|
Geç kalan bir yazı Halis Arlıoğlu Sayı:
129 - Temmuz / Eylül 2026
 Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul cinayetleri ülkeyi salladı. Millet ayağa kalktı. Ayrıca yetkililer ve olaya sebep olanlar gençlerin bu hale gelmesini teşvik ve tahrik eden mahut siyasî yapı bile yaptığı maneviyat düşmanlığını unutarak timsah gözyaşları dökmeye başladı. Aslında “perşembenin gelişi çarşambadan bellidir!” kavlince böylesi olaylara ve daha beterlerine şaşırılmaması gerekirdi. Çünkü alkolizm ve uyuşturucunun, sigara içmenin ilkokullara kadar indiğini söyleyen yetkililer ve yetkisizlerdi. Bu işi günlerce ve aylarca haber konusu yapan da ülkenin medyalarıydı. Burada bir takım balık hafızası olanlarla tarihî geçmişi unutanlara bu çocukların babalarının, amca ve kardeşlerinin hattâdedelerinin nereden geldiği ve nasıl bir ideoloji ile yetiştiklerini hatırlatmak isterim. Halk Fırkası’nın bir takım beyinsizlerin kafalarına yerleştirdiği bir slogan vardı: “Ordu-yargı elele, CHP iktidar” İşte milletçe şikâyet edilen ve halkın değerlerini, kutsallarını, inançlarını rejim için tehdit olarak görenler bu zihniyetle yetişmiştir. Ayrıca bu milletin inançlarını, özel yaşantılarını aşağılayıp halkı hor ve hakir görenler de o zihniyetle yetişenlerdir. Özellikle okuryazar geçinen bilhassa liderini ve partisini terk edip karşı tarafa geçerek goygoyculuk yapanlar bu tarihî gerçekleri unutmamaları gerekir. Onbinlerce caminin sudan bahanelerle kapatılması, sadece kapatılmakla yetinmeyerek ahır, samanlık, depo, nalbant dükkânı, bar, pavyon, disko gibi sefil mekânlar haline getirilmesi, bazılarının da o günün fırkasınca İlbay ve İlçebaylar için fırka binası yaptırılması dikkat çekicidir. Kur’ân’ın yasaklanması, ezanın tebdil ve tağyir edilmesi ayrı bir konudur. Hattâ inanç ve millî irade düşmanı darbeci bir herifin şu sözü Nazlı Ilıcak’ın Tercüman gazetesinde yayınlandığı 27 Mayıs kitabında şöyle ifade edilmektedir: “Biz o adamın (Adnan Menderes’in) ezanı aslına döndürdüğü gün idam fermanını hazırlamıştık.”
Şimdi şunu hatırlatmak istiyorum; bu zihniyet dâvâsından ve ideolojisinden vazgeçmiş midir? Asla!.. Buna benzer belgeler tarihin ve insanlığın yüz karası olarak namuslu insanlar tarafından hâlâ hazin bir hatıra olarak hatırlanmakta ve yaşamaktadır.
Bazıları bunlar yüzyıl geride kalmış, mürur-u zamana uğramış olaylardır diyebilir. O halde günümüzdeki hadiselerden ve o zihniyetin aynı olayların devamı olan bazı konuları hatırlatmak isterim. Geçtiğimiz Ramazan ayında Cumhurbaşkanının hatırlatması üzerine Millî Eğitim Bakanı okullara Ramazan ayının manevî havasını çocuklara hissettirin şeklinde bir yazı göndermişti. Bunun üzerine inanç ve millî irade düşmanı şer cephesi başta sendikaları ve bağlı bulunan medyaları ayağa kalktılar. Bakana hakaret, milletin inancına, kutsal değerlerine küfrettiler. Sözüm ona Müslüman kesim buna tepki göstermek bir yana bu hakareti yapanlara destek veren siyasî yapının kapısında sıraya girdiler. Olaylar saymakla bitmeyecek kadar çok. Ama ben inatla bazı habasetleri gündeme getirmek istiyorum zira bunlar asla unutulmamalı.
Bir başka olay; Türkiye’de münteşir “Leman” dergisi Peygamberimize resmen hakaret etti. Ve bu tecavüz de cevapsız kaldı. Ayrıca İzmir’in minarelerinde bangır bangır “Çav Bella” okundu, ona da tepki gösterilmedi. Hattâ bir pespaye “sizin de inandığınız Allah’ın da belâsını versin!” hezeyanında bulundu. Fakat mücrim hâlâ serbest. Aynı zihniyete ait başka bir kesim Taksim’de camiye karşı çıkarak “Taksim’de kiliseye, havraya, sinagoga evet, camiye hayır!” pankartları ve sloganları ile yürüdüler. Buna rağmen Tayyip Erdoğan, bu müptezellerin karşı olmalarını dinlemeyerek oraya muhteşem bir cami yaptırdı. Yıllarca Müslüman halkın dinî ihtiyaçlarını karşılayan Ayasofya’nın kapatılmasını alkışlayanlar, açılmasını boykot edip alternatif bir şekilde toplantı tertip ettiler. Kısaca olayı şuraya getirmek istiyorum. Bu kadar din ve dindarlık aleyhinde iğrenç propagandaya rağmen okullardaki alkol ve uyuşturucu bağımlısı çocukların Yasin okumasını mı bekliyordunuz?
Adamlar her gün din çağdışıdır hezeyanında ve benzeri hakaretlerde bulunuyor. Müspet faaliyetlerin engellenmesi, inkâr ve isyan edilmesi için var güçleriyle çalışıyorlar, halkın seçtiği meşru hükümeti resmen gayrimeşru sayıyorlar. Hattâ bir seviyesiz şöyle demişti; hükümet meşruiyetini kaybetmiştir.
Şimdi insaf ve vicdan sahipleri gelişen ve ülkenin ufkunu karartan belediyelerdeki soygunu, vurgunu, hortumu, talanı, yağmayı seyrediyor. “Haber yok her gelenin gideninden, Hayır umulur mu böyle gecenin seherinden…” kuralına göre bu işin böyle gitmesinden hayır umulmayacağı gerçektir. Şu gerçeğin asla unutulmaması gerekir: İnsanların en aşağılık ve rezil kesimi aslını inkâr edip fâsık ve fâcirlere, inanç düşmanlarına yardım ve yataklık edenlerdir. Nitekim atasözümüzde “Aslını inkâr eden haramzadedir.” denilmektedir. Dün darbe şakşakçılığı yapan sol ideolojinin çığırtkanları bugün hürriyetperver olmuş, iktidara muhalefet ediyorlar. Gırtlaklarına kadar pisliğe bulaşan hortumcu, vurguncu, soyguncu ve haramî zihniyet ve rezaletlerini hayat tarzı olarak gördüklerinden kendilerini desteklemek için Saraçhane mitingi tertipleyip çapulcularını sokağa çağırmıştı. Bunlar oradaki caminin önündeki mezarları tahrip ve talan ederek aynı mabedin duvarlarına bevl etmiş, kirletmişlerdi. Ayrıca güvenlik güçlerine kesici ve yanıcı cisimler atıp birçok vatan evlâdını yaralamış, vandalizm ve barbarlıklar sergilemişlerdi.
Elbette ilk ve orta öğretim öğrencileri bu rezaleti bir film gibi seyrettikleri için şahit oldukları olayları okullarında birbirlerini bıçaklayarak, vurarak göstermiş, sonunda adı geçen şehirlerdeki katliamı yapmışlardır. O yaştaki çocukların gördükleri ve yaşadıkları olayları takip ve taklit edecekleri ihtimal dâhilindedir. Yoksa camideki okunan mevlid ve nasihatları mı örnek alacaklar sanıyordunuz?
Millî Şef döneminde kanun zoru ile darbe ve cunta döneminde asker baskısı ile bugün de inanç ve millî irade düşmanı siyasî yapı ile sürekli aşağılanan, horlanan, hakaret edilen bir dine, bazı kart devrimbazlar bile inanmıyor. İlköğretim çağında birbirini katleden çocuklar mı inanacak?
|