Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 32 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     507 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Babamı Kaybetmedim
İlknur Eskioğlu

  Sayı: 115 -

Elimi nereye uzatsam, elimden tutacakmışsın gibi yakınımda hissediyorum seni. Ansızın çıkıp gelecekmişsin gibi bir his doğuyor içime. Sanki çok yakın bir yerlerden, o tiz sesin geliyor kulağıma. Sonra efil efil esen rüzgâr, kokunu getiriyor bana. Gözlerimi kapatıyor, buğday teninin kokusunu içime çekiyorum. Gözlerimi açınca, yanı başımda belirecekmişsin gibi bir sıcaklık kaplıyor yüreğimi. Varlığını, iliklerime kadar öyle derinden hissediyorum ki… Varsın, benimlesin, yanımdasın… Bir o kadar da uzak, çok uzaklardasın. Böyle bir ârafın içinde kalıyorum baba. Emin olduğum bir şey var ki; her gün, bir adım daha sana yaklaşıyorum.

Baba, bir evlât için ya gönül yarası oluyor yahut yarısı… Kimisi, gönül yarasından yana, kimisi de, gönlünün yarısından yana sınanıyor. Babaların açtığı yara, evlâtlarda kolay kolay kapanmıyor. Kapanmayan yaralar açan baba, evlâdının gözünde “var iken yok” oluyor. Ölmeden evvel öldürülüyorlar. Bir insan durduk yere, yok sayılabilir mi baba? Evin direği çökünce ev, yerinde durabilir mi? Evin direği, varlığını gösterememişse direğin çökmesi, nasıl fark edilsin ki değil mi? Çökmese de, yerinden sökülüp atılması, bir kayıp olarak görülemiyor ne yazık ki! Oysa bir yerde bir eksik varsa, orası neyle tamamlanır, bir boşluğun yerini ne doldurabilir ki, boşluğa sebep olandan başka?!..

Baba, evlâdına dünyayı zindan da edebiliyor, cennet de... Kötü huylu, gayriahlâkî davranışlar sergileyen, babalık vâzifesini yapamayan, o şuura sahip olamayan ve sevgisini gösteremeyen bir babanın evlâdı için bu dünya, zindandan farksız olsa gerek… Onların, hep boyunları bükük kalıyor, içleri ise buruk… Babasını, varlığında sırtını dayayacağı bir çınar, vefat ettiğinde ise, gölgesine sığınabileceği bir sığınak gören evlât, dünyada cenneti yaşıyor. O evlâtlar, gönül ferahlığıyla başlarını dimdik tutabiliyorlar. Tıpkı senin kızın gibi…

Önüme koyulmuş bir terazi, tasavvur ediyorum. Terazinin sol kefesine, kalbime bıraktığın pıtrakları ve gönlüme açtığın yaraları koyuyorum; sağ kefesine de, beni sarıp sarmalayışını, hiçbir zaman elimi bırakmayışını, her zaman yanımda oluşunu, sevgini ve babalık vâzifeni her zaman diri tutuşunu koyuyorum. Sağ kefe, daha ağır basıyor ve sol kefede olanları, bir çırpıda siliyor. Bana açtığın yaralar, derin yaralar değildi zaten. Hattâ yara bile sayılamaz. Bedenimdeki ufak tefek çizikler, tenimdeki hafif zedelenmelerdi. Bilindik, baba-kız inatlaşmalarından ibaretti. Kimisi için de sol kefe, her zaman daha ağır basıyor. Kırgın kalıyor babaya, kalbi kırık evlât. Babasının, ne varlığını hissetmek istiyor, ne de üstünde gölgesini…

Sen, benim için gölgende dinlendiğim, gönlümün yarısı ve gönlümün biricik efendisisin baba… Bu dünyadan göç etmiş olsan da, gönlümdeki yerin hâlâ dipdiri. İlk günkü gibi… Bunu bana hissettiren sensin, çünkü o kadar çok varsın ki… Hiç gitmemişsin gibi… Seni kaybetmemişim gibi… Evet, fizikî yakınlığımız bitti, fakat ruhen hep benimlesin. Mânevi yönden, elimi uzatabildiğim her yerdesin.

Esnaf olan arkadaşının dükkânına girdiğimde, arkadaşın, “sen, buranın müşterisi değil kızısın, babanın emânetisin” derken, zamanında aynı sofrayı paylaştığımız dostlarının, beni görünce yolumu kesip “var mı bir ihtiyacın?” diye sorduklarında ve senin kızın olduğum için güler yüzle karşılandığım her yerde, sen yanı başımdasın baba. Kadim dostlarımızla ettiğimiz muhabbetlerde, hep seni yâd ediyoruz. Hepsinin de gönlüne, ayrı ayrı bir iz bırakmışsın. Seni konuşurken, kimi zaman hüzünleniyoruz, duygulu anlar yaşıyoruz; kimi zaman da, yaptığın veya söylediğin herhangi bir şeyi hatırlayıp gülüşüyoruz. Zamanında kucağına alıp sevdiğin emsâllerim, evlât sahibi oldular. Onların evlâtları, fotoğraflarını görünce sana “dede” diyorlar. Bir garip oluyorum, işte o zamanları. Dede olamadığın için hüzünlensem de; sanki öğretmişiz de o yüzden söylüyorlar gibi “dede” olarak sevilmen ve anılman çok hoşuma gidiyor.

Bütün bunları düşününce, senin gibi bir adamın kızı olduğum için binlerce kez şükrediyorum. Güzel yâd edilemeyen, iyi yürekli olamayan bir babanın evlâdı da olabilirdim. Utancımdan başımı, önüme eğmek zorunda da kalabilirdim. Bunları düşünürken de, gönlü, babalarından yana yaralı olan ve bir yanı hep eksik kalan evlâtların hüznünü, hüznüm biliyorum. Bedenen yanlarında olamasam da, ruhen yanlarında olduğumu onlara, hissettirmek isterdim. “Hiçbir baba, evlâdına, dünyayı zindan etmesin, cehennemi yaşatmasın” diye duâ ediyorum.

Başımı yastığa koyduğum, kederli düşüncelerime sarıldığım, yarı uyanık olduğum o gün… Sabaha karşı… Yanıma, birisi geldi gibi hissettim. Sanki birisi, beni izliyordu. Ipıssız evin içinde kim olabilirdi ki! Annem de kalkıp gelemezdi. Gözlerimi açıp bakmaya cesâret edemedim. Rüyâ da olabilirdi. Hayâl de… Gerçek de… Ne olarak adlandırabilirim bilmiyorum, ama bildiğim ve inanmak istediğim bir şey varsa; o da, seni kaybetmediğim baba!.. Göremesem, dokunamasam, duyamasam da senin gölgen, beni her zaman ve her yerde koruyor ve takip ediyor. Ah, ne kadar güven veriyor bana, bir bilsen… Bu şehri, terk edemeyişimi, seni buralarda daha çok “yaşayabildiğime ve yaşatabildiğime” olan inancıma bağlıyorum. Belki de, böyle teselli buluyorumdur. Her ne olursa olsun, bu diyâr, senin mânevi varlığınla manâ kazanıyor babam… Yoksa bu kadar yaşanılası olmazdı benim için. İyi ki kalbimdesin. İyi ki korunabileceğim bir gölgen var. Sığındığım tek limanım, hep vâr ol…

Gölgende huzur bulan ve sana minnet duyan kızın,


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Şehitlik oyunu... - Sayı 119
Hazır mıyız?... - Sayı 118
O Da Yetimdi... - Sayı 117
Âyet Gâyet Açık... - Sayı 116
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (121):
Türk masal ve destanları...

Son Eklenen Yorumlardan
 sağlık dileklerimizle, hürmetle...... naci eroğlu

 Elinize emeğinize sağlık sevgili Halis hocam.Yazılarınızı takıp ediyorum hislerimize tercüman oluyor... Ahmet

 Elinize emeğinize sağlık sevgili Halis hocam.Yazılarınızı takıp ediyorum hislerimize tercüman oluyor... Ahmet

 bosch professional gop 185-liBeylikler dönemini hatırlayalım, birbirlerine karşı üstünlük mücadelesi... Feyzi

 "Yürü kardeşim,Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin."Sen ve senin gibi şuurlu insanların sayıları bereke... Nilüfer Mihailoğlu


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Kardelenden haberler
Ayağa kalk Sakarya
İslâm’ı yenilemek
RÖPORTAJ - ŞEYMA KISAKÜREK ŞENOCAK
KELİME HARCIYLA SÖZ ABİDELERİ İNŞA ETMEK


Ali Erdal - Ademe mahkûmiyetten ...
Ali Erdal - Hem şahin, hem güver...
Ali Erdal - Hem şahin, hem güver...
Kadir Bayrak - Hesaplaşma zamanı
Necip Fazıl Kısakürek - İslâm’ı yenilemek
Necip Fazıl Kısakürek - Benim halim
Bedran Yoldaş - Nice sahipsiz yüzler...
Ekrem Yılmaz - RÖPORTAJ - ŞEYMA KIS...
Ekrem Yılmaz - Üstad ile
Ekrem Yılmaz - Sessiz geliş
Ekrem Yılmaz - Dağların ardı
Fatma Pekşen - Pehlivan dayının elm...
Ahmet Mahir Pekşen - Şiirimde Necip Fazıl...
Dergi Editörü - Ektik ektik yetişece...
Site Editörü - Zor zamanların cesur...
Necdet Uçak - Torunuma
Necdet Uçak - Gel temiz tut
Necdet Uçak - Necip Fazıl Kısaküre...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gazzeli kelebekler
M. Nihat Malkoç - KELİME HARCIYLA SÖZ ...
Zaimoğlu - Birinin yerini doldu...
Zaimoğlu - Üstad Necip Fazıl et...
Zaimoğlu - Seni bilsinler
Ayhan Aslan - Maya
Ayhan Aslan - Erzak
Mehmet Balcı - Deli Ozan
Mehmet Balcı - Artist Efendi
Av. Mustafa Büyükgüner - Necip Fazıl’ı anlatm...
Muhsin Hamdi Alkış - Ne Fa Ka, bedenini a...
Halis Arlıoğlu - Gabar’da petrol mü ç...
Muzaffer Doğan - Büyük Doğu, Necip Fa...
Murat Yaramaz - Kuzgun
Murat Yaramaz - Cephe
Murat Yaramaz - Öyle mi
Mahmut Topbaşlı - Gerçeğin özü
Melih Aydoğ - İdrak
Muammer Zeki Aygur - -dan
İlkay Coşkun - Ayağa kalk Sakarya
Tuba Kanlıkama - Asr-ı Saadet’in hanı...
Özkan Aydoğan - Bir çiçek
Heybet Akdoğan - Lina
Emine Öztürk - Kuşlar
Mustafa Makas - Üstad
Hüma Sunguroğlu - Mesut teselli
Abdullah Doğulu - İcazetsizler ve cemi...
Bekir Oğuzbaşaran - Abdülhakîm Arvâsî (k...
Kâzım Albayrak - Necip Fazıl’ın hadis...
Murat Ertaş - Bir artist karakter,...
Ahmet Sezgin - Kaldırımlar, Çile, S...
Bülent Acun - 40 maddede bendeki Ü...
Zekeriya Yılmaz - Türkçe çağlayan ırma...
İlyas Subaşı - İfade ve hızını düşm...
Orhan Oyanık - Yüreğime sor
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 13848479
 Bugün : 138
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 615885
 Bugün : 1
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 99
 120. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncelleme: 29 Mayıs 2024
Künye | Abonelik | İletişim