Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 32 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4145 kez okundu.     4 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Yeniden
Ali Erdal

  Sayı: 80 - Nisan / Haziran 2014

İnsanın cevherini, taşıdığı imanı meydana çıkarır. Mihenk taşının, altının değerini gösterdiği gibi… Adaletin; sadece İslâm’la ikame edilebileceğini ve onun, acıtsa bile güvenilir olduğunu ifade eden; başka hiçbir inanış ve fikir sisteminden sadır olmayan, “Şeriat’in kestiği parmak acımaz” sözünün, nesiller boyu söylenebildiği gibi...  İslâm’ın dışındaki inanışlar, insandaki cevheri su yüzüne çıkarmak şöyle dursun, kaybettirir; hattâ tam tersine, cevherinin menfisini harekete geçirir. İslâm, müspeti pırıldatır; bâtıl menfiyi harekete geçirir.

Kolay anlaşılır bir misal olarak ve bunda bile böyle olduğuna göre, diğer bütün sahalarda haydi haydi dedirtecek bir misal olarak saf şiiri, saf sanatı söz konusu edebiliriz…

Müslüman sanatçıların, kendilerini “her dem” yenilemeleri, kuru tebliğci değil; telkinci, düşündürücü, hislendirici olmaları mümkündür. Hattâ aşkla bağlanılacak iman sayesinde mümkünden öte mecburidir. Bunun için, saf şiirde bile, Müslüman şairin eline; diğer inanışların ve dâvâların şairleri su dökemez. Sinan’ın eline; eserlerinin telkin ettiği ruhanî ürperti bir yana, madde başarısı yönünden bile su dökecek mimarın geçen bunca zamana rağmen yetişmemiş olduğu gibi… “Yüceltici aşk” muhteşem İstanbul (silüyetini) kazandırdı, “çürütücü taklitçilik”, beton yığınlarına mahkûm etti.

Müslüman sanatçı;

“İşidin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer;

Aşkı olmayan gönül,  misal-i taşa benzer.” (Yunus)

Diyebilir. İmanı ondaki âşık olma cevherini, istidadını ortaya çıkarmış, yepyeni bir hayat vermiştir!.. Âşık olunacağı göstermiş ve ona âşık etmiştir; söylemesin de ne yapsın:

“Denizleri kaynatır,

Mevce (dalga) gelir oynatır.

Kayaları söyletir,

Kuvvetli nesnedir aşk.” (Yunus)

Aşkla bağlanılacak imandan mahrum olmak, sanatçıya ayak bağı... Ateşe tapan, ateşperest olduğunu söyleyen; taptığına “Bana; seni gerek, seni!” diyebilir mi?

Müslüman sanatçı; Allah’ın iman selâmeti ve sanat cevheri iki nimetinden büyük eserler doğurma çilesini yaşamak, meyvelerini vermek imkânına sahiptir:

“Neye baksam aynı şey, neyi görsem aynı şey…

Olan sensin, hey gidi Hakikat Sultanı hey!..” (Necip Fazıl)

Böyle muhteşem bir beyti; “Esmâ-ül Hüsnâ” zevk ve idrakine yüceltecek Peygamber’e, Yüce Kılavuz’a (sav) iman etmeyen, kendince ilâh zannettiği şeylere inanan, şirke gark olmuş zavallının söylemesine imkân var mı?

Her ağaç üzerine nakış yapılamıyor, yapılsa da güzel görünmüyor. Maun ağacı olacak ki, nakış yapılabilsin… Allah’ın kudreti, yüceliği ve sonsuzluğu karşısında kulunun yerini ve haddini; “MAUN AĞACINA” malik olmayan; insanın en büyük meselesi ölüm karşısında ne yapacağını bilemeyen Batılı şairin; elindeki adi tahtayla, aşağıdaki nakşı, itminana kavuşmuş kalbin tezahürünü, insanlığa kazandırması mümkün mü:

“Öleceğiz; müjdeler olsun müjdeler olsun!

Ölümü öldüren Rabbe secdeler olsun!” (Necip Fazıl)

Batılı sanatçı, buhranlar, çıkmazlar içinde çırpınıp dövünürken, bizim şairimiz,

“Âşıkta keder neyler,  gam halk-ı cihanındır” (Şeyh Gâlip)

Diyebilir… Gam, sıradan insanlar içindir, âşıkta keder olmaz!.. Batılı sanatkâr, sıradan fert olmaktan nasıl çıkabilsin, âşık edecek rehberi olmadıktan sonra… Rehbersiz Batılı; hafakanlar, açmazlar, çıkmazlar içinde intihar noktasına giderken, bizim sanatçımız “çile çeker” ve “çilesi” onu yüceltir. “İnsan bu meçhul” diyen Batılı müslüman olsaydı, “İnsan bu; ibadet için” veya “İnsan bu, kul olmak için”; “İnsan bu, aşk için” diyebilirdi. Heba olup giden kabiliyetlerin sorumlusu bâtıldır. Can dâhil her şeyin bir yüce kudretin iradesine tâbi olduğuna inanan ancak, o irade ve onun nizamı uğruna canını verebilir:

“Canı canan dilemiş,  vermemek olmaz ey dîl

Ne nîza eyleyelim ol ne senindir ne benim” (Fuzûlî)

Canı, canan dilemiş, hiç vermemek olur mu? Niye boş yere tartışalım; o ne senin, ne benim; O’nundur… Ve nesiller boyu taze kalacak eserler verilir…

(Romeo ve Jülyet) gibi bir eser veren ve “Yaptığın söylediğini tutsun, söylediğin yaptığını...” diyen (Şekspir) müslüman olsaydı; “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!” diyen Mevlâna’ya sohbet arkadaşı olabilirdi. Belki müridi olurdu. Batı’da Mevlâna hayranlığı bunu gösteriyor. (Romeo ve Jülyet)in “Leylâ ile Mecnun” seviyesini bulamamasında vebal, sanatçıdan çok yaşadığı kültürde…

“Cehennem’e sırt çevirmekle Cehennem’den kurtulunamaz. Ona yüz yüze bakma cesareti kurtarır.”

Diyen Dante, Müslüman olsaydı, “İlâhî Komedya”, bir teslimiyet âbidesi olabilirdi. Onu yazdıktan sonra Müslüman olsaydı, ben kimi cehennemde düşünmeye cüret etmişim diye saçını başını yolar; tövbe üstüne tövbe ederdi. İçine şeytan girmiş diye, delileri yakan, insanı günah bağışlayan Tanrı yerine koyan, şirk içindeki dünyadan;

“Bir kez Allah dese aşk ile lisan

Dökülür cümle günah misl-ü hazan” (Süleyman Çelebi)

Diyen mevlit mi doğacaktı?.. İhtilâçlı, huzursuz kalplerden, “bir kere aşkla Allah dese, bütün günahlar sonbahar yaprağı gibi dökülür” müjdesi mi bekliyordunuz?

İslâm’dan başka hiçbir inanış, fikir sistemi, düşünce “En büyük nimet imandır” diyememiştir… Diyemez de, çünkü inandığı en büyük nimet değil…

“Dâvâ” bu kadar yüce olunca; can, canan, mevki, şöhret, şehvet, madde ne ki? “Dâvâ” bu kadar yüce olunca, rehberi de “İnsanlığın Ufku” (sav) olur, O da “dâvândan vazgeç” tekliflerine, “Bir elime güneşi, bir elime ayı verseniz, yine de dâvâmdan dönmem!” cevabını verir.

Allah’ım!.. Bu kadar yüce dâvâyı; hakkıyla anlayacak, yaşayacak, anlatacak ve hakikatini gösterecek seviyeye yeniden yükselt bizleri!.. Kasıtla İslâm’ı hakikatinden farklı göstermek, isteyenlere karşı intikamına bizleri vesile kıl!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : bir okuyucu    14.08.2014
Yorum : Dilimin Ucunda... (...) Gökten yere ineli Sırrım meçhûl besbelli Bir ömür ne ararız; O dilin ucundadır * Hem bilmeyiz, gizleriz; Ne haber ötelerden ? Olan gönülde ayân Dillerin ucundadır. * Sahte icâzet kayıp Dipsiz bir torbadadır, Orta sayfada zırva Gözümüz ucundadır. * Biri gelip diyecek Merâk edilenleri Ne önde ne arkada Kâlplerin içindedir. * Sırra kadem basmadan Bütün maskeler düşer Düşer taşlar etekten Elinin ucundadır. * Cemiyette selâmet Fertteki sefâdadır Gelecek müjde öteden O dilin ucundadır * Bir yoklasam kendimi Titresem, silkelesem Ardı sıra düşer söz Dilimin ucundadır * Bize her ne lâzımsa Sözde değil özdedir Merakınız : Sükûtum Gönlümün içindedir. * Manâya kalıplar dar Sözler şimdi yalama Öldüren zehirli ok Dillerin ucundadır * Bak ! Dikeyleri yatay, Dünyaları da dümdüz Eden mazlumun ahı Dilinin ucundadır. * Zulüm hiç bitmez sanma! Elbet payidâr olmaz. Gör, adâlet-i Osmanî Kılıcın ucundadır. * Küpün içindeki hep Sızandır dışarıya Nicedir hâller, sorma ! Ekranın içindedir.. * Lâyığını buluruz Son sözde son kertede Hüküm, yeni kırılmış Kalemin ucundadır. * Şimdi sıra bizde mi, Kahramanı beklerken. Kan çanağı gözlerim, Ufkun bir ucundadır. ***




Ekleyen : Ali ERDAL    12.08.2014
Yorum : (Bir Okuyucu) ve (...) Değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim. Allah dualarınızı, dualarımızı kabul etsin. Selâmlar ve hürmetler...




Ekleyen : ...    18.07.2014
Yorum : Nefis Muhasebesi Risalesi - Şeyhül Ekber Muhyiddin-i Arabî hazretleri : "... İnsanlar onların hasta olduğunu sanırlar; ama hasta değildirler. İnsanlar onların akli dengelerinin bozuk olduğunu sanırlar; ama akli dengeleri bozuk değildir. Aksine insanların yüreklerine hüzün katmışlardır. Akılları başlarından gitmiş sanırsın, oysa akılları başlarındadır. Ama kalpleriyle bir şeye nazar ettikleri için akılları dünyadan uzaklaşmıştır. Onlar dünya ehli yanında akıllarıyla yürümezler. Ey Usame! İnsanların akılları başlarından gideceği gün onların akılları başlarında olur. ..." Bu uzunca Hadis-i Şerifi Ebu Muhammed Abdulkerim b. Yusuf b. Hasan anlattı.




Ekleyen : bir okuyucu    31.05.2014
Yorum : Son parağraf ve dua çok etkileyici, içten binlerle kere amin... Yazınıza duygu ağırlığı oturmuş ve son parağraf zirve yapmış... Yaşatsın derim Rabbim duanızı hepimize. Amin.





 
Deniz kabarıyor... - Sayı 119
Dünya kralı... - Sayı 118
Olayların akışı her şeyi ... - Sayı 118
Toplulukları idare etme h... - Sayı 118
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (120):
Doğumunun 120. yılında Üstat Necip Fazıl Kısakürek...

Son Eklenen Yorumlardan
 bosch professional gop 185-liBeylikler dönemini hatırlayalım, birbirlerine karşı üstünlük mücadelesi... Feyzi

 "Yürü kardeşim,Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin."Sen ve senin gibi şuurlu insanların sayıları bereke... Nilüfer Mihailoğlu

 Yüreğinize kaleminize sağlık kıymetli hocam. Allah hayırlı sağlıklı uzun ömürler versin.... Faruk AKTI

 kantarın topu olacak efendim ... Esra

  Gönlü klabi temiz abim kalemine sağlık başarılarının devamını diliyorum sevgiler saygılar ... Serkan yakar


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Soykırım, Antisemitizm ve Filistin Üçgen
Deniz kabarıyor
Gazze günlüğü
Sosyal medyanın gücü
Üstün fikir
Deniz kabarıyor
Kudüs... Ey Kudüs
Zeytin dalları altından meydan okuyuş
Fatih Sultan Mehmet (4)


Yavuz Sert - Bir tufanın ardından...
Yavuz Sert - Gazze biz ne öğretti...
Ali Erdal - Deniz kabarıyor
Kadir Bayrak - Vah benim halime!
Necip Fazıl Kısakürek - İç ve dış düşman – Y...
Bedran Yoldaş - Elinde taş küçük çoc...
Bedran Yoldaş - Zevâli yakındır zulm...
Ekrem Yılmaz - Kazandım vallahi!
Ekrem Yılmaz - Bitti kelimelerim
Ekrem Yılmaz - Mektup
Dergi Editörü - Üstün fikir
Site Editörü - Sosyal medyanın gücü
Necdet Uçak - Dünya malı
Necdet Uçak - Geldi geçti ömrüm be...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Soykırım, Antisemiti...
M. Nihat Malkoç - Gazze günlüğü
Hızır İrfan Önder - Kasem olsun!
Zaimoğlu - Batı muradına erebil...
Mehmet Balcı - Köyüme gömün
Mehmet Balcı - Sevdam
Muhsin Hamdi Alkış - İsrail-SAMİRİ-oğulla...
İbrahim Şaşma - Kudüs Mektubu
Halis Arlıoğlu - Merhum Mehmet Akif i...
Murat Yaramaz - Hiç
İlkay Coşkun - Filistin
Zafer Nefer - Tas tarak
Özkan Aydoğan - Çocuk
İlknur Eskioğlu - Şehitlik oyunu
Yusuf Çelikler - Bu gidiş nereye?
Ayşe Yaz - Yağmur (Gazzenin çoc...
Bedir Acar - ‘İsrail bizi yenemez...
Hüma Sunguroğlu - Çınarın gölgesinde o...
Hüma Sunguroğlu - Zeytin dalları altın...
Abdullah Doğulu - Filistinde anne-çocu...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 13160679
 Bugün : 2169
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 604738
 Bugün : 177
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 226
 119. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 21 Şubat 2024
Künye | Abonelik | İletişim