|
Su gibi aziz ol Dergi Editörü Sayı:
127 -
 Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;
Suda ezel fikri, ebed duygusu.
“Sır” kavramına aşina cins kafaların, en az "zaman" mefhumu kadar meselesidir, su. Nereden gelir, nereye gider, neler anlatır bizlere, bilinmez. Maddesini iki gazın bir araya gelmesiyle açıklayanlara inat, sırrını sadece emin olanlara açar, berraklığın ve temizliğin remzi su. 70 piyade hac sevabını, susuzluktan ölmek üzere olan bir hayvana su verene bağışlayan velî, her bağrı yanana verilmesi emredilen suyun sırrını çözenlerdendi muhakkak...
İkram edene "su gibi aziz ol" duasının edildiği bir kültürün mensubu ve milletinin tefekkür kalesi Kardelen, elinizdeki 127. sayısında sünnete uygun beslenmeyi konu edindi. Üç dört nesildir süre gelen beslenme yönündeki hatalarımız, artan obezite oranları, gıdalar üzerinde oynanan türlü oyunlar konu tercihinde etkili oldu.
Gelen eserlerden ortaya çıkan netice ise şu; evet bir problem var, ama geriye dönülmez bir yerde değiliz, her derdin bir dermanı var, bugünkü halimizin çaresi de dilimize yeni yerleşen kavramla, fabrika ayarlarımıza geri dönmek… Temiz ve helâlinden, bozulmamış gıdalar ile ihtiyacı karşılayacak kadar beslenmek. Yeme içme alışkanlıklarımızı, öğün sayısını, tedavi yöntemlerini Anadolu’ya hâkim kültürün içinden süzüp almak…
Anadolu’yu yeniden imar ve ihya edecek ve bütün insanlığa örneklik teşkil edecek bir seviyeye yükseltecek, beden ve ruh sağlığı yerinde, değerleriyle barışık nesiller en büyük gücümüz. Dost düşman herkes bu gerçeğin farkında.
Milletinin tefekkür mesuliyetine omuzlarına alan Kardelen ve emsalleri, tarihin kırılma noktalarından birinin yaşandığı ve geleceğin dünyasının şekillendirildiği şu anda vazifesini ifa etme şuuruyla doğru bildiklerini söylemeye ve milletine ışık olmaya gayret ediyor.
Vahye dayanmayan, kaynağı vahiy olmayan bütün ideolojiler, fikirler, dünya görüşleri -doğrulukları veya yanlışlıkları bir tarafa- sadece aklı hedef aldılar. Aklı ikna edince, kuru akıl tatmin olunca dünya hâkimiyetleri de sürecek zannettiler… Akıbetleri ortada… Yok olup gittiler… İçlerinden bir tek kapitalizm nefsi muhatap aldı. Doymayacak, tatmin olmayacak nefsin hep mevcuttan daha fazlasını isteyeceğini doğru olarak tespit eden, teorisini ve pratiğini bunun üzerine kuran kapitalizm, bugün dünyaya hükmediyor.
Kapitalist sistem insan vücudunda nefse açılan kapıyı da doğru tespit etti. Sistemini kurarken de devam ettirirken de hep “göz”e hitap etti. Hilkati gereği gözü neyle meşgulse kalbi de oraya meyleden, “gönül gözü” gibi harika bir deyimi icat etmiş ve “oku, eline beline diline hâkim ol, sabret” emirlerine muhatap kültürün mensupları bile sistemin esiri olup çıkıverdi, böylece.
Bugün adına “kapitalizm” dediğimiz; gazetesi, televizyonu, interneti, sosyal medyası, yapay zekâsıyla tamamen göz merkezli; mide, tenasül uzvu ile ayaklara hitap eden vakıanın kaba izahı bizce budur. Hastalığı teşhis, tedavinin ilk ve en önemli adımı…
Gözü ve gönlü hayırda, su gibi aziz, berrak ve temiz bir neslin inşa edeceği gelecekte, zamanında vazifesini icra etmiş olmanın gönül huzuruyla hamd makamında olacak Kardelen’den bütün gönüldaşlara selâmlar…
Üç aylarınızı, Ramazanınızı ve Bayramınızı tebrik ederiz…
|