Şairsiz devir Necip Fazıl Kısakürek Sayı:
110 -
 Tarihçi bir fikir adamı Asuriler için şöyle der:
―Sorun onları yutan unutulma uçurumuna, niçin silindiler? Zira şairleri yoktu.
Evet, şair o Hüma Kuşudur ki, bütün bir cemiyeti; camileri, sarayları, yolları, meydanları, bütün maddî ve manevi ağırlığıyla kanatları üstüne yerleştirir, havalanır, asırların tepesinden süzülüp geçer.
Demek istiyoruz ki, sanatkârı olmayan devir, hatta küçük bir zaman parçasını bile fethedebileceğini ummasın… İstikbale sözü olan devirler, mektuplarını, sanat güvercininin gagasına teslim ederler.
Osmanlı tarihinde, içtimaî sarsıntı ve kaynayış bakımından meraka en değerli devir, fetret devri… Buna rağmen o günleri tanımıyoruz. Çünkü şairi yok… Lale Devri gibi basit bir sulh ve bolluk mevsimi, Nedim olmasaydı, çizgisi çizgisine içimizde yaşar mıydı? Kanunî Sultan Süleymanın yıkılmayacak olan türbesi Bakî imzalı mersiyedir. Atlarına, ahırına kadar hatırımızda kalan Dördüncü Murad, Nef’î’ye dua etsin.
Onun içindir ki, Büyük İskender, taş üstünde taş bırakmamak azmiyle yıkmayı kurduğu bir şehri düşürünce şu emri verdi:
―Şehri tarlaya çevirin! Fakat meydan yerindeki şair büstü, olduğu gibi kalsın!
Bakın bir İngiliz, her İngilize tercüman olarak ne düşünüyor:
― (Şekspir)le Hindistan’dan birini seçmeğe mahkûm olsak, Hindistan’ı feda ederdik.
Fakat malum ola ki:
Sesleri, çizgileri, renkleri, kokularıyla bütün bir devri omuzuna alıp köprüden geçiren sanatkâr, siyasî manzumeler bestekârı ve dalkavuklar borazanı değildir! (6 Temmuz 1939,Çerçeveler 1, 3. Basım,150-151. Sayfa)
|