GÜLCÜ DEDE Hızır İrfan Önder Sayı:
66 - Ekim / Aralık 2010
 Bizim mahallede bir dede vardı. Büyüklerimiz ona gülcü dede derlerdi. Onun işi gül yetiştirmekti. Ömrünü güllere adamıştı. Yüzü de gül gibiydi. Niçin olmasındı. O her zaman güler yüzlüydü. Saçları kırlaşmış fakat dökülmemişti… Küçük çocuklar ise onun yanaklarının tombul, kendisinin de oldukça şişman olması nedeniyle tonton dede derlerdi.
Bir gün onunla karşılaştım. Bana adımı sordu. “Yılmaz” dedim. Kaçıncı sınıfa gittiğimi sordu. “Sekizinci sınıf” dedim. “Bir gül ister misin yavrum?” dedi. .“Bilmem” dedim. O da“gül bakmak zordur; ona sevgini vereceksin; hiçbir ihtiyacını aksatmayacaksın ki gülün çok güzel açsın.” dedi ve ekledi: “Hem dokuz ay sonra en güzel gül yetiştirme yarışması var, güzel gül yetiştirirsen birincilik ödülünü alabilirsin.” dedi. Ben hemen “birincilik ödülü nedir?” diye sordum. “Çok güzel bir bilgisayar” dedi. Beni bir heyecan sardı. İçimden bu yarışmaya ben de katılmalıyım ve birinci olmalıyım dedim. Çünkü asgarî ücretle çalışan babamın bana bilgisayar alamayacağı apaçıktı…
Bizim mahallede durumu çok iyi olan bir tek Sertaçlar vardı. Çok kötü kalpliydi. Herkese kötülük ederdi. Baharın tam ortasındaydık. Sertaç her ilkbaharda olduğu gibi yaramazlığın zirvesindeydi: Çiçekleri eziyor, hayvanlara taş atıyor, küçükleri dövüyordu… Bu kötülükler onun için sanki bir oyundu. Ben gülümün açmasını merakla bekliyordum. Çok yakın zamanda ve güzel bir biçimde açması için de dua edip duruyordum... Sertaç benim gülümü gördü ve kıskandı. Onu kırmaya çalışınca dikenleri eline battı ve ağlayarak evinin yolunu tuttu. Oradakiler onun bu tutumuna gülüştüler... Ben gülümle ilgilenmeye devam ettim. Her türlü bakımını yaptım. Ve de yüreğimi verdim… Bunca çaba ve bekleyişin sonunda gülüm açtı. Heyecanla gülcü dedeye koşarak: “Açtı! Açtı! Gülüm açtı!” dedim. “Aferin! Gülüne iyi bakmışsın demek ki.” dedi. Ben de ona yarışmaya katılabilmem için yaptığı yardımlar için teşekkür ettim. Yarışmaya bir hafta vardı ve heyecanımı saklayamıyordum. Belki benim de bir bilgisayarım olacaktı. Ve sonunda zaman geldi çattı. Yarışma günü erkenden kalkıp üstümü giydim. Kahvaltımı ettim ve yarışmaya alanına gittim. Yarışmada Sertaç da vardı. Yarışmayı bir şekilde kazanıp bana kötü bir son yaşatmak peşindeydi. Çünkü o birinci olursa benim bilgisayar hayalim suya düşecekti. Ben üzülecektim o sevinecekti… Uzun süren bir değerlendirme sonunda jüri sonucu açıklamış birinci ben olmuştum. Ne kadar çok sevinmiştim… Artık benim de bir bilgisayarım olmuştu. Sevincim de boşuna değildi. Çünkü benim kazandığım ve benim olan ilk şeydi bu bilgisayar. Son nefesime kadar da bunu anımsayacağım. Öyle ki gülcü dede ölünce, tam bir yıl hayata küsmüştüm. Gülcü dede bir hayalimin gerçekleşmesine vesile olmuş; çalışmayı, sabırlı olmayı ve adam gibi sevmeyi öğretmişti. Gülcü dede şimdi kalbimin derinliklerinde yaşıyor…
|