Nakış Ekrem Yılmaz Kaygılar buhar oldu
Doldu sefâ gönüle
Sürur, neş’e, heyecan
Saadet de sıfatın
Düş peşime der
Yedinci kat göğe
Merdiven mi
Niye
Sevgilim diye
Gönlümde yerler gökler
Lâ teşbih
Onun oyuncağı
Şimdi Ondayız
Muhabbet uçurur
Vasıtasız
Son ağaçtasın
Bir anda
Orda orda ordasın
Başın secdede
Senin Burak’ın
Gece yolculuğun: Namazın…
Bitti şimdi
Çaktı haber
Yağan müjdelerdi
Hamdettik Yaradana
Sonsuz kere
Gönle dolan sefâydı
Seni seviyoruz Allah’ım
Onunla nakşettin
Kendine aldın bizi
Sevdik zannettik
Sen sevdin
Biz yokuz!
Devamı iıin tıklayın Dünyayı Allah yarattı Necdet Uçak Kimisi var bal topluyor,
Kimi çayırda otluyor,
Kimisi yuva dokuyor,
Dünyayı Allah yarattı.
Kimi gezer av peşinde,
Kimileri şov peşinde,
Anneler yavru başında,
Dünyayı Allah yarattı.
İşte bulut, işte yağmur,
Çekil, kuytu bir yerde dur.
Orman aslandan sorulur,
Dünyayı Allah yarattı.
Kırlangıçlar döner durur,
Ağaçkakan gagak vurur,
Kartal kanat açmış kurur,
Dünyayı Allah yarattı.
Yavru, annenin sırtında,
Kiminin cep var karnında,
Kimi beslenir koynunda,
Dünyayı Allah yarattı.
Kimi pençeyle avlanır,
Kimi diliyle uzanır,
Hepsi düşmanını tanır,
Dünyayı Allah yarattı.
Siyah, beyaz, sarı, kızıl,
İnsan ırkı hepsi asil,
Birgün olur haşır neşir,
Dünyayı Allah yarattı.
Kimi uzaklardan görür,
Kimi öter, kimi ürür,
Hepsi soyu gibi büyür,
Dünyayı Allah yarattı.
Hepsinde başka marifet,
Kimisi ot yer, kimi et,
Kimi hakkında var âyet,
Dünyayı Allah yarattı.
Kimi yaşıyor denizde,
Kimi dağda yahut düzde,
Gelen var baharda, yazda,
Dünyayı Allah yarattı.
Türlü türlü bitki, meyva,
İşte armut, işte ayva,
Çiçek, böcek, lâtif hava,
Dünyayı Allah yarattı.
Kimi ot oluyor ilâç,
Hepsi de sevgiye muhtaç,
Yılan, akrep görürsen kaç!
Dünyayı Allah yarattı.
Kötü koku bak kokarca,
Sincap tırmanır ağaca,
Karıncalar yapmış baca,
Dünyayı Allah yarattı.
Meyva, sebze bin bir türlü,
Kimi temiz kimi kirli,
Sarı, kızıl yahut gri,
Dünyayı Allah yarattı.
Yıldızlar, ay ve de güneş,
Gezegenler dokuz kardeş,
Ek, biç, kazan bitmez uğraş,
Dünyayı Allah yarattı.
Kimi güzel kimi bet ses,
Hepsinde de mevcut nefes,
Kuşlar için yapma kafes,
Dünyayı Allah yarattı.
Faydalı, zararlı mikrop,
Kimi tek tek kimi top top,
Kimini sev kiminden kork,
Dünyayı Allah yarattı.
Madenler de say say bitmez,
Altın, petrol para yetmez,
Binle gemi yüzer, batmaz,
Dünyayı Allah yarattı.
Irmak, pınar, çağlayan var,
Sevinç, keder ağlayan var,
İyi, kötü söyleyen var,
Dünyayı Allah yarattı.
Galaksiler, Karadelik,
Sahipsiz değildir bu mülk,
Uzay sonsuz, korkunç, büyük,
Hepsini Allah yarattı.
Devamı iıin tıklayın İçim yanıyor Necdet Uçak Bende hiç bitmez acı, ormanlarım yanıyor,
Bir yanımda Gazze var, bak yüreğim kanıyor.
Burda orman yangını, orda dökülen kanlar,
Söner yanan ormanlar, orda ocak sönüyor.
Devamı iıin tıklayın Suyun serencamı M. Nihat Malkoç Nefes ol tabiata, bir nefes almak için
Suya sahip çıkmazsan çöle dönüşür toprak
Suya muhtaçtır insan, hayatta kalmak için
Beslenemez kökünden, dalında kurur yaprak
Sudan bahanelerle kirletmeyelim suyu
Tabiat gülümsesin, biz sarf ettikçe emek
Kaynaklar tükenirse kurur insanın soyu
Korunan bir damla su, bin damla hayat demek
Suları kirletip de hayatı zehir etme!
Suya kıymet verenler, su gibi aziz olur
İnsanca yaşamayı, sıhhati tehir etme
Diktiğimiz bir fidan, sulanınca yüz olur
Göklerde salkım salkım, bembeyaz bulut vardır
Dörtte üçü su olan dünyada yaşıyoruz
Odur hayat kaynağı, su varsa umut vardır
Suları kirletenin aklına şaşıyoruz
Dereler özgür aksın, kirlenmesin koy'umuz
Su yoksa hayat yoktur, su iksiridir canın
Ekmek ve hava gibi pek azizdir suyumuz
Boşa akmasın sular, tasarruflu kullanın!
Beslesin ırmakları dağda eriyen karlar
Çölleşmesin dünyamız, toprak suyla can bulsun
Çeşmeler kurumasın, coşkun aksın pınarlar
Sular berrak aktıkça gönül heyecan bulsun
Hayata can bahşeder, dinlendirir su sesi
Akan kandan farksızdır, boşa akan her damla
Tabiata can verir ırmakların busesi
Suya sahip çıkalım, gönül dolmasın gamla
Yarın bir damla suya muhtaç olmamak için
İnsanoğlu tez elden sahip çıksın suyuna
İş işten geçtiğinde saç baş yolmamak için
Gözünü dört aç insan, sakın gelme oyuna!
Hayatın öznesi su, su gibi özgür yaşa!
Damlalar umman olsun, kurumasın nehirler
Kaynaklar sınırlıdır, harcamayalım boşa
Cehenneme dönüşür, su olmazsa şehirler
Devamı iıin tıklayın Yana yana Kadir Karaman Derdin senin beni ey gül!
Düşürdü bitmez efgâna.
Hasretinle giryan gönül
Ağlıyorum yana yana.
Bu cevrinin sebebi ne?
Dayanmıyor dertli sine
Bak halime günden güne
Eriyorum yana yana.
Eğer yaptım ise bir gaf
Merhamet et! Affet! İnsaf!
Ömrümü etsen de israf
Veriyorum yana yana.
Vermez derdin bir an rahat
Bitti yüreğimde tâkat
Her an visal, her an firkat
Örüyorum yana yana.
Gözlerim firkatten nâlân
Yüreğim kan, ruhum talân
Sözlerime nolur inan!
Çürüyorum yana yana.
Yalvarırım bakışımla
Bakma yüzüme hışımla
Hicranımı gözyaşımla
Karıyorum yana yana.
Derdin mihnete salmak mı?
Bendeni mutsuz kılmak mı?
Kastın canımı almak mı?
Soruyorum yana yana.
Gördün gayrı güzelleri
Derdirdin gonca gülleri
Visal vakti gazelleri
Deriyorum yana yana.
Dokunur, acı söyleme,
Kalbim düşmesin eleme,
Güzel hayalin sineme,
Sarıyorum yana yana.
Çaresizim ey çaresaz
Gönlüm sensiz asla olmaz
Geç desen de, geçemem vaz
Arıyorum yana yana.
ASGARÎ, perişan, gör de
Dinsin âhı, derman ver de
Aşkın ile düşmüş derde
Görüyorum yana yana.
Devamı iıin tıklayın Beklenti Kadir Karaman Vaad edilip tutulmayan sözlerden…
Yüzüne hiç benzemeyen özlerden,
Ağlatan, hiç yaş akmayan gözlerden…
Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..
Düzenbaz, yalancı, ikiyüzlüden…
Kalbi kara arsız, sahte sözlüden…
Utanmaz, sıkılmaz şeytan gözlüden
Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..
Ne yiğitler gömdü lânetle yere..
Ne büyükler gördü, benzer süngere
Tükendi herkese can vere vere
Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..
Sözlerin büyüsü, eylemin yükü
Bunalttı, kahretti gök ile mülkü!..
Aldatılmaktan usandı çünkü
Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..
Kendinden sandığı darbeyi vurdu
İhânet kalbine çöktü, oturdu
Her cephede o korudu bu yurdu
Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..
Alın teri, özlediği toprağın;
Tertemiz yel, beklediği yaprağın;
Dinsin bedduası kâlbin, dudağın;
Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..
ASGARÎ, Helali harama karşı
Huzurla dolmalı dağ, hane, çarşı
Usandı savaştan, arar barışı
Çok çekti bu millet…artık çekmesin!.
Devamı iıin tıklayın Dünyalık Ayhan Aslan Görüp görebileceğin son dünyalık
Boyunca, tahtadan bir sandık.
Bir avuç gözyaşı ardından
O da klasik, vedalık.
Devamı iıin tıklayın Filistine ağıt Mehmet Balcı İnsanlık öldü mü nerde bu millet
Filistin ağlıyor ben ağlıyorum
Merhamet mi bitti nedir bu zulüm
Şeria ağlıyor ben ağlıyorum.
Diller mi paslanmış herkes susuyor
Gazzeli kardeşler hep kan kusuyor
İsrail zalimi yolu kesiyor
Gazzeli’m ağlıyor ben ağlıyorum.
Yardım ulaşmıyor yollar kapalı
Hepsi aç yaşıyor körü topalı
Bizleredir elbet bunun vebali
Kudüs’üm ağlıyor ben ağlıyorum.
Zulüm görenlerin hepsi müslüman
Dünya eşkiyası İslâm’a düşman
Bir Filistin ağlar bir Afganistan
Kardeşim ağlıyor ben ağlıyorum.
Yollar kıyma gibi cesetle dolu
Çeçenistan, Irak her yer kan gölü
Nerde müslümanlar hepsi mi ölü
Kerküküm ağlıyor ben ağlıyorum.
Tarikat dediler, mezhep dediler
Demokrasi dedi bizi böldüler
Bölününce haritadan sildiler
Dindaşım ağlıyor ben ağlıyorum.
Bu uyku yetmez mi uyanın millet
Bu zulüm uzarsa bize bu zillet
Elim uzanmıyor Allah’ım affet
Bosna Hersek ağlar ben ağlıyorum.
İngiliz, Fransız, Alman, Yunanı
Bir sürü hergele sardı her yanı
Haçlı sürüsünün yoktur imanı
Kerbelâ ağlıyor ben ağlıyorum.
Bir silahı yoktu elleri boştu
Kazma sapan bulan cepheye koştu
Filistinli Allah diyerek coştu
Mescidi Aksa ağlar ben ağlıyorum.
Mehmed’im ikaz et birlik olalım
Birlik olalım ki hep kazanalım
Birlik olalım ki korku salalım
İnsanlık ağlıyor ben ağlıyorum.
Devamı iıin tıklayın Gurbet destanı Mehmet Balcı Ne hallere düştün ah güzel ilçem
Köprübaşı ağlar ben ağlıyorum
Köylerin içinde en güzeli iken
Akpınar ağlıyor ben ağlıyorum.
Yıllardır boş kaldı cadde sokaklar
Bu bomboş sokaklar ne sırlar saklar
Burda garip doğar güne şafaklar
Çifteköprü ağlar ben ağlıyorum.
Evlâtlar kardeşler gurbete gitti
Gurbet nicesini perişan etti
Kiminin geriye tabutu geldi
Fidanlı ağlıyor ben ağlıyorum.
Kimisine dönmek nasip olmadı
Kimisi gurbette mesut olmadı
Nicesinin gözü yollarda kaldı
Gündoğan ağlıyor ben ağlıyorum
Dağların dumanlı yaşlı mısın ne
Niceleri girdi toprak sinesine
Kalbim yaralıdır çekip gidene
Yılmazlar ağlar ben ağlıyorum.
Nedir bu gururun bu azametin
Yokuşlara çıkmak elbette çetin
Gözbebeği idin sen bu milletin
Avulot ağlıyor ben ağlıyorum.
Karanfil mi gül mü nergis mi nesin
Sesim ulaşmıyor uzak yerdesin
Gurbette garipsin çıkmıyor sesin
Beşköyüm ağlıyor ben ağlıyorum.
Kışın ak giyersin yazın meraklı
Sonbahar çıplaksın kışın duvaklı
Yüzlerce şehit var tepende saklı
Harmantepe ağlar ben ağlıyorum.
Çimenlerde koştum yattım bir zaman
Daima üstünde bir karaduman
Seni terk edende zayıftır iman
Kahvedüzü ağlar ben ağlıyorum.
Gurbete giderken ne yollar aştık
Orda yıllar yılı deli dolaştık
Gurbet hayatına sanma alıştık
Dağardı ağlıyor ben ağlıyorum.
Sendedir donduran buz gibi sular
Sende gezinirdi koyun kuzular
Senden ayrılalı yüreğim sızlar
Soğuksu ağlıyor ben ağlıyorum.
İnanın kardeşim dertlerim derin
Gurbetin rüzgârı esmiyor serin
Yazı dâhi karlı çok tepelerin
Madurdağı ağlar ben ağlıyorum.
Kuş uçmaz bir ülke olmuş dağlarım
İlçemin hâline bakar ağlarım
Gurbette mi geçsin gençlik çağlarım
Yaylalarım ağlar ben ağlıyorum.
Kardeş kazandığın zehirdir senin
Gülsen de içinden edersin enin
Gurbet elde yüzü gülmez kimsenin
Mehmet Balcı ağlar ben ağlıyorum.
Devamı iıin tıklayın Devran ve endişe Halis Arlıoğlu Dönecek bir gün bu devran, sanma sürüp gidecek,
Sönecek o yıldızlar, dağlar hep sarsılacak,
Varacak menzili maksuda, dağı derûn olacak,
Dinecek bu gul güle, sonu bir gelecek,
Ağlayıp inleyerek, sineler çâk çâk olacak.
Dost mahzun, canan mecruh, ağyâr gülecek,
Bitmeyen o hâyu huylar da nihayet dinecek,
Yaklaştı artık zevâl, şimdi gün dinlenecek,
Bitmez sanılan ömrü derbederin son bulacak,
Kurulup yeniden bir divan, sanma bu demler sürecek.
Yürüyen bu kalabalıklar, bir gün duracak,
Doğacak yeni bir gün, bu devrân son bulacak,
Suyu bitmiş değirmen gibi ansızın duracak,
Yıkılan saltanatın sesi, tâ arşı âlâya vuracak,
Geçecek faslı bahar, şu nev bahar da solacak.
Devamı iıin tıklayın Düşünce sağanağı Halis Arlıoğlu Uçar kuşlar kelebekler, mavi kanatlı melekler,
Dile gelir tüm dilekler, düşünce sağnağında.
Akar dere şırıl şırıl, gönül sevgiye sarılır,
Gazeller niçin darılır, düşünce sağnağında?
Avundum hayalinle, unutma beni yâd eyle,
Servi revanım söyle, düşünce sağnağında.
Uzaklardan ses verir, bir gün ansızın gelir.
Boy verir hep serpilir, düşünce sağnağında.
Bulutlar yağmur dolu, irem bağının gülü,
Zülfü gerdana dökülü, düşünce sağnağında.
Ötüşür garip kuşlar, mânâlıdır bakışlar,
Yüzünde var nakışlar, düşünce sağnağında.
Yağmur dereden taştı, yine bu gönlüm coştu,
Aklımı alıp kaçtı, düşünce sağnağında.
Boynumdadır zincirim, üzersen incinirim,
Çektiğim ben bilirim, düşünce sağnağında.
Kalbe hançer vurulur, binbir sual sorulur,
Akan sular durulur, düşünce sağnağında.
Hayaldir düşünceler, dilim adın heceler,
Sonu gelmez geceler, düşünce sağnağında.
Bakıştık melül mahzun, altında kaldık arzın,
Kavuşmak elbet arzum, düşünce sağnağında.
Feleğe ettim sitem, bilmem nereye gidem?
Bu diyarı terk edem, düşünce sağnağında.
Sonu yok düşüncenin, dilimdeki hecenin,
Bu uzun bilmecenin, düşünce sağnağında.
Her düşünce işkence, düşünür ince ince,
Yârim sanki bir gonca, düşünce sağnağında.
Feleğin çemberinde, dönüyor mihverinde,
Kaderin bu elinde, düşünce sağnağında.
Kâh ona sitem ettim, dileğimi ilettim,
Bilmem feleğe ne ettim, düşünce sağnağında.
Devamı iıin tıklayın Öyle bir vurur ki kalbim Ahmet Değirmenci Öyle bir vurur ki kalbim,
Deprem gibi sarsar şu yeri.
Söndü, sönüyor gözümün feri.
Yaram kanıyor yetiş ey tabibim!
Dünya ki zehir zemberek…
Akar gözyaşın sicim sicim.
Şad ol yalnızlık, var ol ey acım!
Bir avuç toprak, ateş gibi yürek...
Döküldü kanım, vay beni!
Doymadı bir top çiğdem-çiçek.
Umudum gibi hiç bitmeyecek,
Ay güneşidir gecenin duy beni!
Yüce dağlardan kar gelir,
Rahmet olsun doldur heybeni.
Hazan vurmuş avutmaz toy beni,
Baharda çiçekler açsa ar gelir.
Konuşma, ağlama, susma…
Gül açsın yüzünde yar gelir!
İçinde yangın, dünya dar gelir.
Kolunda kelepçe, boynunda tasma.
Devamı iıin tıklayın Yarım kalan vasiyet destanı Ahmet Değirmenci Dandini dandini gelir Dasdana,
Danayı, davarı bırak bostana!
Büyüsün bebeler yata uyuya
Biz başlayalım bir soylu destana!
Önce gök, sonra yer, sonra arası…
Arasında kan var, yürek yarası.
Ahdinden dönersen bahtın karası,
Azmet şahadete gelir sırası!
Yeryüzü sallandı, sema titresin!
Neler oldu, neler biter göresin!
Dedenin dilinde soylu “TÖRE”sin!
Sapma Hakk yolundan Hakk’a eresin.
Kâğıdım, kalemim canla mürekkep.
Hokkama doldurup kanla mürekkep,
Destan yazarım, her hecem bir mektep!
Sana vasiyettir işte bu kitap!
Ninniler, masallar, renkli rüyalar…
Düşlerin peşinde seni oyalar.
Eğlenceye dalıp kalır yayalar,
Senin mezar taşın ulu kayalar!
Devamı iıin tıklayın Akıl Murat Yaramaz kediden üstün bir kapan görmedim
doğada yenilik yapan görmedim
belki sonsuz ilâh akıl ettik de
aklın kendisine tapan görmedim…
Devamı iıin tıklayın Sancı Murat Yaramaz dolmuşken tüm dünya kan ve intikam
beşeri sevdanın acısı neymiş
gözünü kör etmiş mevki ve makam
sormalı insana sancısı neymiş..
Devamı iıin tıklayın Emir Murat Yaramaz gerekirse taş kaynatıp içecek
geçmeyecek haram lokma boğazdan
kimi zaman tartı öyle ölçecek
geçmeyecek gram lokma boğazdan…
Devamı iıin tıklayın Hayali Murat Yaramaz kapasite belli seviye düşmüş
beyin kuramıyor engin hayâli
mânevi tefekkür deliye düşmüş
moda evlenecek zengin hayâli
elinde ne yoksa ona bayılır
yetinme duygusu ilkel sayılır
bu salgın ışıktan hızlı yayılır
hastalık farklı bir rengin hayâli
mahrem görüntüler aynadan çıkmış
bütün sırlarımız binadan çıkmış
dâvâ kelimesi mânâdan çıkmış
rüzgâra kapılmış cengin hayâli...
Devamı iıin tıklayın Bülbülü şeyda gibi Mahmut Topbaşlı İçimizde yeşerir yediveren gülleri,
Bülbülü şeyda olup başka bağda ötmeyiz!
Koyun kuzu melerken en gümrah yaylalarda,
Kendi necasetinde dolananı gütmeyiz…
Rahmet olan damlalar düştükçe üstümüze,
Toprağımız bellidir başka yerde bitmeyiz.
Mazlumun arkasında dağ gibi dururuz da
Nice emanetleri gönlümüzden itmeyiz.
Pişip olgunlaşmaya için için yanarız,
Közümüzde kavrulur duman duman tütmeyiz.
Yürekler aşkla çarpar sevdamız vatan bizim,
Şehitlerin mirası bu topraktan gitmeyiz…
Varlığın potasında şükürlere bürünüp,
Hiçlik âlemlerinde bir zerreye yetmeyiz.
Dervişane duygular yüreklerin süsüdür,
Tevekkül libasımız çula minnet etmeyiz.
Toktur gönül gözümüz saraylar netsin bize?
Toprakta secde eder ipek üzre yatmayız…
Masiva aklımızı çelmeye bin uğraşsa,
Dönüp bakmaz gözümüz, bir nebzecik tutmayız.
Yürekten bağlanınca sonsuza uzanır yol,
Dostluk yarenlik şiar, kardeşliği satmayız…
Yiğitlik mirasımız kahramanlar eliyle,
Kalleşliğe pirim yok arkadan ok atmayız!
Gün gelir cenk başlarsa gayretimiz şahlanır,
Kuşanır kılıçları kını kına çatmayız.
Fitne fesat barınmaz yüreğimiz kavidir,
Sapla saman ayrılır birbirine katmayız,
Helâl lokma şifadır, paylaşmaksa bereket,
Yayla çiçeklerinden başka balı tatmayız.
Mazluma şefkat eli, masuma adaletiz,
Daima güler yüzler, yetime kaş çatmayız.
Yaradılış sırrına vâkıf olmak aşkıyla,
Hikmetleri ararken bidat dolma yutmayız…
Kutlu emanetleri gönlümüzden itmeyiz.
Tevekkül libasımız çula minnet etmeyiz.
Kalleşliğe pirim yok, arkadan ok atmayız.
Devamı iıin tıklayın Asr-a yemin Cahit Ay Paramparça fert-millet, nasıl seçkin olsun ki…
Battıkça batan ahlâk, neye zemin olsun ki?
Tersyüz ettik itikâd, amel, kitap, sünneti.
Dedik, kuşa benzesin, işte bu din olsun ki!
Görenler dese bile bunlar müslüman değil,
Fikrim hür, vicdanım hür. Niye bedbîn olsun ki!
O bile şaşkınlıkla bakınıyor etrafa
Şeytana iş kalmadı bizden, emin olsun ki!
Gerçek imanı olan düşer miydi bu hale?
Tekerlemeyle gönül nasıl teskin olsun ki…
Salih amel yok ama biz satmakta mahiriz.
İtibar kazanalım, birimiz bin olsun ki…
Hakk’ı tavsiye eden çoktan Hakk’a yürüdü.
Salâya duramadı, bir müezzin olsun ki.
Sabır tavsiyesini susturduk sabırsızca,
Duymaya tahammül yok, tek bir telkin olsun ki.
Niye gelmiştin, neyle gidiyorsun, ey insan!
Hüsrandayız şüphesiz, Asr’a yemin olsun ki!..
Devamı iıin tıklayın Sayılı gün-Elâ Cahit Ay Sayılı gün çabuk geçmez… Geçmiyor!
Hüznü köpürtüyor her seher yeli.
Kıyıdan kıyıya vuruyor gündüz,
Geceler, ne kadar da netâmeli…
Koşan, varmaksızın koşan İstanbul…
“Nereye” deyince, şaşan İstanbul.
Kurtların köyünde, mekân İstanbul.
Şehir ne akıllı, ne de tam deli…
Saklan… Kaybol… Yorganına sığın, yat…
Doksan metrekare, al sana hayat!
Ne yemekte lezzet, ne içmekte tat…
Çaydanlık pas tuttu, demlenmeyeli.
“Bu dumansız yangın seni yakmadı”
Diyorlar, “gözünden hiç yaş akmadı”.
Gözüme bir damla yaş bırakmadı
İçimde çağlayan gönlümün seli…
Sürsün, belli belirsizce yangınım,
Gece neyse, gündüz gece yorgunum.
Nice zaman oldu, nice; hatunum
Elâ gözlerinde dinlenmeyeli…
Devamı iıin tıklayın Ümit Cahit Ay Zerre bile değilken, bana seni gösterdin.
Ne kadar çok sevdin ki sevebilmeyi verdin!
Sonra binbir cihetten lûtfettin binbir nimet.
Zannımca verdiklerin sadece bir işaret:
Burada bunca seven, merhamet eden Sultan,
Orada nasıl sever, neleri eder ihsan…
Ne var ki bulamadım gafletime tâkati.
Zât’ını sevmek için kalbimde liyâkati…
Aşık yazamasam da eşiğine adımı,
Eşiğinin aşkıyla attım yine adımı.
Seveni sevenleri sevmek idi gayretim.
Bir de düşmanlarına oldu buğzum, nefretim…
Seveni sevmeyenden ayırırsın, Sultanım!
Sen kulunun kaydını kayırırsın, Sultanım!..
Devamı iıin tıklayın Kaşım değse kirpiğine yeniden Cemal Karsavan bir şimşek çaksın bir yıldırım düşsün
bir yağmur yağsın istiyorum yaz yağmuru
mevsimsel bir dolu yağsın karla karışık
korkularım çocuklar gibi diz boyu
sen yağ ben yağayım özlemler yağsın
hasretlerim göz ucunda şebnem yapsın
dolsun çukurları kenar mahallelerin
şenlensin baharım yürek bağım
sarıl sokul bana sığınağın olayım
kurut nemlenmiş ruhumu sıcaklığınla
platonik bir aşk benimkisi tutkunum
hayalini hülyalarında bulduğum
şizofrenik bir hayat aramızda eylül boşluğu
gurbet kuşu gibi hayalin dolanır başımda
benim gibi var mı bulmuşken kaybeden sanki
benim gibi var mı karanlıklara gömülen
kim bilir kim nerelerde ne yapar kim bilir
ya özlem çoğaltır ya nefret ya hasret
yeniden belki bir gün karşılaşsak yeniden
kaşım değse kirpiğine yeniden
Devamı iıin tıklayın Âşıkların kavuşması (Samanyolu Andromeda) Osman Akçay Ak Cangız At koşuyor
Yelesini savurarak bak!
Yirmi beş bin asırlık yolun sonunda
Göz kırpmayan bir karanlıkta
Hasretin ucunda
Bir avuç sisle titrersin
Gözümün yetiştiği en uzak nur
Kirpiğimde asılı bir damla yaş gibi
Andromeda! Samanyolu’nun yetim kardeşi!
Gizli mahbubunun her spiral kolu
Bir kurtpençesi
Sana doğru uzanıyor
Çarpışmanız kıyamet değil
Bilakis sonsuz vuslatınız olacak
Dört milyar yıl sonra
Zaman en derin secdeye vardığında
Ülgen’in gümüş yayı kiriş gibi gerilecek
Yıldızlarınız yıldızlarınızla buluşacak
İkiniz tek yürek olacaksınız
Trilyon gök cisminden bir “hû” yükselecek
Kırmızı devlerin son nefesiyle
Kıyın kız, kızılkanadını açacak
Aşk tutuşacak
Evren bir an kamaşıp kör olacak
Sonra yeniden görecek en berrak hâliyle
İki sevgili kavuştuklarında
Beraber ölüp beraber dirilecekler
İki galaksinin kalbi
Tek bir nur halkasında düğümlenecek
Milkomeda doğacak
“Lâ ilâhe illallah” yazılacak evrene
Harf harf değil galaksi galaksi
Her galaksi bir tesbih tanesi
Her kara delik bir Sübhanallah
Her süpernova bir “Elhamdülillah” sedası
Andromeda!
Sen yaklaştıkça anlıyorum
Asıl birleşen galaksiler değil kalplerimizdir
O’na varmak için
O’nunla yanmak O’nunla dirilmek için
Devamı iıin tıklayın Sokaklar İbrahim Durmaz Geceler boyu yürüdüm, sokaklar hep ıssız
Gökyüzü öfkeli, yanıp sönen üç beş yıldız
İfrit karanlık içinde kendimde kayboldum
Akıl divanesi bir aşkla düştüm yollara
Bilirim kimseler gelmeyecek ardım sıra
Korkutmaz karanlıklar, yalnızlığım ıs olur
Bazen bana bazen yolum kesen duvarlara
Beynim çatlamakta ad bulamadım bu sırra
Bir mum kadar sözümüz geçmez karanlıklara
Gün gelecek elbet iki çift sözüm olacak
Hayallerimi örten bu kirli yorganlara
Sokaklarda uzanan göklerin kalemleri
Her gece beni yazdılar, bir mecnun bir deli
Aydınlık korkağı karanlık, gidecek yarın
Bugün dünün ahiridir, yarının evveli
Ey sokakları bir nefeste yutan karanlık
Sokakları incitme onlar bende son varlık
Yalnız yürünecek aşkın bitmez yollarında
Al gölgem sende kalsın ben gidiyorum artık…
*
(Üstad Necip Fazıl’ın aziz hatırasına)
Devamı iıin tıklayın Vatan Kemal Çerçibaşı Vatan denilince her yer inler....
Kurda yemek veren o günü bekler...
Biz bu vatanı korursak eğer...
Herkes bilsin...
Türkiye'nin önüne kimse geçemez artık yeter...
Fatma kadın sırtın da bomba taşır...
Fatma kadın asker oğluna ağıt yakar ağlaşır...
Mehmetçik derki duasında anasına ağıt yakmasın...
Mehmetçik herkes için tüm Türkiye'de vatanı için savaşır...
Kahpe kurşunla bizi kimse vurmasın…
Tüm dünya da bundan sonra kan akmasın...
Bu kanın bedeli ağır sorulacak bunu herkes anlasın...
Barış olsun dünyada kimsenin canı yanmasın...
Canımız size feda olsun hey Mehmetçik...
Bu ülkede savaşırsınız siz her gün bizim için...
Elinizde bazuka silah yüreğiniz sevgi olsa bile...
Bizi korur siz kendinizi bizim için, siper edersiniz...
Ülkem memleketim vatanım...
Bu dünyada ben sizin için varım...
Bize kimse artık dokunmasın...
Bizim gücümüz arşa bile yakın...
Vatan denilen bu topraklarda...
Cennet bile annelerin ayakları altında...
Biz bu vatan için çarpışırız...
Bizim Türkiye'miz bir harika...
Dağdan dağa karış karış...
Her toprakta kan karışık...
Ana biz bu vatana...
Her zaman, sahip çıkarız...
Gel sende, çarpış bu vatan için...
Gerekirse her şey, bizim için...
Sen tarih yazarsın, bu topraklarda...
Annen bekler seni, geride aslında...
Hayatını vatana adamış bir asker görüyorum...
Bu asker kendini bu vatan için, bizim için savunuyor biliyorum…
Akmasın kan yanmasın artık can...
Allah rızası için bu askere bundan sonra duamız var...
Mehmetçik yürü vatanın için hiç durma...
Çünkü bu vatanda vurulan her şehidin arkasından edilir dua.
Biz müslümanız bilinir adımız soyadımız...
Hepimiz canımızı veririz bu vatan uğruna...
Devamı iıin tıklayın Okulum Eymen Emin Mustafa Yarı yılda ne kadar yorulduk,
Konuştuk kitapların sayfalarıyla.
Ve bir bitmek karşılığında,
Emek verdik bütün derslere.
Okul ikinci evimiz,
Güzel okulumda ne varsa.
Türkçe, Matematik, Doğa Bilimleri,
Toplum, Müzik, Beden ve İngilizce...
Onlar benim yanımdadır,
Okul bizi nasıl düşünüyorsa,
Biz de okulu öyle düşünüyoruz.
Okul benim herşeyimdir.
“Petar Zdravkovski – Penko İlköğretim Okulu” Üsküp 2 sınıf öğrencisi
Şiirini ÜSKÜP’ten gönderiyor. Yahya Kemal’in “Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene, / Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.”diye hasret ve sevgimizi ifade eden Üsküp’ten. Eymen Emin Mustafa 2. Sınıf öğrencisi. Şiirindeki Türkçe’nin güzelliğine bakın. Gözlerinden öpüyor, Nice büyük eserlerin müjdecisi olarak zevkle takdim ediyoruz.
Devamı iıin tıklayın Karanlık Ömer Âsaf Namlı Karanlık, gökyüzü çok karanlık.
Nefes alamıyorum,
Az önce şurada bir hayat vardı.
Biraz önce anneler şurada ninni söylüyordu.
Ama artık sokaklar mermi izleriyle dolu.
Haydi çocuklar gidin evinize,
Sıcak çorbalarınızı yudumlayın.
Dünyada yiyin, için, yaşayın hayatı.
Merak etmeyin masrafa sokmam sizi.
Beş para etmez kefenim.
Merak etmeyin rahatsız etmem sizi.
Sessizce ölürüm ben,
Bozmam keyfinizi.
Rahatınıza bakın siz,
Uyuyun yatağınızda,
Yiyin yemeklerinizi.
Büyüyün, iş insanı olun.
Merak etmeyin kendi mezarımı kazarım ben.
Cesedim kirletmez o temiz dünyanızı.
Bilecik Dursun Fakıh İmam Hatip Ortaokulu 6/B sınıfı...
Bu yaştaki çilesine hayran olacak, sitemine hak vereceksiniz.
Devamı iıin tıklayın Sofranın şanındandır Hatice Doğan Ne vakit mide guruldasa
Devası sofradadır
Sofraya varamamışsa
Yiyene değin aklındadır
Hakkın adıyla başlasa
Rabbi ondan razıdır
Nagehane unutsa
Nimetten eksik kalır
Lokmasıyla sözüyle
Haddi vasat olmalıdır
Bunu bilmez ise o âdem
Daimî israftadır
Zira sözün güzelliği
Kelamın kısalığındadır
Yedikten sonra uzak dur
Şifa hazımdadır
Devamı iıin tıklayın
Your browser does not support the video tag.
ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?
Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...
Son Eklenen Yorumlardan
Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu Selâm ile...... N. Eroğlu Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman
Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı? Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü Bozkırın mütevazı ağacı: İğde Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y Su gibi aziz ol Sağlık sisteminin şifresi
Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi... Kadir Bayrak - Çare Necip Fazıl Kısakürek - Gıda Necip Fazıl Kısakürek - Ağız Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi... Ekrem Yılmaz - Nakış Dergi Editörü - Su gibi aziz ol Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı... Acıyorum - Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt... Necdet Uçak - İçim yanıyor Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i... M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı Kadir Karaman - Yana yana Kadir Karaman - Beklenti Zaimoğlu - Telaş yok Ayhan Aslan - Dünyalık Mehmet Balcı - Filistine ağıt Mehmet Balcı - Gurbet destanı Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs... Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka... Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ... Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ... Murat Yaramaz - Akıl Murat Yaramaz - Sancı Murat Yaramaz - Emir Murat Yaramaz - Hayali Gözlemci - Hadiseler bakış Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd... Cahit Ay - Asr-a yemin Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ Cahit Ay - Ümit Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin... Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ... Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl... İbrahim Durmaz - Sokaklar Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk Kemal Çerçibaşı - Vatan Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k... Eymen Emin Mustafa - Okulum Ömer Âsaf Namlı - Karanlık Hatice Doğan - Sofranın şanındandır Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
23 Mart 2005 tarihinden beri
Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16681603 Bugün : 2449
Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 724141 Bugün : 244
Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 329
127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025