Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4572 kez okundu.     7 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Ystanbul (Ba? ?ehir)
Ali Erdal

  Sayı: 44 - Nisan / Haziran 2005

İstanbul!..
İstanbul!.. Dünya üzerinde her çeşitten insanın ilgisini çeken şehir... Ehemmiyetine bakın ki onu, İnsanlığın Ufku (sav), ümmetine hedef gösteriyor. İdeal denebilecek bir hedef... Fethini müjdeliyor ve fethedecekleri övüyor. Bu sayede “En Büyük Bayraktar”ı (ra) kazanıyor İstanbul. İnsanlık tarihinin en büyük Bayraktarı’ını... İnsanlık Ufku’nun temsil ettiği Allah Dâvası’nın Bayraktar’ını... Ve “İslâm’ın Bayraktar”ı, da O’nu bağrında bulundurmak payesi kazanıyor. Yüceliğin zirvesine bakın!.. Müjdeli emir, İstanbul’a coğrafya avantajının üstünde, fikrî, imanî ve içtimaî bir fonksiyon kazandırıyor. Hele bizim için... Düşmanlarımız bile, onun hakkında haksız fanatik emeller beslemekle –farkında değiller ama– o emrin güdümünde hareket ettiler ve etmekteler. Onu almak istemekle, ona alternatif bir şehre sahip olmadıklarını ve İstanbul ile üstünlüğün mümkün olduğunu itiraf ediyorlar. Hedef gösterilmesinin ve fethin gerçekleştirilmesinin ne kadar yerinde olduğunu da...
İstanbul!.. Gizli sinyalleriyle uzaktan milletimizi büyüledi. Bu esrarlı sevginin ve sevgilinin cazibesiyle milletimiz, yanardağdan fışkıran kızgın (ama yakan değil, sevgiyle pişiren) lâvlar misali ona doğru aktı. Hayatın vesileleri, aysbergin görünen, o cazibe ile ortaya çıkan kısmı. İstanbul realitesi, o mübarek üstü mübarek müjdenin cazibesi sayesinde, o cazibeye kendini bırakıvermek ve ona göre bir aksiyona girmek sayesinde, cıvata somun uyumuna erdi. Nitekim büyük medeniyetimiz ona kavuşunca gerçekleşti. Liderliğimiz İstanbul’a kavuşunca, gerçek kıvamını buldu ve dost düşman herkes tarafından kabul edildi. O zamana kadar ki başarılar, bu kıvama ulaşmak için antrenman gibiydi. Bu sayede “en büyük Bayraktar”ı kalbimize almak nasiboldu. Bu nasip bizi Bayraktar yaptı.

İstanbul!.. Ondan uzun ömürlü başkentimiz mi var? İstanbul kadar uzun başkent olan kaç şehir var dünyada? Evet biz, müjdeli emri yerine getirmek sayesinde lider olduk. Bu kadarı, “En Büyük Lider”in emrini yerine getirmenin dünyadaki mükâfaatı... Yıldızının parlaması...

Devlet-i Âli’nin (Yüce Devlet) kurucusunun gördüğü rüya ile İstanbul sevdamız, bilinçaltından çıkıp idealleşti... “İstanbul’u al, gülzâr yap!” emrini bu sevda doğurdu. Bu sevdayı, o yüce emir, ideal ve plân-proje haline getirdi. Her şey o emirde ve o emirle...
İstanbul’a kavuşunca biz, en büyük devlet derecesine çıktık... “Devlet-i Âli” şuurunu, o emir doğurdu ve yoğurdu. İstanbul’a düşman par- çalarımız ise, dairesine girdikleri kültürün ayak takımı derekesine düştü. Batı onları arasına aldı ama, bir kısmını kendinden saymadı, kendinden saydıklarını da aşağı sınıf seviyesinde kabullendi. O sevdaya sadakatin nasıl mükâfaatı varsa, -bilmeden de olsa- o sevdanın cazibesinden kendilerini koparmanın ve girdikleri dairenin tesiriyle müjdeli şehre düşman olmanın bir cezası olmalı idi. Orta Asya’da kalanlarımız, o sevdayı uzaktan bir hasret olarak yaşadıkları için ayakta kaldılar ve kızıl ayının pençesinden kurtulup şahsiyet bulma yolundalar. Gökoğuzlar (Gagavuzlar), rakip dünya içine girdikleri halde, İstanbul’a düşman olmadılar. Bunun için de erimediler. Girdikleri dünyanın fanatik emellerine âlet olmamanın bile ödülü var.
İstanbul!.. Müjde ile taçlanmış şehir!.. Bu taç çevirtti bütün gözleri ona... Müjdenin gerçekleştirilmesi için en çok bizim gayret göstermemizde; fethedince onu her sahada merkez yapmamızda; ve hele Türklük dünyasının “İstanbul Türkçesi”nde birleşmesinde; bir sır bulunmalı değil midir? Oysa dil merkezimizin, Göktürk Kitabeleri’nin yükseltildiği yerde bir şehir veya resmî dil ilân edildiği söylenen Konya olması gerekmez miydi? Müjdelenmiş şehir; fatihinin, başta dil olmak üzere her sahada merkezi olur da, hikmet ve sır, o yüce müjde dışında olabilir mi? Başarı, onun dışında aranır mı?

İstanbul!.. Bu millet onun için ne türküler yaktı... İstanbul türküleri, bunun için her halde, bütün türkülerin, bütün taşra türkülerinin hülâsası oldu. Sanki İstanbul ile taşra, göz göze, diz dize mani söyleşen iki sevgili... Çanakkale destanını canın değil, cananın kaybedileceği dehşeti yazdırdı. İstanbul’un kaybedileceği endişesi... “Çanakkale geçilmez!”, “İstanbul’a girilmez!” demek... Düşünün elden çıkacak olanı!.. Büyük şehir sevdana kavuşmuşsun, “Fethedin!” emrini yerine getirmişsin; ondan sonra da elden kaçıracaksın!.. Nasıl can vermez insan, Canan için... Nasıl bakacaksın Sevgililer Sevgilisi’nin candan aziz yüzüne!

“İstanbul Efendisi”... Türk zerafetinin, kibarlığının, efendiliğinin zirvesi... İslâm dünyasının baş tacı... Efendiler Efendisi’nin o mübarek dudaklarından döküldü diye... Bir başka şehir bu seviyeyi neden bulamadı? Şam, Bağdat, Buhara, Kahire ve benzeri şehirler, stratejik noktalar değil mi? Demek, Konstantinapolis’in İstanbul olacağı müjdesinde fethi haber vermekten öte, sırları ve hikmetleri var. İstanbul’u ziyarete “yarım hac” demek gafleti, o sırrın sarhoşluğundan dolayı, teraziyi şaşırmaktan değilse nedendir?

İstanbul!.. Onun kadar, dile, gönüle, şiire (her türden esere) girmiş başka hangi şehir var? Mekke ve Medine mi diyeceksiniz? Âmenna!.. Çok doğru!.. Haklısınız!.. Hem de yerden göğe kadar!.. Hattâ daha fazla!... Çünkü Mekke ve Medine’de O yaşadı!.. Demek büyüklüğü sağlayan O imiş... Zaten biz de onu söylemeye çalışıyoruz... İstanbul’u o müjde yüceltti. Ayağının bastığı yer, tabiî ki, hakkında söz söylemek lütfunda bulunduğu şehirden üstün olacak.
“Bir semtini sevmeye, bir ömür yetmez”
Diyen satıhçıdan,
“Bu şehr-i (İ)stanbul ki, bîmisli bahadır;
Bir sengine, bütün Acem mülkü fedadır.”
Diyen şairden,
“Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.”
Diyen derin fikir ve sanat çilekeşine kadar bütün şair, yazar ve çizerlerimizin İstanbul’u ele alışı, hattâ (en yumuşak ifadeyle) yabancı kültür ajanının,
“Bin kocadan arta kalan bakir fahişe!”
Diye kin ve düşmanlık kusuşu neyle izah edilecek. İstanbul’u siliverin edebiyatımızdan, geriye ne kalacaktır? Milletimiz, İstanbul’da yetişmiş âlime, basılmış esere, yapılmış konuşmaya, neşredilmiş yayına niçin müstesna bir ehemmiyet vermekte?.. “İstanbul’un taşı toprağı altın!” sözünü, sadece “ekonomik beklenti” sanan çeyrek aydından bu soruların cevabı beklenemez. Ama millet, hakikati hisseder. “Gündüzleri kir yağar” diye İstanbul için üzülürken, “geceleri nur..” diye ekleyerek hem bir gerçeği belirtir, hem ondan ümit kesilemeyeceğini ifade eder. İstanbul’da yaşayıp da, Konstantinopolis’i İstanbul yapanın emirlerine uymayanın, yani “İstanbul Efendisi” olmak varken başka terbiyeler (daha doğrusu terbiyesizlikler) peşinde koşanların ne hale düşeceğini, “İstanbul’dan çıkan eşekten üstünü olmaz!” diyerek belirtir. Alın İstanbul’dan bir gazeteyi, dergiyi ve saireyi, kondurun taşradaki bir noktaya... Ertesi gün önceki ilgiden mahrum kalacaktır.
Kim ne derse desin İstanbul (başkent değilse bile), (baş şehir)dir.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : nergis kayacy    17.11.2007
Yorum : Bu siteyi cok beğeniyorum. Ve cok güzel olmus




Ekleyen : ali erdal    
Yorum : adaşım merhaba belki seçtiğin konu insanların ilgisini çekmedi.Ama ben seni tanıdığım için yazmak istedim.Şimdi yorum olarak haklısın İstanbul megekent anladık. Şimdi bizim konuya girelim. attığınız e_maile cevap verdim,umarım aldınız. Almadıysanız size bir daha yollamak isterim. Siz söylemiştiniz belki aramızda dostluk kurulur ve sohbet ortamı oluşur.Bende bu sohbet ortamının oluşmasını çok isterim. İyi dileklerimle......




Ekleyen : turgay    
Yorum : Evet,İstanbul başşehirdir.Hem de dünya şehri.Türkiyeye gelip de İstanbul'u görmeden ülkesine dönen çok az insan vardır.Ne mutlu Fatih i anlayan nessillere...




Ekleyen : AHMET Teker    
Yorum : meyve veren ağaç taşlanır misali ne güzel ifadelerle anlatmışsınız güzelim istanbulu ben 33 yaşında ve istanbulu görememiş bir bahtsızım görenler de bilse kıymetini elem duymayacağım.en azından siz yüreğinizden geçenleri,kaleminize aktarabilmişsiniz ve bizlerde büyük bir heyecanla okuyoruz.yüreğinize ve kaleminize kuvvet.selametle!




Ekleyen : Ali Erdal    
Yorum : Adaşım, emailiniz gelmedi. Ali Erdal




Ekleyen : muhammed uluy?yk    
Yorum : selam ali abi nasilsiniz..?




Ekleyen :     
Yorum : Yazıyor ki Gökoğuzlar (Gagavuzlar), rakip dünya içine girdikleri halde, İstanbul’a düşman olmadılar. Bu rakip dunya dediginiz nedir? Gagauzlar,Turktur ve her zaman Turk yazinda yer almislardir. www.gagauz.myfreebb.com www.gagauz.luyuz.biz





 
Kudüs... - Sayı 96
Tasavvuf ve cemiyet... - Sayı 95
Kedicik... - Sayı 94
Türkçenin serencamı... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


Batı; kaybettiği noktanın idrâkinde ve kazanacağı noktanın gafili olduğunu -yalnız kendine- ihtar ederek bugünkü buhranını yaşıyor. Biz; tüm taklitçiliğimize rağmen hem birincisinin, hem ikincisinin gafletindeyiz.
Eğer batı gibi kaybettiğimiz noktanın idrakinde olabilseydik, elimizden kaçırdığımız bunca zamandan ötürü eyvahlar eder; kazanacağımız noktanın gafletinden de sıyrılabilirdik…
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Kudüsü tefekkür
MƏHƏBBƏT
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs
Vade doldu hanım gitti


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4305823
 Bugün : 1203
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 435063
 Bugün : 22
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 55
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim