Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1088 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Yeniden Soruyoruz: Bir Dergi Ne İşe Yarar?
Dergi Editörü

  Sayı: 116 -

“Bir dergi ne işe yarar?” başlığıyla kaleme aldığımız 111. sayımızın sohbetinde şu ifadelere yer vermişiz:

“… Hâk bir iman ve doğru bir fikir üzerindeki bir dergi çok işe yarar. Bir dergi, milletinin, kanayan beyni, duyan kulağı, gören gözü, hisseden kalbi olur. Milleti adına tefekkür eder, geçmişin muhasebesini yapar, geleceğin hedeflerini ortaya koyar. Milletinin rotasını çizer, ona yön tayin eder. Kısa vadeli, günlük, küçük menfaatleri peşinde koşanlar bu sebeple dergiyi, dergiciliği anlamaz, anlayamaz. Bu elbise onlara bol gelir ama milletin maşeri vicdanı bunu hisseder, anlar. …” 

Kayıtlara, Türkiye ve dünya tarihinin en büyük felâketlerinden biri olarak geçen 06 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli iki depremle sarsıldık. Allah, deprem, sel, yangın ve benzeri âfetlerle milletimizi imtihan etmesin, duamız budur.

Depremden birkaç hafta önce matbaaya teslim ettiğimiz ve depremden hemen sonra okuyucusuyla buluşan 115. sayımızda Türk mimarîsini ele almıştık.

Peygamber müjdesine muhatap, Avnî mahlâslı cennetmekân padişahımız Fatih Sultan Mehmed Han’ın;

“Hüner; bir şehir bünyad etmektir;

Reaya kalbin âbâd etmektir!”

Mısralarına yer verdiğimiz kapağımızda, göklerden uzanan bir el kubbesindeki hilâlden tuttuğu camiyi, huzurun, sıhhatin, adaletin, yeşilin ve bütün güzelliklerin hâkim olacağını hayal ettiğimiz, tasavvur ettiğimiz şehrin merkezine yerleştiriyordu.

Gelin o sayımızda kaleme aldıklarımızı, deprem tecrübesinden sonra bir kere daha okuyalım:

● “… Bundan dört asır önce Sultan Ahmet camiini inşa eden bir milletin bugün yaptıkları kibrit kutusu gibi yıkılıp gidiyorsa kaybedilen ruhun, şahsiyetin, medeniyetin muhasebesi doğru bir şekilde yapılmadan özellikle teknik mevzularda söyleneceklerin bir ehemmiyeti olmadığı kanaatindeyiz.” (Bakî olan Allah, Dergi Editörü)

● “…“Temel sağlam mı” sorusu, hem bir yapıya hem bir insana sorulabilecek bir soru. İnsan ve mimarî arasında öyle bir ortaklık var ki, bu soru insana veya binaya sorulsa ve “evet” cevabı alınsa diğeri de sağlamdır diyebiliriz.” (Temel Sağlam mı?, Site Editörü)

● “… Sanki Kâbe’den çıkan nurdan eller, mâbetlerimizin üstündeki hilâllerden tutmuşlar, etrafındaki medeniyet yuvaları, kültür müesseseleri ile kıbleye göre kurulmuş evleri ile masal âleminden alıp serpiştirivermişler dünya üzerine yıldızları... Cami güneşi etrafında ilim yuvaları, temizlik ve sağlık tesisleri, irfan ocakları, alışveriş, zanaat ve sanat merkezleri, yardımlaşma kurumları… Güneş ve gezegenleri… Sistem... Cemiyet başıboş değil. Hâsılı insan gibi yaşamayı sağlayan bir hayat kurulmuş. Yaşanmaya değer bir hayat… Uğruna ölünmeye lâyık bir hayat… Saadet, denize atılan taşın halkaları gibi mâbedimizden cemiyete yayılıyor...” (Güneş Meydanda!, Ali Erdal)

● “… İnsan, güneşin doğduğu topraklardan, son ışığının görüldüğü coğrafyaya kadar, tek metrekaresini, tek zerresini ihmal etmeden dünyasını Kâbe’ye, Kâbe’nin temsil ettiği mânâya göre inşa ve imar etmeliydi. Küfürde kalan kısmına hak vermemekle birlikte onları anladığımızı farz edelim; en azından İslâm’la şereflenen kısmı, mezarlıklarında ölülerinin yüzünü döndürdüğü istikâmete, asıl hayattayken dönmeli ve yaşanmaya değer hayatın her alanını o istikâmete göre tanzim etmeliydi.” (Dünyayı İmar, Kadir Bayrak)

● “… Mimar Sinan Ayasofya’yı görüyor, hattâ onarıyor ve öyle bir eser vereyim ki, kıyamete kadar yaşasın ve Ayasofya’yı da aşsın, diyor. Ve Süleymaniye’yi inşa ediyor büyük Mimar. İçini dışa öyle yansıtıyor ki, kubbe büyüklüğü, ihtişam ve birçok başka mimarî özellik olarak Ayasofya’yı aşıyor. Şu modern zamanda bile yapıların ömrü yüz yıl olarak öngörülürken o muhteşem Süleymaniye zamana meydan okuyarak yüzyıllardır ayakta ve bin yıllara yürüyecek inşallah.

Şimdi bugünün mimarîsi ne durumda diye soracak olursak, cevabı olan var mı? Bir örnek, bir şaheser, bir icat?

Mahcubuz: Yok!

Niçin?

Bir eser, özelde bir mimarî yapı, öncelikle insanda ve cemiyette şahsiyet ister. Sinan’ın içi-dışı donanımlı, yaşadığı cemiyet mükemmele yürüyen bir toplumdu. Devrinde her sahada san’at ve ilim zirvedeydi. Her istidat kendisi ile yarışıyor; hoş seda ve eserler bırakıyordu. İçi ve dışı donatılmayan, madde ve ruh olarak doymamış insan neyi becerebilir ki. “Dış hareketler, iç bereketlerin doğurucusu” ve “asıl hayat ruhta, iç çizgilerde” bilerek “yaşanmaya değer hayata” ulaşmadan mimarîde değil sadece, hangi sahada veya san’at dalında kalıcı bir iz bırakacak eser verilebilir ki?" (Misâlsiz Yaratandan Kuluna Düşen Hisse, Ekrem Yılmaz)

● “… Meselâ Alâüddevle lâkabı ile meşhur Ebülmekârim’in şu sözünü; tarım, ekonomi, siyaset, çevrecilik, israf, vazifesini doğru yapma, imar, kul hakkı; kısaca her alana teşmil edebilirsiniz. Ayrıca “İki gününü eş geçiren aldanmıştır” ve “İşini iyi, güzel ve doğru yapanı Allah sever” hadislerinin ve “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, hemen ölecekmiş gibi âhiret” sözünün de izahı: “Allah bu yeryüzünü ve istihsal sahalarını hikmetle yaratmıştır; mamur, semereli ve faydalı kılınması hikmetiyle… Eğer halk dünya mamurluğundan ne fayda erişeceğini ve yeryüzünü kupkuru bırakmaktan ne günah doğacağını bilseydi, gayesini ve vücut hikmetini tamamıyle anlamış olurdu. Toprağından bin batman mahsul çıkacak bir insan, eğer ihmal ve isteksizlik yüzünden dokuz yüz batman mal elde edecek olur ve aradaki yüz batman fark insanların istifadesinden uzak kalırsa biliriz ki, bunun hesabı kendisinden sorulacaktır. İnsanların faydasına sarfedecek bir vaziyeti bulunduğu halde bundan kaçan yeryüzünün umranında pay sahibi olmak istemeyen ve üstelik bunun ismini, dünyayı terk, züht ve takva koyan insan, şeytandan başka kimseye tâbi değildir.” (Veliler Ordusundan 333 hakkında, Ali Erdal)

Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at... İlanihaye… Hâk bir iman ve doğru bir fikir üzerindeki bir dergi çok işe yarar. Bir dergi, milletinin, kanayan beyni, duyan kulağı, gören gözü, hisseden kalbi olur. Milleti adına tefekkür eder, geçmişin muhasebesini yapar, geleceğin hedeflerini ortaya koyar. Milletinin rotasını çizer, ona yön tayin eder. Kısa vadeli, günlük, küçük menfaatleri peşinde koşanlar bu sebeple dergiyi, dergiciliği anlamaz, anlayamaz. Bu elbise onlara bol gelir ama milletin maşeri vicdanı bunu hisseder, anlar.

Depremde vefat eden bütün kardeşlerimize Allah’tan rahmet, kalanlara ve milletimize sabır niyaz ediyoruz. Allah, deprem, sel, yangın, savaş ve benzeri âfetlerle milletimizi imtihan etmesin. Deprem sonrası yardım faaliyetlerinde destanlar yazan milletimizi her türlü belâdan korusun ve muhafaza etsin.

Fikrin anlaşılıp ahlâk haline dönüşeceği günlere duyduğumuz özlemle bütün okuyucularımızı selâmlıyoruz…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Oluklar çift... - Sayı 128
Su gibi aziz ol... - Sayı 127
Ben kazandım, biz kazanac... - Sayı 126
Annesi gül koklasa ağzı g... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Ekonomi ve helâl bilinci
Gençliğe Hitabeden
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Sonsuzluk
Bileşke


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17190264
 Bugün : 5761
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 778132
 Bugün : 150
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 209
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim