65. Sayının Yazıları Sitemize Eklendi!..        Kardelen 19 Yaşında!..        Ramazanınız Mübarek Olsun...
    Yorum Ekle     1263 kez okundu.     5 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

YUSUF’un gülüşü
Ahmet Alp Atay

Şehrin sokakları güzel ve düzenliydi. Yayaların gezebilmesi için iki araç yolunun arasına, iki yanı da ağaçlarla kaplı olan yollar inşa edilmiş. Bu ağaçlar hem uzun hem de sıklardı. Neredeyse yaya yolunun yanlarından geçen araçları görmek mümkün değildi. Bahar mevsimiydi ve ağaçların üzerine tünemiş kuşlar şakıyorlardı. İnsanlar etraflarına bakarak ve arkadaşlarıyla konuşarak bu güzel günün tadını çıkarmaya çalışıyorlardı.

Ilık bir meltem yüzüne vurdu Hakan'ın. İçinde kıpır kıpır duyguların varlığını derinden hissetti. Şehrin canlılığı bu havada daha da bir belirli olmuştu. Aklına talebeleriyle güzel bir piknik yapmak geldi. Hemen plânlayıp haber vermek lâzım ailelerine ve sonrada çıkmalı güzelim Tanrı dağlarının eteklerine. Hem geçen sene yaptıkları piknik hâlâ talebelerinin hafızalarında canlılığını koruyorken bu tam da vaktinde olacak. Akşamdan etleri güzelce sirke ve de kefirle terbiyelemek lâzım, diye düşündü. İleri de yolun üzerine kurulmuş çadırları gördü ve merakını celbettiği için oraya doğru yöneldi.

Yolun iki kenarına yerleştirilmiş çadırların içinde ressamlar kara kalemlerini beyaz kâğıda dokunduruyorlardı. Öyle güzel resimler çıkıyordu ki ortaya. Bazı insanlar oturmuş resimlerini çizdiriyorlar, bazıları ise daha önce çizilmiş portreleri seyrediyorlardı. O kadar çok at resmi çizilmişti ki, bu durum tam da ülkenin at sevgisini ortaya koyuyordu. Eski eğitim sistemlerinin de sayesinde sanata olan merak bütün ülkede vardı. Bu resim çizmede göründüğü kadar her evde bulunan piyanolara kadar belli oluyordu. Kendi talebelerinin çizimlerine bile yetiştiremiyordu çiziklediklerini.

Bu ülkeye geleli iki yıl olmuştu ama çoktan memleketi gibi hissediyordu. Bunda talebelerinin büyük payı vardı. Hele aileleri! Evlerine davetli olarak her gittiğinde karşılaştığı o ilgi ve misafirperverlik kendisini çok mahcup ederdi. Eve girer girmez misafiri 'dastarkon' dedikleri sofraya alırlardı ve kalkana kadar da ikramdan patlayacak hale getirirlerdi. Yeter de denemezdi ki bu güzel insanlara. Çünkü yemediği zaman beğenmedi zannedip üzülürlerdi. Hepsiyle de şimdi tek bir aile gibiydiler.

Bu düşüncelerle arşınlıyordu yolları. Cebindeki walkmanını çıkarıp içine Kur'ân kaseti yerleştirdi. Kulaklıklarını da taktı ve dinleyerek yürümeye devam etti. Kâinat kitabına bir de Kur'ân dinleyerek bakmak istemişti. Uzun yolu böyle daha rahat geçiyordu. 'Kur'ân okuyan kari 'hâlâ akledip düşünmez misiniz?' ayetini okurken acaba şu ana yolun sonunda zirvesinde karlarla eteğine kadar görünen dağı görseydi nasıl okurdu bu ayeti' diye düşündü.

Uzun yolu bitmiş, eve varmak üzereydi. Mahallede tanışık olduğu insanlara selâm verip ilerliyordu. Arkadaşlarıyla beraber oturduğu bina 9 katlıydı ve kendileri 8. kattaydılar. Apartman kapısını açtı ve içeriye girdi. Asansöre yöneldi ve düğmeye basıp çağırdı. Birazdan asansörün kapısı açılmıştı. İçeriye girmişti ki kapı kapanırken biri durdurdu. Bu kapı komşuları olan ailenin kızıydı. Selâm verip asansöre o da binmişti. Hakan utanarak inmek istemişti ama kızın kapıda duruyor olması buna engel olmuştu. Çıkacakları katın düğmesine basmışlardı. O kadar utanmış ve de sıkılmıştı ki, yüzünün yandığını hissediyordu. Biran önce bitseydi şu hal.

Asansör sanki her zamankinden daha yavaş hareket ediyordu. Başı yerde olmasına rağmen beraberindekinin ona baktığını fark edebiliyordu. Daha önce de ona evden çıkarken rast gelmişti ve her seferinde kızın gülümseyerek selâm vermesi karşısında yüzünü başka yöne çevirip selâmına karşılık vererek yürüyüp gitmişti. Hele bir seferinde bu bakışların biraz da farklı şeyler yüklü olduğunu mimiklerinden anlamıştı. O gün bugündür görmemeye çalışmıştı onu. Ama bugün mukadderat ikisini aynı asansöre koymuştu.

Asansörün hareketi iyice yavaşlamış gibiydi. İçerideki lâmbanın ışığı titriyordu ve sonunda tamamen söndü. Asansör sert bir hareketle durdu ve içeridekileri sarstı. Bir anda Hakan boynunda iki kol olduğunu fark etti. Sarsılmanın etkisinin bahanesiyle beraberindeki Hakan'ın boynuna sarıldı. Biran ne olduğunu anlayamayan Hakan da asansörün duvarına dayandı. Yüreği küt küt atıyordu. Bir an böyle geçti. Ellerini süremiyordu ona. Asansörün lâmbası titreyerek tekrar yandı. Durumu gözleriyle de görebiliyordu artık. Elini cebindeki walkmanına götürdü zorla. Dinlediği Kur'ân ayetlerinin sesini daha da açtı. Yusuf suresi okunuyordu. O iffetli Yusuf'un kıssası. Sesler kulağından yüreğine akıyordu. Dolduruyordu orayı. Başkasına yer kalmamıştı. Ellerini bir hışımla muhatabının omuzlarına değdirdi ve itti kendisinden onları.  Şaşkın bakışlarına kendi sert bakışlarıyla karşılık verdi.

Kat 8. Asansör kapıları açılmıştı. Bir duvarda Hakan bir duvarda da diğeri vardı. Hemen atıverdi kendini dışarıya. Anahtarı çıkarıp kapıyı açtı ve içeriye girdi. Kapıyı kapatırken bulunduğu tarafa bakan o gözleri gördü. Kapatmıştı kapıyı onların üstüne. Sürgülemişti hem kapıyı hem de yüreğini onlara.

Hakan, odasından sabaha kadar çıkmadı o gün. Kapısına gelen arkadaşları içeriden gelen hıçkırıkların anlamını bilemediler hiç. Ertesi gün ise ona bakanlar yüzünde tatlı bir tebessümün olduğunu gördüler. Ama içindeki saadetin sebebini melekler bile çevresinde dolaşırken bilemiyorlardı. Kimse tahmin edemedi o gece rüyasında Hz. Yusuf'un (as) ona nazar edip gülümsediğini. Kimse bilemedi artık Hz. Yusuf (as) ile dost olduklarını.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

Eklenen Yorumlar


Ekleyen : hakan öztürkmen    02.08.2010
Yorum : Orta asya ya gidip de oralarda şu müslüman türk halkını temsil etmek işte ancak böyle babayiğitlerin karıdır. allah razı olsun yazandan ve ondan önce , yaşayandan..




Ekleyen : Erol kaplancan    30.07.2010
Yorum : konu orta asyada ki bir hizmet erinin başından geçmiş anlaşılan. kaleminize sağlık.




Ekleyen : zeynep karaaslan    29.07.2010
Yorum : çok güzel olmuş. allah razı olsun




Ekleyen : rukiye amanlı    29.07.2010
Yorum : ELLERİNİZE YÜREĞİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK.....




Ekleyen : ni ben kar    10.06.2010
Yorum : yusuf yüzlüler yusuf gülüşlü olurlar





 
YUSUF’un gülüşü... - Sayı: 64
Tüm Yazıları
Gelecek Sayının Konusu
Her seçim, geleceğe matuf MİLLÎ İRADE beyanıdır.
12 Eylül’de yapılacak HALKOYLAMASIYLA ortaya konacak;
MİLLÎ İRADENİN değerlendirilmesi...
Eserler, 13/19 Eylül 2010 tarihleri arasında gönderilmelidir.
Son Eklenen Yorumlardan
 
Tıp Literatüründe Bir İlk!
Yazarımız Dr. Mesut Başak'ın buluşu ilk kez Kardelen'de!!
Sişmanlığa Çare

Doç.Dr.Mesut Başak'ın "Tokluk Kemeri" hakkındaki
çok önemli bilgilendirme notu için tıklayınız!!!
Kardelen Anket
Sizce her şeyi yerli yerine oturtacak bir anayasanın hazırlanması için şartlar oluştu mu?
Hayır 34.0%
Evet 30.8%
Pekâlâ, hazırlanır ve taslak da halka sunulur, halkoylaması yapılır. 24.3%
Halk oylaması yapılsın 10.9%

Toplam Oy: 412
Daha önce oy kullandınız

 
 
Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Başyücelik emirleri – SİNEMA
GÜZEL ve GÜZELLİK ÜSTÜNE
Gönlümün Sonbaharı
"HAYAL" ve "HAKİKAT"
SANA YAĞMURLAR ISMARLAYAYIM
Kardelen, Türkçe'nin olduğu her yerde
Uygur Şairi Çobanî'den
Gazeller
* * *
Azerî yazar Aysel Şerifova'nın kaleminden
Türk Edebiyatının incisi: Mehr ü Vefa
Mustafa Kınıkoğlu - Hiç bir şey ESKİSİ GİBİ olmayacak
Mücahit Koca - TEMBELLİK ÜZERİNE BİR DENEME
Sinan Ayhan - Belgesel: 1369'uncu Sırada Seyredilen Film
Bedran Yoldaş - MORDAN KIZILA
Fatma Pekşen - NİYE GİTTİN CİCİ ANNE?
Ahmet Mahir Pekşen - O GÜNLERİN ARDINDAN
Kürsü Nizam - Haklar
İbrahim Berber - Yiğitleme
Medya Sepeti - M. Kemal'in gizlenen vasiyeti
Hidayet Diler - SİYASETÇİLER NEDEN HEP KAVGALIDIR?
M. Nihat Malkoç - Vişne
Kadir Bayrak - OLAYLARA BAKIŞ
İbrahim Türkhan - KURŞUN RENKLİ AŞK
Ziya Paşa Akyürek - FİGÜRANSIZ OYUN
Ayhan Aslan - Otokontrol
Hızır İrfan Önder - EDEBE DAİR
Hasan Tülüceoğlu- EYLEMİN HALLEDEMEDİĞİ
Muhammet Ülker - YEMEN İLLERİNDE
Fatih Öncü - NEREYE BAKIYORSUN?
Dr. Tofiq Necefli - KARAKOYUNLU-MEMLÜK İLİŞKİLERİ...
Rukiye Kököz - Hayat bir sınavdır
Yakup Kiraz - Adam ve Azrail
Yağmur Sayan - SEVDİĞİM İLK ADAM
Ahmet Alp Atay - YUSUF’un gülüşü
Gökhan Hıra - Büyümeye hevesli bir çocuktuk...
Bilal Yavuz - SONBAHAR
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 1549061
 Bugün : 827
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 13901
 Bugün : 47
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 93
 65. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 12
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 30
Son Güncellenme: 21 Mayıs 2010
Künye | Abonelik | İletişim