Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1924 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

İlim ve irfan
Site Editörü

  Sayı: 106 -

Yüz beşinci sayımızın kapağında bir kanadında “irfan” bir kanadında “ilim” yazan bir kuş figürü vardı. Tek figür ve iki kelime ile okuruna vermek istediği mesajı gayet açık şekilde veren en güzel kapaklarımızdan biriydi bu kapak.

Bu sayımızın konusu o iki kanattan birinde yazan irfan kavramı ile ilgili: Anadolu İrfanı.

O güzel kuşun bize gösterdiği gibi, ilim ve irfanı ayrı olarak değerlendirmek pek mümkün değil. Anlamlarına baktığımız zaman da birbirine çok yakın olduklarını görüyoruz. Sözlük anlamları neredeyse aynı: bilme, anlama, biliş. Ancak kökleri itibari ile çok farklı olan bu kelimeler arasında önemli nüanslar var.

Günümüzdeki lügat manası ile ilim salt olarak bilgiyi işaret ediyor. Bu bilgiyi taşıyana âlim deniyor. Örneğin fizikle ilgili bilgilerin toplamına fizik ilmi diyoruz, müslüman birinin hayatını düzenleyen kurallara ilmihâl yani hâl ilmi diyoruz. İrfan kelimesi ise arefe (bildi, tanıdı) kökünden geliyor. Kelime anlamı yine bilmekle ilgili olsa da buradaki bilgi, bilginin kendisinden ziyade onun özümsenmiş, hikmetine haiz olunmuş ve nerede kullanacağını bilme haline işaret ediyor.

İrfan ile sahip olunan bilgi, ilim ile elde edilenden farklı. İrfanda basiret, sezgi var. İki kavrama bu açıdan baktığımız zaman irfan ilimden sonraki bir basamak gibi duruyor. Peki, irfan sahibi olmak için ilim gerekli mi?

Bendeniz bu konuya kafa yorarken dikkatimi çeken bir nokta Kur’ân-ı Kerîm’de irfan veya arif kelimelerinin geçmemesiydi ama ilim, âlim kelimeleri kutsal kitabımızda sıkça geçiyor. Diğer yandan Allah’ın isimleri arasında Ârif ismi yok ama Âlim ismi var. Efendimiz’in, âlimlerin peygamberlerin varisleri olduğunu buyurdukları hadis-i şerif malûmunuz. Efendimiz diğer bir hadislerinde ilimleri ile amel etmeyen âlimlerden bahis buyuruyor, demek ki sadece ilim sahibi olmak yetmiyor. Bu bilgiler ışığında İslâmî ıstılahta ilim lavramının irfanı da kapsadığını düşünebiliriz.

Günümüzde ise irfan kavramının anlattığı farklı bir şey olduğu açık. Şöyle söyleyelim, sayı konumuz olan “Anadolu irfanı” kavramını çok duymuşuzdur ama “Arap irfanı” veya “Fars irfanı” kavramlarını hiç duydunuz mu, ben duymadım, duymamak benim eksikliğim olabilir ama her şeyi danıştığımız google’a da sordum, hemen hiç kayıt dönmedi. Bunun yanında “Anadolu ilmi” diye bir tanıma da çok aşina değiliz, bu da bizim eksiğimiz. Japon ilmi (veya bilimi denebilir ancak burada da kastedilen aslında teknoloji), Batı ilmi gibi tanımlamalar çok daha kulağa yakın gelirken Anadolu için böyle bir tanımlama yok.

Bu durumda, ilim sahibi olmadan nasıl irfan sahibi bir toprak oldu Anadolu? Örf kelimesinin irfan ile aynı kökten olması bize ipucu veriyor. Kültürlerde zamanla oturan davranışlara örf diyoruz. Örfün kaynağında ilim var ama daha sonra örfü devam ettirenler o ilimden habersiz olabiliyorlar. Benim naçizane düşüncem kaynaktan gelen ilim sahiplerinin aktarımları ile bu damarlar günden güne azalsa da canlılığını sürdürüyor. Diğer bir konu da şu, ilim sahibi olmak deyince aklımıza hemen ciltlerce kitap okumak gelir ama atladığımız bir şey var, okumak ilim sahibi olmak için bir araçtır, bazen başka araçlarla da ilim sahibi olunabilir. Efendimiz elbette peygamber olması hasebi ile özel bir örnek ama Allah O’na ilmi okuma ile değil vahiy ile vermiştir. Özellikle tasavvufta okuma aracı ile elde edilmeyen irfan söz konusu, zaten Anadolu irfanı dediğimiz daha çok buradan beslenir. Ancak bu konu suistimale açık olduğu için özellikle fıkıh sahasındaki âlimler tarafından kabul görmediğini belirtmek lazım. Yine de bu durum, yazıya gelmesi zor ama hissedilen irfanın varlığını kapatamıyor.

İrfanı tanımlamak gördüğünüz gibi kolay değil ama aklıma ilk gelen tanımlardan biri şu, irfan bilginin ruha bürünmüş hali gibi. Nasıl ki insanlarla diğer varlıklar arasındaki en önemli fark insanın ruha sahip olması ise bilginin de ruha bürünmüş haline irfan demek geliyor içimden. Anadolu’da bir irfan varlığından söz ediyorsak bu irfan o ruhtan gelmiyor mu sizce de?

Merhum Ömer Nasuhi Bilmen, Cumhuriyet dönemimizin önemli İslâm âlimlerinden biridir. Bir gün Sahaflar Şeyhi Muzaffer Özak Efendi’yi ziyaret ediyor. Muzaffer Efendi’nin İrşad adlı eserinden konuşuyorlar. Ömer Nasuhi Bilmen diyor ki, “Efendim, bu kitapta yazan her şeyi ilmen biliyorum ama yine de okuduğumda hisleniyorum, ağlıyorum” İşte o kitapta büyük bir âlimi hislendiren şey ilmin yanında irfanın, o “ruhun” olmasıdır. Bu hatırada görebileceğimiz gibi Anadolu’da bu irfanın oluşmasında en büyük etken tasavvuf yollarıdır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Zor sınavımız mülteci mes... - Sayı 123
Tevhid yoksa huzur da yok... - Sayı 122
Anlam peşinde... - Sayı 121
Zor zamanların cesur sesi... - Sayı 120
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (124):
Diyarbakır anneleri...

Son Eklenen Yorumlardan
 Merhaba. Mən n Azərbaycandan yazıçı Gülər Natiq İsaq ✍️ Bu şeiri çox b&#... Guler

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Süleyman Abdulla. Müasir Azərbaycan poeziyasinin ən görkəmli nümayəndəl... Hikmet

 yüreğine kalemine sağlık hayırlı ve bol okurları olsun.🤍✒️...


“Yeni Dünya Düzeni” diye bir şey attılar ortaya… Ondan sonra ne ses çıktı, ne soluk… “Yeni Dünya Düzeni” dedikleri, boşluğun sessizliğini dinlemek gibi bir şey mi acaba?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Kudret-i ilahi
Ürəyimin Əsdiyi
Yaşanan pişmanlık
Her şey apaçık
Suriye Türkmenlerinin dilinden
Oğulcan


Ali Erdal - Her şey apaçık
Kadir Bayrak - Nerelisin
Necip Fazıl Kısakürek - Doğuda buhran
Ekrem Yılmaz - Göç mü hicret mi
Ekrem Yılmaz - Zerre
Fatma Pekşen - Mustafa
Dergi Editörü - Hicret şuuru
Site Editörü - Zor sınavımız mültec...
Necdet Uçak - Yüreğim benim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (124) k...
Kardelen Dergisi - Kalem erbabına...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gittikçe azalıyoruz
M. Nihat Malkoç - Suriye Türkmenlerini...
Hızır İrfan Önder - İstemem
Berna Pak - Gelecek(siz) çocuk
Ayhan Aslan - Dilenci
Mehmet Balcı - Sevda
Mehmet Balcı - Tükür
Ahmet Çelebi - Kaçıncı bahar
Av. Mustafa Büyükgüner - Heybemden
Halis Arlıoğlu - Gaflet, dalalet ve h...
Murat Yaramaz - Pusula
Murat Yaramaz - Soğuk
Gözlemci - Olayların düşündürdü...
Mahmut Topbaşlı - Asırlık mertebe
Suleyman Abdulla - Ürəyimin Ə...
Cemal Karsavan - Hasrete zincir mi da...
Emine Öztürk - Bismillah
Osman Akçay - Gibi
Bekir Oğuzbaşaran - Türküleri seviyorum
Yaşar Akyay - Yaşanan pişmanlık
Yaşar Erim - Firavun düzeni devam...
Cahit Can - Bu insanlar
İbrahim Durmaz - Kar
Sevdagül Aykar Yıldız - Oğulcan
Mehmet Emin Armağan - Kudret-i ilahi
Saltuk Buğra Bıçak - Sarı yapraklar dökül...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15147473
 Bugün : 405
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 640287
 Bugün : 48
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 182
 123. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim