Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5254 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Uz duran, çok yaşar!
Muhsin Hamdi Alkış

  Sayı: 73 - Temmuz / Eylül 2012

Eski Yunan'ın batıl mitolojisinde Herkül'ün savaştığı Hidra isimli çok başlı bir canavar vardır. Herkül bu canavarla savaşırken başlarını her kopardığında yerine yenisi çıkar ve bir türlü bu kısır döngüyü kıramaz. Sonra sahte ilâhlardan birinin yardımıyla kestiği başları dağlamayı akıl eder ve başları kese kese Hidra canavarını öldürür.  Bizim milletimizin destanlarından en maruf ve müşterek olanı Oğuz Kağan destanında da Oğuz Kağan'ın kut ve iktidar alâmeti olarak halka aman vermeyen bir bökeyi (ejderhayı) kargısıyla öldürüşü anlatılır. Önce bir geyik sonraki gün bir ayı bağlayıp canavarın adımlarını izler plânlar, hesaplar hazırlığını yapar ve sonunda kargısıyla karşısına çıkıp onu öldürür.

Terör denen cinayet şebekesi de bir hidradır bir bökedir. Çok başlı ve her baş kesilse de kendiliğinden üreyen kesilen diğer parçaları ve üreten ve türeten bir yapı… Bu yapının nasıl oluştuğunu, tarihini, sosyolojisini, dış ve iç sebeplerini, nelerden beslendiğini, nasıl idare olunduğunu, nasıl bir sisteme sahip olduğunu anlamadan yani en evvel, her şeyden evvel teşhis koymadan bir tedavi bir çözüm mümkün değildir.

Geçenlerde darbeleri araştırma komisyonunda 12 Eylül’ün başbakanı Bülent ULUSU'nun da söylediği gibi 1974'te Kıbrıs'ı geri alışımızdan sonra Batı medeniyetinin bize kestiği bir ceza olarak da görebilirsiniz 1974'ten sonra ülkede terör ve anarşinin azdırılışını, içimizdeki ihanet şebekesine derin devlet denerek sanki bizdenmiş süsü verilip, aynı silâhla sağ ve solcuların öldürtülüp, bomba ve bilimum malzemelerin aynı odakça verilip eylem plânlarına kadar belirli bir merkezden organize edilmesini ve milletin kanının çekilip, darbeye razı hale geldikten sonra Asala ve sonra da PKK terörünün doğuruluşunu bu zaviyeden izah edebilirsiniz ama bu eksik kalır.

Terörün zemin bulduğu, istismar sahası yaptığı ve devletimizin milletin devleti olmamasından ve bu devletin içerisine ta masonik ittihatçılardan beri yerleştirilmiş şer odağından kaynaklı yanlış uygulamalardan mağduriyeti de hesaba katacağız.

Terörün dış kaynaklarını da ELBETTE hesaba katacağız, zira bu şer odağının üyelerinin pek çoğu farkında olmasa da ELBETTE dış kaynakla iltisaklı. PKK terörünün dış kaynağına örnek olarak içişleri bakanlarımızın tespitleri mi, ABD'nin kaynak ve ekipman sağlamasını İran ve Suriye ve mutlaka Rusya faktörünü dikkate alacağız.

Bu meselede tüm dış etkenlerin söz konusu Türkiye'nin ve Türk milletinin potansiyeli olunca şerde ittifak etmesini akıl etmemek zaten aklın noksanlığına dalalet eder ki muhakkak ki bunu da hesaba katacağız.

Ancak;

En evvel ve her şeyden evvel terörün imha edilebilmesi için teröristin imha edilmesi gerektiğinin şuurunda olan, kim var denildiğinde etrafına bakınmadan, üç şart beş şart var demeden, elleri titremeden, her türlü teçhizatla donanmış ve tam kenetlenmiş, ağlamayan, zafiyet göstermeyen kargısıyla bökenin karşısına çıkacak yürekte bir başkomutan komutan Oğuz Kağan lâzımdır.

Binlerce yıllık tarih ve şehitlerimiz şahittir ki bu millet o komutanın arkasında saf tutar yoluna baş da koyar!

Bökeyle müzakere ederek şerrinden sakınmak muhaldir! Canavardan merhamet ummak beyhudedir. Zira canavarın tek başı ve o başında kendi iradesi yoktur.

Terör canavarını imha edebilmek için de maddî plânda ne lâzımsa, bugüne kadar içimizdeki şer odaklarının her nasılsa mani olduğu her imkan seferber edilmeli ve teknolojinin son imkânları sağlanmalı ve gövde İMHA edilmelidir.

Bu maksatla:

TOKİ stad villâ yapacak yerde tam donanımlı karakollar yapmalı,

TAI, bunca yıldır sunulan milyarlarca dolarlık imkâna rağmen mevcut kadrosu becer(e)miyorsa becerebilen Türk mühendisler göreve getirilip, İslâm ülkeleri ve diğer dost ülkelerle birlikte, kendi İHA (insansız hava araçları)mızı, uçak ve helikopterimizi yapmalı,

O ne der bu ne der diye düşünmeden, İran'ın Kore'nin bile becerdiğini bizim mühendislerimiz kat be kat iyisini becerir deyip, şer odaklarının türlü bürokratik sızlanmalarına kulak tıkayıp, askeri uydularımız göndermeli,

27 Nisan muhtırasını elinde viski kadehiyle yazan zatın, uçaklarımıza yükletmediği “düşman tanıma yazılımı” tüm uçak ve hava araçlarımıza yüklenmeli ve harb sistemlerimiz İsrail ve ABD'nin kontrolünden süratle kurtarmalı,

Çelik gibi iradesiyle kararlılığıyla yepyeni bir milli ordu “Altınordu” meydana getirilmelidir.

Her ferdiyle aklı, silâhı, kılıcı, kalkanı, kargısı bileği ve yüreğiyle bir başkomutan Oğuz Kağan duruşuna sahip Altınordu! Milletimiz bu sözü atasözü halinde billurlaştırmış ve “uz duran çok yaşar demiş. Çok yaşamak istiyorsan Oğuzca duracaksın! Ne akılsızca hareket edecek ne de korkakça teslimiyet müzakereciliğine gireceksin!

Gövde imha edilirse başların hepsi çil yavrusu gibi dağılacaktır. “Bunu yok etseniz yenisi çıkacak o yüzden müzakere edelim istediklerini verelim” diye zırvalayanlara ise cevaba bile tenezzül etmeden seri halde terör üreten bu şer odaklarının yeni bir gövde üretmesine mani olacak, tüm sosyal iktisadî, kültürel, dinî tedbirler alınacak ve kardeşlik ikliminin oluşturulması hedeflenecektir.

Kur'ân'ı Kerîm'de Yaradan Hucurat suresi 13. Ayette “Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” buyuruyor.

En başta zikrettiğim devletin içerisinde Tanzimat'tan bu yana sokulmuş şer odaklarının silmeye çalıştığı, milletimizin mayasına, zihnine, yüreğine bu hükmü tekrar işlediğimizde ve kabileler ve aşiretlerin Allah'ın ayetlerinden olup, kardeşlik ve kaynaşma vesilesi olduğunu idrak ettiğimizde kısacası devletimiz her unsuruyla milletin devleti olduğunda ve şer odakları temizlendiğinde terörün ve fitnenin yeniden baş verecek, üreyecek, türeyecek, dönüşecek imkân bulması mümkün değildir.

Ameller niyetlere göredir ve elbette ameller niyetlere tâbidir.

Niyet, akıl, kararlılık, irade ve hülasa icraat için bize lâzım olan çare:

Terörle müzakere değil akıllı mücadele!

Oğuzca duran çok yaşar!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Fars palavrası... - Sayı 122
Ne Fa Ka, bedenini arayan... - Sayı 120
İsrail-SAMİRİ-oğulları... - Sayı 119
Deprem Felâketi: Âyetlere... - Sayı 116
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16753416
 Bugün : 3528
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 730166
 Bugün : 106
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 270
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim