Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     172 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kıyam
Oğuz Askan Kocagöz

  Sayı: 99 -

Yağmurlu bir gündü, hayallere dalmaktan onu alıkoyansa bir rüzgâr uğultusuydu. Suyun ve rüzgârın aziz buluşması içerisinde melankoli halinden uyanıklığa şöyle bir süzüldü. Karşısında Saat Kulesi tüm hışmıyla “ben burdayım” dercesine duruyordu.  Soğuk ne yağmura ne de rüzgâra aldırmadan yüzüne inen bir şamar gibiydi.

Son yıllarda bu saat kulelerinden ülkenin tüm şehirlerinde neredeyse ilçe ve kasabalarında dahi inşa ediliyordu. Zira bu kulelerin olduğu şehrin merkezi olduğu, önemli bir yer olduğu inancı olduğu halk arasında muteber bir inanç gibi yaygınlaşıyordu. Lakin bu kuleler ne öyle çok muteber bir mekân ne de şehrin göbeğiydi. Altı üstü batıl bir inancın ürünüydü. Ecnebi memleketlerden özenti namına alınan son eserdi. Dönemin önemli sayılan hadiseleri; kutlamalar, törenler, halka mâl olmuş insanların davaları vs. birçok hadise bu kuleler önünde gerçekleşiyordu. Sanki kuleler şahit tutulmak istenircesine.

Küçük, kendini bu düşüncelerden alıkoymaya çalışsa da sabah serininde zihninden atamadığı fikirler içerisinde sürüklenirken iki yanında izbanduta benzer iki adamla; kısa boylu bizim Efe çıkıp geliyordu. Hayatının kahramanı Efe Kerim kendinden emin ancak bir o kadar da vakarlı ilerliyordu. Küçük, kendini birden içinde bulunduğu hadisenin şahidi olarak buluverdi. Efe Kerim halkı galeyana getirmekle suçlanıyordu. İki gün önce devletin ileri gelenleri onu burada mahkeme etmişler hüküm vermişlerdi. Bugün Efe’nin bu meydanda verilen hükme göre idamı gerçekleştirilecekti. O kısa boylu, sıska vücutlu Efe yaptıklarıyla hem padişahın hem vezirlerin hem de önemli devlet adamlarının gözünü korkutmuştu.

Kerim aslen Anadolu’nun küçük bir kasabasından gelmişti. Amcası Patrona Halil uzun yıllar önce devlete isyandan yargılanıp idam edilmişti. Denilene göre o da amcasının izinden gitmiş. İstanbul’a geldikten sonra halkın içinde devlet adamlarının saltanatına ileri geri laflar etmiş, neticesinde ise böyle yargılanıp idama mahkûm edilmişti.

Kerim’in cellâtlar arasında öyle bir yürüyüşü vardı ki. Ya korktuğunu belli etmiyordu yahut hâlâ durumdan ümidi kesmemişti. İki uzun adam ortasında bu küçük adamı görenlerin aklına İmam-ı Azam’ın lenâ hadisesi geliyordu. Zira iki uzun boylu öğrencisi arasında yürüyüş yapan İmam’a öğrencileri “hocamız aramızda lenâ’nın nunu gibi durdu” demişler. İmam da onlara “oradaki nun olmasa ne lâ ne de nâ’nın bir anlamı olur” demiş. Arap ve Farsi lisanlarını bilenler bu iki sözcükte sözlük anlamlarında yok demektir. Büyük İmam bu cümlesiyle iki öğrencisine ders vermiştir.

Kerim izbandutlar eşliğinde halkın arasından yürüyüp kendisi için kurulan darağacına kadar yürüdü. Ta ki iskemleye çıkacağı an durakladı ve içinden kim bilir neler geçirmişse de hiç birini dillendirmedi. Sadece yüksek sesle şehadet getirdiği herkes tarafından duyuldu. Ardından kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan iskemleye sıçradı. Elleri ardından bağlı olduğu için boynuna tabiri caizse yağlı kemendi geçirmesi için celladına işaret etti gözleriyle. Halk, izleyenler ve hattâ cellâtlar bile gözlerinin içine bakıyordu. Sanki emri verenlerin sözüyle değil de Kerim’in bir işaretiyle hareket ediyormuş gibi. Kerim cellâttan bile yardım almadan kendi iskemlesine kendi tekmeyi vurdu. İzleyenlerin hayretleri içerisinde yağlı urganda cansız bedeni sallandı.

Soğuktan ve rüzgârdan donmuş, yağmurdan sırılsıklam olan Küçük ünizlediği hadisenin etkisinde kaldığı her halinden belliydi. Meydana toplanmış halkın arasından yavaş yavaş geçip celladın önüne gelince durdu. Elini yumruk yaparak cellâdın ayağına vururken bir yerden de bağırıyordu “kıyaaaaaaaaam”. Halk Küçük’ün nidalarını bekliyormuşçasına galeyana geldi. Efe’yi darağacından indirdiler ve cellâtları paraladılar. Ne çare Efe canını teslim etmişti.  Ardından meydana gelen padişah muhafızları halkı evlerine dağılmaları konusunda uyardı. Olay büyümeden halk dağıldı. Neticesinde kulaklarda sadece “kıyaaaaaam” sözü kaldı.

Olayın şahitleri ise bir bizim Küçük bir de hışmıyla koca Saat Kulesi kalmıştı.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Ruhsa sızan şiir... - Sayı 100
Kıyam... - Sayı 99
Yüreğinle gel... - Sayı 77
Yüreğinle gel... - Sayı 76
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (100): Kardelen'in Muhasebesi


Son Eklenen Yorumlardan
 Acıyorum keyfiyetinin ilk sayılardan tarif edilmiş, cuk yerine oturan tanımı... Bu sağlam tanım ve t... Sinan AYHAN

 Sevgili Site Editörüm, yazma konusunda çok haklısın, dünyanın belki de en ter döktürücü işi, kalemle... Sinan AYHAN

 Güzel duana "Amin" sevgili Editörüm; sayı editörlüğü mevzuu bir yüksek ilmi terbiyenin göstergesi ka... Sinan AYHAN

 Hiç bir ismin günümüz toplumunda büyüklük alamadığı bir ortam içinde kavrulup duruyoruz; fikirsizlik... Sinan AYHAN

 Yolunu bulmuş ve kendinden eminlik kaftanını giymiş bir Kaf Dağı meraklısı mı yazdı bu satırları, bi... Sinan AYHAN


Öğretmen ve öğrenciye “okul sigortası” hakkı verilmiş. Pek yerinde, artık disiplinsizlik yüzünden okutmak da, okumak da “risk unsuru” taşır oldu. 
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Fikirsizlik
Gece yarısı uyanmaları
Kardelen nasıl doğdu?
Zamanın kısa tarihi
Zaman tünelinden iki yazı
Kardelen nasıl doğdu?
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Acıyorum nedir?
Fikirsizlik
Her sayı ayrı bir değer


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Altan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5417718
 Bugün : 290
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 464740
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 95
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim