Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     462 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Anneme...
Kadir Bayrak

  Sayı: 124 -

Anne girdin düşüme!

Yorganın olsun duam,

Mezarında üşüme!

Necip Fazıl

 

Mevzu “anne” olunca işin başında zaten bütün hayatıma ve yazılarıma yansıyan duygu yüklü tarafımı törpüleyip daha gerçekçi, ayakları yere basan, “realist” bir yazı kaleme almayı kendime kabul ettirmeyi denedim. Mümkün olmadı. Merhamet ve fedakârlığın ete kemiğe bürünmüş hali “anne”yi ele alacaksın ama işe duygularını karıştırmayacaksın… Nasreddin Hoca’nın kar helvasını icat edip beğenmemesi gibi bana da düşüncem abes geldi… Esas bu mevzuda aklı bir kenara bırakmanın ve anne mefhumunun ruhumuzda meydana getirdiği duygu seline kapılmanın doğruluğuna kanaat getirdim.

Bir sır, bir arzu, bir istek, dua… Adına ne derseniz deyin. Bende annemi ahirete uğurladıktan, onu Allah’ın sonsuz rahmetine tevdi ettikten sonra gelişen ve kırklı yaşlarıma hâkim olan bir duyguyu bu sayı vesilesiyle dile getirmeyi istedim.

Hayattayken; maddesi, bedeni sizinle beraberken onu korumak, kollamak, ihtiyaçlarını gidermek, kokusunu almak fıtrattan gelen bir ihtiyacınızı karşılıyor. Altlı üstlü oturduğumuz baba evinde sabah uyandığımda onun tıkırtılarını duymak, derinden gelen sesini işitmek bana yetiyordu. Anne, bir evlâdın içinde o kadar çok yer tutuyor ki gidince o boşluk kolay dolmuyor. Kelimelerin yetersiz kaldığını biliyorum, demek istediklerimi annesini kaybedenler anlıyor…

Zaman içinde o boşluk bir fikre dönüyor, inkılâp ediyor. Geride bıraktığı hatıralarıyla hüzünlenmek, her fırsatta onu yâd etmek, fotoğraflarına bakıp gözyaşı dökmek, arkasından yâsinler, hayır dualar göndermek değil demek istediğim. Saydıklarım elbette yapılacak, yapılıyor da zaten ama sadece bunlar değil. Annelik mefhumu üzerinde düşünmek, derinleşmek… Anneliği yaratan güce hayran olmak… Dediğimi anlatmak için belki en doğru yöntem şu olabilir: Annelik mefhumunun olmadığı bir dünyayı hayal edebilir miyiz… Hiçbir şeyin kendisi için zor olmadığı Mutlak Kudret, insanı anne olmadan da var edebilir miydi… Elbette… Şefkat, merhamet yoksunu bir dünya, fedakârlığı bilmeyen bir insanlık… Anlıyoruz ve iman ediyoruz ki merhametin kaynağına “anne”yi yaratmak yaraşır… Hamd olsun…

Gelelim sırrıma… Bu fikir, yukarıda da dediğim gibi beni, kanaatimce en büyük annenin, ilklerin ilki, bütün iltifatların yanında kifayetsiz kalacağı, annemin de annesi, annem Hazreti Hatice’nin (ra) eteğinin dibine getirdi. Yıllarca “ashabım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız …” hadisi mucibince benim gökteki yıldızım kim diye düşündüm. Dönem dönem yıldızımı değiştirsem de baktım ki hep erkek sahabilerde karar kılıyorum. Kendisini tanıdıkça, onu okudukça, dinledikçe yıldızımın annem olduğunda hem aklen hem de kalben karar kıldım.

Yirmili yaşların sonunda bir umre nasip oldu. O zaman onu yeterince tanımıyordum. Bizi götürenler de kabrini ziyareti akıl etmedi. Döndük, geldik… Eksik kalmış bir umre zannımca…

Şimdi içimde bir arzu… Arzın merkezi Kâbe’ye, nurun kaynağı Peygamber Beldesine yeniden gidebilmek. Bilmiyorum bir edep hatası mıdır ama hepsinden biraz daha fazla annemin kabrine gitmek, hassaten onu ziyaret etmek…

Gerçeklemesi dualarınıza muhtaç…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Türk kimliği... - Sayı 129
Helâl lokma... - Sayı 128
Çare... - Sayı 127
Mukaddes beldelere-2... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Sû-i zan


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17565173
 Bugün : 469
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 845883
 Bugün : 156
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 216
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim