Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1635 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hayal mi?
Ali Erdal

  Sayı: 107 -

Bir Azerbaycan televizyonundaki haber sunucusunun hitabı dikkatimi çekti. “Hürmetli temâşâcılar” diye başladı, sunumuna.

Temâşâ, istekle bakmak, seyretmek, seyre çıkmak. İbretle bakmak. Seyredilecek görüntü, görülmeye değer şey. Oyun, temsil, piyes, tiyatro... Kısaca göze ve kulağa hitap eden her şeyi istekle seyir...

Televizyon hayatımıza girdiği zaman sunucular, nasıl hitap edeceklerini bilemediler. Radyoda “dinleyiciler” deniyordu ve bu radyo için yeterliydi; ama televizyon için gözü ve görüntüyü de dikkate almak lâzımdı “Dinleyiciler” yetmiyor. “Seyirciler” denince, ses dikkate alınmamış oluyor... Bir süre sonra kifayetsiz de olsa, daha münasibi bulunamayınca “izleyiciler” kabul gördü çarnaçar. Geçen zamana rağmen çoğu kişinin benim gibi “izleyiciler” hitabını yadırgadığını düşünüyorum. Belki de bu sebeple, “izleyicilerin” başına “sayın” sıfatı ekleyenler de var. Soğuk, resmî ve suni bir saygı ifadesi. Bu şaşkınlık içinden bakınca “temâşâcılar” buluşunu daha çok takdir ediyorum... Hem görmeyi, hem duymayı, hem de gönüllü olarak takip etmeyi ve istenildiği zaman takipten vaz geçilebileceğini ifade ediyor. “Kıymetli” ve “sayın” yerine “hürmetli” demek de ayrıca takdire değer. Keşke televizyoncularımız bu güzelliğin farkına varsalar ve uygulasalar.

Bizim dışımızda başka noktalardan farklı buluşlar görebilme ve onlardan istifade edebilme imkânı ne büyük nimet... Fert için de millet için de... Biz Türk milleti olarak bu imkâna sahibiz.

İlkokul öğretmeni iken köyde bir öğrenci izin istedi. “Sağıla” gidecekmiş. Benim köyüme yakın olduğu halde sağılın ne olduğunu bilmiyorum. Pamuk toplama işinin adı imiş. Yakın iki köyün bile birbirinden öğreneceği var. Dünyanın her tarafına yayılmış Türk milleti için ne geniş imkân...

TRT Avaz, Makedonya’daki bir Türk köyünü tanıtıyor... İsmi, Kocacık... (-cik) ekiyle, küçültme ile beraber hürmet, sevgi ve sevimlilik ifade eden kelimeler türetilir. Mehmetçik... Ayşecik... Bunun bir örneğini Avrupa’nın ortasında görmek ne güzel. Hem de bir yerleşim yerinin adı olarak. Niceleri var kim bilir? Koca hürmet edileni, kıymet verileni ifade ediyor. Koca memleket, koca adam ve saire... Buna (-cik) eki getirilerek sevimlilik katılıyor. Avrupa’nın ortasında Türkçe’nin böyle bir güzelliğini görmek ne büyük nimet... Başka yerlerdeki zenginliklerimizi de bilebilsek ve onlardan faydalanabilsek...

Kıbrıs’ta, bizde artık unutulmaya yüz tutan (ñ) sesi etkili şekilde kullanılıyor. Bizde kaba zannediliyor; hele yazıda tamamen kalktı. Alfabeye bile alınmamış. Ama o sese ihtiyaç var. Meselâ “kalemini ver” dendiğinde, hem “sen onun kalemini ver” denmiş, hem “sen kendi kalemini ver” denmiş oluyor. İkisi birbirinden ayırt edilemiyor. “Kalemiñi ver” dendiğinde karşımızdaki kişiden onun kendi kalemini istemiş oluruz. Kaybedilmemesi gereken daha nice zenginliklerimiz var kim bilir?

Azerbaycan’ın, Ermeni işgalindeki topraklarını kurtarması haberlerini dinlerken, şimdiki zaman kullanımının geniş zamanla iç içe olduğunu farkettim. O mu daha güzel, bizdeki mi; uzmanlar incelemeli ve tavsiyelerde bulunmalı.

Demek ki, yakın ve uzak Türkçe konuşanların birbirlerinden öğrenecekleri çok şey varmış. Bunun gerçekleşmesi halinde dilimizin nasıl zenginleşeceğini bir düşünün. Kerkük türkülerini dinlerken, onlardaki cinasların, Türkçe’ye çok şey kazandıracağını düşünürüm.

Türkçe’yi geliştirme ve zenginleştirme işi, böyle tesadüfî bilgilerle değil, sistemli şekilde yapılmalı. Meselâ Türkçe konuşan bütün toplulukları kapsayacak bir “Büyük Türkçe Sözlük”e ihtiyaç var. Devlet olsun olmasın, nüfusu az - çok demeden, nüfuzlu nüfuzsuz ayırmadan, hiçbir sebeple ayırım ve kayırım yapmadan, şu veya bu sebeple hiçbir topluluğu dışlamadan... Türkçe’nin, dünyanın her yerinde konuşulan bütün kelimeleri bu sözlükte toplansa... Divân-ı Lügat-it Türk sayesindeki kazanımlarımıza bakarak, “Büyük Türkçe Sözlük” ihtiyacını anlayabiliriz.

Deyimler, kavramlar, terimler, atasözleri, kalıplaşmış sözler için ve daha benim düşünemediğim alanlarda ve konularda aynı faaliyet yapılsa...

Türkçe’nin, her bölgedeki bilgilerini toplayan, bunların birbiri ile kıyasını yapan bir büyük dilbilimi (gramer) kitabı yazılsa... Ve her seviyedeki okul için en kolay öğrenilecek şekilde hazırlansa... Aynı şekilde her yer için kültürümüzü, dilimizi, tarihimizi sevdirecek sevimli, okuma kitapları, ders kitapları yazılsa...

Vurgu ve telâffuz da mühim... Aynı işlemler sesli ve görüntülü kayıt olarak da gerçekleştirilse...

Dilimize ait her verim; en ücra köşedeki en küçük mâniden şaheserlere kadar her eser, en titiz şekilde derlense, toplansa... Argoya varana kadar, her yerdeki her verim, ses ve söz olarak kayda geçirilse... Bir büyük hazine bile bu kazanımlar kadar kıymetli olamaz.

Ve bütün bunlar, her topluluğa göre ayrı ayrı basılsa ve sadece Türk fikir hayatına değil, dünya düşünürlerine sunulsa... Altından değerli... Zira altın harcanıp gidecek, bu faaliyetler ise katlanarak kazandıracak.

Türkünün

“Kırat gemin almış, yol mu dayanır”

Dediği gibi bakın o zaman Türkçe nasıl gelişir ve ne eserler verilir!.. Bakın o zaman, her devletin telâş ve korkuyla, kiminle beraber olsam da varlığımı koruyabilsem diye çareler aradığı şu kan deryası dünyada, başta din ve dil olmak üzere bütün şartları hazır “Türk Birliği” nasıl kurulur!.. Sadece “Büyük Türkçe Sözlük” haberi bile, evet sadece “Büyük Türkçe Sözlük” haberi bile, nurlu bir işaret fişeği olacak ve kalemlerimize şevk ve heyecan kazandıracaktır. Her seviyeden insanımızı heyecanlandıracaktır.  Açıl susam açıl, dilimiz çözülecek. Sanatkârlarımıza şevk ve gayret gelecektir. Devletlilere de... Bize güven kazandıracak... Bizim güçlenmemiz için dua eden İslâm dünyasının ümidi artacaktır. Türk milletinin nasıl bir potansiyel güç olduğunu ve bunu harekete geçirme kararlılığını bütün dünya görecek, parmak sallayanlar, parmaklarını ısıracak. Haber(ler)i bile bir enerji patlaması meydana getirecek olan faaliyetin bir de gerçekleştiğini düşünün.

“Büyük Türkçe Sözlük” faaliyeti başlasın; gerisi çorap söküğü...Hayal mi?..Bütün zaferler, başarılar önce hayal edilir. Hakikate giden yolun ilk adımıdır hayal...Bir de “Büyük Türkçe Sözlük” hayalinin, bütün Türklerin hayali olduğunu düşünün... Demek ki, hayal bir güçmüş...

 

 

Temennilerim hayalse eğer...

Sihirli lâmba ve uçan halı gibi ancak masallarda sözü edilebilecek gerçek dışı, uçuk kaçık ve hayatta bulunması imkânsız talepler mi?

Gerçekleştirilmesi mümkün, hattâ şart olan tedbirler mi? Takdir sizin...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bu bayrağa basılmaz, bası... - Sayı 129
Ne zamandan beri... - Sayı 128
Dün sadaka taşı, bugün mi... - Sayı 128
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17554586
 Bugün : 4251
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 844756
 Bugün : 815
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 900
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim