Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
Nakış
Ekrem Yılmaz

Kaygılar buhar oldu

Doldu sefâ gönüle

Sürur, neş’e, heyecan

Saadet de sıfatın

Düş peşime der

Yedinci kat göğe

 

Merdiven mi

Niye

Sevgilim diye

Gönlümde yerler gökler

Lâ teşbih

Onun oyuncağı

Şimdi Ondayız

 

Muhabbet uçurur

Vasıtasız

Son ağaçtasın

Bir anda

Orda orda ordasın

Başın secdede

Senin Burak’ın

Gece yolculuğun: Namazın…

 

Bitti şimdi

Çaktı haber

Yağan müjdelerdi

Hamdettik Yaradana

Sonsuz kere

Gönle dolan sefâydı

Seni seviyoruz Allah’ım

Onunla nakşettin

Kendine aldın bizi

 

Sevdik zannettik

Sen sevdin

Biz yokuz!

Devamı iıin tıklayın
Dünyayı Allah yarattı
Necdet Uçak

Kimisi var bal topluyor,

Kimi çayırda otluyor,

Kimisi yuva dokuyor,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Kimi gezer av peşinde,

Kimileri şov peşinde,

Anneler yavru başında,

Dünyayı Allah yarattı.

 

İşte bulut, işte yağmur,

Çekil, kuytu bir yerde dur.

Orman aslandan sorulur,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Kırlangıçlar döner durur,

Ağaçkakan gagak vurur,

Kartal kanat açmış kurur,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Yavru, annenin sırtında,

Kiminin cep var karnında,

Kimi beslenir koynunda,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Kimi pençeyle avlanır,

Kimi diliyle uzanır,

Hepsi düşmanını tanır,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Siyah, beyaz, sarı, kızıl,

İnsan ırkı hepsi asil,

Birgün olur haşır neşir,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Kimi uzaklardan görür,

Kimi öter, kimi ürür,

Hepsi soyu gibi büyür,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Hepsinde başka marifet,

Kimisi ot yer, kimi et,

Kimi hakkında var âyet,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Kimi yaşıyor denizde,

Kimi dağda yahut düzde,

Gelen var baharda, yazda,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Türlü türlü bitki, meyva,

İşte armut, işte ayva,

Çiçek, böcek, lâtif hava,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Kimi ot oluyor ilâç,

Hepsi de sevgiye muhtaç,

Yılan, akrep görürsen kaç!

Dünyayı Allah yarattı.

 

Kötü koku bak kokarca,

Sincap tırmanır ağaca,

Karıncalar yapmış baca,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Meyva, sebze bin bir türlü,

Kimi temiz kimi kirli,

Sarı, kızıl yahut gri,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Yıldızlar, ay ve de güneş,

Gezegenler dokuz kardeş,

Ek, biç, kazan bitmez uğraş,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Kimi güzel kimi bet ses,

Hepsinde de mevcut nefes,

Kuşlar için yapma kafes,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Faydalı, zararlı mikrop,

Kimi tek tek kimi top top,

Kimini sev kiminden kork,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Madenler de say say bitmez,

Altın, petrol para yetmez,

Binle gemi yüzer, batmaz,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Irmak, pınar, çağlayan var,

Sevinç, keder ağlayan var,

İyi, kötü söyleyen var,

Dünyayı Allah yarattı.

 

Galaksiler, Karadelik,

Sahipsiz değildir bu mülk,

Uzay sonsuz, korkunç, büyük,

Hepsini Allah yarattı.

Devamı iıin tıklayın
İçim yanıyor
Necdet Uçak

Bende hiç bitmez acı, ormanlarım yanıyor,

Bir yanımda Gazze var, bak yüreğim kanıyor.

Burda orman yangını, orda dökülen kanlar,

Söner yanan ormanlar, orda ocak sönüyor.

Devamı iıin tıklayın
Suyun serencamı
M. Nihat Malkoç

Nefes ol tabiata, bir nefes almak için

Suya sahip çıkmazsan çöle dönüşür toprak

Suya muhtaçtır insan, hayatta kalmak için

Beslenemez kökünden, dalında kurur yaprak

 

Sudan bahanelerle kirletmeyelim suyu

Tabiat gülümsesin, biz sarf ettikçe emek

Kaynaklar tükenirse kurur insanın soyu

Korunan bir damla su, bin damla hayat demek

 

Suları kirletip de hayatı zehir etme!

Suya kıymet verenler, su gibi aziz olur

İnsanca yaşamayı, sıhhati tehir etme

Diktiğimiz bir fidan, sulanınca yüz olur

 

Göklerde salkım salkım, bembeyaz bulut vardır

Dörtte üçü su olan dünyada yaşıyoruz

Odur hayat kaynağı, su varsa umut vardır

Suları kirletenin aklına şaşıyoruz

 

Dereler özgür aksın, kirlenmesin koy'umuz

Su yoksa hayat yoktur, su iksiridir canın

Ekmek ve hava gibi pek azizdir suyumuz

Boşa akmasın sular, tasarruflu kullanın!

 

Beslesin ırmakları dağda eriyen karlar

Çölleşmesin dünyamız, toprak suyla can bulsun

Çeşmeler kurumasın, coşkun aksın pınarlar

Sular berrak aktıkça gönül heyecan bulsun

 

Hayata can bahşeder, dinlendirir su sesi

Akan kandan farksızdır, boşa akan her damla

Tabiata can verir ırmakların busesi

Suya sahip çıkalım, gönül dolmasın gamla

 

Yarın bir damla suya muhtaç olmamak için

İnsanoğlu tez elden sahip çıksın suyuna

İş işten geçtiğinde saç baş yolmamak için

Gözünü dört aç insan, sakın gelme oyuna!

 

Hayatın öznesi su, su gibi özgür yaşa!

Damlalar umman olsun, kurumasın nehirler

Kaynaklar sınırlıdır, harcamayalım boşa

     Cehenneme dönüşür, su olmazsa şehirler

Devamı iıin tıklayın
Yana yana
Kadir Karaman

Derdin senin beni ey gül!

Düşürdü bitmez efgâna.

Hasretinle giryan gönül

Ağlıyorum yana yana.

 

Bu cevrinin sebebi ne?

Dayanmıyor dertli sine

Bak halime günden güne

Eriyorum yana yana.

 

Eğer yaptım ise bir gaf

Merhamet et! Affet! İnsaf!

Ömrümü etsen de israf

Veriyorum yana yana.

 

Vermez derdin bir an rahat

Bitti yüreğimde tâkat

Her an visal, her an firkat

Örüyorum yana yana.

 

Gözlerim firkatten nâlân

Yüreğim kan, ruhum talân

Sözlerime nolur inan!

Çürüyorum yana yana.

 

Yalvarırım bakışımla

Bakma yüzüme hışımla

Hicranımı gözyaşımla

Karıyorum yana yana.

 

Derdin mihnete salmak mı?

Bendeni mutsuz kılmak mı?

Kastın canımı almak mı?

Soruyorum yana yana.

 

Gördün gayrı güzelleri

Derdirdin gonca gülleri

Visal vakti gazelleri

Deriyorum yana yana.

 

Dokunur, acı söyleme,

Kalbim düşmesin eleme,

Güzel hayalin sineme,

Sarıyorum yana yana.

 

Çaresizim ey çaresaz

Gönlüm sensiz asla olmaz

Geç desen de, geçemem vaz

Arıyorum yana yana.

 

ASGARÎ, perişan, gör de

Dinsin âhı, derman ver de

Aşkın ile düşmüş derde

Görüyorum yana yana.

Devamı iıin tıklayın
Beklenti
Kadir Karaman

Vaad edilip tutulmayan sözlerden…

Yüzüne hiç benzemeyen özlerden, 

Ağlatan, hiç yaş akmayan gözlerden…

Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..

 

Düzenbaz, yalancı, ikiyüzlüden…

Kalbi kara arsız, sahte sözlüden…

Utanmaz, sıkılmaz şeytan gözlüden

Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..

 

Ne yiğitler gömdü lânetle yere..

Ne büyükler gördü, benzer süngere

Tükendi herkese can vere vere

Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..

 

Sözlerin büyüsü, eylemin yükü

Bunalttı, kahretti gök ile mülkü!..

Aldatılmaktan usandı çünkü

Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..

 

Kendinden sandığı darbeyi vurdu

İhânet kalbine çöktü, oturdu

Her cephede o korudu bu yurdu

Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..

 

Alın teri, özlediği toprağın;

Tertemiz yel, beklediği yaprağın;

Dinsin bedduası kâlbin, dudağın;

Çok çekti bu millet…artık çekmesin!..

 

ASGARÎ, Helali harama karşı

Huzurla dolmalı dağ, hane, çarşı

Usandı savaştan, arar barışı

Çok çekti bu millet…artık çekmesin!.

Devamı iıin tıklayın
Dünyalık
Ayhan Aslan

Görüp görebileceğin son dünyalık

Boyunca, tahtadan bir sandık.

Bir avuç gözyaşı ardından

O da klasik, vedalık.

Devamı iıin tıklayın
Filistine ağıt
Mehmet Balcı

İnsanlık öldü mü nerde bu millet

Filistin ağlıyor ben ağlıyorum

Merhamet mi bitti nedir bu zulüm

Şeria ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Diller mi paslanmış herkes susuyor

Gazzeli kardeşler hep kan kusuyor

İsrail zalimi yolu kesiyor

Gazzeli’m ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Yardım ulaşmıyor yollar kapalı

Hepsi aç yaşıyor körü topalı

Bizleredir elbet bunun vebali

Kudüs’üm ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Zulüm görenlerin hepsi müslüman

Dünya eşkiyası İslâm’a düşman

Bir Filistin ağlar bir Afganistan

Kardeşim ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Yollar kıyma gibi cesetle dolu

Çeçenistan, Irak her yer kan gölü

Nerde müslümanlar hepsi mi ölü

Kerküküm ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Tarikat dediler, mezhep dediler

Demokrasi dedi bizi böldüler

Bölününce haritadan sildiler

Dindaşım ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Bu uyku yetmez mi uyanın millet

Bu zulüm uzarsa bize bu zillet

Elim uzanmıyor Allah’ım affet

Bosna Hersek ağlar ben ağlıyorum.

 

İngiliz, Fransız, Alman, Yunanı

Bir sürü hergele sardı her yanı

Haçlı sürüsünün yoktur imanı

Kerbelâ ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Bir silahı yoktu elleri boştu

Kazma sapan bulan cepheye koştu

Filistinli Allah diyerek coştu

Mescidi Aksa ağlar ben ağlıyorum.

 

Mehmed’im ikaz et birlik olalım

Birlik olalım ki hep kazanalım

Birlik olalım ki korku salalım

İnsanlık ağlıyor ben ağlıyorum.

Devamı iıin tıklayın
Gurbet destanı
Mehmet Balcı

Ne hallere düştün ah güzel ilçem

Köprübaşı ağlar ben ağlıyorum

Köylerin içinde en güzeli iken

Akpınar ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Yıllardır boş kaldı cadde sokaklar

Bu bomboş sokaklar ne sırlar saklar

Burda garip doğar güne şafaklar

Çifteköprü ağlar ben ağlıyorum.

 

Evlâtlar kardeşler gurbete gitti

Gurbet nicesini perişan etti

Kiminin geriye tabutu geldi

Fidanlı ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Kimisine dönmek nasip olmadı

Kimisi gurbette mesut olmadı

Nicesinin gözü yollarda kaldı

Gündoğan ağlıyor ben ağlıyorum

 

Dağların dumanlı yaşlı mısın ne

Niceleri girdi toprak sinesine

Kalbim yaralıdır çekip gidene

Yılmazlar ağlar ben ağlıyorum.

 

Nedir bu gururun bu azametin

Yokuşlara çıkmak elbette çetin

Gözbebeği idin sen bu milletin

Avulot ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Karanfil mi gül mü nergis mi nesin

Sesim ulaşmıyor uzak yerdesin

Gurbette garipsin çıkmıyor sesin

Beşköyüm ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Kışın ak giyersin yazın meraklı

Sonbahar çıplaksın kışın duvaklı

Yüzlerce şehit var tepende saklı

Harmantepe ağlar ben ağlıyorum.

 

Çimenlerde koştum yattım bir zaman

Daima üstünde bir karaduman

Seni terk edende zayıftır iman

Kahvedüzü ağlar ben ağlıyorum.

 

Gurbete giderken ne yollar aştık

Orda yıllar yılı deli dolaştık

Gurbet hayatına sanma alıştık

Dağardı ağlıyor ben ağlıyorum.

 

Sendedir donduran buz gibi sular

Sende gezinirdi koyun kuzular

Senden ayrılalı yüreğim sızlar

Soğuksu ağlıyor ben ağlıyorum.

 

İnanın kardeşim dertlerim derin

Gurbetin rüzgârı esmiyor serin

Yazı dâhi karlı çok tepelerin

Madurdağı ağlar ben ağlıyorum.

 

Kuş uçmaz bir ülke olmuş dağlarım

İlçemin hâline bakar ağlarım

Gurbette mi geçsin gençlik çağlarım

Yaylalarım ağlar ben ağlıyorum.

 

Kardeş kazandığın zehirdir senin

Gülsen de içinden edersin enin

Gurbet elde yüzü gülmez kimsenin

Mehmet Balcı ağlar ben ağlıyorum.

Devamı iıin tıklayın
Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu

Dönecek bir gün bu devran, sanma sürüp gidecek,

Sönecek o yıldızlar, dağlar hep sarsılacak,

Varacak menzili maksuda, dağı derûn olacak,

Dinecek bu gul güle, sonu bir gelecek,

Ağlayıp inleyerek, sineler çâk çâk olacak.

 

Dost mahzun, canan mecruh, ağyâr gülecek,

Bitmeyen o hâyu huylar da nihayet dinecek,

Yaklaştı artık zevâl, şimdi gün dinlenecek,

Bitmez sanılan ömrü derbederin son bulacak,

Kurulup yeniden bir divan, sanma bu demler sürecek.

 

Yürüyen bu kalabalıklar, bir gün duracak,

Doğacak yeni bir gün, bu devrân son bulacak,

Suyu bitmiş değirmen gibi ansızın duracak,

Yıkılan saltanatın sesi, tâ arşı âlâya vuracak,

Geçecek faslı bahar, şu nev bahar da solacak.

Devamı iıin tıklayın
Düşünce sağanağı
Halis Arlıoğlu

Uçar kuşlar kelebekler, mavi kanatlı melekler,

Dile gelir tüm dilekler, düşünce sağnağında.

Akar dere şırıl şırıl, gönül sevgiye sarılır,

Gazeller niçin darılır, düşünce sağnağında?

 

Avundum hayalinle, unutma beni yâd eyle,

Servi revanım söyle, düşünce sağnağında.

Uzaklardan ses verir, bir gün ansızın gelir.

Boy verir hep serpilir, düşünce sağnağında.

 

Bulutlar yağmur dolu, irem bağının gülü,

Zülfü gerdana dökülü, düşünce sağnağında.

Ötüşür garip kuşlar, mânâlıdır bakışlar,

Yüzünde var nakışlar, düşünce sağnağında.

 

Yağmur dereden taştı, yine bu gönlüm coştu,

Aklımı alıp kaçtı, düşünce sağnağında.

Boynumdadır zincirim, üzersen incinirim,

Çektiğim ben bilirim, düşünce sağnağında.

 

Kalbe hançer vurulur, binbir sual sorulur,

Akan sular durulur, düşünce sağnağında.

Hayaldir düşünceler, dilim adın heceler,

Sonu gelmez geceler, düşünce sağnağında.

 

Bakıştık melül mahzun, altında kaldık arzın,

Kavuşmak elbet arzum, düşünce sağnağında.

Feleğe ettim sitem, bilmem nereye gidem?

Bu diyarı terk edem, düşünce sağnağında.

 

Sonu yok düşüncenin, dilimdeki hecenin,

Bu uzun bilmecenin, düşünce sağnağında.

Her düşünce işkence, düşünür ince ince,

Yârim sanki bir gonca, düşünce sağnağında.

 

Feleğin çemberinde, dönüyor mihverinde,

Kaderin bu elinde, düşünce sağnağında.

Kâh ona sitem ettim, dileğimi ilettim,

Bilmem feleğe ne ettim, düşünce sağnağında.

Devamı iıin tıklayın
Öyle bir vurur ki kalbim
Ahmet Değirmenci

Öyle bir vurur ki kalbim,

Deprem gibi sarsar şu yeri.

Söndü, sönüyor gözümün feri.

Yaram kanıyor yetiş ey tabibim!

 

Dünya ki zehir zemberek…

Akar gözyaşın sicim sicim.

Şad ol yalnızlık, var ol ey acım!

Bir avuç toprak, ateş gibi yürek...

 

Döküldü kanım, vay beni!

Doymadı bir top çiğdem-çiçek.

Umudum gibi hiç bitmeyecek,

Ay güneşidir gecenin duy beni!

 

Yüce dağlardan kar gelir,

Rahmet olsun doldur heybeni.

Hazan vurmuş avutmaz toy beni,

Baharda çiçekler açsa ar gelir.

 

Konuşma, ağlama, susma…

Gül açsın yüzünde yar gelir!

İçinde yangın, dünya dar gelir.

Kolunda kelepçe, boynunda tasma.

Devamı iıin tıklayın
Yarım kalan vasiyet destanı
Ahmet Değirmenci

Dandini dandini gelir Dasdana,

Danayı, davarı bırak bostana!

Büyüsün bebeler yata uyuya

Biz başlayalım bir soylu destana!

 

Önce gök, sonra yer, sonra arası…

Arasında kan var, yürek yarası.

Ahdinden dönersen bahtın karası,

Azmet şahadete gelir sırası!

 

Yeryüzü sallandı, sema titresin!

Neler oldu, neler biter göresin!

Dedenin dilinde soylu “TÖRE”sin!

Sapma Hakk yolundan Hakk’a eresin.

 

Kâğıdım, kalemim canla mürekkep.

Hokkama doldurup kanla mürekkep,

Destan yazarım, her hecem bir mektep!

Sana vasiyettir işte bu kitap!

 

Ninniler, masallar, renkli rüyalar…

Düşlerin peşinde seni oyalar.

Eğlenceye dalıp kalır yayalar,

Senin mezar taşın ulu kayalar!

 

Devamı iıin tıklayın
Akıl
Murat Yaramaz

kediden üstün bir kapan görmedim

doğada yenilik yapan görmedim

belki sonsuz ilâh akıl ettik de

aklın kendisine tapan görmedim…

Devamı iıin tıklayın
Sancı
Murat Yaramaz

dolmuşken tüm dünya kan ve intikam 

beşeri sevdanın acısı neymiş 

gözünü kör etmiş mevki ve makam 

sormalı insana sancısı neymiş..

Devamı iıin tıklayın
Emir
Murat Yaramaz

gerekirse taş kaynatıp içecek

geçmeyecek haram lokma boğazdan

kimi zaman tartı öyle ölçecek

geçmeyecek gram lokma boğazdan…

Devamı iıin tıklayın
Hayali
Murat Yaramaz

kapasite belli seviye düşmüş

beyin kuramıyor engin hayâli

mânevi tefekkür deliye düşmüş

moda evlenecek zengin hayâli

 

elinde ne yoksa ona bayılır

yetinme duygusu ilkel sayılır

bu salgın ışıktan hızlı yayılır

hastalık farklı bir rengin hayâli

 

mahrem görüntüler aynadan çıkmış

bütün sırlarımız binadan çıkmış

dâvâ kelimesi mânâdan çıkmış

rüzgâra kapılmış cengin hayâli...

Devamı iıin tıklayın
Bülbülü şeyda gibi
Mahmut Topbaşlı

İçimizde yeşerir yediveren gülleri,

Bülbülü şeyda olup başka bağda ötmeyiz!

Koyun kuzu melerken en gümrah yaylalarda,

Kendi necasetinde dolananı gütmeyiz…

Rahmet olan damlalar düştükçe üstümüze,

Toprağımız bellidir başka yerde bitmeyiz.

Mazlumun arkasında dağ gibi dururuz da

Nice emanetleri gönlümüzden itmeyiz.

 

Pişip olgunlaşmaya için için yanarız,

Közümüzde kavrulur duman duman tütmeyiz.

Yürekler aşkla çarpar sevdamız vatan bizim,

Şehitlerin mirası bu topraktan gitmeyiz…

Varlığın potasında şükürlere bürünüp,

Hiçlik âlemlerinde bir zerreye yetmeyiz.

Dervişane duygular yüreklerin süsüdür,

Tevekkül libasımız çula minnet etmeyiz.

 

Toktur gönül gözümüz saraylar netsin bize?

Toprakta secde eder ipek üzre yatmayız…

Masiva aklımızı çelmeye bin uğraşsa,

Dönüp bakmaz gözümüz, bir nebzecik tutmayız.

Yürekten bağlanınca sonsuza uzanır yol,

Dostluk yarenlik şiar, kardeşliği satmayız…

Yiğitlik mirasımız kahramanlar eliyle,

Kalleşliğe pirim yok arkadan ok atmayız!

 

Gün gelir cenk başlarsa gayretimiz şahlanır,

Kuşanır kılıçları kını kına çatmayız.

Fitne fesat barınmaz yüreğimiz kavidir,

Sapla saman ayrılır birbirine katmayız,

Helâl lokma şifadır, paylaşmaksa bereket,

Yayla çiçeklerinden başka balı tatmayız.

Mazluma şefkat eli, masuma adaletiz,

Daima güler yüzler, yetime kaş çatmayız.

Yaradılış sırrına vâkıf olmak aşkıyla,

Hikmetleri ararken bidat dolma yutmayız…

Kutlu emanetleri gönlümüzden itmeyiz.

Tevekkül libasımız çula minnet etmeyiz.

Kalleşliğe pirim yok, arkadan ok atmayız.

Devamı iıin tıklayın
Asr-a yemin
Cahit Ay

Paramparça fert-millet, nasıl seçkin olsun ki…

Battıkça batan ahlâk, neye zemin olsun ki?

 

Tersyüz ettik itikâd, amel, kitap, sünneti.

Dedik, kuşa benzesin, işte bu din olsun ki!

 

Görenler dese bile bunlar müslüman değil,

Fikrim hür, vicdanım hür. Niye bedbîn olsun ki!

 

O bile şaşkınlıkla bakınıyor etrafa

Şeytana iş kalmadı bizden, emin olsun ki!

 

Gerçek imanı olan düşer miydi bu hale?

Tekerlemeyle gönül nasıl teskin olsun ki…

 

Salih amel yok ama biz satmakta mahiriz.

İtibar kazanalım, birimiz bin olsun ki…

 

Hakk’ı tavsiye eden çoktan Hakk’a yürüdü.

Salâya duramadı, bir müezzin olsun ki.

 

Sabır tavsiyesini susturduk sabırsızca,

Duymaya tahammül yok, tek bir telkin olsun ki.

 

Niye gelmiştin, neyle gidiyorsun, ey insan!

Hüsrandayız şüphesiz, Asr’a yemin olsun ki!..

 

Devamı iıin tıklayın
Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay

Sayılı gün çabuk geçmez… Geçmiyor!

Hüznü köpürtüyor her seher yeli.

Kıyıdan kıyıya vuruyor gündüz,

Geceler, ne kadar da netâmeli…

 

Koşan, varmaksızın koşan İstanbul…

“Nereye” deyince, şaşan İstanbul.

Kurtların köyünde, mekân İstanbul.

Şehir ne akıllı, ne de tam deli…

 

Saklan… Kaybol… Yorganına sığın, yat…

Doksan metrekare, al sana hayat!

Ne yemekte lezzet, ne içmekte tat…

Çaydanlık pas tuttu, demlenmeyeli.

 

“Bu dumansız yangın seni yakmadı”

Diyorlar, “gözünden hiç yaş akmadı”.

Gözüme bir damla yaş bırakmadı

İçimde çağlayan gönlümün seli…

 

Sürsün, belli belirsizce yangınım,

Gece neyse, gündüz gece yorgunum.

Nice zaman oldu, nice; hatunum

Elâ gözlerinde dinlenmeyeli…

 

Devamı iıin tıklayın
Ümit
Cahit Ay

Zerre bile değilken, bana seni gösterdin.

Ne kadar çok sevdin ki sevebilmeyi verdin!

 

Sonra binbir cihetten lûtfettin binbir nimet.

Zannımca verdiklerin sadece bir işaret:

 

Burada bunca seven, merhamet eden Sultan,

Orada nasıl sever, neleri eder ihsan…

 

Ne var ki bulamadım gafletime tâkati.

Zât’ını sevmek için kalbimde liyâkati…

 

Aşık yazamasam da eşiğine adımı,

Eşiğinin aşkıyla attım yine adımı.

 

Seveni sevenleri sevmek idi gayretim.

Bir de düşmanlarına oldu buğzum, nefretim…

 

Seveni sevmeyenden ayırırsın, Sultanım!

Sen kulunun kaydını kayırırsın, Sultanım!..

Devamı iıin tıklayın
Kaşım değse kirpiğine yeniden
Cemal Karsavan

bir şimşek çaksın bir yıldırım düşsün

bir yağmur yağsın istiyorum yaz yağmuru

mevsimsel bir dolu yağsın karla karışık

korkularım çocuklar gibi diz boyu

 

sen yağ ben yağayım özlemler yağsın

hasretlerim göz ucunda şebnem yapsın

dolsun çukurları kenar mahallelerin

şenlensin baharım yürek bağım

 

sarıl sokul bana sığınağın olayım

kurut nemlenmiş ruhumu sıcaklığınla

platonik bir aşk benimkisi tutkunum

hayalini hülyalarında bulduğum

 

şizofrenik bir hayat aramızda eylül boşluğu

gurbet kuşu gibi hayalin dolanır başımda

benim gibi var mı bulmuşken kaybeden sanki

benim gibi var mı karanlıklara gömülen

 

kim bilir kim nerelerde ne yapar kim bilir

ya özlem çoğaltır ya nefret ya hasret

yeniden belki bir gün karşılaşsak yeniden

kaşım değse kirpiğine yeniden

Devamı iıin tıklayın
Âşıkların kavuşması (Samanyolu Andromeda)
Osman Akçay

Ak Cangız At koşuyor

Yelesini savurarak bak!

 

Yirmi beş bin asırlık yolun sonunda

Göz kırpmayan bir karanlıkta

Hasretin ucunda

Bir avuç sisle titrersin

Gözümün yetiştiği en uzak nur

Kirpiğimde asılı bir damla yaş gibi

 

Andromeda! Samanyolu’nun yetim kardeşi!

Gizli mahbubunun her spiral kolu

Bir kurtpençesi

Sana doğru uzanıyor

Çarpışmanız kıyamet değil

Bilakis sonsuz vuslatınız olacak

 

Dört milyar yıl sonra

Zaman en derin secdeye vardığında

Ülgen’in gümüş yayı kiriş gibi gerilecek

Yıldızlarınız yıldızlarınızla buluşacak

İkiniz tek yürek olacaksınız

Trilyon gök cisminden bir “hû” yükselecek

Kırmızı devlerin son nefesiyle

Kıyın kız, kızılkanadını açacak

Aşk tutuşacak

Evren bir an kamaşıp kör olacak

Sonra yeniden görecek en berrak hâliyle

 

İki sevgili kavuştuklarında

Beraber ölüp beraber dirilecekler

İki galaksinin kalbi

Tek bir nur halkasında düğümlenecek

Milkomeda doğacak

“Lâ ilâhe illallah” yazılacak evrene

Harf harf değil galaksi galaksi

Her galaksi bir tesbih tanesi

Her kara delik bir Sübhanallah

Her süpernova bir “Elhamdülillah” sedası

 

Andromeda!

Sen yaklaştıkça anlıyorum

Asıl birleşen galaksiler değil kalplerimizdir

O’na varmak için

O’nunla yanmak O’nunla dirilmek için

Devamı iıin tıklayın
Sokaklar
İbrahim Durmaz

Geceler boyu yürüdüm, sokaklar hep ıssız

Gökyüzü öfkeli, yanıp sönen üç beş yıldız

İfrit karanlık içinde kendimde kayboldum

 

Akıl divanesi bir aşkla düştüm yollara

Bilirim kimseler gelmeyecek ardım sıra

Korkutmaz karanlıklar, yalnızlığım ıs olur

Bazen bana bazen yolum kesen duvarlara

 

Beynim çatlamakta ad bulamadım bu sırra

Bir mum kadar sözümüz geçmez karanlıklara

Gün gelecek elbet iki çift sözüm olacak

Hayallerimi örten bu kirli yorganlara

 

Sokaklarda uzanan göklerin kalemleri

Her gece beni yazdılar, bir mecnun bir deli

Aydınlık korkağı karanlık, gidecek yarın

Bugün dünün ahiridir, yarının evveli

 

Ey sokakları bir nefeste yutan karanlık

Sokakları incitme onlar bende son varlık

Yalnız yürünecek aşkın bitmez yollarında

Al gölgem sende kalsın ben gidiyorum artık…

 

*

(Üstad Necip Fazıl’ın aziz hatırasına)

Devamı iıin tıklayın
Vatan
Kemal Çerçibaşı

Vatan denilince her yer inler....

Kurda yemek veren o günü bekler...

Biz bu vatanı korursak eğer...

Herkes bilsin...

Türkiye'nin önüne kimse geçemez artık yeter...

 

Fatma kadın sırtın da bomba taşır...

Fatma kadın asker oğluna ağıt yakar ağlaşır...

Mehmetçik derki duasında anasına ağıt yakmasın...

Mehmetçik herkes için tüm Türkiye'de vatanı için savaşır...

 

Kahpe kurşunla bizi kimse vurmasın…

Tüm dünya da bundan sonra kan akmasın...

Bu kanın bedeli ağır sorulacak bunu herkes anlasın...

Barış olsun dünyada kimsenin canı yanmasın...

 

Canımız size feda olsun hey Mehmetçik...

Bu ülkede savaşırsınız siz her gün bizim için...

Elinizde bazuka silah yüreğiniz sevgi olsa bile...

Bizi korur siz kendinizi bizim için, siper edersiniz...

 

Ülkem memleketim vatanım...

Bu dünyada ben sizin için varım...

Bize kimse artık dokunmasın...

Bizim gücümüz arşa bile yakın...

 

Vatan denilen bu topraklarda...

Cennet bile annelerin ayakları altında...

Biz bu vatan için çarpışırız...

Bizim Türkiye'miz bir harika...

 

Dağdan dağa karış karış...

Her toprakta kan karışık...

Ana biz bu vatana...

Her zaman, sahip çıkarız...

 

Gel sende, çarpış bu vatan için...

Gerekirse her şey, bizim için...

Sen tarih yazarsın, bu topraklarda...

Annen bekler seni, geride aslında...

 

Hayatını vatana adamış bir asker görüyorum...

Bu asker kendini bu vatan için, bizim için savunuyor biliyorum…

Akmasın kan yanmasın artık can...

Allah rızası için bu askere bundan sonra duamız var...

 

Mehmetçik yürü vatanın için hiç durma...

Çünkü bu vatanda vurulan her şehidin arkasından edilir dua.

Biz müslümanız bilinir adımız soyadımız...

Hepimiz canımızı veririz bu vatan uğruna...

Devamı iıin tıklayın
Okulum
Eymen Emin Mustafa

Yarı yılda ne kadar yorulduk,

Konuştuk kitapların sayfalarıyla.

Ve bir bitmek karşılığında,

Emek verdik bütün derslere.

Okul ikinci evimiz,

Güzel okulumda ne varsa.

Türkçe, Matematik, Doğa Bilimleri,

Toplum, Müzik, Beden ve İngilizce...

Onlar benim yanımdadır,

Okul bizi nasıl düşünüyorsa,

Biz de okulu öyle düşünüyoruz.

Okul benim herşeyimdir.

“Petar Zdravkovski – Penko İlköğretim Okulu” Üsküp 2 sınıf öğrencisi

Şiirini ÜSKÜP’ten gönderiyor. Yahya Kemal’in “Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene, / Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.”diye hasret ve sevgimizi ifade eden Üsküp’ten. Eymen Emin Mustafa 2. Sınıf öğrencisi. Şiirindeki Türkçe’nin güzelliğine bakın. Gözlerinden öpüyor, Nice büyük eserlerin müjdecisi olarak zevkle takdim ediyoruz.

Devamı iıin tıklayın
Karanlık
Ömer Âsaf Namlı

Karanlık, gökyüzü çok karanlık.

Nefes alamıyorum,

Az önce şurada bir hayat vardı.

Biraz önce anneler şurada ninni söylüyordu.

Ama artık sokaklar mermi izleriyle dolu.

Haydi çocuklar gidin evinize,

Sıcak çorbalarınızı yudumlayın.

Dünyada yiyin, için, yaşayın hayatı.

Merak etmeyin masrafa sokmam sizi.

Beş para etmez kefenim.

Merak etmeyin rahatsız etmem sizi.

Sessizce ölürüm ben,

Bozmam keyfinizi.

Rahatınıza bakın siz,

Uyuyun yatağınızda,

Yiyin yemeklerinizi.

Büyüyün, iş insanı olun.

Merak etmeyin kendi mezarımı kazarım ben.

Cesedim kirletmez o temiz dünyanızı.

 

Bilecik Dursun Fakıh İmam Hatip Ortaokulu 6/B sınıfı...

 

Bu yaştaki çilesine hayran olacak, sitemine hak vereceksiniz.

 

Devamı iıin tıklayın
Sofranın şanındandır
Hatice Doğan

Ne vakit mide guruldasa

Devası sofradadır

Sofraya varamamışsa

Yiyene değin aklındadır

 

Hakkın adıyla başlasa

Rabbi ondan razıdır

Nagehane unutsa

Nimetten eksik kalır

 

Lokmasıyla sözüyle

Haddi vasat olmalıdır

Bunu bilmez ise o âdem

Daimî israftadır

 

Zira sözün güzelliği

Kelamın kısalığındadır

Yedikten sonra uzak dur

Şifa hazımdadır

Devamı iıin tıklayın

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16681603
 Bugün : 2449
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 724141
 Bugün : 244
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 329
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025

Künye | Abonelik | İletişim