Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     371 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Büyük depremin öncüleri
Ali Erdal

  Sayı: 125 -

“Her doğan çocuk, İslâm fıtratı üzere (temiz, günahsız, tevhîde meyilli) doğar. Daha sonra anne babası onu ya hristiyan, ya yahudî veya mecûsî yapar.” (HADİS) 

Bir memlekette öğrenciler paydostan sonra; zindandan kurtulan mahkûm sevinciyle çığlık çığlığa okuldan kaçıyorsa… Asil atın süvarisini sevmeyince huysuzluk etmesi gibi öğrenci de; okula, öğretmene, eğitim sistemine karşı bir mesaj veriyor…‘Okulu, bir an önce kurtulunması gereken bir yer olarak görüyorum!’ diyor. Farkında olunmuyor ki, sebebi araştırılıp giderilsin…

Bir memleketin okulunda öğrenci arasında çalışkanlar kınanıyor ve onlara “inek” deniyorsa… Bu; okula, öğretmene, eğitim sistemine karşı ‘senin öğretmek istediklerinden ancak geçerli not alacak kadarını bilmek yeter’ demektir. O bile gerekmez ama ne yaparsın geçerli notu almak lâzım… (10) üzerinden not verildiği dönemlerin meşhur öğrenci değerlendirmesi, “(4,5) neyine yetmiyor” değil midir? Geçer not (5) olduğu halde, (5) neyine yetmiyor denmiyor. “(4,5) aldım mı, daha ne isterim?”… Bunu basit bir talebe psikolojisi zannetmek ne büyük gaflet… Öyle bile olsa, sebebi araştırılıp, tedbirini almak gerekmez mi? Şu da bizi düşündürmelidir… “Birinci” olmanın mükâfaatını gören var mı hayatta?..

Öğrenci; ailesine ve öğretmenlerine karşı hiç fütur getirmeden “en iyi ders, boş derstir” diyorsa… Ve boş ders olunca –bol bayramlı bu memlekette– bayram sevincinin en âlâsını çılgınlar gibi yaşıyorsa… Yine sebep aynıdır. Bunu gençler haylaz oluyor işte, diye geçiştirmek, işin kolayına kaçmaktır. Öyle bile olsa, haylaz olmaları da bir mesajdır… Anlayana…

“Kopya çekmek suç değil, yakalanmak suçtur!” diyorsa öğrenci… Şu sözdeki dehşete bakın… Patlamaya hazır bir bomba… Yakalanmadığı kopyaları, vatan kurtaran aslan edasıyla arkadaşlarına, ailesine, akrabalarına hattâ öğretmenlerine anlatıyorsa… Bu açık sözlülük (!), ahlâkî bir yaranın ifşacısı değil midir? Kırk yıl cetvel gibi dümdüz odunlar taşıdıktan sonra dergâha; nihayet, dağda hiç mi eğri odun yok, diye sorulunca, “Bu kapıdan içeri, odunun bile eğrisi giremez!” diyen şairi yetiştiren milletin çocukları söylüyor o sözü… Şu sözdeki dehşete bakın, demekte haklı değil miyim? Sizin kazandırmak istediklerinizi, bileğimin hakkıyla almaya değer görmüyorum deniyor, açıkça... Sizin hakka, adalete inanan onurlu insanlar yetiştiremediğinizin ispatı... Sorsanız öğrenciye, güvenmiyorum bu sisteme diye söyler mi; söylemez mi bir düşünün.

Bir memlekette, Batı’dan alınmış aksesuvar bir bez parçası, öğrencinin boynuna zorla; medeniyet, bilgi, disiplin için ve bunların alâmeti olarak taktırılıyorsa, onu taktırınca disiplin başta olmak üzere her şeyin hallolduğu sanılıyorsa… Öğrenci bu haksız, yersiz ve ahmakça zorlamaya, dayatmaya tepki olarak o aksesuvarı mutlaka çarpıtarak kullanıyorsa… Bu da mı, dayatmanıza bir tepki değildir? Bu da mı güvensizlik değildir? Bu da mı, gençlik yaramazlığı olarak izah edilecektir? İnsan; düşünceden bu kadar mahrum olmaya mı, insanları zorla bir kalıba sokmaya mı, öğrencinin haklı tepkisinin anlaşılmayışına mı üzülmeli bilemiyor…

Okullarda bol bol verilen takdir ve teşekkür belgelerinin hayatta hiçbir değeri ve faydası yoksa… Öğrenci, ailesine belki bir defa gösterecek, ondan sonra o belgeler bir daha bulunmamak üzere kayıplara karışacaktır. Bir işe yaramıyor ki o süslü “kâğıt parçasını”, muhafaza etme ihtiyacı duysun. Çöpe bile atmıyor… Ailesi ve okulu da bunu biliyor.

Öğrenci dehası, cins bir at gibi tepki gösteriyor. Arızaların, yanlışların, saçmalıkların sinyalini veriyor. Ağrının, vücuttaki hastalıkları haber verdiği gibi... Büyük depremin küçük öncüleri… Ama ne yazık ki, kimse hiçbir şeyin farkında değil. “Bizim zamanımızda…” diye başlayan “Şimdiki gençleeer…” diye devam eden sızlanmalarla her şey açıklanmış oluyor.

“Hocanın vurduğu yerde gül biter” sözü, yüzyılların birikimi itimattan doğmuştu. Eğitim sistemine güvensizlik; hem o güzelim sözü dayak atmaya cevaz sanarak hor gördü, hem “kimse benim çocuğuma bir fiske bile vuramaz!” anlayışını −daha doğrusu anlayışsızlığını− doğurdu. “Sen benim çocuğumu kimsesiz mi sandın?”… Bu sözün altında öğretmeni, okulu ve eğitim sistemini zalim olarak nitelemek yok mudur?

“Nasıl insan yetiştirmek gerektiği” üzerinde ittifak edilmediği halde, partilerin tartışmalarının temelinde bu olduğu halde; asıl müzakerelerin ve tartışmanın bu konuda yapılması gerektiği halde; önce bunun konuşulması gerektiği halde… Sanki bu hususta ittifaka varılmış da sıra bunun nasıl yapılacağının konuşulmasına gelmiş gibi, eğitimin “kesintili, kesintisiz” olması tartışılıyor. Eğitimin esası üzerinde değil de, yılı üzerinde Meclis’te meydan savaşları yapılıyor… Sen nasıl insan yetiştireceğini bilmedikten sonra eğitim, kesintili olsa ne olur, kasıntı olsa ne olur…

Ve bu hal, yıllardır böyle devam ediyor. Tanzimat’tan beri böyle… “Kesintisiz” devam ediyor…

Ama böyle gidemez… Bir ışık göremesem de eğitim başta olmak üzere bütün meseleleri kökten ele almak idrakine bir gün, bir büyük deprem, bir büyük sosyal patlama olmadan, yükseleceğimizi ümit ediyorum. (27.03.2012)

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Nereye kadar?... - Sayı 126
Yolculuk... - Sayı 125
Büyük depremin öncüleri... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Gıda


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16696019
 Bugün : 3082
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 725174
 Bugün : 192
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 342
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim