Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2417 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Zincirli kaya
Dergi Editörü

  Sayı: 106 -

Kardelen’e can suyunu veren Bilecik ve civarında, içinde olağan dışı hadiseler barındıran, yaşanmış hayat hikâyeleri anlatılır. İçindeki fevkalâdeliklere rağmen kimse bu hikâyeleri yadırgamaz, can kulağı ile dinler, anlatılanlara kalpten inanır. “Yanmayan tahta kaşıklar” bunlardan sadece biridir. Bu hikâyeyi, dergimizin sahibi Ali Hocamdan daha önce dinlemiştim. Geçen sene iştirak ettiğimiz bir organizasyonda, Bilecik’in Bozüyük ilçesinde yaşayan yazar Kurulay Yılmaz, “Flamingo Yolu-Yaşanmış Hikâyeler” kitabını hediye etti. O kitapta bu hikâyenin kâğıda döküldüğünü gördüm ve mutlu oldum. Zira kaleme alınan metin, artık hikâye olmaktan çıkmış, anlatanın büyük dedesinden nakledilen bir hatıra haline gelmişti. Buyurun okuyalım;

“Anlatan; Sabahattin Yavuz

Büyük dedem bilgisine müracaat edilen bir din adamıymış. Bulgaristan’da odaları varmış. Odaya kim olduklarını dahi bilmedikleri, gelen gidenler çok olurmuş. Herkese yemek verilirmiş. Kendisi sanatkârmış. Yemekte kullanılan tahta kaşıkları kendisi yapıyormuş. Her yemekten sonra da kaşıkları ateşe atıp yakıyormuş. Ancak kaşıklardan yanmayan bir kaşık olurmuş. Bu durum, yemek yiyenlerin içinde Hızır’ın (as) bulunduğuna yorumlanmış. Hızır’ın kullandığı kaşık yanmazmış. Bu şekilde 12 kaşık birikiyor. Türkiye’ye göç ederken bu kaşıklarla yine yemek yenen iki ahşap sofrayı da beraberinde getirmiş. Kaşıklar ve sofra Ayvalı Köyümüzdeki camiye konuluyor. Yakın zamana kadar duruyordu. Düğün dernek gibi özel günlerde kullanılıyordu. Büyüklerimizin anlatımı. Misafir geleceği zaman sofra sallanıp ses çıkarıyormuş. Önceden misafir geleceği anlaşılıyormuş. Ancak gençler bu sofrada içki içmişler. Bu özellik de kaybolmuş.” (Kurulay Yılmaz, Flamingo Yolu-Yaşanmış Hikâyeler, Haziran 2018)

İstiklâl harbi esnasında, Bilecik, üç defa Yunan tarafından yakılmış ve talan edilmiştir. Şeyh Edebâli Hazretlerinin türbesindeki yanmış ama kül olmamış ahşap direk hâlâ o günlerin izlerini taşır, tıpkı Ertuğrul Gazi ceddimizin türbesinin pencerelerindeki kurşun izleri gibi…

O günlerin izlerini taşıyan bir de Zincirli Kayamız vardır. Hemen türbe yolunun kenarında bütün haşmetiyle sizi karşılayan Zincirli Kaya, aslında adı üstünde bir yüce kaya, taştır. Ama o, Bilecikli için sadece bir kaya, taş değildir, hiç olmamıştır da. Bağlı olduğu daha doğrusu bağlı olması gerektiği ana kayalıktan gözle görülür mesafede ayrık, kopuk, tek başına bir karakter arz eden heybeti vardır. Ziyaretçiler türbe yolunda ilerlerken doğru bir açıyla bakarlarsa Zincirli Kaya’nın arkasındaki tepelikten ayrı ve bağımsız bir duruşu olduğunu rahatlıkla görürler. Bilecikli, bu kayanın, Yunan harbi esnasında gâvur askerlerinin üzerine kapaklandığını ve sonra yine eski yerine kalktığına inanır. İnanırız. Adını, memleket kurtulduktan sonra bir daha devrilmesin diye önüne çekilen zincirden alır.

Biz yaşadığımız coğrafyayı bildiğimiz için bunları anlattık. Yoksa Anadolunun her köşesinde bunlara benzer nice yaşanmış hikâye vardır. Bugün, bu hikâyeleri anlatan, dinleyen ve inananları hor ve hakir gören, yabanî ot misali anlayışlar türedi. Bunlara inananlar, eğitim seviyesi düşükse cahil, eli kalem tutuyorsa şirk koşan olarak itham ediliyor. Oysaki Bilecik’teki Şeyh Edebâli türbesinde, Küre’deki Dursun Fâkih türbesinde, Söğüt’teki Ertuğrul Gazi türbesinde, Bozüyük’teki Kumral Abdal ve İnhisar’daki Abdullah Mihal Gazi türbelerinde, ziyaretler esnasında, itikada aykırı en ufak bir anlayış, emare görmediğimi tarihe not düşmek için belirtmek zorundayım. Evim, arabam olsun, evde kalmış kızım koca bulsun diye bu türbelerin ziyaret edildiğine, Allah korusun orasına, burasına, ağacına, dalına en ufak bir bez, çaput bağlandığına bir kere bile şahit olmadım, olmadık.

Kardelen, bütün bunları bilerek, bir plan ve program çerçevesinde, tıpkı Abdülhamid Han, Üstad, Esma-ül Hüsna, Tasavvuf sayılarında olduğu gibi şimdi de Anadolu irfanını ele aldı. Millet olarak bizi ayakta tutan ve tutacak kodların adı geçen şahsiyetlerde ve kavramlarda saklı olduğuna inanan Kardelen’den selâmlar.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Hicret şuuru... - Sayı 123
Kaleme yemin... - Sayı 122
Çare... - Sayı 121
Ektik ektik yetişecek... - Sayı 120
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (124):
Diyarbakır anneleri...

Son Eklenen Yorumlardan
 Merhaba. Mən n Azərbaycandan yazıçı Gülər Natiq İsaq ✍️ Bu şeiri çox b&#... Guler

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Süleyman Abdulla. Müasir Azərbaycan poeziyasinin ən görkəmli nümayəndəl... Hikmet

 yüreğine kalemine sağlık hayırlı ve bol okurları olsun.🤍✒️...


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Kudret-i ilahi
Ürəyimin Əsdiyi
Yaşanan pişmanlık
Her şey apaçık
Suriye Türkmenlerinin dilinden
Oğulcan


Ali Erdal - Her şey apaçık
Kadir Bayrak - Nerelisin
Necip Fazıl Kısakürek - Doğuda buhran
Ekrem Yılmaz - Göç mü hicret mi
Ekrem Yılmaz - Zerre
Fatma Pekşen - Mustafa
Dergi Editörü - Hicret şuuru
Site Editörü - Zor sınavımız mültec...
Necdet Uçak - Yüreğim benim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (124) k...
Kardelen Dergisi - Kalem erbabına...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gittikçe azalıyoruz
M. Nihat Malkoç - Suriye Türkmenlerini...
Hızır İrfan Önder - İstemem
Berna Pak - Gelecek(siz) çocuk
Ayhan Aslan - Dilenci
Mehmet Balcı - Sevda
Mehmet Balcı - Tükür
Ahmet Çelebi - Kaçıncı bahar
Av. Mustafa Büyükgüner - Heybemden
Halis Arlıoğlu - Gaflet, dalalet ve h...
Murat Yaramaz - Pusula
Murat Yaramaz - Soğuk
Gözlemci - Olayların düşündürdü...
Mahmut Topbaşlı - Asırlık mertebe
Suleyman Abdulla - Ürəyimin Ə...
Cemal Karsavan - Hasrete zincir mi da...
Emine Öztürk - Bismillah
Osman Akçay - Gibi
Bekir Oğuzbaşaran - Türküleri seviyorum
Yaşar Akyay - Yaşanan pişmanlık
Yaşar Erim - Firavun düzeni devam...
Cahit Can - Bu insanlar
İbrahim Durmaz - Kar
Sevdagül Aykar Yıldız - Oğulcan
Mehmet Emin Armağan - Kudret-i ilahi
Saltuk Buğra Bıçak - Sarı yapraklar dökül...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15147506
 Bugün : 437
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 640289
 Bugün : 50
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 182
 123. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim