Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     919 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Kardelen nasıl doğdu?
Özgür Alkan Alkış

  Sayı: 100 -

Filmlerdeki gibi hafızamda geri dönüş (flashback) yapıp 1989-1990 yılına filmi geri sardığımda Kardelen dergisinin doğuşu ile ilgili anılarımı tazelediğimde söyleyebileceklerim şunlar.

Bilecik Anadolu Lisesi 1. sınıftayız. Okulumuz Osmanlı’dan kalma tarihî eser niteliğinde bir bina.. Bahçesinde tarihî saat kulesi ve hemen vadinin aşağısında seyrek ormanın bitiminde Şeyh Edebâli, türbesi görünüyor.. Tarihin genç dimağlarımıza ve bilinçaltımıza işlendiği ve ruh halimizi de biz fark bile etmeden tesir altına aldığı bir mekân...  Çocukluktan çıkma ergenlik devresi.. Kendimizi çok mühimsiyoruz. Dünyayı değiştirebileceğimize inanıyoruz. Fen matematik ağırlıklı bir sınıf olmamıza rağmen Ali Erdal öğretmenimizin edebiyat dersleri en sevdiğimiz ders. Ders demek aslında ortamı anlatmaya yetmiyor. Ezber, peşin kabul, postülalara teslimiyet yok. O dersler Bir akademi, felsefe okulu, edebli tartışma ortamı.. Sorgulayıcı eleştirel akılla beynimizi nasıl kullanacağımızı öğrenme eğitimi.. Sanki Sokrates’in diyalektik metoduyla tedrisat gören bir felsefe okulu.. Yani birlikte düşünme, sorgulama, müzakere etme, düşünmeyi, derin düşünmeyi öğrenme. Bahar aylarında bazıları bahçede bile ciddiyetle yapılan her ders, sanki ülkenin yönetimi bize verilmiş de kararları biz alıyoruz gibi bir ciddiyetle geçiyor. Zamanın o kesitinde ne olduğumuzdan çok neye inandığımız önemli.

Bir duvar gazetesi çıkarmaya karar veriyoruz. Yazılar, mizanpaj, hangi konuların nasıl işleneceği ve bir fikir etrafında ve o fikri derinleştiren metodla sunulacağı konuşuluyor. Ders araları okul dışı zamanlar bile bu çabayla dolu.. Aşama aşama öğretmenimize sunuyor istişare edip fikirlerini alıyoruz.

Yazılar, çiziler, karikatürler, resimler tekemmül ediyor.. Gazetenin ismi hakkında müzakereye geliyor sıra.. Yine bir edebiyat dersi.. Forum gibi.. Hatırladığım kadarıyla Anafor, Girdap, Çare, Deva, Hamle, Çığır, Dava, Kalem, Sakarya vesair pek çok isim müzakere ediliyor.   Ali Erdal Öğretmenimiz müzakereleri dikte etmeden yeni fikirlerin önünü açan ve yönelten her zamanki tarzıyla: “Kardelen, narin haline rağmen, kışın sonuna doğru açıyor ve baharı müjdeliyor. Siz de fikirsizlik kışında açan kardelenler olabilirsiniz. Özgür arkadaşınızın köşesi için düşündüğü isim olan Kardelen’i duvar gazetesi için düşünmez misiniz?” diye soruyor.  Tam o esnada kimseden cevaba mahal olmadan sınıfın yaşı küçük, şiiri ve poetikası büyük şairi Cahit AY arkadaşımız ayağa kalkıyor ve o anda yazdığı bir beyti okuyor:

Önümüzde duramaz gökle birleşse deniz,

Fikirsizlik kışında azimli Kardeleniz!

Alkış kıyamet.!!

Öyle anlar vardır ki bir topluluk, bir toplum bir cemiyet, bir toplum haline gelip BİR olur ve tek bir bilinç gibi hareket eder. Söze gerek kalmadan hattâ lâfına bile gerek kalmaksızın sözsüz anlaşma ve BİR oluş halidir. İfade edilmez sadece sezilir ve hissedilir. İşte öyle anlardan biriydi. O sezgisel BİRLİK evvelden beri var olan dostluk kardeşlik bağına istinad ediyordu ancak bu sayede bambaşka  bir ŞEY’e dönüşmüştü.

Dostlar, gönüldaşlar, dergimizin ilk sayısı ve ismi böyle doğdu!

İsim meselesi de gönül ittifakıyla halledildikten sonra ilk sayımız yayınlanıyor. O zamanki fikir ikliminin kısırlığında bazı fikir düşmanlarını harekete geçiriyor ve baskılar başlıyor. Okulda fikir dergisi çıkarmak sizin neyinize? Fikir yüzünden başlarının derde gireceğini sanan kafasızlara dert anlatamıyoruz. Okulda dergi çıkarmamız engelleniyor.

Bu baskılar, vazgeçecek yılacak yerde, gönüldaşlık ve duygudaşlık pekişerek ikinci hamleye yol açıyor ve BİZ karar veriyor:  Madem ki azimli kardeleniz dedik:

Basılı dergi çıkaracağız!

Sonraki sayı fotokopiyle çoğaltılan basılı dergi..

Akabinde ilk matbaa baskısı dergi..

Sonra yine BİRliğimizi dağıtmak için başka türlü türlü baskılar... Öğretmenlerimizi değiştirmek, disiplin kurulu tehditleri.. Hepsine karşı bir dik duruş ve kurallar içerisinde protesto yöntemleri geliştiriyoruz. Bu duruşumuz muhatapları daha da kızdırıyor. Son sene, son dönem… Birimize atılan tokat ve dersleri boykot… Aslında boykot değil bizim duruşumuza saygı olarak hiçbir hocamız biz ayrılmayı müzakere ederken ders işlemeyi düşünmüyor bile.. Gelip bizi ikna için müzakeremize katılıyorlar. Okuldan topluca ayrılarak başka okula geçmeyi müzakere ediyoruz. Sevdiğimiz öğretmenlerimizin araya girmesi.. Tokadı atan el sahibi kafasızın gelip tüm sınıftan özür dilemesiyle okuldan ayrılmamaya ikna oluyor ve okulumuzdan mezun oluyoruz.

Üniversite sınavı stresi bile dergiyi düşünmekten dergi çalışmalarından bizi alıkoyamıyor.

Kardelen bizi birbirimize bağlayan en etkili BAĞ ve AĞ oluyor.

*

Örnekleri pek çoktur. Bazılarını anlatmaktan hicab ederiz. Ancak yeni nesillere de örneklik olsun düşüncesiyle,  birkaç anektodla bu BAĞ’ı ifade etmeme izin verir misiniz? 

KARDELEN HESABI:

Sadaka taşını bilirsiniz… Bilmeyenler için kısaca anlatalım. Eskiden cami avlularında sadaka taşları varmış. İçi oyuk bir taş.. Hayır yapmak isteyenler gizli bir şekilde sadaka taşına sadakasını bırakır. İhtiyaç sahipleri de gururu incinmeden kimseye görünmeden ihtiyacı kadar alırmış. Veren el alan eli bilmez ama cemiyet dayanışmasıyla herkes birbirini kollarmış. Mezun olup her birimiz ayrı şehirlere üniversite tahsili için gideceğimiz zaman  bizi birbirimize bağlayan gönül ve dostluk bağının evvelden beri devam eden yardımlaşma fikrinin bir gereği olarak edebiyat derslerimizde üzerinde çok konuştuğumuz “Sadaka taşı”ndan mülhem bir fikir geliyor aklımıza.. Üniversitede okurken maddî sıkıntı çekilebilir..  Oradan buradan kimse burs aramasın. Ne idüğü belirsiz grupların tasallutuna maruz kalmasın.. Kardelen bağış sandığı diyebileceğimiz bu fikirde herkes ihtiyacından artanı bir hesaba yatıracak, ihtiyacı olan arkadaşımız da ihtiyacı kadarını çekebilecek. Fikir harika.. Ancak bankaya gittiğimizde hayatın acı gerçeğiyle karşılaşıyoruz ve böyle bir hesabın mümkün olmadığını, bankacılık sisteminde böyle bir şeyin tasavvur dahi edilemeyeceğini öğreniveriyoruz. O halde, bir güvenilir arkadaşımız üzerinden bu yürüsün ve verenin de alanın da sırrını o saklasın deniyor ve bir süre de böyle yürüyor. 

KARDELEN FİKİR SANAT DERNEĞİ:

Acı acı gülümseten bir anektod da şudur: O yıllarda Kardelen Fikir ve Sanat Derneği kurmak için işlemlere de başlıyoruz. Dernekler masasından bir emniyet mensubu bizi çağırıyor. “Ne derneğiymiş bu kurmak istediğiniz dernek?” diyor. “Fikir sanat derneği .. Derin düşünce.. Fikir sanat dergisi olan Kardelen dergisini çıkaracağız.” diyoruz.  O da tekrar cevaben “Bırakın bu lâfları kumarhane yapacaksanız değil mi?” Bu cevap o esnada taşra sayılan Bilecik’te fikir dergisi çıkarmanın ve fikir sanat için bir dernek kurmak istemenin tasavvur dışı olduğunu gösterecek traji komiklikte.

Devamında bizi BİRleştiren Kardelen hepimizin toplamı ama bizden ayrı bir mefhum olarak kendi kaderine yürüyor. Kendi iklimini oluşturuyor. Kardelen çevresi denebilecek bir kültürel iklimde bizden sonra genç arkadaşların katılımıyla büyüyor ve gitgide olgunlaşıyor.. Sonradan tüm katılan arkadaşlarımız dergiyi daha da mükemmelleştiriyor. Hattâ Bilecik Anadolu Lisesi 1 sınıf öğrencileri olan bizlerin çabaları bir tohumsa şimdi dergi koca bir çınar ağacına dönüşüyor.

Dile kolay 29 yıl. Hattâ duvar gazetesiyle birlikte düşünürsek daha da eski. Bizi BİRleştiren ve kendini sizlere takdim eden dergimizin iki sayfada anlatılıveren özetin de özeti hikayesi bu..

Dostlar, gönüldaşlar, Meydana çıkan sadece bir dergi miydi? Aslına bakarsanız sadece biz bir dergiyi doğurmadık. Aramızdaki dostluğu ve kardeşliği gönüldaşlığa dönüştürerek Dergi BİZ’i de doğurdu.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Sinan AYHAN    16.04.2019
Yorum : Tatlı yutkunmalarla okudum yazını sevgili Kardeşim, bizi douranKardelen'in tatlı hatıra ve hatır lokmaları olmalı bunlar, içe dokunan bir yazı olmuş, tebrik ederim Özgür, Allah razı olsun...





 
Kardelen nasıl doğdu?... - Say� 100
Bilgelik çağına doğru... - Say� 98
Medeniyetler Bul(a)?masy-... - Say� 43
(Quo vadis) DÜNYA NEREYE?... - Say� 40
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (102): Bilge Kral Aliya...

Son Eklenen Yorumlardan
 Hocam kelimelerle anlatılmayacak kadar güzel yazıyorsunuz... Düşünerek ddeğil hissederek yazıyorsunu... Tuğba

 imzasını "24.08.2010 " olarak ifade eden değerli yorumcu... Teşekkür ederim. Meseleyi çok güzel anla... Ali ERDAL

 Her şey dinlemek ile başlar, çünkü en başta kulak verilmesi gereken ayetlerdir, ruhlar varken duyula... Galip Nazar

 Merhaba. Günaydın. Hayırlı sabahlar. Kardeş Türkiye Cümhuriyetinin Bilecik şehrinde yayınlanan "Kard... Kənan AYDINOĞLU

 İçinde nice hikmet ve ötesini bulunduran ayetler... Onlara baktıkça tefekkürü sınırsızlık sınırına ç... Sinan AYHAN


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Batı’nın üç gözü ve
Eserde nitelik ve iman
Doğu ile batı birlikte bir hayal kurabil
Işık doğudan yükselir
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Batı’nın üç gözü ve
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Gelecek sayı konusu hakkında
Ön söz, Öz Söz, S(öz)
"HAYAL" ve "HAKİKAT"


Yavuz Sert - Ben, öteki ve ötesi
Ali Erdal - Eserde nitelik ve im...
Kadir Bayrak - Biz istemeyi bilelim
Sinan Ayhan - Doğu ile batı birlik...
Necip Fazıl Kısakürek - Batı’nın üç gözü ve
Bedran Yoldaş - Sözde ve felsefede y...
Dergi Editörü - Günah bizden gitsin
Site Editörü - Işık doğudan yükseli...
Mehmet Hasret - Kurbağa kesip biçmey...
Necdet Uçak - Gönül
Necdet Uçak - Kitabımı sağ elime v...
Necdet Uçak - Hayır ve şer
Altan Atan - Bir farkla, bir fazl...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Kardelen toplantısın...
Kardelen Dergisi - Bilecikli yazarlar t...
M. Nihat Malkoç - Gecenin ardı nehar
M. Nihat Malkoç - 15 Temmuz ihaneti
Hızır İrfan Önder - Özlü/yorum
Hızır İrfan Önder - Kış bekleyen çocuk
Ayhan Aslan - Kısadan hisse
Ayhan Aslan - Rüşvet
Ayhan Aslan - Netice
Ayhan Aslan - Yıldız
Mehmet Balcı - Çocuk
Mehmet Balcı - Arıyorum
Ahmet Çelebi - Doğuyu özlüyorum
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Muhsin Hamdi Alkış - İki Doğu ve iki Batı...
Kubilay Ertekin - Hakka sahip çıkmak
İbrahim Şaşma - o mübarek kapıda
Halis Arlıoğlu - İktidar düşmanları
Ahmet Değirmenci - Sen nerdesin
Büşra Doğramacı - Kırkikindi
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - 101.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Anket
Murat Yaramaz - Hitap
Murat Yaramaz - Siyaset
Kenan Aydınoğlu - Elliye çatacak yaşın...
Ekrem Esad Atan - Kaygılanacak ne var
Ferhat Nitin - Deneme/Ne tuhaf
Hakan Karahan - Köroğlu
Mehmet izzet Gülenler - Yürümek
Recep Şen - Yâren
Erkan Karakaya - Filistinlileri topra...
Osman Sarıvelli - Söyle
Hüseyn Arif - Analar
Özgür Erdoğan - Ebeveynlik
Mirvarid Dilbazi - ***
Kerem Yılmaz - Denizde
Nəriman HƏSƏNZADƏ - ÜRƏYİM ANANI İS...
İradə AYTEL - SEVGİ NAĞILI
Samed VURĞUN - Göygöl
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaret�i Say�s� Toplam : 6220602
 Bug�n : 2325
 Tekil Ziyaret�i Say�s� Toplam : 478550
 Bug�n : 50
 Tekil Ziyaret�i Say�s� (d�n) Toplam : 83
 101. Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 10
 ï¿½nceki Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 15
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim