Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1896 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

RAHATIM, RAHATSIN, RAHAT!..
Altan Atan

  Sayı: 44 - Nisan / Haziran 2004

Geçmiş önemli, gelecek de merak konusu ama bugün daha önemli. Çünkü bugünde geçmiş ile gelecek birleşiyor ve her zaman için dünyada ilginç olaylar oluyor. Geçmişte dünya büyüktü insanlar için. Bilinmeyen, ulaşılmayan yerler ve insanlar vardı. Bugün için küçük. Bilinmeyen, ulaşılmayan yer ve insan kalmadı. Gelecekte ne olur bilinmez ama bilinir, ulaşılır olmak geçmişteki korunmuşluğu yok etti. Gerek çevre, gerek insan hakları konusunda önemli kayıplar verildi.

Artık insanların genel bir arzusu var. Rahat olmak ve rahat kalmak.

Dünyanın bu karmaşık halinde bu rahatlığı tanımlamak da zor. Soğuk bir gününün rahatlığı sıcak bir mekânda oturmak. Kavurucu yaz sıcaklarında rahatlık serin bir ortamda bulunmak elbet. Tartışılmasına gerek olmayan fizikî rahatlığı bir yana bırakalım.

İlkinde belirli standartları yakalamak isteği diğerinde can sınırını da geçebilen şiddet sonrası duygular var. Horlanan, ezilen, mahrum edilen bir insanın “beni rahat bırakın” diyen bakışları bambaşka bir rahatlık arzusu. Bu arzuda, artık kaybedilecek her şeyin kaybedilmiş olması, belki de can pazarı var.

“Doğal hayat” denince akla vahşî hayat da denen hayvanlar, bitkiler âlemi gelirdi. “Doğal hayat” belgesellerinde Afrika’nın balta girmemiş ormanlarını veya dünyanın diğer bakir bölgelerindeki hayatı seyrederdik. Yani insanın olmadığı bir hayata doğal hayat diyoruz biz. Çünkü o hayata insan eli değmemiş ve “doğal hayat” onlar için en tabiî bir hak. Ancak, doğal hayatın içindekiler bu haklarını her geçen gün kaybettiler. Hayvanlar, bitkiler, ağaçlar, ormanlar, denizler, akarsular kısaca çevremiz dile gelse hep aynı feryadı duyacağız: “BİZİ RAHAT BIRAKIN!”

“Doğal hata” ve “Doğallık” kavramları çevre kelimesinin anlamıyla birlikte genişleyerek insanları da içine aldı. Bu demektir ki, bitki ve hayvanlar âleminin içinde artık insanlar da var. İnsanlar zamanla, kendiliğinden veya zorla bu sınıfa dâhil oldu. Bu tabirleri kullanan insanlar durumun vahameti karşısında kendilerini kurtarıcı ölçü olarak “doğal-vahşi hayatı” temel aldı. Yılana sarılanlar kaybolan insanlıklarını kaybettikleri noktada değil, çok daha düşük seviyelerde aradılar.

Maruz kalınan durumun insanca değil, insafsızca olması onları en yakın oldukları yere yöneltti. Kendilerine özgün bir rahatlık içinde yaşayan insan sayısının az olması bu yüzden şaşırtıcı olmamalı.

Hayvanın doğallığına müdahale edince neler yapacağı aşağı yukarı belli. Bir noktaya kadar direnç, karşı koyma, ardından uyuşturulma, sirk veya hayvanat bahçesi. Bazen de eğlence veya tatmin olma uğruna, doğrudan yok olma. Ya tabiat!.. Ne yapabilir ki? Kesilen ağaçlar, yok edilen ormanlar, kirlenen denizler, akarsular, kirlenen hava… Onlar kolaylıkla yok edilirler ama yoklukları oldukça pahalıya gelir. Her durumda doğallığın bozulmasının bedelini insan öder ve insanların rahatı kaçar.

Rahat olmak ve rahat bırakılmak isteği aslında rahatsız edenin rahatı içindir.

Hele “rahat bırakın beni” feryadı adeta son uyarıdır. Olması muhtemel olan sağduyuya yapılan son ikazdır. Bu durumdaki bir canlının intikam kabilinden yapacağı bir şey yoktur. Kesilmekte olan bir ağaç o anda ne yapabilir? Ancak intikam denen şey de doğal olarak ardından gelir. Bu nokta bir bitiş ve başlangıç noktasıdır.

Geçmiş bu yüzden önemli, gelecek de öyle ama bugün daha önemli. Çünkü bugün, geleceğin alt yapısı olan geçmiş demektir. Bugün yapılacaklar geleceği oluşturacak olanlardır. An bu andır ve bugün kısaca gelecek demektir. Anın gereğini yapmayanlar sonra olacakların sorumlusudur.

Hayvanlar, bitkiler, dağlar, taşlar sulardan sonra insanların da artık önemli ve kuvvetli bir arzusu var. Rahat olmak, rahat bırakılmak…

Gerçek niyetlerin duruma uygun söz ve senaryolarla gizlenerek, doğal hayatın bozulduğu, katledildiği günümüzde bir hayvan veya bir bitki gibi mi davranmak gerekir acaba?


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Üst akıl... - Sayı 106
Eski dünya... - Sayı 104
Sağlıklı nokta... - Sayı 103
Aliya... - Sayı 102
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir
Sevgi
İnsanlar anlamaz beni
Zikir ve ?nemi


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7912797
 Bugün : 1993
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 516778
 Bugün : 48
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim