Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3475 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

CANSYMYDY
Ali Erdal

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2009

Milletimiz seçimlere öyle bir alâka gösteriyor ki, inkârı mümkün değil... Hele referandumlarda katılım, yüzde yüze yakın... 1974 seçimlerinde Hollanda'dan gelen bir yakınım, sokaklardaki panayır havasına ve kâğıt israfına bakıp, Hollanda'da seçimleri farkına varmayan kesimler olduğunu söylemişti. Seçim propagandalarının düğün havasında geçmesi iyi ve milletin alâkasına uygun ama çadır tiyatrosu haline getirmenin de mânâsı yok. İsrail'de halk sandık başına, neredeyse zorla denecek şekilde götürülebiliyormuş. Bizdeki 'benim oy kullanmadığım seçim, seçim değildir' anlayışı nerde, Amerika'daki 'ben olmasam da olur' vurdumduymazlığı nerde...

Yüksek katılıma ve tutkulu alâkaya rağmen, son seçimler de, birkaç kavga dışında olaysız geçti. Propagandalar da öyle. Sayıma ve sonuca itiraz, seçim faaliyeti cümlesinden olduğu için olay sayılmaz.

Şu millete bakın... Sabahın erken saatlerinden, son vakitte kuyrukta beklemeye kadar sakin bir şekilde oy kullanıyor... Çok partili hayata geçişten beri çok mesafe katedildi. Bu derin alâka ve olgunluk neden araştırılıp incelenmez; tez, mastır konusu yapılmaz anlayamıyorum...

Son seçimlerde oy kullanabilmek için 3 milyon kişi memleket içinde seyahat etmiş. Yurt dışından oy kullanmak için gelenler, bu sayının dışında. Yani kimse para cezası katılımı arttırıyor diyemez. Oy kullanma hakkından mahrum yüze yakın kişi, oy kullanmaya teşebbüs ederken yakalanmış... Seçme yaşının 18'e indirilmesinin nasıl karşılandığını hatırlayın...

Dünyada seçime, en fazla ehemmiyet veren millet olduğumuzu söylediğim ve kanaatini sorduğum dergimizin Editörü Kadir Bayrak, göz önünde olduğu halde dikkat etmediğim harika misali söyledi... Oy kullanmak için kimlik numarasının şart olduğu söylenince, nüfus cüzdanını yeniletmek suretiyle kimlik numarasını yazdırmamış olanlar nüfus müdürlüklerinin önünde kuyruk oldu. Nüfus müdürlükleri mesai saatleri dışında da çalıştı ve bu sebeple oy kullanmayan olmadı. İnsanımız, dağ başından büyük şehre kadar he yerde engelleri aşıyor, sıkıntılara katlanıyor ve oyunu kullanıyor.

Hem de...

Hem de, millî iradenin hakkıyla tecelli etmediğini bildiği halde... “Ne olacak bu memleketin hali” sözü halimizi tespit ve ifşa eden bir darbımesel haline geldiğine göre millî iradenin tecellisi yönünde hiçbir ümit görünmediği halde...

Kanunlarla alanı daraltılmış fikirsiz partilere ve onların “genel başkan” sıfatlı ufku dar diktatörlerinin seçtiği dar çapsız adaylara oy vermek mecburiyetine rağmen...

İyileri seçmenin bütün imkânları ortadan kaldırıldığı, kötülere her (olanak) sağlandığı halde...

İnancına zincir vurmak isteyenlere, medyasından politikacısına milleti sürü gibi gütmek isteyenlere, beceriksiz ve çapsız günübirlik siyasetçilere ve yalakalarına, hainlere, sömürücülere, menfaatçilere, basmakalıp nutuklara, yalanlara, dolanlara, sahtekârlıklara rağmen...

Üstelik oyların yüzde onunun çöpe atılacağını bile bile...

Ve... Yeri göğü inleten “Her şey sizler için!” nutukları dinlerken, “içinden dere akarken küpünü dolduracaksın demediğin ne malûm” diye düşüne düşüne; “ne olacak bu memleketin hali” diye ağlaya ağlaya; “al birini vur ötekine” diye söylene söylene...

Evet, Türk milleti, bütün olumsuz şartlara, ruhunu hiçbir partide göremeyişine, iç ve dış kaynaklı “toplum mühendislerine”, kuvvet odaklarına; kısaca her şeye ve herkese rağmen oyunu kullanıyor... 1946'da bile... O zaman bile ve daha sonra her seçimde, sevgiliye kavuşma heyecanıyla sandığa koştu millet.... Çünkü...

Çünkü seçimler; Türk'ün, ruh köküne bağlı olarak yeniden zuhuru için tek yol... Birbiriyle sun'î ve nefsî rekabet içindeki partileri; birbriyle horoz dövüşü yapanları ustaca kullanarak berzahtan çıkmak... Bu inceliği ve basireti, kendisini büyük yapan ruh kökü sayesinde hissediyor ve bu ümitle sandığa koşuyor. İstediğine rey verecek olmanın şevkiyle değil, aradığını bulamayacak olmanın üzüntüsüne rağmen bir ümitle sandığa koşuyor. Engin denizde can simidine sarılıyor.

Çok partili hayata geçtiğimiz 1946'da nasıl bir seçim yapılacağı ve sonuç önceden belliydi. “Devlet benim!” diyen CHP, zulmünü açıkça ve peşin peşin  ilân etti: “Açık rey, gizli tasnif”... Sen benim gözümün önünde oyunu kullanacaksın, ben sandığı istediğim yerde, istediğim şartlarda açacağım... “Asarım ulan seni!” diye her hücresi tehdit savuran bürokrat ve her an vurmaya hazır jandarma dipçiği altında yapılan bu seçime bile katıldı millet... Halbuki şartlara göre ya öfkeyle isyan etmesi, ya sükûnetle boykot yapması veya korkup emredilen yere oy vermesi beklenirdi. Ama millet, hiçbir şey yokmuş ve sandıktan iradesi hiçbir engele takılmadan çıkacakmış gibi koştu oyunu kullandı... Büyük millet sabretmesini de bilir, coşup taşacağı günü de...

1977'de Bilecik Gölpazarı Keskin köyünden Arif Keskin'den dinlemiştim: Babası 1946 seçimleri yaklaşırken, Gölpazarı'na, “Demikrat Parti”nin kurucuları arasında olmak için gider... Karakol komutanı bunu nezarete atar, bir araba sopadan sonra şöyle der:

–Parti kurmak sana mı kaldı? Seni seçimlere kadar içerde tutarım, değil kurucu olmak, oy bile kullanamazsın?

Cevap, zorbaları çaresiz bırakacak kadar arifanedir:

–Ben gönülden inanıyorsam, Allah beni kuş yapar gönderir, oyumu kullandırır! İnanmıyorsam senin gibileri sebep yapar beni cezalandırır!

Millet, 1946'da sandığa gitmeseydi ve sonuca sabretmeseydi, 1950 başarısı kazanılamayacaktı.

1950'de gelen bir kazanç değildi... Mühim olan, seçim sayesinde gidenden kurtulmaktı... Ruh kökünü kurutma teşkilâtından...

Bilecik'in ilk gazetecisi rahmetli Sabri Devrim anlattı... 1950'li yıllardan biri... Türkiye'ye Edinburg Dükü gelmiş. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın da bulunduğu heyet, Eskişehir'den Bursa'ya gidecek. Tabiî ki karayolu ile. O zaman Bilecik'in ilçesi Pazarcık'tan (Pazaryeri) geçiyor yol. Dük, bir köy görmek ve köylülerle konuşmak ister. Yol üzerindeki Bahçesultan köyünde dururlar. Köylüler toplanır. Aralarında yaşı 90'a dayanmış bir ihtiyar, bastonunu tutan ellerinin üzerine çenesini dayamış dinliyor. Cumhurbaşkanı Bayar, ona, “Baba, DP geldi de, feraha çıktınız değil mi?” diye sorar. İhtiyar başını kaldırıp sorar:

–Mandayı bilirsiniz değil mi?

Bu alâkasız soruya şaşkınlıkla evet denince:

–Allah her mahlûkun pisliğini bile ayrı yaratmıştır. Peki, manda pisliğinin yere nasıl düştüğünü ve yere nasıl yayıldığını bilir misiniz?

Kısa sessizlik üzerine:

–Bilemezsiniz... Ben söyleyeyim... Yere tepsi gibi yayılır...

Konuşmalar Edinburg Dükü'ne tercüme ediliyor. Herkes tedirgin... Tercüme edilmese çoktan susturacaklar. İhtiyar sakin bir şekilde son sözü söyler:

–İşte tepsi gibi yayılan bu pisliğin üzerinden bir kağnı tekeri geçti, yarısı Halk Parti, yarısı Demikrat Parti!..

Evet, ikisi de aynıydı. Arada sadece üslûp farkı vardı. Millet, aynı iki şey arasındaki üslûp farkını gördü, kahramanın gelmesi için değil, ceberutun gitmesi için rey beyan etti ve tek parti diktatörlüğü bir daha gelmemek üzere yıkıldı... Arkasından ezanın aslî şekline kavuşuldu ve mengeneler gevşedi.

Her ihtilâl sonrasındaki seçimde millet, aradığını bulamayacağını bilmesine rağmen sandığa koştu ve eşeğini dövemeyen semerini döver misali ihtilâlcilerin yandaşlarını (dolayısıyla ihtilâlcileri) cezalandırdı. Eğer bu basireti göstermeseydi, bugün darbe heveskârı eski generaller ve çete elemanları adalet önüne çıkarılamazdı.

Her olayın altından irtica buzağısı çıkaranların, bu işi bizzat yaptığı, tehlikenin irtica değil (yani İslâm değil) İslâm düşmanı çeteler olduğu, seçimlerde milletin bir partiyi tek başına iktidara getirmesiyle ortaya çıktı.

Her seçimde millet, ruh kökünün yolunu biraz daha açıyor. Her seçim sonrası  pek çok kişi, kurum ve kuruluşu tarihin çöplüğüne gönderiyor.

Bu basiret, bir gün bir “fikir ordusu” eliyle zafer bayrağını göndere çekecektir inşallah!..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ali ERDAL    16.05.2009
Yorum : Değerli Alperen “Alperen”, son elli yıl içinde yerinde bir hasretin ve ümidin eseri olarak, çok konulan isimlerden… Allah’a şükür, uzakta ve yakında bizim çevremizde de var. Bu ümit vadeden dostlardan biri olduğunuz anlaşılıyor. Ama soyadınızı yazmayınca bilmek mümkün değil. Cansimidi başlıklı yazı, mücerret olarak Türk milletinin seçimler noktasındaki basiretini ifade için kaleme alındı. Yazıda; Türk’ün ruh kökünü kurutmak isteyen bir partiyi hedef almanın dışında, hiçbir parti ve hükümete övgü yok. İlginize teşekkür ederim. Selâm ve sevgilerimle… Ali ERDAL




Ekleyen : Alperen    11.05.2009
Yorum : Bugün tüm milletçe hissettiklerimizi aynen kaleme yansıtmışsınız. İlk defa kendine bu kadar güvenen tek can borcum var diyerek korkusuzca yolunda dim dik yürüyen bir hükümet gördü milletimiz. İlk defa 7 den 70e tüm Türkiye bir başbakanıyla gurur duydu. İlk defa birileri dim dik ayakta hakkını savundu. Umarım Allah devamını da nasip eder. Harika bir yazı olmuş hocam.





 
Eserde nitelik ve iman... - Say� 101
Zaman tünelinden iki yazı... - Say� 100
"Tek"... - Say� 99
İnternete, kulak versek... - Say� 98
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (102): Bilge Kral Aliya...

Son Eklenen Yorumlardan
 Merhaba. Günaydın. Hayırlı sabahlar. Kardeş Türkiye Cümhuriyetinin Bilecik şehrinde yayınlanan "Kard... Kənan AYDINOĞLU

 İçinde nice hikmet ve ötesini bulunduran ayetler... Onlara baktıkça tefekkürü sınırsızlık sınırına ç... Sinan AYHAN

 "Yalnızlık ömür boyu"... Yalnızlıkla iyi günde, kötü günde ve ölüm bizi ayırıncaya dek... Saf ve tem... Sinan AYHAN

 Bu yaziya yorum yazabilecek kıratta okuyucu nerede? Kim? ...

 Mevlana Sözleri için en güzel mevlana sözleri sitesi; http://www.mevlanasozler.c... Waltergob


Çaresizlik yoktur, umutsuzluk vardır. Engellerin yıkılması umut etmeyi umut etmekle başlayacaktır.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Batı’nın üç gözü ve
Eserde nitelik ve iman
Doğu ile batı birlikte bir hayal kurabil
Işık doğudan yükselir
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Batı’nın üç gözü ve
Eserde nitelik ve iman
Yürümek
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Gelecek sayı konusu hakkında


Yavuz Sert - Ben, öteki ve ötesi
Ali Erdal - Eserde nitelik ve im...
Kadir Bayrak - Biz istemeyi bilelim
Sinan Ayhan - Doğu ile batı birlik...
Necip Fazıl Kısakürek - Batı’nın üç gözü ve
Bedran Yoldaş - Sözde ve felsefede y...
Dergi Editörü - Günah bizden gitsin
Site Editörü - Işık doğudan yükseli...
Mehmet Hasret - Kurbağa kesip biçmey...
Necdet Uçak - Gönül
Necdet Uçak - Kitabımı sağ elime v...
Necdet Uçak - Hayır ve şer
Altan Atan - Bir farkla, bir fazl...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Kardelen toplantısın...
Kardelen Dergisi - Bilecikli yazarlar t...
M. Nihat Malkoç - Gecenin ardı nehar
M. Nihat Malkoç - 15 Temmuz ihaneti
Hızır İrfan Önder - Özlü/yorum
Hızır İrfan Önder - Kış bekleyen çocuk
Ayhan Aslan - Kısadan hisse
Ayhan Aslan - Rüşvet
Ayhan Aslan - Netice
Ayhan Aslan - Yıldız
Mehmet Balcı - Çocuk
Mehmet Balcı - Arıyorum
Ahmet Çelebi - Doğuyu özlüyorum
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Muhsin Hamdi Alkış - İki Doğu ve iki Batı...
Kubilay Ertekin - Hakka sahip çıkmak
İbrahim Şaşma - o mübarek kapıda
Halis Arlıoğlu - İktidar düşmanları
Ahmet Değirmenci - Sen nerdesin
Büşra Doğramacı - Kırkikindi
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - 101.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Anket
Murat Yaramaz - Hitap
Murat Yaramaz - Siyaset
Kenan Aydınoğlu - Elliye çatacak yaşın...
Ekrem Esad Atan - Kaygılanacak ne var
Ferhat Nitin - Deneme/Ne tuhaf
Hakan Karahan - Köroğlu
Mehmet izzet Gülenler - Yürümek
Recep Şen - Yâren
Erkan Karakaya - Filistinlileri topra...
Osman Sarıvelli - Söyle
Hüseyn Arif - Analar
Özgür Erdoğan - Ebeveynlik
Mirvarid Dilbazi - ***
Kerem Yılmaz - Denizde
Nəriman HƏSƏNZADƏ - ÜRƏYİM ANANI İS...
İradə AYTEL - SEVGİ NAĞILI
Samed VURĞUN - Göygöl
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaret�i Say�s� Toplam : 5946468
 Bug�n : 172
 Tekil Ziyaret�i Say�s� Toplam : 474588
 Bug�n : 5
 Tekil Ziyaret�i Say�s� (d�n) Toplam : 64
 101. Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 7
 ï¿½nceki Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 15
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim