Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     25655 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Subjektiflik mi orijinalite mi?
Ekrem Yılmaz

  Sayı: 67 - Temmuz / Eylül 2009

Objektif oluş mümkün müdür? Kim objektif olabilir? Biz insan isek ve yaratılmış her şey bir yörüngede yüzüyorsa; herkes, her şey taraf demektir. Her nesnenin aktığı, meylettiği bir taraf vardır. Duygularımız bizi hep bir yöne asılır, çeker. Ve o meylimizin olduğu şey tarafımızı belirler. Bu bir tavırdır ve bu duruş tarafgirlikten de öte, bir orijinalliği resmeder, anlatır.

Yani düşünen her insanın durduğu bir yer vardır. Dünyaya; eşya ve olaylara o durduğu yerden bakar. Aynı objeye baksa bile her ferdin durduğu yerden başka bir resim karesi alınır ki, bu orijinalliktir. Durduğun yerden görünen dünya sana öyledir. Diğerine farklı... Sana göre olanın farkı nedir? Senin durduğun yerde senden başkası yoktur da ondan... Sen de diğerlerinin durduğu yerde değilsin. Demek ki, kimse senin gibi görmüyor, sen de diğerleri gibi görmüyorsun. Ne kadar insan varsa o kadar görüş veya ne kadar insan varsa o kadar âlem var demektir. Hatta her hal, her duruş ayrı bir âlemdir de denebilir.

Duruş... Tavır... Gözlük...

Kimse senin duruşunu kopyalayamıyor, kimse bir diğerinin tavrını sergileyemiyor, kimse plastik dünyayı ve ötesini diğerinin gözlüğünden göremiyor.

Bu farkı doğuran nedir?

İnsan sırf akıldan ibaret olsaydı ve duyguların esiri olmasaydı bu farklılıklar belki olmayabilirdi diyebiliriz. Bu halde görülmesi gerekeni herkes görür ve doğru duruşu herkes sergilerdi. Herkes her şeyi aynı algılayabilirdi. Eşya ve hadiseler gerçek yüzünü herkese gösterirdi.

Ya sır?.. O ne olurdu? Herhalde olmazdı. Herkesin her şeyi bildiği yerde sırdan söz edilebilir miydi? Öyle olsaydı mücerretlik silinir, müşahhasta boğulurduk! İşte burada gözleri kör eden bazı şeylerin olması gerekir ki, bazı şeyler bazılarından gizlensin ve sır kalsın. Birinin gördüğünü diğeri göremesin ve ferdin sırrından kimse haberdar olamasın...

Duygular, tutkular ve aşk... Gözleri kör ettiği söylenenler... Hırs, öfke, elem, çile, heyecan, hastalık, mutluluk insan benliğini ören, onu kendisi kılan yapı taşları olmadan insan olunuyor mu? Onlarsız olabiliyor muyuz? Ve kim bir diğeri ile nerede kesişiyor veya üst üste çakışıyor. Birinin diğeri ile kesiştiği noktalar olabilir de, üst üste yüzde yüz çakışması herhalde muhaldir, Allahu âlem...

İşte tam burada orijinallik doğuyor. Parmak izinde-ki farklılık gibi kimse kimsenin aynısı değil. Herkes duygularında, tutkularında, öfkesinde, sevgisinde farklı... İnsan bir duygu içinde iken, kendisine; hattâ hiçbir şeye dışından bakamıyor. Olayı kuşbakışı; artıları, eksileriyle göremiyor. Her dem de insan mu-hakkak bir duygu içinde değil midir? Tutkuların, sevginin gözleri kör ettiği dillere destan olmamış mıdır? Ya hırs, öfke?.. Aklı örten, perdeleyen kuvvetli duygular değil midir? Aklı kullanırken bile akıldan ibaret değiliz ve o anki hal içinde bir duyguyla karışık olarak onu kullanırız. Bizi uçuran, oradan oraya sürük-leyen, halden hale sokan duygularımızdır. Ya duygula-rımız nedir, nereden sevk ve idare edilir? Onu bilemi-yoruz. Tabiî biz bilemiyoruz! Şu anda niçin aklımıza şu düşüyor da, diğer şeyler düşmüyor! Düşüncele-rimizi acaba biz mi seçiyoruz, yoksa bir güç tarafından yönlendiriliyor muyuz? Cevabı basit olmasa gerek. Mevlâna Hz.i (Allah sırrını artırsın) akıl için "bağ" tanımlamasını yapmış. Yani ayak bağı... İnsan bir yerlere uçacak, yükselecek ki, bir bağdan söz ediliyor.

Bütün duygularımıza kaynaklık eden, mahreç olan iki şubemiz var: Nefs ve ruh... İşte duyguların farklılığına, düşüncelerin yönüne bu iki kuvvet tesir ediyor ve "ben" oluşuyor. Bu "ben" onun için herkeste farklı ve onun için kimse kimsenin durduğu yerde durmuyor; kimse kimsenin gördüğünü görmüyor. Belki bakıyor, fakat görmüyor.

Akıl objektiflik ister. İlim saf fikir ve doğru veriler-le işler. Bizse ne sırf akıldan ve ne de saf fikirden mürekkep ve müteşekkil değiliz. Bir fikri işleyen çile-keşin ve doğru verileri toplamaya çalışan ilim adamı-nın o andaki çekmiş olduğu baş ağrısı veya aldığı bir ölüm haberi acaba çalışmalarını nasıl etkiler; neleri kaybettirir veya nelerin gözden kaçmasına sebep olur.

Bazı şeylerin kaderi yarıda kalmak olabilir. Veya arzulanan sona değil de hiç akla gelmeyen neticeye varabilir.

İnsanız... "Su akar yolunu bulur." Olması gereken oluyor, ne kadar istememiş olsak da... Niye didiniyorsun ey nefsim; sen sadece üstüne vazife olanları yapmaya bak ve başına ne gelirse ona razı ol! Zira ne gelirse O'ndan geliyor. O'ndan gelense baş tacı... Başka seçenekse zaten yok!

Sen mutlaka bir şeyin tarafısın ve bil ki, orijinalsin.

Bizden istenen Hakk'ın tarafında olmak! Yeter ki orada duralım ve olalım.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Muhterem    21.12.2013
Yorum : Değerli yazarım, Ağzına, Yüreğine, Kalemine sağlık..




Ekleyen : Emine AKYOL    28.07.2009
Yorum : Dünya üzerinde yaklaşık 7 milyar insan; 7 milyar ayrı, orjinal renk, 7 milyar yol; kesişiminde birbirinden etkilenen birbirini etkileyen, değiştiren yollar... 7 milyar insan; dokunduğu herkeste her yerde iz bırakan ve heryerden herkesten iz taşıyan... Hepimiz orjinaliz yazgımız bize özel ve hep yaratılış gayesine akmaya çalışan 7 milyar nehiriz ama bilinçli ama bilinçsiz... Yazınız güzel temanız ilgiç elinize sağlık...




Ekleyen : mehmed fatih    27.07.2009
Yorum : her insanın ayrı bir bakış açısı dahası hani derler ya kendi objesi...içinde yaşadığımız kültür demokrasi gibi birşey veya değil.sonuçta düşünce özgürlüğü diye bir neidüğü belli olmayan şuan umarsız bir hastalık.haddi olan veya olmayan insanı hadsizleştiren edeb dairesinin dışına çıkaran bir anlayış.anlayışı kabul görmüş.varlık onun evvelin ve ahirin sahibi O.fakat ekrem bey ipi kopan tespihim dağılmış dane dane acı ama teşbihim hani nerde imame.daneleri toplayın hak ipine derleyin tevhid gelsin meydane.imame cemaat halkalar kuvvetli bir birine sımsıkı vahdet tevhid aşkıyla bağlı kenetli halkalar.cemaat.bekliyoruz hep bekliyoruz.sizi bekliyoruz.





 
Nakış... - Sayı 127
Derdimize bak! Ne yiyelim... - Sayı 127
Nerdeyiz... - Sayı 126
Korkaklar... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16811928
 Bugün : 578
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 734284
 Bugün : 165
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 615
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim