Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4315 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Vali ile Ba?kan, TOPRAK sa?ty my?..
Ali Erdal

  Sayı: 61 - Temmuz / Eylül 2008

Şair geçinen bir yalaka, İmparator Büyük İskender'in huzuruna çıkar;

- Ey güneşin oğlu!..

Diye söze başlar. Mübalâğa ile övüp ekselânslarını havaya sokacak ve istediklerini elde edecektir... Ama İskender dalkavuğun hevesini kursağında bırakır:

- Ben ilâh değilim; yiyen içen ve yediklerinin posasını dışarı atan bir insanım. Bunu, sabah akşam lâzımlığımı döken şu köle, çok iyi bilir!

Kul olmak, ilk insan (ve Peygamber)le, yani yaratılışla başlayan bir insanî gerçek... Övülmeye en lâyık olan peygamberler bile kul olmak bakımından bütün insanlarla aynı. Bunun için kelime-i şahadet getirirken "...abduhu ve resuluhu..." deriz... Kul ve resul olduğuna inanmak...  Bunun için bir insanı, güzel vasıflarını söylemek bahanesi ile kul üstü sıfatlarla yücelten, insanlıktan çıkar. Övdüğünü yukarıya doğru yüceltme gayreti, öveni aşağıya doğru düşürür. İnsanlığın Ufku (sav), söyledikleri doğru olsa bile yüzüne karşı öveni kınıyor ve böyle yapanların "yüzüne toprak saçılmasını" emrediyor. Kul üstü vasıflarla tanrılaştırmak, yalakalık ve dalkavukluk hangi muameleye müstahaktır, bir düşünün.
Böyle (söyledikleri doğru bile olsa en azından) yüzüne toprak saçılması gereken biri, 24 Ağustos Pazar günü Bilecik'te düzenlenen Şeyh Edebâli'yi anma şenliklerinde kürsüye çıkıyor... Konu  "Şeyh Edebâli ve Ahilik"... Böyle bir günde, seçme davetliler huzurunda (kâmil) bir konuşmacıdan ne beklersiniz?.. Ne beklenecek; siz buraya Şeyh Edebâli ve Ahilik hakkında konuşmalar dinlemek üzere davet edilmişsiniz ve siz de bunu kabul edip gelmişsiniz... Ama programda olmadığı halde kürsüye çıkmayı beceren kişi, Vali Musa Çolak ile Belediye Başkanı Selim Yağcı'yı yücelten lâflar ediyor, manzumeler okuyor.
Programda olmadığı halde kürsüye çıkıyor... (Veya çıkarılıyor).

Konu ile alâkasız lâflar edip, manzumelerini (şiirlerini değil) okuyarak milletin vaktini alıyor...

Valiyi ve başkanı yüzlerine karşı övüyor, üstelik topluluk önünde ve hemşehrilerinin karşısında...

Kim keşfedip getirmişse bu yüksek kapasiteyi (!)?.. Dışardan gelmiş 3-5 saat Bilecik'te kalmış, bu kısacık sürede övülecek kişileri görmüş, tanımış... Sonra da, onları hemşehrilerine, yıllardır beraber yaşayanlara tanıtmaya karar vermiş. Lisan-ı hal ile sizin bunca zamandır göremediğinizi, ben yüksek zekâ ve kapasitemle şipşak anlayıverdim ve size bunu söylemek iyiliğinde bulunuyorum diyor. Valisini ve belediye başkanını başkasından dinlemeye mecbur edilen dinleyici, önceki iki konuşmacıyı takdirle ve hararetle alkışladığı halde onu, nereye varacak bu lâfların sonu ve nasıl bir tepki görecek diye şaşkınlıkla izliyor. Ama kürsüyü ele geçiren büyük zekâ (!), kendisinden önceki değerli konuşmacının hararetle alkışlandığını, kendisine gösterilen soğukluğu farkedecek halde değil... Havaya girmiş ve coşmuş bir kere... Bu gazla ve hızla, manzumelerle yetinmiyor ve öyle bir laf ediyor ki, herkes, böyle bir şey nasıl söylenir diye, küçük dilini yutuyor... Şeyh Edebâli'nin Bilecik'e gelme sebebinin Vali Musa Çolak ve Belediye Başkanı Selim Yağcı olduğunu söyleyiveriyor...
Programda yok, buna rağmen kürsüye çıkabiliyor ve konu ile alâkasız manzumelerini (şiirlerini değil) herkese dinletebiliyor... Hızını alamayıp, tarihe, ilme, kültüre, izana, irfana, zamana, zemine, anlayışa, basirete, insanlığa, Şeyh'in büyüklüğüne, övülenlerin makam ve kişiliklerine uymayacak bir iddiayı söyleyebiliyor... Yüzüne toprak saçılmasından fazlasına müstahak oldu... Peki, kendisi inanıyor mu söylediklerine? İskender'e "Güneş'in oğlu" diyen inanıyor muydu? Kabulü mümkün mü böyle bir ifadenin? Şeyh Edebâli'nin, kendisinden bin yıla yakın zaman sonra gelecek iki kişi için Bilecik'i tercih etmiş olması mümkün mü?  Övgü olsun diye söylüyor... Politikacının; "dün halka söylediklerin ne güzeldi, bugün yaptıkların öyle değil" diye sitem edenlere söylediği gibi, "Nutuktur o nutuk!.."... Zaten bu tiplerin malzemesi, mübalâğa ve yalandır. "Sizi mübalâğadan sakındırırım!" ve "Müslüman yalan söylemez!" ölçülerini hatırlatırım...
Sen geçmişte yaşamış bir büyüğü tanıtacak araştırmacı ilim adamı diye kürsüye çık, bugünkü mevki sahiplerini, yüzlerine karşı öv:

"...
Allah her ile nasip etsin
Musa Çolak gibi valiyi"

Şiir değil bunlar, manzume... Bu sebeple kıtaların sadece 4. mısralarını yazıyorum. Şiir diye bir KİTABA DA konan bu manzumelerin ve o kitabın değerlendirmesini yapmak da boşa zaman harcamak:

"...
Hizmetini ibadet bilir Selim Yağcı"

"...
Bilecikli çok memnun Selim Yağcı'dan"
"...

İnşallah yine başkan seçerler Selim Yağcı'yı"

Dinleyiciler alkışlamamakla ve soğuk davranmakla, Bilecik basını da kınayıcı haber ve köşe yazıları ile "TOPRAK SAÇMAK" basiretini göstermiş ve üzerlerine düşenleri yapmışlardır. Peki, hemşehrilerinin huzurunda yüzlerine karşı övülenler ne yapmıştır. İskender gibi ağzının payını vermişler midir? Ben, ilk fırsatta o kişiyi, böyle bir toplantıya çağıracaklarını ve kendilerinden ve Bilecikliler'den özür dileteceklerini ümit ve temenni ediyorum.

(Sakarya gazetesi; Bilecik, 08.08.2008)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
İnternete, kulak versek... - Sayı 98
Türk teşkilâtlanma kabili... - Sayı 97
Kudüs... - Sayı 96
Tasavvuf ve cemiyet... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Makine
Mevlid
İnternete, kulak versek
Alın teri
Çağın bilinçsiz hareketi: İnternet


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4930089
 Bugün : 1095
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452688
 Bugün : 18
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 138
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim