|
Adâlet lâzım Saltuk Buğra Bıçak Sayı:
129 - Temmuz / Eylül 2026
 Kardeşlik ikliminde gönül aşka boyanır
Arz'a sevgi tohumu eken adâlet lâzım
Karanlığı terk eden aydınlığa uyanır
Gönül kandillerini yakan adâlet lâzım
Ey yârenler dinleyin, diyeceğim sözüm var
İnsan sevgisi ile karılan bir özüm var
İbretle bakanların müşkülüne çözüm var
Hakkaniyet tâcını takan adâlet lâzım!
Hukuk kasrına çöken yıkar billur direği
Akıntıya yürüyen boşa çeker küreği
Hakkı haklıya vermek adâletin gereği
Ümitlerin ufkunda çakan adâlet lâzım
Teraziyi hassas tut; hukuk yerini bulur
Adâletle iş gören şen olur, mesut olur
Zulme kapı açanlar elbet açıkta kalır
Harâmîyi kafese tıkan adâlet lâzım
Dürüstlük külçe altın, ona paha biçilmez
Yalancıyla namerdin köprüsünden geçilmez
Dünya öyle sisli ki, akla kara seçilmez
İğne iplik hesaba çeken adâlet lâzım
Bir öksüz ç/ağlayınca nehirlere kan sızar
Yüreğinde kuşların zemherice kar tozar
Merhamedin pusadı kara oyunu bozar
Kibir duvarlarını yıkan adâlet lâzım
Nevbahar bekleyene kara kış olmayasın
Yetim sırtına basıp sakın baş olmayasın
Muhtaca sırt çevirip ruhsuz taş olmayasın
Fakire fukaraya bakan adâlet lâzım
Dileğim odur Mevla'm; aslâ zulüm olmasın
Filiz versin ümitler, güllerimiz solmasın
Mazlûmların g/özüne keder seli dolmasın
Amber misâli her dem kokan adâlet lâzım
Bağlarda, bahçelerde çiçek renk renk değil mi?
İnsanoğlu rengârenk... Sence âhenk değil mi?
İnsana, "insan" deyü bakmak mihenk değil mi?
İnsaniyet burcuna çıkan adâlet lâzım
Hak ve adâlet yazan ünümüz vardır bizim
Tarihe damga vuran dünümüz vardır bizim
İnsanca yaşamaya yönümüz vardır bizim
Dalga dalga her yöne akan adâlet lâzım
|