Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     662 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Türkçe çağlayan ırmak Necip Fazıl
Zekeriya Yılmaz

  Sayı: 120 -

Ses bayrağımız “Türkçe”yi som altından direğin zirvesine çeken, şiir başta olmak üzere birçok edebî türde ölümsüz eserlere imza atan, kalemiyle mazluma umut, zalime korku salan, millî mefkûremizin yürüyen timsali, büyük dâvâ adamı Necip Fazıl’ı anlamak düşünce dünyamıza yepyeni ve ışıklı pencereler açacak, gönlümüzü ulvî hislerle süsleyecektir.

Şiirlerinde genellikle Allah, insan, ölüm, kadın, şehir, tabiat, dâüssıla gibi temaları kullanmış ve bu temaları yüksek sanat değeri ile eserlerine yansıtırken Türkçe’yi nakış nakış işlemiştir.

Elbette ki üstün bir beyin sahibi olan kimsenin ötelerden habersiz yaşaması, gamsız ve pervasız bir hayat sürmesi akıl kârı değildi.

“Ey genç adam, bu düstur sana emanet olsun:

Ötelerden habersiz nizama lânet olsun!..”

Diyerek genç adamlara yolun sırrını işaret ediyordu.

Türkçe’nin bütün güzel unsurlarını eşine ender rastlanır bir âhenkle eserlerine yansıtırken kelimeleri bazen bir gül demeti, bazen de bir mızrak gibi kullanır, muhatabının gönül telini mum alevi gibi titretir.

Elbette ki edebiyatın temel malzemesi dil, dilin temel malzemesi ise kelimedir. Her kelime bir pırlanta elmas kıymetinde olduğundandır ki “kelime hazinesi” tabirini kullanırız.

Üstat Necip Fazıl kelimeyi; “Şiirde her kelime, kendi zatı ve öbür kelimelerle, nispeti yönünden şairin gözünde, içine renk renk, çizgi çizgi ve yankı yankı cihanlar sığdırılmış birer esrarlı billur zerredir.” sözüyle tanımlıyordu. Şair için kelime cihanı rengiyle, sesiyle tasvir eden, ancak sırrını da kolay kolay ele vermeyen bir unsurdur.

“İman, ihlâs, vecd ve aşk, bunlar birer kelime

Kelimeyi boğardım verselerdi elime.”

Mısralarıyla kelimelerin arkasına gizlenen derin mânâyı vurgular.

Halimiz isimli şiirindeki;

“Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim...

Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk  değilim!

Oysa halis Türk benim, bunlar işgalcilerim

Allah Türk'e acısın, yalnız bunu dilerim.”

Mısralarıyla masa başında uydurulan kelimelerin dilimizi nasıl tatsız tuzsuz bıraktığını ustaca ifade ediyordu.

Sanatçı sancı çeken insandır ve sancısının büyüklüğü ölçüsünde eserler meydana getirir.

“Lâfımın dostusunuz, çilemin yabancısı,

Yok mudur, sizin köyde, çeken fikir sancısı?”

Diyerek nasıl bir fikir sancısının içinde bulunduğunu ifade ederken, fikir sancısı çekmeyenlerin onu anlamasının da mümkün olmadığını dile getirir…

“Çile” isimli şiirinde “yepyeni bir dünya” ile tanıştığına vurgu yapan Necip Fazıl, bu şiirde yeni dünyaya ulaşma yolunda yaşadıklarını çarpıcı bir dille anlatır:

Deliler köyünden bir menzil aşkın,

Her fikir içimde bir çift kelepçe.

(…)

Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,

Bir fikir ki, beyin zarında sülük.

(…)

Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,

Fikir çilesinden büyük işkence.

Üstat bu eserinde hakikati öğrenme mücadelesinde karşılaştığı zorlukları anlatmakta, “kelepçe, kezzap, sülük” gibi negatif kavramlarla, çile çekmesine sebep olan düşüncelerin kendisine ne kadar acı verdiğini vurgulamaktadır.

İman ve fikir hayatında keskin bir dönüm noktasını teşkil eden Abdülhakîm Arvasî için söylediği;

Benim efendim!

Ben sana bendim!

Bir üfledin de

Yıkıldı bend’im.

Mısralarıyla başlayan şiirinde hem mürşidi olarak kabul ettiği Abdülhakîm Arvasî’nin kendisi için neyi ifade ettiğini anlatıyor hem de “bend, bende” kelimeleriyle “tecnis” sanatını icra ederek Türkçe bir lezzet sunuyordu.

1947 yılında yayımlanan “Destan” şiirinde şair, kalabalıklara haykıran, onları şiiriyle uyaran, farkındalık meydana getirmek isteyen yalnız bir fert haline bürünmüştür.

Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak

(…)

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;

Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.

Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;

Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;

Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!

O, “kubur faresi” olarak gördüğü hayatı, “meselesiz” “gerçeksiz” olarak değerlendirir ve herkesi muhasebeye davet eder. Sorguladığı artık “mukaddes emanet”e ne olduğudur:

“Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;

Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?

Üstat Necip Fazıl hakikatleri bütün çıplaklığıyla ve üstün bir dil zevkiyle ifade ederken umudu da hep diri tutmuştur. Zulmün karanlık günlerinde kaleme aldığı “Muhasebe” isimli şiirinde şair kendini, “Ben artık ne şairim ne fıkra muharriri! / Sadece, beyni zonk zonk sızlayanlardan biri.” olarak tarif eder ve şiirini şu mısralarla bitirir.

Bekleyin, görecektir, duranlar yürüyeni!

Sabredin, gelecektir, solmaz, pörsümez yeni!

Karayel, bir kıvılcım; simsiyah oldu ocak!

Gün doğmakta, anneler ne zaman doğuracak?

Beklemek ve sabretmek... “Solmaz, pörsümez yeni”ye lâyık olmak ve onun hayatın her alanına hâkim olması için çalışmak, sabretmek ve Allah’tan beklemek…

Kısakürek, “Sakarya Türküsü”nde büyük bir ideali dile getirir. Şair burada Türk Milleti ile Sakarya nehrini aynı kaderde birleştirir:

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. 

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; 

Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak …

(…)

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız; 

Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; 

Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz; 

Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz! 

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; 

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..” 

Üstat Necip Fazıl, keşfedildikçe zenginliği daha fazla gün yüzüne çıkan bir hazinedir. Gelecek nesiller onu daha çok okuyup anlayacak, anladıkça düşünce ufukları genişleyecek, hayal tablolarına eşsiz manzaralar yansıyacaktır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bıraktın... - Sayı 121
Türkçe çağlayan ırmak Nec... - Sayı 120
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Milli Eğitim Bakanlığı’nın anketine göre, gençlerin %61’i kitap okuyormuş.
Hayret! Ya gizli gizli okuyorlar, ya büyüklerinden ders almamışlar ve gizli gizli okuyorlar.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16796512
 Bugün : 984
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 732614
 Bugün : 78
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 372
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim