|
Ekonomi ve helâl bilinci Yaşar Akyay Sayı:
128 -
 İnsanlığa hayat modeli olarak gönderilen Kur’ân, huzur veren nurlu mesajlarıyla hayatın her alanını kapsayan çağlar üstü bir nizamdır. O nedenle İslâm’ın diğer alanlarda olduğu gibi ekonomik hayatla ilgili de koymuş olduğu emir ve yasakları vardır.
Evrensel olan dinimiz, kıyamete kadar geçerli olup en son ve en mükemmel olan bir dindir. İslâm’ı hayat tarzı haline getirip ölüm korkusunu aşan, dünya sevgisinin tutsağı olmayan atalarımızın üç kıtaya hâkim olmasında sorumluluk duygusuyla birlikte, kazancın ve yenilip içilen gıdaların “temiz ve helâl” bilincinin etkisi çok büyüktür.
Dinimizde helâlinden kazanmak için çalışmaya gitmek ibadet ve cihad kabul edilmiştir. Çocuklarımızı helâl ve temiz gıdalarla beslemek, onların terbiyesi ve ruhsal sağlıkları açısından çok önemli olup ana-babanın dikkat etmesi gereken en temel hususlardandır. Atalarımız “Haram yiyen haramî olur” diyerek bu konunun önemine dikkat çekmişlerdir.
İslâm, çalışmadan para kazanmak isteyen zenginlerin sömürü aracı olarak kullandığı faizi haram kılarak, “Sen çalış ben yiyeyim” diyen kapitalizmden, zekâtı farz kılarak da “Başkası açlıktan ölmüş bana ne” diyen sosyalizmden ayrılmaktadır.
Dinimiz; faizcilik yapmayı, eksik ölçüp tartmayı, stokçuluk yapmayı, başkalarını aldatmayı ve israfı yasaklamıştır. Buna karşılık olarak iktisat etmeyi, yastık altındaki varlıkları yatırıma aktarmayı, alan el değil veren el olmayı, iki günü eşit olmamayı, bugünün işini yarına bırakmamayı, düşmanın silahıyla silahlanıp yeterince kuvvet hazırlamayı emretmiştir.
Güçlü, etkili ve söz sahibi olmada ekonomi, ekonomide ahlâk, ahlâkta da “temiz ve helâl” hassasiyeti önemlidir. Geçmişte bunu dikkate alan atalarımız, ekonomik güçleri, ilmî seviyeleri ve güzel ahlâklarıyla asırlarca insanlığa yön vermişler “Yemek için yaşamak değil, yaşamak için yemek” felsefesi ile “temiz ve helâl” bilincini insanlığa öğretmeye çalışmışlardır.
Savaş meydanlarında müslümanları mağlup edemeyen İslâm düşmanları, Müslümanların inançlarından aldıkları cesaret ve ahlâklarından aldıkları “temiz ve helâl” bilincinin etkisini farketmişlerdir. Bu nedenle Müslümanları Kur’ân’ın kazandırdığı bu anlayıştan uzaklaştıracak çalışmalar yapmışlar ve bu konuda da maalesef başarılı olmuşlardır. Yapılan sinsi çalışmalar sonucunda da güya saygı gereği yükseklerde tuttuğumuzu zannettiğimiz Kur’ân bizim yaşam tarzımızdan uzaklaştırılmıştır.
Bugün Kur’ân, istisnalar hariç genel olarak müslümanların gönüllerinde ve yaşam tarzlarında yer bulamayıp sadece kitaplıkları, duvarları ve gelinlik kızların çeyizlerini süslemektedir. Düzenlenen “Yâsin okuma partilerinde” Kur’ân’ın mana ve maksadından haberdar olunmadığı gibi çok zaman gaflet içerisindeki bir gönülle kabirlerde ölülere okunmaktadır.
Hayatın her alanından uzaklaştırılan Kur’ân, ekonomik hayatımızda da etkisini kaybetmiştir. İnsanlığa rol-model olması gereken müslümanlar, medenî zannettikleri Avrupa’dan tercüme edilen kanunlarla ticarî, ekonomik ve ahlâkî bataklığa saplanmışlardır.
İnsanımız, vahşi kapitalizmin materyalist anlayışının pençesinde sadece kendisini düşünen bir menfaatperest haline getirilmiş, dinimiz tarafından yasaklanan faiz, rüşvet, aldatma, stokçuluk, ürünlerin GDO’su ile oynamak gibi İslâm ahlâkıyla bağdaşmayan davranışları sergileyerek başkalarının oyuncağı haline gelmiştir.
Müslümanların düşürüldükleri bu bataklıktan kurtulması ve sözü dinlenen ve yaptıkları örnek alınan bir seviyeye yeniden yükselmesi hem İslâm dünyasının hem de bütün insanlığın huzur ve güvenliği için elzemdir. Bunun da olabilmesi için, Kur’ân’a olan ahdimizi yenilememiz ve “temiz ve helâl” bilincine geri dönmemiz gerekmektedir.
Eğer İslâm’ı temsil edip, Kur’ân’ın iman, ibadet, ekonomi ve güzel ahlâkla ilgili mesajlarını insanlığa tebliğ edebilirsek, bulunmamız gereken seviyeye ulaşabiliriz. Yok eğer medenî zannettiğimiz Avrupanın taklitçiliğine devam edersek hem yerlerde sürünmeye hem de kurtuluş ve huzur bekleyen insanları hayal kırıklığına uğratmaya devam etmiş oluruz. Rabbim cümlemize basiret ihsan eylesin.
|