Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3654 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

İnsan sevdikçe sonsuzlaşır...
Hızır İrfan Önder

  Sayı: 73 - Temmuz / Eylül 2012

Gün yavaşça kararıyordu... Sanki güneş giderayak denizi yakıyordu. Çakıllar birer yakut gibiydiler... Sahilin bunca güzelliğine karşı aklı burada değildi. Dalgındı. Aklında, fikrinde hep o vardı: Biricik aşkı.

Gece oldu. Dolunay çıktı… Yıldızlar muzip muzip  göz kırptı.  Toprak yapayalnız otururken birden o geldi ve yanına oturdu. O da kendisi gibi geceleri uyku tutmayanlardandı. Başını çevirip yüzüne baktı. Masmavi gözleri, kumral saçları ve hafifçe bronzlaşmış teniyle çok duru bir güzelliği vardı. “Tanrının özenle yarattığı bir kız.” dedi içinden ve gülümsedi. Kendini tutamayarak “gözlerin çok güzel” dedi ve içten bir teşekkür aldı.  Onlar aynı şeylerden hoşlanan ruh ikizleriydi...

Zaman akıp gidiyordu. Arkadaşlıkları iyice ilerlemişti. Artık birer sevgiliydiler. Aylardan şubattı ama o yerde her mevsim yaz gibiydi. Birlikte zaman geçiriyorlardı. O kadar mutluydular ki akıp giden zamanın farkına bile varamıyorlardı...

Gün 14 şubattı. İkisinin de gözlerinden okunuyordu mutlulukları. Bugün denize gideceklerdi ve ona evlenme teklifi edecekti. Yıllarını mutlulukla geçireceklerdi. Yeni doğmuş güneşin hemen ardından evden çıktı ve kuyumcuya doğru yol aldı. İçinde, hâkim olamadığı bir heyecan vardı. O yüzüğü beğenmişti: Altından halkası ve üstünde masmavi pırlantası olan, onun gözlerine benzettiği yüzük...

Yüzüğü aldıktan sonra hızlı adımlarla eve gitti, hazırlandı. Sahile doğru yola koyuldu. Vardığında o çoktan oradaydı. Mutlu mutlu gülümsüyordu ona. Sonra yüzmeye karar verdiler. Denize girdiler, çocuklar gibi oyun oynuyorlardı. Bilinçli bir tercihle bu günü seçmişti evlenme teklifi etmek için. Tam bir yıl önce burda tanışmışlardı çünkü... Sudan çıkıp bir takım hazırlıklar yapmaya koyuldu. O hâlâ ordaydı, mutlu bir çocuk gibiydi. Eline küresini aldı. Tanıştıkları sahili ve tanıştıkları günü gösteren maketler yaptırmıştı içine. Küreyi sallayınca yavaşça hareket eden rengârenk küçük pullar vardı.  Bir kenarında boydan boya mavi renkli bir su ve suyun tam içinde alttan açılıp alınabilinen yüzüğü... Ve içindeki kum maketinin üstünde yazan “benimle evlenir misin?” yazısı.   Tam o anda onun çığlığını duydu!.. Kramp girmişti!  Batıyordu gözünün önünde!... Küre ellerinin arasından kayıp yere düştü.  Ona tam da söyleyecekken o gelemiyordu. Hızlıca denize girdi. Yanına doğru yüzdü. Dalıp onu çıkarmaya çalıştıkça kendisi de batırıyordu. Bütün eforunu harcamasına karşın onu kurtaramadı. Bir süre sonra da Deniz  hareketsiz kaldı!... Masmavi gözleri cansızlaşmıştı artık!.. Tuttu denizden çıkardı. Kucağına alıp gözlerini kapattı.  Ağlıyordu ama hiç sesi çıkmıyordu... Gözlerinden süzülen yaşlar ölen Deniz'inin yüzüne damlıyordu... Aşkını gelen ambulansa verirken şöyle sayıklıyordu:

“Ben Toprak, Deniz'imi kaybettim!..”

“Deniz'imi kaybettim!..”

Toprak bu olaydan sonra hiç bıkmadan her gün deniz kıyısına gitti. Sanki aşkı gelecekmiş gibi bir ümit besliyordu içinde...

Denizin ölümünden üç dört ay sonra gizli seyreden hastalığı açığa çıkmıştı: Lösemi. Hastalığı gün geçtikçe ilerliyor ve onu ağırlaştırıyordu. Ama o buna sevinir gibiydi. Çünkü intihara karşı olduğu için bu durumu bir nimet olarak algılıyordu. Zar zor yürüyordu. Kumsala geldi. Her zaman olduğu gibi kumların üzerine uzandı.  Elinde, yanından hiç ayırmadığı küresi vardı. İnsanlar ona doğru geliyordu. Başını sağa doğru çevirdi. Deniz ordaydı!.. Ona gülümseyerek “Bana geliyorsun” diyordu!.. Sonra kayboldu... Semâya doğru baktı. Deniz gökyüzündeydi...

Bütün gücüyle başını hafifçe doğrultu. Sevinçli bir eda ile güneşe bakarak: “Ben toprak.  Gün 14 Şubat. Deniz'ime gidiyorum!..” dedi.  Sonra başı yere düştü. Son nefesini vermişti!.. Deniz'inden ayrıldıktan tam bir yıl sonra tekrar kavuşmuşlardı... Bir daha asla ayrılmamak üzere...

Sevgi bazen sadece dünya içinde kalmaz.

Arşı geçip ruhlar dünyasına ulaşır

Ve insan sevdikçe sonsuzlaşır...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gurbetin ocağı harlıdır... - Sayı 125
Bir anne arıyorum acıları... - Sayı 124
İstemem... - Sayı 123
Dermansız dertlere salma ... - Sayı 122
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Gıda
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16908471
 Bugün : 3022
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 746194
 Bugün : 537
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1018
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim