Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     423 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Tasavvuf
Er Tuğrul

  Sayı: 95 -

Bu sayının konusunun, tasavvuf olacağını ilk öğrendiğimde, bu konu hakkında çok şey yazabilirim diye düşünüyordum. Yazıya Tasavvuf kelimesinin terim mânâsından başlayıp, İslâm literatüründe ne anlamlara geldiğinden bahseder, günümüze bakan yönünden dem vurur, birkaç da Allah dostlarından örnek yazarsam, tamam olur diye düşünüyordum.

Tasavvuf, tarikat, derviş, mürşit, seyr-i sülûk, vahdet-i vücût... Aslında bahsedilecek ne çok şey var değil mi? Hem gizemli, hem sırlar âlemine açılan bir kapı... Kimi kızar, kimi anlamaz, kimi cevap arar sorusuna, kimi tartar sözlerimi, kimi yargılar, kimi de...

Birisi aşk yoludur der tasavvufa, diğeri yokluk. Bâzısı vuslat der, bâzısı ayrılık. Kimisi Kur’ân ve Sünnete sarılır, kimi oldum der namazı bırakır. Kimi, dîni peygamberce yaşamak der, kimide Dede Ömer Rûşenî gibi “Tasavvuf yâr olup, bâr olmamaktır. Gül-i gülzâr olup, hâr olmamaktır.” (bâr: yük, hâr: diken) der.

Kim ne derse desin, tasavvuf, İslâm’ın özü de değil, gayrisi de değildir. Özü değil, çünkü öz Kur’ân ve Sünnettir. Gayri de değil, çünkü Kur’ân ve Sünnetten alır uygulamalarını. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da, kimi küfür diyecek, kimi şirk, kimi yobaz diyecek, kimi hâin, kimi irâdelerini teslim etmişler diyecek, kimi gayriyi günahkâr görecek, kendini fenâ makamlarında sanarak. Böyle bir konuda, yazı yazmak harcım mıdır, diye düşündüm.

O zaman söze, “gâlu belâdan” başlamak lâzım. Nedir “gâlu belâ”? Allah-u Teâla’nın tüm insanları elest bezminde hâlk edip “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna hep bir ağızdan verdiğimiz cevap, söz, ahitleşme... Her secdede bu ahitnâmeye yeni bir imza... “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur” âyetini okumak değil, bilmek değil, anlamak değil, belki hissetmek, tatmak, yaşamak, tam mânasıyla zikir ile mutmain olmak... “İnananlar, ancak o kimselerdir ki Allah’ın adı anıldığı zaman yürekleri titrer (ürperir)” (Enfal, 2), sırrına mazhâr olmak... Peki, mutmain olmadan titreyip sarsılmak mı gerek, yoksa mutmain olduktan sonra mı titrer yürek?..

Günümüz bilim adamlarının teoride, “zamânın bükülmesi” dedikleri şeyi, miraçla mûcizeleştirmek, Mârifetnâme'de gezegenler arası mesafe olarak yazmak. Mesnevî'de, fani âlemi zaman giydirilmiş varlık, varlığı ise kün (ol) fotoğraflarının (emrinin) belli frekansta ardı ardına akıtılması... Kerâmetin zaman skalasından çıkmak olduğunu düşünmek, Resûlüllah Aleyhi-s Selâm'ı rüyada görmenin âvâmın avuntusu olduğunu söyleyen, Kaside-i Bürde yazarı ile birlikte Huzur’da kanlı canlı yaşamak...

Her ne kelâm edilse ve yaşansa, en nihâyet “Ben insi ve cinni ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” emr-i mûcibince hayatı yaşamak ve en yüksek makâmın kulluk olduğunu idrak etmek, “Seyr-i Sûluk'un bir cihetiyle başa dönmek, tarikin (yolun) şeriata, Şeriat-ı Ahmediye'ye olduğunu tecrübe etmektir tasavvuf. Tarîkat, şeriata hizmet ediyorsa, has da âvâma hizmet ediyor demektir. Kişi hizmet ettiğinin efendisidir ve hizmette izzet vardır. Onun için “Pirim himmet, evlâdım hizmet” demişler.

O zaman tasavvuf nedir, diye soracak olursan; elcevap mekteptir, nefs terbiyesi yapılan. Peki bu neye benzer? Cihada (hakîki mücâhit nefsine karşı cihâd açan kimsedir. “Tirmizi, Cihat, 2”). Nefis neye derler? İnsanın dünya yolculuğundaki bineği. Peki cihat nedir? Düşmanı sulha veya İslâm'a getirinceye kadar verilen mücadele... Müslüman kime derler? Amentüden sonra “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir”.  El netice tasavvuf, nefsi îmana getirip, diğer insanları, onu terbiye ederek, şerrinden koruma eğitimidir.

Tasavvuf bir mektep ve bir eğitim ise, mürebbisiz yani müderrissiz olmasa gerektir. Erenler, “usulsüz vusûl olmaz” derler. Usûl kimdendir? Peygamberdendir. (Andolsun ki Allah'ı(n rızasını) ve âhiret gününü(n saadetini) umanlar ve Allah'ı çokça ananlar için Allah'ın Resûlü'nde, sizin için, pek güzel örnekler vardır. Ahzab, 21). Vusûl kimedir? İlâhi ente maksûdî ve rızâke matlûbî (Allah'ım benim maksadım sensin ve ben sadece Sen'in rızanı istiyorum) duasını kabul edecek makama. Son olarak, pir ne olsa gerektir? Kur'ân ve Sünnetten kıl kadar ayrılmayan, usûlü ve vusûlü bilendir. (Tıp fakültesini bitirmiş bile olsa, cerrâhi bölümünde ihtisas yapmamış, hattâ tecrübeli cerrahların yanında ameliyata girmemiş birinin masasına yatıp, ameliyat olur mu insan veya tecrübeli bir uzmanın ameliyatına mecbur olan hastanın, ona teslim olmaması düşünülebilir mi?) 

Bu sözlerimde isabet ettirsin beni Rabbim... Hepinizi Hakka emanet ediyorum.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Kutlu kıyam... - Sayı 96
Kudüs nereden başlar, ner... - Sayı 96
Tasavvuf... - Sayı 95
Eşek arısı ve kemâlat... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


Öğretmen ve öğrenciye “okul sigortası” hakkı verilmiş. Pek yerinde, artık disiplinsizlik yüzünden okutmak da, okumak da “risk unsuru” taşır oldu. 
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Mevlid
Makine
Tuş üstünde savrulan
Bir başka açıdan yörükler
Bilgelik çağına doğru


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4935060
 Bugün : 2134
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452808
 Bugün : 53
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 85
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim