Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4763 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

K?mil Olanyn Hakky
Ali Erdal

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2005

İstense de istenmese de, kabul edilse de edilmese de İslâm; dünya gündeminin birinci maddesi… Hem de, bu madde görüşülmeden ikincisine geçilemeyecek aciliyette ve ehemmiyette… Çünkü, bütün değerlerini kaybeden, her şeyi birbirine karıştıran ve kaosa düşen İnsanlık; bir yüce değere muhtaç ve onu arıyor… O yüce değer de İslâm'dan başkası değil; zira onun dışında her şey eksik... İslâm öylesine tam, diğerleri o kadar eksik ki, herkes ve herşey eksiğini ondan tamamlıyor ve bunun için de onun kavramlarını kullanmak zorunda kalıyor.

İşte birkaç örnek…

Adı “Ata” soyadı “Türk” olan medyanın, kısa ömürlü sineklere benzeyen kahramanı (!), bir otel odasında ölü bulundu. Bunun üzerine annesi, herkesi güldüren bir cevahir yumurtladı: “Bu vatana benim de bir şehit vermem gerekiyordu”... Zavallı, ölen oğlunu yüceltme ve kendisini savunma sevdasına öylesine kaptırmış ki kendini, gülünç duruma düşürdüğünün ve hem o zamana kadar annelik görevlerini yapmadığının hem de böyle bir ifade kullanmaktaki hatasının farkında değil.

Bazı ölülerin; mesleğine ve ölüm sebebine bakılarak “basın şehidi”, “görev şehidi”, “demokrasi şehidi” gibi etiketlerle gömüldüğünü sık sık görüyoruz. Savaştan sağ dönen yabancı askerlerden de haberlerde “gazi” diye söz edildiği oluyor. Bir televizyon, Vietnam savaşına katılan Amerikan askerlerinin toplantısını, “Vietnam gazileri bir araya geldi” şeklinde vermişti… Pisi pisine ölüm ve sıradan ölüm ile üstün bir gaye uğruna ölümün ve kazadan kurtulanla, savaştan sağ dönenin farkını sadece İslâm ayırdediyor. Çünkü sadece o, uğruna hayat verilecek değerde... Bir İngiliz atasözü, “Uğruna can vermeye değecek değeri olmayanın, hayatının da değeri yoktur” diyor. Öyle bir hayatın değeri olmadığı gibi, uğruna ölünenin de değeri yok... Bu sebeple ölülerine ve dirilerine değer kazandırmak isteyenler, her şeyi birbirinden ayırdeden sistemin kavramlarına muhtaç... Farkında değiller ki, böyle yapmakla ne ölülerine, ne dirilerine değer kazandırıyorlar... Gayeleri ne olursa olsun böyle yapanlar, sadece İslâm’ın değerini pırıldatıyorlar...

Nazım Hikmet, “Kapital”e; hayranlığını ifade için “Hafız-ı Kapital olmak istiyorum.” demişti. Niye “Kapital’i ezberleyeceğim” veya “Kapital'in ezbercisi olacağım” demiyor. Diyemiyor… Dini, esastan reddeden bir ideoloji için vatanını terk ettiği halde, bir mübarek gecede Romanya’da camiye gitme ihtiyacı duyduğu gibi, bâtıl dâvasını ve dâvasına bağlılığını ifade için İslâm’ın kavramına sığınıyor... O da biliyor ki, “Hafız-ı Kur’ân” olunur ama, “Hafız-ı Kapital” olunmaz... Bir başka kitabın da hafızı olunmaz... Çünkü Kur’ân, hafızı olunacak kitaptır. Ama ne Kapital, ne bir başkası buna değmez... Nitekim, Nazım Hikmet bile, mistik bir lâf etmiş ama, şu anda hiçbir değeri kalmamış kitabı, istediği halde, ezberlememiş… Kur’ân-ı Kerîm dışında hiçbir kitap bu seviyeyi bulamadı, bulamayacak. Öyle söylemekle, kitabının değersizliğini ve Kur'ân'ın değerini ilân etti; o kadar...

Bir şeyi protesto için yemek yemeyeceklerini ilân edenler, eylemlerini yüceltmek için “oruç” ifadesine sığınır. Çünkü, filân şeyi şöyle şöyle yapmazsanız, aç duracağım dese hiçbir tesiri olmayacak… Yemezsen yeme, derler adama… Ne yapsın zavallı, hareketine bir yücelik katması lâzım… O da, sadece yemek yememekten ibaret olmayan ve yerine getirene dünyalardan üstün yücelikler kazandıran “oruç”tan başka ne olabilir?.. "Açlık grevi" demek de yetersiz. “Açlık orucu” tuttuğunu iddia eden, zannettiği gibi hareketini, “Açlık orucu” demekle “ibadet” seviyesine yükseltemez. Gayesi ne olursa olsun, sadece İslâm’ın bir değerini ilân etmiş olur; o kadar…

Efes’te medfun olduğu söylenen “Meryem Ana”yı ziyaret eden Hristiyanlar’ın “hacı” olduğununu yazar, kâğıt yığını gazeteler… İslâm’dan başka hiçbir inanışta hac yok. Şurayı burayı ziyaretle “hacı” olduklarını söyleyenlerin ve böylelerinin “hacı” olduğunu iddia edenlerin kendileri bile söylediğine inanmaz. Sadece inanışlarında böyle bir müessese olmadığını, haccın İslâm’ın özenilecek bir müessesi olduğunu belirtirler,o kadar...

Mucize!... Allah'ın peygamberlerine, peygamberliklerinin delili olarak bahşettiği kudret... Allah'ın izniyle, koyduğu kuralların dışına çıkabilme gücü... "Kul" olmalarına rağmen, emirler manzumesini bildirmekle görevlendirdiği seçkin insanlara (peygamber) verdiği imkân... Yalnız onlara mahsus... Ama bakıyorsunuz, mucize, aslının ve hakkının dışında da kullanılıyor. Rahatça, "Filân kişinin yaptıkları mucizedir" diyebiliyorlar... "Bir mucize oldu ve kazadan kurtuldu" diyebiliyorlar... Cahil müslümanların da dilinde... İslâm düşmanları bile kullanıyor... Kim ne derse desin, "olağan"ı aşmanın sistemi ve dolayısıyla da kavramı, sadece İslâm'da ve sadece peygamberlere mahsus... Bunu hakları ve hadleri olmadığı halde kullananlar, sadece İslâm'ın üstünlüğünü belirtmekle kalmıyorlar, kendi aczlerini de ilân ediyorlar... "Mucize", öylesine herkesi "acz"e düşürüyor ki, onun yerine şu dense bile denemiyor. Peygamberlik iddia edenlerin zavallılığını, tarih kaydediyor. "Tabiat ne harikalar yaratıyor" kabilinden bilerek veya bilmeyerek yarıtılmışlara tanrılık izafe edenlerin hem kendileri, hem "tanrıları" aşılarak, "aciz" bırakılarak gülünç duruma düşürülüyor. Mucize, peygamberlerin, bütün davalara karşı, meydan okuması...

Peki, aldıkları ve özendikleri ile eksiklerini tamamlayabilecekler midir? Asla!.. Eğer bir iman manzumesi eksiksiz ve tezatsız ise, yani kâmil ise ondan kırpıntı halinde bir şey alınamaz. Çünkü alınan, kâmil müessesenin bütünü içinde bir kıymettir. Dışında bir şey ifade etmez. Oradan alıp, başka bir yere monte etmekle, o değer kazanılamaz.

Tek yol, "Kâmil sisteme" teslim olmaktır. O zaman ancak iki cihanda selâmete erilir… Kâmil olanın hakkı, ya hep, ya hiçtir... Ya tamamına iman edersiniz, ya tamamını inkâr edersiniz...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : testi    07.12.2008
Yorum : yanlış mantığın insanı nasıl yanlışlara sürüklediğini göstermek için baştan sona yanlış, ibretlik bir yazı. Tebrikler yazarı Ali Erdal beyefendiye, bir insan bir yazıda bu an fazla bu kadar mantık yanlışı yapar ve bu kadar yanlış yazar.




Ekleyen : ali erdal    
Yorum : slm adaş beni tanıdın mı daha önce e mail atmıştım sana sonra sende bana cevap yazmıştın. O günden sonra e mail attıysdamda size ulaşamadım ama bende bu yola ulaşmayı uygun buldum. Neyse size gönderdiğim e mailde terşekkürlerimi bildirmiştim bana değer verdiğiniz ve sözlerimi iyi niyetle karşıladığınız için şimdi belki sıkıldınız sözlerimden ama ne yapayım. Sizden bir ricam olacaktı yazxarlık konusundfa sizden destek istiyorum düsncelerimi aktaracağım bir platform arıyorum. Hiçbir ücret talebinde bulunmuyorum sadece kendimi anlatmam gayem. şimdiden teşekür ederim.





 
Kudüs... - Sayı 96
Tasavvuf ve cemiyet... - Sayı 95
Kedicik... - Sayı 94
Türkçenin serencamı... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Kudüsü tefekkür
MƏHƏBBƏT
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs
Vade doldu hanım gitti


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4305814
 Bugün : 1194
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 435063
 Bugün : 22
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 55
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim