Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5071 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Neden hep şikâyet ediyoruz?
Vural Gündüz

  Sayı: 84 - Nisan / Haziran 2015

Bazı insanlar vardır hiçbir şeyden memnun olmaz, her şeyden şikâyet ederler. Etrafınıza bir bakın, nasıl sürekli her şeyden şikâyet eden, hiçbir şeyden memnun olmayan kişiler olduğunu göreceksiniz. Bu tür insanlar, havalardan, trafikten, yöneticilerinden, iş yükünden, çalışma arkadaşlarından her şeyden ve herkesten şikâyet ederler. Müzmin şikâyetçiler etrafındaki kişileri de mutsuz eder, enerjilerini düşürür, içlerini karartırlar. Bu ömür törpüleri ile başa çıkmak ise hiç kolay değildir.

Devlet dairesine işimiz düştüğünde karşılaştıklarımızı eleştiriyor; kendimiz bir masaya oturduğumuzda ise talep sahiplerinin tutumlarını yargılıyoruz. Yönetici isek yönettiklerimiz için, yönetiliyorken yöneticilerimiz için eleştirecek birçok konu buluyoruz. Hasta doktordan, doktor hastadan; patron işçisinden, işçi patronundan şikâyetçidir. Öğrenciysek öğretmenlerin davranışından, öğretmensek öğrenci davranışlarından şikâyet ediyoruz. “Bizim gibi yaşamayanları, bizim gibi düşünmeyenleri” yanlış; hatta yetersiz buluyoruz. Sözümüzü kesenlere kızarken, başkalarının söz söylemesine izin vermek istemiyoruz. Bazen komşumuzdan, bazen tanıdığımız, bazen tanımadığımız kimselerden şikâyetçiyizdir. Kendi yaptıklarımızı önemsiyor, başkalarının yaptıklarını görmüyoruz bile. Dönüp kendimize bakabilsek, orada herkesi görebiliriz aslında.

Birçok insan şikâyet eden kişilere bir süre tahammül eder,  ancak uzun süre dayanamaz. Hayatı boyunca her şeyden şikâyet etmeyi alışkanlık haline getirmiş olan müzmin şikâyetçiler etrafındakilere zarar verir.  Ama bir süre sonra müzmin şikâyetçiler, sizi sıkar. Ne yazık ki her şeyden sürekli şikâyet eden, yalnız kendi yaşamını değil, çevresindekileri de karartan bu tür insanlar çevremizden hiç eksik olmuyor. 

Eğer eşiniz ya da arkadaşınız sizin gereksiz yere sürekli şikâyet ettiğinizi söylüyorsa, dikkat edin. Şikâyet etmek yerine isteklerinizi doğrudan söyleyin. Sorunun değil, çözümün bir parçası olmak için gayret edin.

Kuşku yok ki, hepimizin ters giden işleri, sıkıntılı anları, olumsuz düşündüğü zamanları bizi karamsarlığa sürükleyebiliyor. Bunu paylaşmak, yakınlarımızdan bir destek beklemek, görüşlerimizin tıkanma anlarında farklı bir görüş almak kuşkusuz en doğal hakkımız; oysaki hiçbir olumsuzluğumuz yokken, her şeyi kapkara göstermekle, bir süre sonra inandırıcılığımızı yitirme durumunda kalabiliyoruz.

Herkes kendince şikâyetlerinde haklı olabilir. Şikâyetlerimiz ile sıkıntılarımıza ortak aramamız doğal sayılabilir; bir hastalık derecesine çıkmadığı sürece... Şikâyet hastalığına hazır reçetelerin bir yararı olmuyor! Ama şikâyet ederken, kendimize bakabilsek, çözüm odaklı olsak her şey kendiliğinden düzelecek aslında.

Konuyla ilgili bir kıssadan hisse anlatalım, herkes kendine göre bir pay çıkarsın.

Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden, her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı.
Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.
Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.
Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu.
Daha sonra kızına tek kelime etmeden beklemeye başladı.
Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.
Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı.
Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra, son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu:
- Ne görüyorsun?
- Patates, yumurta ve kahve? diye, alaylı bir cevap verdi kızı.
“Daha yakından bak bir de” dedi baba, “patatese dokun.”
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
“Aynı şekilde, yumurtayı da incele.”
Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söyleneni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:
- Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?
Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı tepki vermişti.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.
Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş; katılaşmıştı.
Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.
- Sen hangisisin? diye sordu kızına. Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?
Patates gibi, yumuşayıp ezilecek misin?
Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın?
Yoksa kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?

 

Kahve tadında bol köpüklü bir hayat dileğiyle…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Çamurdan kale... - Sayı 97
Boya sandığı... - Sayı 96
Öğretmenin anı defterinde... - Sayı 91
Türk milleti darbeyi ezmi... - Sayı 90
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
İnternet hayatımız, hayatımız internet
Makine
Mevlid
Ady; Sen, Ben, O...
İnternete, kulak versek
Alın teri


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4912630
 Bugün : 941
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452207
 Bugün : 11
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 118
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim