Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3488 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Çiçek
Kürsü Nizam

  Sayı: 62 - Ocak / Mart 2010

(Cenaze bahsi devam ediyor)

ÇİÇEK

Ölüye, başta çelenk bulunmak üzere çiçekle sevgi ve saygı göstermek ve ruhuna imdat ve riayeti bu yollarda aramak kerahatlerin kerahati… Bu kötü ve gündelik hayat alâkasına mahsus âdet, ebediyetin eşiğine ayak basmış bir insanın halini anlamamaktan ve onu hâlâ bir dünya mevzuu farzetmekten ibaret bir Hristiyanlık estetiğidir ve bizim bedî ölçümüze giremez. Toprak altında külü kalmamış bir insanın mezar taşında sırıtan resmi ne kadar çirkinse, Allah'ın yarattığı güzelim çiçek de ölüye ithaf edilmek bakımından o denli çirkin… Hele bazı ölülerin meyhane buhariyle nemli ve haşmet derecesinde alâka belirtici çiçekleri sadece galîz…

Çelenk vesilesiyle hayr işleri için yardıma davet propagandaları da mânasız… Mevta için sadaka en güzel şey ama çelenk yerine değil, Allah için ve ölü adına, din gayretiyle yapılırsa… Ölüde bir gelir kaynağı bularak ve çelenk yerine madenî bir levha gezdirerek değil… Ömrünce İslâm'a aykırı ne varsa yapmış olan bir adamın cenaze namazını kıldırmayacak kadar cesaret ve samimiyet göstermeyenlerin, bu işi yerine getirmek için camiden cemaat çıkmasını bekleyerek ve kendileri uzakta kalarak yaptırdıkları işten farksız bu çelenk hamaratlığı ne kadar nefret çekse azdır ve ölüyü azaptan azaba sürmekte bire birdir. Rahmet olsun, cenazesine kayıtsız, şartsız, çelenk gönderilmemesini vasiyet edecek mümine!.. Böylesinin ayrıca kendisi için hayr cemiyetlerine yardım vesilesi diye kullanılması yersizdir. Bu yardım ölünce mi hatırlanır? Müslümanlığı ölüm ânında hatırlanacak bir nesne sayanların hali!..

ŞEHİT

Dinî mefhumlar arasında mânâsı saptırılmış, uymayacak yerlerde kullanılan ve yalnız itibar ve hürmet kastedilerek yakıştırılan kelimelerden başlıcası, şehit… Günümüzde, kuvvetini dinden almasına rağmen din dışı bir yatırım belirten, mânâ tahrifçiliğinin en sefil örneği…

Sıfatlarının en kâmil mânâsiyle şehit, Allah için ölen ve öldürülendir.

Şehit kelimesi “Şehadet” mastarından cennete şahit olma ve sonsuzluk karşısında hazır bulunma gibi, birbirine bağlı iki mânaya gelir.

“Bakara” Suresinin 155. âyeti, Allah yolunda ölenlerin nail oldukları azîm devletten bahseder. “Âl-i İmran” Sûresinin 169, 170, 171. âyetleri de şehidin kavuştuğu saadet hayatı kaydeder ve “onlar için korku ve hüzün yoktur” hükmünü verir.

Şehitlik derecesinin azameti, Allah için öleni, öbür ölülerden ayırır ve hadîs icabı gasledilmeden kanlı elbisesiyle gömülmesini gerektirir.

Şehidi, teçhiz ve tekfinde müslümanlara mahsus dünya hükümlerinden de ayrı tutan şeriat ölçüsü, bu imtiyazı üç çeşit şehide değişik şekilde verir.

Çeşitler dünya şehidi, âhret şehidi, dünya ve âhret şehidi diye üçe ayrılır.

En büyük ve kanlı elbisesiyle gömülme imtiyazına malik derece dünya ve âhireti toplayıcı şekil… Bunlara hükmî ve hakikî şehit denir.

“Hükmî” ve “hakikî” mefhumlarını, biri şeraitin hükmünce, öbürü yine aynı hüküm içinde şehitlik tarzının bağlı bulunduğu hakikat ifadesi bakımından ele almak icap eder. Düşman eliyle ve sırf Allah yolunda bir mücahede neticesi öldürülen bir Müslüman, ölüm fiilinin ayrıca takdiri gerekmeksizin hükmî şehittir ve kâmil şehitlik ifadesince elbette hakikîdir.

Ölüm şekilleri hakikate bağlı, yani bu bakımdan hakikî şehitler, ateşle yanmak, suda boğulmak, yıkıntı altında can vermek, gurbette ölmek, doğururken veya doğurduktan sonra “nifas” müddeti içinde dünyaya veda etmek, vebâ neticesi, yahut ishal, akciğer hastalıkları ve çektirici illetler yüzünden ölümü tatmak, din tahsili veya gayretiyle dünyadan gitmek ve bütün bunların üstünde zulüm altında veya zulüm yolunda öldürülmüş olmak gibi hallerin kuşattığı müminlerdir. Bunlar dünya âhiret diye bir ayrıma tâbî tutulmaksızın, sair Müslümanların cenaze tatbikatına tâbidir. Yani gasl, teçhiz ve tekfin edilirler. Fakat hepsinde Allah için feda olmak şuuru lâzım…

Şehitlik devlet ve saadetinin baş örnekleri ve tam ayar keyfiyet belirticileri Bedr ve Uhut şehitleri…

Şehitte, akıl, bülûğ, temizlik, hak dışı öldürülmüş olmak gibi şartlar aranır.

Gusülden affedilmiş şehidin, fazla elbiseleri, çizmeleri, ayakkabıları, serpuşu, silâhı vesairesi çıkarılır, kefenden eksik tarafı tamamlanır, fazlası alınır ve kanlı elbisesiyle namazına ve defnine geçilir.

Peygamberlik ve velîlik gibi insanoğluna verilmiş en büyük rütbelerle kıyasî bir tarafı olmayan şehitlik kendi başına ilâhî bağışların en zenginlerinden biridir; ve peygamberler ve velîlerden birçoğu da kemallerine ek olarak dünya hayatlarında bu bağışa ermişlerdir.

Allahın Sevgilisi Hayber fethinde Hazret i Ebu Bekr ile beraber kendilerine sunulan zehirli keçi tesiriyle yıllardan sonra şehit… Hazret-i Ömer, Osman ve Ali ise doğrudan doğruya şehit…

Velîler, “ölmeden ölenler”, şehitlerse “ölüp de ölmeyenler” sınıfından…

Gasledilmeden defni icap eden şehit, aldığı yara veya yediği darbeden hemen sonra vefat etmez ve iki namaz arası müddette (irtisas) sağlığını muhafaza edecek olursa, şehit olmaya şehit iken, gasle tabi tutulur. Hazret-i Osman hemen öldüğü için gasledilmemiş, Hazret-i Ömer ve Ali ise gaslolunmuştur.

Şehit “hayy” dir ve umumiyetle maddesi de toprak altında çürümekten korunmuştur.

Peygamberlerin toprak altında ter ü taze yattıklarını ve “hayy” olmak vasfını naaşları üstünde de koruduklarını kaydetmeye ne hacet!..

İSKAT

Cenazenin geçmiş ve yerine getirilmemiş namaz ve oruç fidyesi borçlarının, sonradan ödenmesi yolunda meşru bir tertip…

Büyük din âlimleri iskatın aslı olmadığını iddia edenleri cahil sayarlar.

İskat işinin “hile-i şer'iyye” ile alâkası yok, rahmet ve son tedbir olarak şer'î müsaade mânası vardır.

Sağlığında kimse kimsenin namazını kılamaz ve orucunu tutamazken ölümünden sonra kaza suretiyle kılabilir ve tutabilir. Fakat esasta iskat, kılınmayan namazlar ve tutulmayan oruçlar sayısınca fakirlere fidye vermektir. Meselâ 14 yaşında bülûğa eren ve 64 yaşında ölen bir müslümanın 50 yıllık mükellefiyet devresinde, hiç namaz kılmamış ve oruç tutmamışsa 50x12x30x6=108000 namaz ve 50x30=1500 gün oruç borcu var demektir (Yaş sayısı x ay x gün x günlük namaz sayısı)… Bu taktirde 109.500 fidye gerekir ki, bir Fıtr sadakası hesabiyle milyonlarca lirayı bulur ve böyle bir serveti milyonda bir kişi bile ödeyemez.

Bu takdirde tek çare, devir dedikleri şekil içinde, meselâ 1230 lirayı bir fakire verip onu aynı fakirden hibe suretiyle geri almak, bu şekilde 100 kere alıp vermek; ve yine meselâ son ödemeyi, yahut daha az veya fazlasını fakire bırakmaktır.

Namaza fidye nass ile sabit değil, fakat en büyüklerin içtihat ve teamülü olarak ölen hakkında caridir. Bu bakımdan emniyetle yerine getirilmiş bir vazife olmaktan uzak kalır ve ancak kuvvetli bir ümit ve temenni ifade eder ve “inşallah” kaydiyle yapılır.

Sonunda iskata yol var diye ibadetten kesilme hiçbir vicdana sığdırılamaz ve iskatin sadece bir tedbir ve ihtiyat olduğu bilinmek lâzım gelir. İskatçılığı sanat edinenler ise hasbîliği lekeler.

İskat mevtanın vasiyetiyle, onun “sülüs-üçtebir” malı üzerinden yapılırken, vasiyet olmasa bile mirasçılar veya imkân sahibi dostlar ve yakınlar tarafından da yapılabilir.

Kadında ve erkekte iskat edilecek namaz ve oruçların evvelce yerine getirilmiş olanları varsa iyi hesap edilmesi kadında ibadetten affedilmiş ayların nazara alınması, fakat ne olursa olsun hesabın cömert tutulması uygundur. Fazlası mevta hesabına sadaka yerine geçer.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Milli Eğitim Bakanlığı’nın anketine göre, gençlerin %61’i kitap okuyormuş.
Hayret! Ya gizli gizli okuyorlar, ya büyüklerinden ders almamışlar ve gizli gizli okuyorlar.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Kardelenden Haberler
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16780416
 Bugün : 2247
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 731287
 Bugün : 137
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 270
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim