|
|
|
1970'li yıllarda Kütahya'da öğretmenlik yaptığım sırada, bir tarih dergisinden öğrendim ilk defa SADAKA TAŞI'nı. Prof. Dr. Süheyl Ünver'in bir yazısından... Hoca, sadaka taşının ne olduğunu anlatmış; çeşitli yerlerden birkaç tanesinin de resmini neşretmiş.
Boyu 1 - 2 m., çapı 30 cm civarında bir taş... Çoğunlukla yuvarlak... Üstünde küçük bir oyuk... Bu oyuğa imkânı olanlar sadakalarını koyuyor, muhtaç olanlar da ihtiyacı kadar alıyor. Yardım eden ve yardım alan birbirini görmüyor, bilmiyor, tanımıyor. Daha mühimi, kamuoyu kimin sadaka verdiğini, kimin aldığını bilmiyor. Sanki kimse sadaka vermiyor ve kimse sadaka almıyor. Zaten tenha bir köşede... Kim görecek geleni gideni... Görse bile sadaka vermek için mi, almak için mi anlaşılamaz. Cemiyetin sağlamlığına bakın, muhtaç olmayan almıyor, alan da ihtiyacı kadar alıyor.
Daha sonra köyüme geldiğimde (Bilecik Kurtköy) Yukarı Cami önünde bu taşın bir benzerini gördüm. Kimse ne işe yaradığını bilmiyor. Köyün tenha bir köşesinde bulmuşlar ve getirip cami avlusuna dikmişler. Kimsede ona ait hatıra ve bilgi yok. Ama bu taşta bir şey olduğu hissedilmiş. Getirip cami önüne dikmişler. Daha sonra iki tane daha bulundu... Bir köyde üç tane...
Kilitli kasaların soyulduğu, ince kapkaç becerilerinin arttığı, her gün yeni bir hırsızlık kurnazlığının, hokkabazlığının ve hilesinin ortaya çıktığı; şirketlerin, bankaların, devlet kasasının hortumlandığı bir devirde; reklâmı olmayacaksa zırnık verilmeyen bir devirde kolayca ulaşılacak bir yere para konması ve oradan da sadece muhtaç olanın ihtiyacı kadarını alması, kolay anlaşılacak bir şey değil.
Sadaka taşını Bilecik Anadolu Lisesi'ndeki öğrencilerime anlatmıştım... Çok etkilenmişler. Okuldan mezun olunca bir grup arkadaş, ona benzer bir yardımlaşma sistemi düşünmüşler aralarında... »Devamı |
|
 |
Gençliğe Hitabeden Necip Fazıl |
|
(...)
Emekçiye 'Benim sana acıdığım ve ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!' kapitaliste ise 'Allah buyruğunu ve Resûl ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!' ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
|
|
|
 |
Oluklar çift
Dergi Editörü
|
| "İnsanın rızkı, kendi elinde değildir. Rızık neyse odur; ne artar ne eksilir. Fakat rızkı helâl veya haram etmek kişinin elindedir." buyuruyor Hz. Ali (ra). Devamında, emanet ettiği binek hayvanının yularını çalan adam için söylediği söz ibretliktir; "biraz bekleseydi helâlinden beş dirhem alacaktı. Ancak bu şekilde beş dirhem haram oldu."
| | |
 |
Takvadan bekâya helâl ekonomi
Site Editörü
|
|
İslâm'da helâller ve haramlar anlatılırken en çok üzerinde durulan konulardan biri helâl dairesinin genişliğidir. Alkol haramdır, bunun yanında çeşit çeşit meyvelerin suyu, çaylar, gazozlar, ayran gibi içecekler helâldir. Zina haramdır, evlilik helâldir. Akla gelen her haram için helâl dairesinde alternatifler vardır. » Devamı
|
|
|
 |
 |
Röportaj
Yavuz Sert
|
Yavuz SERT, Doç. Dr. Muhammet Fatih CANBAZ ile faiz konusunu konuştu
Yavuz SERT
− Faiz yasağı diğer haramlara göre çetrefilli ve zor bir konu olarak ele alınıyor bazı yorumlarda, siz bu görüşe katılıyor musunuz? Özellikle Süleyman Uludağ Hoca kitabında bu görüşe yer veriyor.
Muhammet Fatih CANBAZ
− Hayır katılmıyorum. Maalesef, özellikle modern tartışmalar konuyu bu hâle getirdi ama temelde zor bir mesele değil. Çünkü faizin ne olduğuyla ilgili ço...
|
|
 |
Hadiselere bakış
Gözlemci
|
İRAN’IN İHTİYACI
Fert için zararlı olan, toplum için haydi haydi... Kendini olduğundan üstün ve güçlü gösterme gayreti ve başkalarını küçümseme ahmaklığı ferdi gülünç hale getirdiği gibi; kibri toplum adına sistemleştiren ve topluma “tanrılık” izafe eden ırkçılık da toplumu ve bilhassa bu işin öncülerini, öyle gülünç duruma düşürür. Halbuki “İnsanın nesebinde iftihar edebileceği şeyler, toprakla sudan başka ne olabilir?” (Hz. Ali)
İ...
|
|
 |
İnsan sevdiği kadard...
Remzi Kokargül
|
İnsan sevgiyle yaşar... Sevgiyle mutlu olur. Sevgiden yoksun olan bir insanda buzdağlarının soğukluğu kol gezer. Bu durum ancak sevgi ateşi ile sıcak bir hâl alır. Bu asil his, hayatın içinde değişik tür ve boyutlarda gösterir kendini. Bazen sevgi dolu bir bakış, insana sunulmuş bir hazine kadar kıymetlidir. Sevgisiz bir atmosferde kin ve öfke alevleri ile sarılmış bir gönül mevcuttur. O gönülde hiçbir canlı yaşayamaz.
Akan suyun şırıltısını, kuşların cıvıldaşmalarını, kuzuların melemelerini, güzel kokuyu, çiçeği, baharı, yazı, ay ve güneşi; bir deniz manzarasını, bir ormanı, lacivert gözl&...
|
|
 |
Acıyorum
Kardelen Dergisi
|
●TANIDIĞINIZ TİCARET ERBABININ KAÇI BU YEMİNİ EDİP, SÂDIK KALABİLİR?
AHİ YEMİNİ
Bismillahirrahmanirrahim…
Mesleğini icra eden bir esnaf, sanatkâr, üretici ve ticaret erbabı olarak,
Çalışmayı ibadet sayan bir anlayışla;
Hakk’ın rızasını gözeterek, halka hizmet edeceğime,
Ahiliğin temel değerleri olan cömertlik, doğruluk, dürüstlük, hoşgörü, güven, sevgi, sabır, dostluk, fedakârlık, adalet, kanaatk&...
|
|
 |
Usûl akademisi
Zaimoğlu
|
Sâdık Habercimiz…
O hep doğru söyledi: Vahyi bildirirken de kendi sözü hadisleri vazederken de…
Onun sözünden şüphe eden, bildirdiği Vahiyden de şüphe eder. Resûl hakkında tereddüt Kur’ân-ı Kerîm hakkında da tereddüt etmek anlamına gelir.
Resûl aleyhisselâma uyarım gerisini merak etmem. Nerelerde uyarım?
Her hususta, hayatın her dalında: İmandan ibadete... Doğumdan ölüme... Muaşeretten sosyal ilişkilere, aileden devlet nizamına, yeme içmeden sağlığ...
|
|
 |
Sonsuzluk
Erdem Özçelik
|
Dünya, çok garip bir yerdi. Anlamsız, köhne, değişik bir diyardı. Herkesin kendine ait gibi hissedip sahiplendiği bir yer küreydi. Ama bir o kadar da sahiplik kavramından uzaktı. Milyarlarca insan, sadece bu sahiplik hissi ile misafir olup sonsuzluğa yelken açmıştı. Her an birileri doğup, birileri ölecekti işte. Aslında kimin doğduğunun ya da kimin öld&u...
|
|
|
|
|
|