Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     22 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bekliyoruz
Dergi Editörü

  Sayı: 129 - Temmuz / Eylül 2026

Kardelen, 36 yıl önce yayınladığı “Çıkış Beyannamesi”nde, o günkü cemiyete hâkim olan menfî şartları tespit ettikten sonra “BİZ TEHLİKELERİ BİLMEMENİN VERDİĞİ CESARETLE ORTAYA ATILAN MACERACILAR DEĞİLİZ.” diyerek meydan yerine çıkmıştı.

36 yılın sonunda ilk gün dile getirdiklerimizi, kaleme aldıklarımızı bugün de söyleyebilmeyi, yayınlayabilmeyi ve istikâmet üzere olmayı nasip eden Allaha hamd ediyoruz…

Türk asrı, Türkiye yüzyılı iddiasını 129. sayımızın konusu olarak ilân ederken aynı iradeyle bu sayıda yayınlayacağımız eserlerin de 36 yıl sonra okunduğunda doğruyu tespit etmiş, hakka uygun olmasını istedik, bunun için gayret gösterdik. Milletinin tefekkür vazifesini üzerine almanın ağır mesuliyeti altında Orta Asya’dan Balkanlara, Kafkasya’dan Afrika’ya uzanan büyük bir coğrafyanın ve bu coğrafyada hayat süren insanların, hattâ farkında olsalar da olmasalar da bütün insanlığın ortak dileğini, duasını, beklentisini dile getirmeyi arzu ettik.

Evet, Türk asrı, Türk asırları sınırlarını tayin ettiğimiz geniş coğrafyada yaşayan her bir fert için “Kızılelma”dır. Ancak bugünkü cemiyet vücudu sarmaya başlayan maddî ve manevî hastalıklarını teşhis edip tedavi edemez, içindeki kötülüklerden arınamazsa bu hedefin sadece rüyasını görüp hayalini kurabilir. Ötesine geçemez. Âmiyâne tabirle rüyanın, hayalin gerçek olması için bugünkü Türk cemiyetinin daha “birkaç fırın ekmek yemesi” gerekir. Henüz milletin geneline sirayet etmese de gün be gün televizyonların sabah kuşaklarında yayınlanan programlarda ifşa edilen kötülüklerin, dizilerle özendirilen arsız hayatların, sokaklarına hâkim olan çıplaklığın, edepsizliğin, nesilleri ifsat eden ekran bağımlılığı ve kontrol altına alınamayan sosyal medyanın, emek sarfetmeden servet sahibi olma iştahının, tembelliğin, liyakatsizliğin, kumarın, uyuşturucunun ve daha nelerin ele geçirmeye çalıştığı bir cemiyetten bahsediyoruz.

Toplulukların önüne geçip ona ışık olması, istikâmet tayin etmesi gerekenler, kanaat önderleri, hocalar, siyasîler birbirleriyle didişmekten, birbirlerinin kuyusunu kazmaktan başka bir şeye fırsat bulamıyorlar. Onlar yönünden, şeytan taşlamaktan sıra tavafa gelmiyor.

Pek çoğu planlı saldırılar karşısında önce kendini sonra da düşmanını bilen ve öğreten, milletinin içindeki kıymetleri bulup önünü açması gereken eğitim sistemi de işin ruhuna nüfuz etmeyen satıhta tedbirlerle yetersiz kalıyor.

Bütün bu menfî şartlara rağmen mi Türk yüzyılı…

Üstadın dediği gibi “oluklar çift”, birinden nur akar birinden kir… Aysbergin görünen yüzünde cemiyetimizin hali yukarıda arz etmeye çalıştığımız gibi. Cemiyetin yarınki haline ise buzdağının görünmeyen, suyun altındaki büyük ve esas kısmı karar verecek. Ekrandan gördüğümüz diğerlerine nazaran bu kesim her gün temas ettiğimiz, kapı komşumuz, eşimiz, dostumuz, arkadaşımız, akrabamız, öğrencimiz, öğretmenimiz... Düğünümüzde, cenazemizde, hastalığımızda, doğumumuzda yanı başımızda bitiveren, arayan, soran, ilgilenen, ikram eden, yardım eden, hiçbir şey yapamazsa dua eden fedâkâr, iyiniyetli, hâlâ ve her şeye rağmen yok edilemeyen güzel insanlar… Üstadın “SON VE TEK KIVILCIM” yazısında, “aslına bakarsanız, arsadaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz! Odunların üstüne, yıllar ve asırlardır, yağmadık yağmur, düşmedik kar kalmadı. Onları küf basmış, pas yutmuş, rutubet bürümüş; üstelik garp dünyasının bütün kanalizasyonları bu odunların üzerine akmıştır. İşte, arsadaki böyle bir odun yığının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz!” cümleleriyle tasvir ettiği insanlar.

Şimdi yukarıdaki soruyu yeniden sormanın yeri geldi; bütün bu menfî şartlara rağmen mi Türk yüzyılı… Cevabı aynı yazıdan:

“Allahını ve Allahının Sevgilisini seven bu son tek kıvılcım noktasının üzerine titresin, onu Nuh’un gemisindeki son insanın son menî nutfesi gibi muhafaza etsin, onu gayet büyük bir ihtiyat ve itina ile üflesin, genişletsin; ve Allah’tan lûtfedeceği mucizeyi beklesin!

BEKLEYİNİZ!”


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bekliyoruz... - Sayı 129
Oluklar çift... - Sayı 128
Su gibi aziz ol... - Sayı 127
Ben kazandım, biz kazanac... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı
Aklıma takılanlar


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17454720
 Bugün : 1539
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 822980
 Bugün : 112
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 708
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim