|
Aklıma takılanlar Halis Arlıoğlu Sayı:
129 - Temmuz / Eylül 2026
 Yine battı bu güneş, Ufuklarım karardı.
Kim beni nerden bilip, Bu halimi sorardı.
Talihim ne de çabuk; Döndü yine tersine.
Artık bundan böylece; Giderim ben mersine.
Üç gün güler yüzüme; Beş gün ağlatır beni.
Ne derdime çâredir; Ne bırakır kendime…
Örülmüş tecellim; Döner kendi-kendine
Kaç yıl katlanacağım; Senin bu sitemine?
Yol göründü yine; Bu garip kuşa…
Yazılan gelirmiş; Her dertli başa
Gülmedi şu bahtım; Dönmüştür kışa.
Başıma getirdi; Bin-bir endişe.
Hicranla bakıp, geçtiğim yolu;
Bilmiyorum artık; Ne sağı-solu.
Geçerdi köyümden; “Atlantı” yolu.
“Döğer”-“Kolukısa”; O köyül-tolu
Kime derdimi; Yansam hâlimden.
Gelmiyor bir şey; Artık elimden.
Beni ilden ile; Atan tâlihim
Bir geçmez pula; Satan talihim.
Bir hayâl uğruna; Düştüm gurbete
Kim bilir belki, Gurbetten öte.
Ne söz dinliyor, Ne nasihate...
Solan ümitleri, Attım sepete...
Yazıp-söyleneni, Duyanım yoktur
Artık yolda belde; Sayanım yoktur.
Cebime bir harçlık; Koyanım yoktur.
Yanıp yakılacak, Elemim çoktur
Dağlara taşlara; Derdimi döktüm.
Garip çâresizce, Boynumu büktüm
Hâlimce rabbime; Kulluğum yaptım.
Ben böyle dünyada, Ne yapacaktım?
“Tire” de başladı, Bu maceralar.
Bayındır’da bitti, Sonsuz acılar.
İzmir hâtırası, Dertler tazeler.
Çekilmez oldu, Bunca sancılar.
Usandım artık; Gamdan kederden.
Gurbeti, hasreti, Çektim de birden.
En küçük sitemi, Çekemez oldum.
Ömür geldi geçti, Hicranla doldum.
Zâlim gurbet elin, Yolu uzundur
İçim elem dolu, Günüm hüzündür.
Yürekler yaralı, Haller hazindir.
Ellere yaz bahar, Bana güzündür.
Nevbahardım kışa döndüm, Sanki yaşar iken öldüm.
Şakıyan bir bülbül idim, bir yuvasız kuşa döndüm.
Hasret kaldım güzelliğe, Sevgi, şefkat, sevgiliye.
Baharda açan şu güllere, Bakarken bir hayat buldum.
|