Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1770 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

D?nya
Kürsü Nizam

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2009

(Bu bölümdeki imzasız yazılar İman ve İslâm Atlası’ndan alınmıştır)

ÂHİRETİN TARLASI

“Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, hemen ölecekmiş gibi âhiret”... İşte yekûn halinde varlığın hesabı!..

“Dünya âhiretin tarlasıdır” ve orada, burada ekilen biçilecektir.

Onun içindir ki, İslâm'da, Hristiyanlıkta olduğu gibi “târik-î dünya”lık, dünyayı terk edicilik yoktur. Ama ne gariptir ki, onun işi ölçüyü taşıracak mikyasta dünyayı benimsemek, bizim halimiz de ölçünün altında kalmak olmuştur.

Hristiyan âlemi dünyayı terk etmeyi ve ruhbaniyeti estetikte muhafaza eder ve olanca cehd ve kuvvetiyle madde ve dünya fetihlerine başvurur. Biz ise, asıl değeri öbür tarafa vererek, fiilde, âhiretin basamağı olan dünya tarafını idrak etmek şuurunu asırlardır yitirmiş bulunuyoruz.

Peygamberler bu dünyayı füzeleştirip öbür dünyaya aktarmak için geldiler. Cennetten yola çıkarılıp bu dünyaya indirildiler ve dünya ile cennet arası feza yolunu nurla döşeyerek çizdiler. Hem ferde, derinliğine ruh mucizesini, hem de cemiyete, genişliğine toplum marifetini öğrettiler.

Ferdî ruh mucizesi bir inci farzedilecek olursa, genişliğine toplum marifeti o inciyi zarflayan istiridye kabuğudur. İkisi birbirine aykırı görünse de incinin kabuğundan vazgeçmesi, halis kemal anlayışiyle mümkün değildir.

Tasavvuftaki “terk” ve “terküterk”, evvela bırakmak ve sonra bırakmayı bırakmak, yani bıraktıktan sonra yine dünyaya dönmek vazifesi, bu tezadı kaynaştırır ve sırrı çözer.

Orada olarak burada bulunmak ve gayelerin gayesi olan yolu açık tutmak... Biz şimdi gayelerin gayesi üzerinde değiliz de gaye üstündeyiz ve onu dünya diye isimlendiriyoruz. Dünya büyük “intihâ”nın “iptidâ” noktasıdır ve ne onu kaybetmeye ne onda kaybolmaya yol mevcut...

UMRAN

“Mescitlerinizi sade, şehirlerinizi ziynetli bina ediniz!” hükmü hadîs emri iken işte manzara!.. Mescit, İlâhî rahmeti kıvrım kıvrım arayan bir çizgi (senfoni)si kadar güzel... Şehirse ona bitişik salaşpur evler, hendese fikrine düşman ivicaclı sokaklar, viranelikler... Böyle anladık İslâm'ı...

Viraneliklerde ömür sürenlerin kabirdekilerden farkı olmadığını bildiren, yine Kâinatın Efendisi...

“Her şey camide, bende iş yok!” diyen şehir hayatımızın, “evet her şey camide ama onu yalnız ve öksüz bırakmakta değil, şahane mekânlarla halkalamakta” görüşüne teslim olması lâzımdır. Her şey dünya hayatının silip süpürülmesinde ve dünyanın çöplüğe döndürülmesinde sanıldı ve bu yüzden cami kazanılmış değil, kaybedilmiş oldu. Ondan sonra da, kabahat sanki camideymiş ve etrafının çöplük haline gelmesini cami emrediyormuş gibi, 100 katlı gökdelenler taklitçiliğine yol açıldı. Tanzimat'a kadar gelişimiz ve Tanzimat'tan sonra gidişimiz, her sahada dünya ölçüsü bakımından başka bir mânâ ifade etmez. O gün bugün, hem dünya elimizden düştü hem âhiret...

Dünyaya karşı gerçek din anlayışımız yalnız 3 asır... 14, 15 ve 16. asırlar...

Bir şeye mâlik ve mutasarrıf olmak onun hududunu bilmekle kaimdir; ve dünyanın hiçliğini tayin, onu tam tasarruf altına almakla... Bu görüşün zaman planında işaretçisi cami, mekân planında ifadecisi de şehir, yol, köprü, bend vesaire...

Kaldırımları mânâda billûrdan, kubbeleri zümrütten, sütunları ve merdivenleri somaki mermerden büyük (metropolis) ideali İslâm'ındır. Öyle bir ideal ki, “hiç”in “hep”i göstermekten başka vazifesi olmadığını mimarîleştirsin ve hakkından zerre kısmaksızın “hep”e teslim etsin.

“Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, hemen ölecekmiş gibi âhiret” emrindeki sır burada...

İsa Peygambere atfedilen “Allahın hakkını Allaha, Sezar'ın hakkını Sezar'a veriniz!” sözündeki hikmet de budur.

Umran, her sahada yalan dünyayı bezedikten sonra onu üstün hakikat önünde harap görme işi... Harabede oturmak değil...

Umran, bütün iş ve hamle şubelerinde dünyayı konuşturduktan sonra yalanını çıkarma vazifesi...

Umran, bu dünya ve o âlem arası bitişme âhenginin çifte kanat muvazenesi...

Umran, maddeyi sonuna kadar süsleyip ruha gelin etme borcu... Şehirde, köyde, suda, toprakta, evde, odada, kılıkta, edâda, mektepte, terbiyede, her şeyde, her şeyde mâmur dünya; ve sonra hepsini birden bohçalayıp âhirete teslim etmeye memur insan...

CİHAD

Cihad farzdır.

Hak ve hakikat telâkkilerinin boğuşma sahası olan dünyada İslâm'a düşen ve insanlığı kendi öz vâhidi etrafında toplamayı gayeleştiren vazife...

Hem kendi cemiyeti hem de başka toplumlara karşı hak ve hakikat mücadelesi...

Cihadın resmî kudret ve teşkilât dairesi, ordu... İster müdafaada, ister taarruzda... Bu bakımdan İslâm (militarist-orducu)... Ve ordu-millet yuğurucusu...

Cihad kavim arasında olduğu gibi, aynı kavmin aykırı zümreleri arasında da olur ve nihayet en büyük mücadele planı olarak ferdin kendi içinde, kendi kendisiyle çarpışması şeklinde cereyan eder.

Bir gazâ ve zafer dönüşünde Allahın Sevgilisi sahabîlerine hitap ettiler: “Şimdi küçük cihattan en büyüğüne gidiyoruz!..” En büyük cihadın ne olduğu sorulunca da şu mukabelede bulundular: “Tek kişinin öz nefsiyle çarpışması...”

Resmî cihadın erlerine İslâm iki makam tayin etmiştir: Dünyada gazi, ahrette şehit... Bu makamların hususî sahalarda da gazâ edicileri ve şehitleri vardır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 "...tefekkür etmek ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç... " belki insan o maddelerden evvel o hassa ile ... ekrem yılmaz

 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Dil kavramı üzerine bir düşünce havzalar
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3717611
 Bugün : 4838
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 419811
 Bugün : 89
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 74
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim