Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1857 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

HAKLAR
Kürsü Nizam

  Sayı: 63 - Ocak / Mart 2009

Aralarında ve her hususta adaleti yerine getirmek şartıyla erkek, evinde veya ayrı ayrı evlerinde dört kadına kadar alabilir. Emir değil müsaade... Bugünkü dünya şartlarının "bir"den fazla zevceli bir izdivaçta adalet icrasına müsait bir tarafı kalmamıştır.

İzdivaçta irade ve kuvvet, kadından ziyade erkeğe verilmiştir. Kadının hakkı da mahfuz...

Zevcesinden ayrılma hak ve kararı erkeğin... Onun da dayanakları var ve gerçek müminde "keyfim böyle istiyor!" diye karısını boşama meyline izin yok...

Erkek, izdivaçta kendisine verilen hakları, ilahi emirler dairesinde vicdanına danışarak kullanmak mevkiinde ve bu mevzuda dışından değil, içinden kelepçeli vaziyette... Hadis "Allahın en ziyade buğzettiği helâlin (müsaadenin) zevcesini haksız yere boşamak" olduğunu bildiriyor. Kur’ân emri ve peygamber tembihi de bu merkezde... Kadını boşamakta bir sürü engel koyan ve erkeği dışından sıkıntıya alan asrî tedbirlere karşı, onu dışından serbest bırakıp içinden bağlayan İslâm’ın müeyyide kuvvetine dikkat edin ki, tatbikat, boşanmada eskiden yüzde beş vaka olursa bugün yüzde yetmişi aştığına şahittir. Tıpkı, köstekli atlardan çoğunun ipini koparıp kaçtığı bir çiftlikte, hiç bağlanmamış, fakat terbiye görmüş atların hududa riayet etmeleri ve kaçmamaları gibi...

İmanla beraber nikâhı da silip süpürücü sebeplerse ilâhî haklar zümresinden...

Kadının dinî müeyyide makamı nezdinde, kocasından ayrılmakta hak iddia edebileceği ve erkeğinden tefrikini isteyeceği şekiller irtidat (İslâm’dan çıkma) bir sürü biçimiyle küfür, zulüm, erkeklik vazife ve mesuliyetinden uzaklaşmak, iktidarsızlık, karısını ahlâk dışı fazihalara sürmek gibi haller... Selim akıl üzerine dayalı beşeri kanunlarda da müeyyidelendirilmiş şeyler...

"Size iki zaifin hakkını emanet ediyorum; biri öksüz, öbürü kadın" buyuran Kâinatın Efendisi, kâinat efendiliğinin tahtı üzerinden konuşuyor.

ÖLÇÜLER

Erkek, kitap ehlinden (Hıristiyan veya Yahudi) bir kadını alabilir; kadınsa böyle bir erkeği, İslâm’a çekmedikçe alamaz. Müslüman erkeği seven kitap ehlinden bir kadının, o sevgi içinde İslâm’ı sevmenin de yolunu bulacağı umulur.

Topyekûn dinsiz yahut putperestlerden kadın nikâh edilemez.

Kişinin yakınlık derecesi içinde, evlenilmesi haram iki çeşit vardır: Biri küllî ve ebedî, öbürü nisbî ve muvakkat haram ifade edici iki sınıf...

Kişiye anası, anası ve babasının anaları, kızı, kızının ve oğlunun kızı, kız kardeşi (isterse ayrı anne veya babadan olsun), kız kardeşinin kızı, sütkardeşi, sütkardeşinin annesi ve kızı, halası, teyzesi, mutlak, aslî ve ebedî kaydıyla haramdır. Bu münasebetler arasında aynı anne ve baba vaziyeti rol oynamaz ve birinden birine iltisak(bağlantı) haram şebekesini tesis etmeye yeter.

Bu küllî, mutlak ve ebedî haramlardan sonra, nisbî, mevziî ve muvakkat haramlar geliyor. Muvakkat tabirinden kast, vadesi doldurulacak bir müddeti değil, kaldırılması mümkün bir kaydı göstermektedir ve ona mukayyet demek daha doğrudur. Sonradan olma sıhriyet yakınlıkları... Bunlardan da, ebedî haramlar var. Başta kaynana ve gelin...

Nikâhı haram şahıslar mevzuunda nice incelikler ve esrar işaretleri vardır. Meselâ insan, zina ettiği kadının bir başkasından olma kızını ve annesini de zevcesi yapamaz. Haram bir münasebetin yakın akrabasını bile helâl dairesine çekemez; zina ettiği kadını nikâhlayabilir de, o kadınla zina takdirinde artık onun bir yakınını zevcesi yapamaz. Zina edilen kadının yakınları, o kadın nikâhlanacak olsa nasıl haram ifade ederse aynen o mevkie geçerler... Baldız, zevcenin ölümünden sonra alınabilir.

Devrimizde cariye ve köle diye bir sınıf kalmadığı için, bunlar bahsimizin içine girmiyor. Ne var ki "ben kendimi sana cariye olarak temlik ettim!" gibi sahte tesellilere de kapılar kapalı bulunuyor.

HULLE

Beşerî mevzulara göre, insan, yüz kere boşanıp aynı fertle yüz kere evliliğini tekrarlayabilir. İslâm’da had üçtür. Erkek iki kere boşadığı kadını üçüncü defa boşayacak olursa, o kadın başkasının malikiyetine girip ayrılmadıkça tekrar onun olamaz.

Bu yasak, "zevcenizi istediğiniz gibi boşayın, sonra başkasına verip peşinden ayırın ve yine alın!" mânâsında galiz bir müsaadeye değil, "Allah’ın size verdiği hak ve iradeyi yerinde kullanın, hürriyet ve tasarruf hakkınızı kötüye sarf etmeyin ve eğer böyle bir hale düşecek olursanız sonuna katlanın!" şeklinde anlaşılmak ve aslında müsaade yerine engel kabul edilmek icap eder.

Bu vaziyette "Hulle" tabir edilen tatbikatın, kadını iradesi önceden satın alınmış bir adama nikâhlatıp sonradan boşandırma şeklinin İslâm ahlâkına uyduğu söylenemez. Eski zamanların (çok eski değil) birtakım kör ve muhtaç kuklaları kiralayıp yaptırdıkları bu fiile göre İslâm hakkında hüküm savrulmaz. "Mut’a Nikâhı"na eş, Hulle nikâhı ne dereceye kadar makbul olabilir ki, bu yol memduh olabilsin?.. Bu inceliği görmeyenler ve İslâm’ın erkeğe biçtiği irade ve nefse hâkimiyet müeyyidesini, "Hile-i Şer’iyye"nin bir çeşidi olan "Hulle" mevzuunda arayanlar şeriat ruhundan mahcupturlar. Hulle, irade terbiyesini hedef tutucu bir ceza ihtarıdır.

İYLA

Bizzat peygamber tatbikatı olan "iyla", ferdin, zevce veya zevcelerine darılıp onlarla bir müddet temas etmemeye yemin etmesi... Cahiliyet devrinde ananeleşmiş ve mübalâğalı müddetlere bağlanmış olan bu vakıa, İslâm’da dört ay olarak hudutlandırılmış, türlü şekil ve şartlara inhisar ettirilmiş ve kefareti on fakiri bir gün doyurmak veya üst üste üç gün oruç tutmak tarzında tespit edilmiştir. Bu şeklin günümüz Müslümanlarınca tatbikine mahal ve lüzum yoktur. Zevcesine darılan darılır, sonra barışır,  müddet tayin ve "İyla"ya niyet etmez, dargınlık sebebinin devam edeceğini ve arada ahenk kalmayacağını görünce de boşanır. "İyla" bir emir değil, müsaadeli bir tembih yoludur.

NAFAKA

Zevcenin bakımı ve bütün meşru ihtiyaçları erkeğin üzerinde... Karşılıklı anlaşmayla ve gönül isteğiyle, zengin kadın kocasına, erkek de zevcesine dilediği yardım ve hediyede bulunabilir. Ama ne erkek ne kadın, hususiyle kadın, eşinden izinsiz onun malını tasarruf edemez. Erkeğe itaate dayanan İslâmî aile sisteminde, harcamalar başıboş değildir. Ayrılıktan sonra da kadın, başka bir gelir yolu bulmak üzere kocasından, belli bir yardımı, hâkimin takdir ve kararına bağlayarak isteyebilir. Mehri ayrıca hakkıdır.

İDDET

Kocasından ayrı düşen kadının tekrar evlenebilmesi için, hamile olup olmadığını göstermek üzere beklemeye mecbur olduğu müddet...

Kadın başkasıyla nikâhının makbul olması için eski kocasından ayrıldığı zamanı takip edici tam üç hayız görmekle mükellef... Üç ay içinde durum belli olabilir; bazen bu müddeti de aşabilir, fakat üç hayız görmeden kocaya varmak hakkını kazanamaz.

İddet nafakası almak da haktır...

Hayızdan kesilmiş kadın da hayız gösterip göstermeyeceğini, gerekirse uzun müddet bekletilmekle ispata davet edilir ve ancak tıbbî ve ilmî kanaat hâsıl olunca izdivaçta serbest kalır. Ölümle ayrılıkta iddet daha uzundur.

Gebelik halinde kocasından ayrılan kadın, doğurmadıkça kocaya varamaz. Çocuk düşürmek de doğurmak gibidir.

Aynı kayıtlar erkeğe de şamil... Onlar da nikâhlarının selâmeti bakımından iddetini doldurmamış kadın alamazlar.

Ve bütün bu kayıt ve şartlar, ancak başvurulduğu takdirde müdahaleye mezun dinî kaza mercilerine verilmiş bir teftiş ve tasdik hakkını değil, tıpkı ibadetlerde olduğu üzere fertlerin karşılıklı vazife ve borçlarını belirtir. Müslüman’ca evlenmek, aile kurmak, ömür sürmek ve boşanmak isteyen böyle yapar.

NESEP

Aile kolu manasına gelen nesep, annede sabit, babada ise değil...

Bütün zaman ve mekânın Resulü, çocuk kimin yatağında doğmuşsa ona ait olduğunu söyledi ve cümlesini şöyle bağladı: "Hesapları Allah görecektir..."

Zina ile nesep sabit olmaz. İzdivaçtan 6 ay geçmediği halde doğurulan bir çocuk da nesebe giremez. İzdivaçtan 6 ay sonrasına, 9 aya ve daha ileri müddetlere varan doğumlar hep nesep içi...

İddetinden itibaren 6 ay içinde doğuran kadının çocuğu ayrıldığı kocaya ait ve nesebe dâhil...

Evlâtlık almakla nesep gerçekleşmez ve kızın efendisince nikâhı caiz olur.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Adam olmak, içe doğru derinleşmek, hiç bir şey beklemeden kendini bilme ilminde ilerlemeye çalışmak,... Sinan AYHAN

 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Tevhid
Tasavvuf
"Tek"
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5065870
 Bugün : 2990
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 456818
 Bugün : 62
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 59
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim