Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3566 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Çanakkale ruhu
M. Nihat Malkoç

  Sayı: 80 - Nisan / Haziran 2014

Türk milletini yok etmeye ve tarihten silmeye karar verenler, Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı cephesi olan Çanakkale’de tarihte görülmemiş bir ders almışlardır. Zamanına göre modern silâhlarla yapılanmış yedi düvele karşı en zor şartlarda mücadele veren kahraman ordumuz, âdetâ bir destan yazmıştır Çanakkale’de. Fakat bu destan bembeyaz kâğıtlara mürekkeple değil, kapkara toprağa şehitlerin al kanıyla yazılmıştır.

Çanakkale Zaferi neticesi itibariyle tarihin akışını ve Türk milletinin makûs talihini değiştirmiştir. Barış zamanlarında birlik görüntüsü vermeyen milletimizin zor zamanlarda nasıl kenetlendiğini ve tek ses olduğunu Çanakkale’de görebilirsiniz. Bu hususiyetimiz diğer tarihî hadiselerde de defalarca açığa çıkmıştır. Böyle bir savaş tarihte az görülmüştür. Kendinden kat kat üstün olan devletlere canı ve kanı pahasına “DUR!” demek, cesaretin ve vatanseverliğin yansımasından başka nedir ki?

“Çanakkale Geçilmez” sözü kuru bir hamaset ifadesi değildir. Bu, altın yürekli ve çelik iradeli neferlerimizin zulme ve işgale geçit vermeyeceğinin, kararlılığının ve ölüme meydan okuyuşun sese bürünmüş yankısıdır. Bunu, bir zamanlar yazdığım “Çanakkale’de Uyanış” adlı şiirimde şöyle dile getirmiştim:

“Kasırgalar savurur; buz kestirir kar bizi

Gece gündüz kavurur sıcağında nâr bizi

Çanakkale’de zaman açılır sonsuzluğa

Çağırır gül yüzüyle agûşuna yâr bizi

Sabır ateşten gömlek, dua semaya kapı

Bülbülün nağmesinde yakar ahûzar bizi

Gözlerim kapanmadan ruhum dalar uykuya

Elinde kırmızı gül, çağırır mezar bizi”

Çanakkale Savaşı, dizelerde ifade edildiği gibi mezarın çağrısına ses verenlerin haklı gururudur. Bu sanıldığı kadar kolay elde edilmemiştir. Ölmeyi göze alamayanların yaşamaya hakkı yoktur. Özgürlük ve bağımsızlık için ölümü şerbet misali içenler, bu mübarek zaferi geride kalan kuşaklara hediye etmişlerdir. Onlar şimdi cennet bahçelerinde huzur içinde yaşayıp bizleri seyretmektedir. Bu kutsal mirası hakkıyla taşıyabilirsek onların gönlü huzur bulacak, akan terlerini ve toprağa hayat veren kanlarını bizlere helâl edeceklerdir. Onun için büyük bir sorumluluk ve vebal yükü altındayız.

Tarihin dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Zaferi, Hilâl’in Salib’i ezdiğinin belgesidir. Birinci Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri’nin amacı, Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u ele geçirmek ve böylece ortakları Rusya’ya gerekli askerî yardımı gönderebilmekti. Bu zafer Rusya’nın müttefikleriyle irtibatını önleyerek ilerlemesini durdurmuştur. Aksi bir durum olsaydı her şey çok daha zor ve istemediğimiz şekilde cereyan edebilirdi. Fakat cesaret imanla birleşince muhkem bir kale oluyor. Atılan toplar iman kalesini sarsamıyor. Neye inanıyorsanız sonuçta o gerçekleşiyor.

Hepimizin yakinen bildiği gibi Nusret Mayın Gemisi’nin 7–8 Mart gecesi Boğaza döşediği mayınlar savaşın gidişatını değiştirmiş ve neticesini tayin etmiştir. Düşman gemilerinin pek çoğu bir yandan mayınlara çarpmaları, bir yandan da Türk topçularının isabetli atışlarıyla batmış, su yüzeyinde kalanlar da harap olmuştur. Türk askeri Anafartalar, Arıburnu ve Conkbayırı’nda tarihte örnek gösterilecek bir savunma gerçekleştirmiştir.

Türk tarihine hayat veren bu savaş, Mustafa Kemal ismini tarih sayfalarına altın harflerle yazdırmıştır.  Çanakkale Zaferi, Mustafa Kemal’in Arıburnu’nda dile getirdiği  “Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar gelebilir.” emrine sadık kalan Türk askerinin eseridir. Bu çetin mücadele, yokluğun varlıkla, imanın ihtirasla savaşıdır. Bayrakları bayrak yapan kan, Çanakkale şehitlerinin mübarek damarlarından akmıştır. Toprak uğrunda ölenler sayesinde vatanlaşmıştır. Bayrağımızın bugünkü al rengi bunu temsil etmektedir. Çanakkale ruhunu diri tutmak ve yaşatmak için bu mübarek toprağa şair Necmeddin Halil Onan’ın şu dizeleri kazınmıştır:

“Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın;

Bir vatan kalbinin attığı yerdir”

Tarihin tekerrür etmemesi için ondan ibret almak gerekir. Millet olarak Çanakkale’yi asla unutmamalıyız. Tarih derslerinde Çanakkale’yi kuru bilgilerle anlatmak yetmez. Her Türk genci en az ömründe bir kez Çanakkale’yi, Gelibolu’yu görmelidir. Bu konuda hiçbir şey bilmiyorsak; çocuklarına tarih şuuru kazandırmak için onları Nagazaki ve Hiroşima’ya götüren, Amerika’nın başlarına yağdırdığı atom bombalarının tahribatını çıplak gözlerle görmelerini sağlayan Japonlar’dan ders almalıyız.

Çanakkale Zaferi’nin 99. yıldönümünü kutlarken; bu mücadelede canlarını feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor; manevî huzurlarında saygıyla eğiliyorum.

Yatağı toprak, yorganı gökyüzü olan bahtiyar şehitler! Vatan size minnettardır.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Ana demek, mana demek... - Sayı 128
Ekrandan akrana yahut bir... - Sayı 128
Suyun serencamı... - Sayı 127
Sünnete uygun yeme içme v... - Sayı 127
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Ekonomi ve helâl bilinci
Gençliğe Hitabeden
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Sonsuzluk
Bileşke


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17198851
 Bugün : 1561
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 778793
 Bugün : 130
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 278
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim