Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3681 kez okundu.     9 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Ne Oldu Bizlere?..
Fatma Betül

  Sayı: 51 - Ocak / Mart 2006

(Genç yazarımız, ilkokuldan sonra, bir kısmı yabancı ülkelerde olmak üzere İngilizce eğitim yapan okullarda okudu. Dergimiz için kaleme aldığı yazısını sevinçle okuduk. Ümidimiz arttı. Kardelen, “Hâlâ ve her şeye rağmen ‘düşünen adamlar’lar vardır. Bunlara ulaşabilirsek, bir maya tutturulabilir” demekte haklı imiş.)


Çok değiştiğimizi, çok farklılaştığımızı söylüyorlar bizlere. Evet, biz yeni nesil gençliği, biz yeni nesil evlâtları hiç eskilere benzemiyoruz. Öncelikle çocukluğumuzu hepimiz özlüyoruz. Parklarda oynadığımız oyunları, salıncaklara bindiğimiz, kaydıraklardan birlikte kaydığımız arkadaşlarımızı özlüyoruz. Ama oyuncaklarımızı hiç özlemiyoruz. Malûm televizyonlar, bilgisayarlar, ipodlar, cep telefonları falan var artık, o oyuncaklardan kat kat güzel geliyorlar bizlere. Bir kere teknoloji bizim her şeyimiz oldu. Fotoğraf makineli telefonlarla anılarımızı her an yanımızda taşıyabilir hale geldik. Bilgi öğreneceksek kitapların değil web sitelerin sayfalarını okuyoruz. Dünyanın bir ucundaki farklı insanlarla tanışabilme imkânımız oldu. Anne babalarımızla kafalarımız uyuşmayınca, kendi kafamıza göre takılmaya başladık. Onlar eski çağ insanı artık, şimdiki gibi yaşama ayak uydurmaları zorlaşmış.

Asıl neyi kaybettik biliyor musunuz? İletişim kurmayı... Sohbet etmek yerine TV’deki programları izlemek daha tatlı geliyor. Karşılıklı muhabbet etmek varken, (chat) yapmak daha kolay geliyor. Hazırcı olduk çıktık. Herkes maskeli dolaşmaya başladı. Kimin ne olduğu belli olmaz hale geldi. Yalanlar dolanlarla nefes almaya başladık. Şükretmek yerine, halimizden şikâyetçi oluyoruz. Fark etmeden boş şeylerle vakit kaybediyoruz. Kötülüklere meyil ederek kendi hayatımızı kendimiz mahvediyoruz. Halbuki hepimiz ben iyiyim hallerine bürünerek yasıyoruz, e bizler iyi isek, kötüler nerde? Suçlu olduğumuz halde suçumuzu inkâr ediyoruz. Sırrımızı söyleyebileceğimiz dostlarımız o kadar azaldı ki artık sanal âleme başvurarak sırrımızı paylaşıyoruz. Çok merak ediyoruz, ama halbuki çok meraklı olmak iyi değildir, bunu yanlış yaptıktan sonra fark ediyoruz. İyi şeylere niyet edemiyoruz, boş şeylere niyet ediyoruz, sonu belki iyi olur belki kötü, öylesine yaşıyoruz işte. Büyüklerimize hürmet edemiyoruz artık, saygı duyuyoruz ama hürmet biraz zor. Onlara hürmet etmek zor is, biz kolay işleri severiz. Sıkıntılara dayanamaz olduk, hemen ağlayıp zırlamayı, hayata üfleyip püflemeyi alışkanlık ettik. Verdiğimiz sözleri tutmaz olduk, bizler kendimize dahi inanamaz, güvenemez olduk. Etraf filozoflar, etraf âlimler kaynıyor sanki, ama hiçbirimiz bildiğimizle amel edemiyoruz. Gidip âlimlerle değil, durmadan cahillerle sohbet ediyoruz. Nefsimize yenik düşüyoruz, her kötü şey bize cazip geliyor ve hemen kapılıyoruz.

Bir de sevgi var hayatlarımızda. Hepimiz âşık olduğumuzu, sevdiğimizi zannediyoruz. Halbuki ifade edemiyoruz, hayır. Söylemekle olmuyor sevmek. Gezmekle, bakmakla, görmekle, dokunmakla, koklamakla olmuyor. Kalplerimiz sevmeyi unuttu. Asıl kalbimizle sevmemiz gerekirken, biz bir tutturmuşuz görece(ği)m sevdiğimi, öpece(ği)m sevdiğimi. Halbuki sevgi yanımızdan dahi geçmiyor. Hep ders ala ala yasıyoruz artık, çok hata yapa yapa yaşıyoruz. Tehlikeye dikkat etmemiz gerekirken bana bir şey olmaz diye diye nice yanlışlık kuyularına düşüyoruz. Bizler tehlikeliyiz artık. İnsanlar bizden korkar oldu. Bizler korkusuz olduk, halbuki cesaret değil, cahillikti bizimkisi... Kaygısızlaştık iyice. Unutacağımızı bile bile kayıt etmedik, not almadık bir kenara islerimizi. Unutmak değil problemimiz, dikkate almamak, önemsememek hayatı, basite almak her şeyi.

Ailelerimize lâyık olmadığımızı bile bile böyle yaşıyoruz biz. Artık âhireti kazanmaya değil, sadece burayı kazanmaya odaklandığımız için, başkalarının ne dediği mühim değil. Yeter ki burada başarılı olalım, insanlar bizi tebrik etsin. Eh bu dünya güzel, bir kere geliyoruz, bari dilediğimiz gibi yaşayalım. Halbuki her an tevekkül etmemiz gerektiğini biliyoruz. Hastaları ziyaret etmemiz gerektiğini de biliyoruz, ama kendimiz hasta olmadan bunu faaliyete geçirmiyoruz. Allah’tan fakirlere yardım etmeye çalışanlarımız var aramızda tek tük. Malum, para önemli bizler için, parası olmayanın hali haraptır kesin, bunu tahmin edebiliyoruz.

Bir doğru yapıyorsak, bin tane yanlış yapıyoruz. Dünyanın halini biz de görüyoruz, ve üzülüyoruz. Nerde kaldı İstanbul’u fetheden Fatih yürekli GENÇLER, Fatih bilekli GENÇLER?.. “Gençlik yaş işi değildir. Ruh işidir” diyor Necip Fazıl... Bizler bırakın Türk gibi yaşamayı, insan gibi yaşamayı unutacağız neredeyse. O mahalledeki çocuğa, o okuldaki hocaya, o konserdeki şarkıcıya, o sitedeki şahsa âşık olmaktan, gerçek AŞK nedir onu unuttuk. “Başımıza ne geldiyse AŞKI kaybetmekten geldi” diyor aynı Üstad. Hani Yunus Emre demiş ya:

Boyandım rengine, solmazam ayruk (artık)!

Âşıkım; ölmezem, ölmezem ayruk!..

Aşkın esası Allah’a olan aşktır. Ve biz bunu baya kaybetmişiz. Bir Türk müslüman olduktan sonra Türk’tür. Nerde bizim inancımız? Nerde ninelerimizinki gibi dedelerimizinki gibi inanç bizlerde... İstesek her şeyi başarırız aslında... Ve biliyoruz ki en başta dua ile başlamamız gerekiyor. Fakat bir dua dahi edemeyecek kadar üşengeciz…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : fatma bet?l yylmaz    15.08.2008
Yorum : açıkçası yazdığını yorumlanmasını istediğiniz her ne ise okumadan girdim buyere.doğrusu bu siteye tesadüfen girdim de denebilir.canım sıkılmıştı acaba adımı yazarsam ne çıkar diye düşündüm.meğer siz yazarmışsınız.aslında bakarsanız ben de bir ara yazarlığa aşırı ilgi duyup ileride yazar olmayı istiyordum.ama zorluklarını gördüğümde vazgeçtim.tabiki her mesleğin kendine göre zorlukları var ama bunun bana göre olmadığının kanaatine vardım.bu arada size yaşımı söylesem pardon yazsam belki inanmaz delinin biri bana oyun oynamaya çalışmış diye düşünebilirsin.ki ben olsam aynı düşüncelere sahip olacağım kesin.ama yine de size yaşımı söyleyeceğim.13 evet 13. size yalan borcum yok allaha şükür. ister inanın ister inanmayın. şayet inanmazsanız nasıl olsa öbür dünyada doğruları görüp inanacaksınız.yada İNANMAK ZORUNDA KALACAKSINIZ...BAŞKA ÇARE YOK!




Ekleyen : mehtap    12.05.2007
Yorum : gerçekten çok güzel konulara değinmişsiniz tebrik ediyorum ve biliyormusunuz bu anlatılanları okuyunca kendi hayatım gözlerimin önünden geçti nereye gidiyoruz çok yazık hayatımıza yazık ediyoruz




Ekleyen : m.aydyn    18.04.2007
Yorum : s.a nerde o eski insanların yaşayış şekli..nerde kaldı..Zamani gençliği o kadar özenti ve hevai heves içindeki,bırak rabbine olan vazifeyi yerine getirmek şükürden bile uzak inşaallah dualarımızla herşey güzel olur.Rabbim içinde ışık olan insanların elinden tutmamıza yardımcı olur inşaallah.




Ekleyen : BeyazDiLekce    
Yorum : Bütün bu yazılanlar hakikaten çok doğru. Bunu genç birinden duymak çok guzel, çok anlamlı. Gençliği ve bütün insanlığı kurtaracak esas şey Maneviyattır. Umarım ; iş işten geçmeden hepimiz bu gerçeği farkedip, hayata geçirebiliriz. Çok teşekkür ederiz bu güzel konuyu dile getirdiğin için. Yazılarının Devamını bekliyoruz. Allah'a emanet olun.




Ekleyen : maide    
Yorum : canım çok güzel ellerine saglık yazılarının devamını bekliyoruz




Ekleyen : B??RANUR    
Yorum : Gerçekten çok güzel kaleme alınmış bir yazı.Gençlerin sahip olması gereken manevi değerlere olan ihtiyaç yurt dışında yaşayan genç bir kız tarafından çok güzel kaleme alınmış.Betül ablamızın böyle güzel yazılaraına devam etmesi dileklerimizle..Allaha emanet olun..




Ekleyen : Omer    
Yorum : Bu dergiyi begeniyorum.Bu yazi da cok sade ve icten yazilmis bir yazi.Insaallah genc yazarimiz yazilarina devam eder ve bu yetenegini gelistirir.Genclerimize guveniyoruz......




Ekleyen : arzu    
Yorum : yazınızı gercekten cok begendim tek kelimeyle süper olmuş. bizi kendimize getircek böyle gerceği yansıtan yazılara gercekten ihtiyacı var bu gençliğin...




Ekleyen : Rana    
Yorum : Sevgili Kuzenim; Yazdıklarını okuyamayacak kadar üşenen -ki gerçeklerle yüzleşmekten korkmanın adı üşenmek artık- nice arkadaşım, nice ''inançlı'' insan var... Allah hepsine ulaşabilmemizi nasip etsin.. Düşüncelerimin tercümanı olan bu harika yazılarının devamını bekliyor ve öpüyorum seni ;) Tebrikler...





 
Ne Oldu Bizlere?..... - Sayı 51
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (124):
Diyarbakır anneleri...

Son Eklenen Yorumlardan
 Merhaba. Mən n Azərbaycandan yazıçı Gülər Natiq İsaq ✍️ Bu şeiri çox b&#... Guler

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Süleyman Abdulla. Müasir Azərbaycan poeziyasinin ən görkəmli nümayəndəl... Hikmet

 yüreğine kalemine sağlık hayırlı ve bol okurları olsun.🤍✒️...


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Kudret-i ilahi
Ürəyimin Əsdiyi
Yaşanan pişmanlık
Her şey apaçık
Suriye Türkmenlerinin dilinden
Oğulcan


Ali Erdal - Her şey apaçık
Kadir Bayrak - Nerelisin
Necip Fazıl Kısakürek - Doğuda buhran
Ekrem Yılmaz - Göç mü hicret mi
Ekrem Yılmaz - Zerre
Fatma Pekşen - Mustafa
Dergi Editörü - Hicret şuuru
Site Editörü - Zor sınavımız mültec...
Necdet Uçak - Yüreğim benim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (124) k...
Kardelen Dergisi - Kalem erbabına...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gittikçe azalıyoruz
M. Nihat Malkoç - Suriye Türkmenlerini...
Hızır İrfan Önder - İstemem
Berna Pak - Gelecek(siz) çocuk
Ayhan Aslan - Dilenci
Mehmet Balcı - Sevda
Mehmet Balcı - Tükür
Ahmet Çelebi - Kaçıncı bahar
Av. Mustafa Büyükgüner - Heybemden
Halis Arlıoğlu - Gaflet, dalalet ve h...
Murat Yaramaz - Pusula
Murat Yaramaz - Soğuk
Gözlemci - Olayların düşündürdü...
Mahmut Topbaşlı - Asırlık mertebe
Suleyman Abdulla - Ürəyimin Ə...
Cemal Karsavan - Hasrete zincir mi da...
Emine Öztürk - Bismillah
Osman Akçay - Gibi
Bekir Oğuzbaşaran - Türküleri seviyorum
Yaşar Akyay - Yaşanan pişmanlık
Yaşar Erim - Firavun düzeni devam...
Cahit Can - Bu insanlar
İbrahim Durmaz - Kar
Sevdagül Aykar Yıldız - Oğulcan
Mehmet Emin Armağan - Kudret-i ilahi
Saltuk Buğra Bıçak - Sarı yapraklar dökül...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15277374
 Bugün : 7461
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 647474
 Bugün : 911
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 129
 123. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim