Ancak Burada D?zelirse Necip Fazıl Kısakürek Sayı:
61 - Ekim / Aralık 2009
 Dünya çapında İslâm kalkınışı dâvasını Türkiye dışındaki ülkelerden beklemek hayaldir. Bu ülkelerden hemen hepsi, eski teşbihimizle, kaidesi iman, zirvesi küfür, birer ehram... Kaide, yâni halk müslüman, zirve, yâni güdücüler kadrosu İslâm'a zıt... malûm Batılılık ve Batıcılık ocağının işporta aydınları...
Uzun zaman Türk hegemonyası altında kalmış olan bu ülkeler insan sayıları ve devlet genişlikleri ne olursa olsun, tarihî bir imtiyazın kazandığı hüküm olarak İlâhî takdir ile Türk'ü model tanıma mevkiinde kalmışlardır. Emevî ve Abbasîler boyunca büyük İslâmî Arap İmparatorluğundan sonra, müslüman toplumlardan hiç biri, sadece Türk müstesna, devlet kurabilme tâkatine ulaşamamıştır. "Devlet-i ebedmüddet" tabiriyle çerçevelen bu tâkat ise Türk'te, 17. Asra kadar sürmüş ve ondan sonra kendisini hazin bir müdafaaya çekmiştir.
Derken 19. Asır başlarından itibaren sarsılış, parça parça kopuş, 20. Asırda yıkılış ve Batıya tam teslimiyet halinde bir sığıntı hayatın eriş... Ve her tarafta, birleşemez, uzlaşamaz, kaynaşamaz, bütünleşemez halde devletçiklere bölünüş...
600 milyonluk bir ruh tamamlığı kadrosunun yüzde birinin yarısı Yahudi önünde iflâsını, başsız, bağlantısız ve merkezîyetsiz olmaktan başka türlü izaha imkân yoktur.
Bu halin de sebebi, İslâm'ın önce Türkiye'de bozularak her yerde bozulduğunu ve ancak Türkiye'de düzelirse her yerde düzeleceği hakikatidir. Her yerde halk başsız ve perişan, baştaki kuklalarsa beyinsiz ve hain...
|