktan alıcıdır. Bütün resullerde tecelli eden mucizeler, onlara Muhammedî nurdan verilmiştir. Yıldızlar, ışığı nasıl güneşten alırlarsa, bütün peygamberler de feyzi O’nun sırrından almışlardır. Bu keyfiyetin ilk ve en parlak misali Âdem Peygamberdir. Hak, Âdem’e halifelik verirken, sevgilisine mahsus “kelâm ve mânâ toplayıcılığı” makamından isimleri ona talim etti. Âdem bu kerametle meleklere galip oldu. Bunun üzerine melekler Allaha dediler:

-Ya Rab; Sen, kan dökücü bir fesat ve günah örneğini kendine halife mi kılıyorsun? Nedir bunun hikmeti?

Âdem peygamberin “esma” ilmi, “kelâm ve mânâ toplayıcılığı” makamından kerameti zuhura gelince, melekler acz ve noksanlıklarını anladılar ve baş eğdiler.

Ondan sonra Allahın halifeleri yeryüzüne birbiri arkasından gelmeye başladı. O zamana kadar ki, büyük emanet, O’nda karar kıldı ve her şey aslî sahibini bulmuş oldu. (Her peygamberin bayrak şeklinde elden ele aktardıkları emanet, sahibine ulaştı.) Böylece, insanın yaratılışından murad, O’nun gelmesi olduğu, gerçekleşti. Meleklerin Âdem peygambere secde etmelerinin de, alnındaki Muhammedî nur sebebiyle olduğu, Allah Resulünün vücudunda hakikatini buldu.

Âyet meaili:

-Allah ve melekleri Nebîye salât ederler.

Meleklerin Âdem peygambere secdelerinde, Allah’la beraber olmadıkları, açık bir bedahattir. Fakat Nebîsine salâtta, Allah, melekleriyle beraberdir.

İsim ve mânâlarının ilk olarak resuller Resûlüne talim olunduğu bahsinde en büyük delil, meâlini verdiğimiz şu hadistir:

-Ezel âleminde bana ümmetimin yüzleri gösterildi ve bütün isimler talim edildi. Âdem Peygambere talim edildiği gibi…

İdris peygamber göklere çıkarılarak şereflendirildiyse, Âlemin Fahri, miraçta öyle bir yüksekliğe çıkarıldı ki, böylesi hiçbir peygambere nasip olmadı. Nuh Peygamber, peşindeki mü’minlerle, boğulmaktan kurtulduysa, Varlığın Nuruna da öyle bir imtiyaz bahşolundu ki, ümmeti öbür topluluklara erişen belâlardan emin oldu; ve gökten taş ve ateş yağması ve bir anda kahredici ses gelmesi tarzında azaplardan masum kaldı. İbrahim Peygambere ateşten kurtulmak mucizesi lâyık görüldüyse, Kâinatın Efendisine de harp ve fitne ateşini söndürmesi ihsan oldu. Miraç gecesi dünya semasının altında bir ateş deryasından geçtikleri de rivayet olunur.

Bir hadis Hz. İbrahim’e şefaat için başvuranların şu cevabı aldıklarını kaydeder:

“Ben hicap perdesinden Allah dostu oldum. Başvurulması gereken, Allahın Sevgilisidir.”

Yine, Hz. İbrahim’e, insanlara tevhid ve Allah ibadet yolunda putları yıkmak nasip olduysa, Allah’ın Resulüne de, küfür karanlığının en koyu zamanında, Tevhid bayrağını en yüksek seviyeye çıkarmak ve Kureyş putlarını küçücük bir ağaç dalıyla yüz üstü düşürmek nasip oldu. Ve yine Hazreti İbrahim’e Kâbe’yi bina etmek nasip olduysa, Kâinatın Efendisine de, Kâbe’nin kalbi makamındaki “Hacer’ül Esved”i yerine yerleştirmek müyesser oldu. Yani Kâbe’nin mânâsını tamamlamak…

O zaman Kâbe, yağmur ve selden yıkılmıştı. Kureyş onu tekrar bina ettirdi. İş, kara taşı, “Hacer’ül Esved”i yerine yerleştirmeye kalınca, bu şerefli vazifede öncü olmak isteyen kabileler birbirine düştü. Her kabile, taşı kendi eliyle yerine oturtmak davasındaydı. Nihayet şu karara vardılar:

-Bir kenara çekilip bekleşelim ve gözleyelim! Kâbe’ye kim evvel gelirse onu hakem tutalım ve uygun göreceği şekle göre hareket edelim!

Beklediler ve gözetlediler.

Kâbe’ye ilk gelen, Allahın Sevgilisi oldu. Henüz nebîliğe ermiş değildi. Etrafını aldılar ve davalarını anlattılar. Kavminin içinde “emin-doğru” lakabıyla anılan Varlık Nurundan yol göstermesini istediler. O hemen hükmünü verdi. Toprağa bir örtü döşetti, taşı örtünün orta yerine koydurttu, her kabileye örtünün bir ucunu ve kenarını göstererek onu havaya kaldırttı, böylece her kabileye taşıtmış oldu ve tam taşın oturtulacağı yere gelinince onu kendi elleriyle kavrayıp yerleştirdi.

Ve eğer, Musa Peygamber, asasını ejderhaya çevirdiyse, O da, ağaç kütüğünü inildetti, ağlattı ve konuşturdu.

İmam-ı Fahri Râzi “Tefsiri Kebir” eserinde şöyle yazar:

-Ebu Cehl bir gün, Allahın Resulüne taş atmak istedi. Yerden bir taş alıp kaldırdı ve o anda gördü ki, Allah Resulünün arkasında ve omuz başlarında iki ejderha, başlarını kaldırmış, ateşten dilleri meydanda, kendisine bakıyor! Taş Ebu Cehl’in elinden düştü ve bütün dermanı kesildi. Ebu Cehl, korku içinde döndü ve kaçtı.

Ve yine, Musa Peygambere “Yed-i Beyzâ” denilen bembeyaz el verildiyse, Allahın Resulüne de öyle bir nur verilmiştir ki, Hz. Âdem’den kendisine kadar bütün babalarının alınlarında pırıldamıştır.

Ebu Naim:

-Karanlık ve yağmurlu bir gecede Kutâde bin Numan ile yatsı namazını kıldılar. Ayrılacakları zaman Kutâde’nin eline bir hurma dalı verdiler ve dediler:

“-Bununla rahatça yol al! O sana, on adım önünü ve on adım gerini aydınlatacak bir ışık verir. Evine varınca kara bir şeye rastlayacaksın. Bu dalı onun kafasına çal ki, çıkıp gitsin. O şeytandır!.. “Kutâde, dalı alıp yola düştü ve on adım ilerisiyle on adım gerisini çevreleyici bir ışık dairesi içinde yürüdü. Evine girince de o kapkara şeyle karşılaştı, ona sopasını indirdi ve kaçırttı.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Hususilik... - Sayı 110
Mucize... - Sayı 109
... - Sayı 108
Mucize... - Sayı 107
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (111):
15. İslâm asrında ümmetin çaresizliği; küfrün postalları altında ezilen vatanlar, göçe zorlanan insanlar.
Peki göç edenler Muhacir, ev sahipleri Ensar ahlâkı üzerine mi?
Hicret ahlâkının, Ensar-Muhacir hukukunun neresindeyiz?..


Son Eklenen Yorumlardan
 Gerçekten sanatı hayatını kuşatmış tatlı bir mühendis güzel bir insansın.... Melek Laçin

 Gerçekten çok güzel bir şiirdi. İnsana farklı duygular yaşatan bir derinliği var. Selam olsun yazan ... Selma demir

 Kadir Bayrak Bey... Şiirime gösterdiğiniz ilgi ve beğeni için çok teşekkür ederim. Babalarının alın ... İsmail Güçtaş

 Yazan şairin hem kalemini hem yüreğini tebrik ederim naçizane. Harika bir şiirdi. ... Mustafa kaya

 Hasan Bey merhabalar. Evet Gölpazarlıyım. ... Necdet


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Şairsiz devir
"Bizim Yunus"
ELƏ BU AXŞAM…
Geçemiyorsun
Anadolu irfanının temellerini inşa etmek
Çiğ idik piştik elhamdülillah
An susması


Ali Erdal - "Bizim Yunus"
Kadir Bayrak - Âşıklar ölmez
Sinan Ayhan - Yunus Emre ve Lorca ...
Necip Fazıl Kısakürek - Şairsiz devir
Bedran Yoldaş - Kahve
Fatma Pekşen - Gönül hanım
Dergi Editörü - Mâverâ humması Yunus...
Site Editörü - Yûnus var Yûnustan i...
Mehmet Hasret - Gökyüzüne mektuplar....
Gönüldaş - Molla Kasım şiiri üz...
Necip Fazıl - Bu cemiyetin
Necdet Uçak - Ömür bir yol iniş çı...
Necdet Uçak - Gülümse
Necdet Uçak - Gelen gitmiş
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Hayata Yunusça bakma...
Hızır İrfan Önder - Bizim Yunus
Ayhan Aslan - Tahta tabut
Ayhan Aslan - Anız
Ayhan Aslan - Bayram
Ayhan Aslan - Vefa şiirleri
Mehmet Balcı - Zamansız
Mehmet Balcı - Beni
Ahmet Çelebi - İhtiyar
Muhsin Hamdi Alkış - Ölçüt kişi - Yunus E...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış
Halis Arlıoğlu - Mazisi olmayanın müs...
Büşra Doğramacı - Çiğ idik piştik elha...
Kürsü Kainatın Efendisi - Hususilik
Murat Yaramaz - Değirmen
Murat Yaramaz - Hurda
Murat Yaramaz - Gereksiz
Mahmut Topbaşlı - Yunus misali
İsmail Güçtaş - Mehmetim
Mertali Mermer - Fotoğraflar kıttır
İlham MİKAYIL - Qocalır
Nemət TAHİR - ELƏ BU AXŞAM…
Cemal Karsavan - Ayazda bir yürek
İlkay Coşkun - Sinan Ayhanla sohbet
Mehmet Şirin Aydemir - Kül
Özkan Aydoğan - Balıkçı
Özkan Aydoğan - Geçemiyorsun
Hasan Basri Demir - Anadolu irfanının te...
Aynur Qafarlı - Boynu bükük arzular
Aynur Qafarlı - Bizden bize kim düşe
İlknur Eskioğlu - Bir damla
İlknur Eskioğlu - Beyaz mendil
Umut Rehberi - Korku dışında
Xuraman Hüseyn - Sarışın payız
Neva Ney - An susması
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 9381590
 Bugün : 922
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 542398
 Bugün : 18
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 54
 110. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
Son Güncellenme: 8 Ağustos 2021
Künye | Abonelik | İletişim