Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     807 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Batı muradına erebildi mi?
Zaimoğlu

  Sayı: 119 -

Mücadele azmimizi ve zaferimizi ifade eden bir söz vardı: Çanakkale geçilmez! Acaba öyle; Çanakkale geçilmedi mi? Çanakkale geçilmişe benziyor. Öyle geçilmiş ki, Çanakkale’de neye karşı savaşmış isek savaştan sonra her şey tersiyle tecelli etmiş ve ‘Batı dünyası 9’uncu asırdaki muradına 20’nci asırda ermiş.’ Çanakkale geçilmeseydi, bugün İsrail köpeksiz köy bulmuş gibi değneksiz gezebilir miydi? Bunlar oluyorsa bizim adam olamadığımız ve yapılması gerekeni yapamadığımız için oluyordur. Osmanlı yaşasaydı ve adaleti kaim olsaydı, bugün Filistin’de yaşadıklarımıza şahit olur muyduk?

Ne oldu da bunlar olabiliyor?

Bakın bunu Üstad Necip Fazıl Türkiye’nin Manzarası kitabında nasıl anlatıyor: “Batı dünyası, muradına ermiştir. Osmanlı İmparatorluğundan başlayarak Türkiye’yi çürütmek, İslâmî ruh nescinden ayırmak ve çökertmek muradı… Batı dünyası, şimdiki netice meydana gelsin diye bize hürriyet ve demokrasiyi aşıladı.

Netice en zengin mikyasta işte:

Din, ahlâk, aile, cemiyet, terbiye, anane, kanun, nizam, ilim, idrak, hiçbir zabıta tanımayan başıboş bir nefs hürriyeti… Birbirini yiyen, kemiren, mıncıklayan, tartaklayan, yağmalayan, parçalayan, hayvanî sürüleşmelerden öteye hiçbir içtimaî bağı ve hiçbir üstünlük kademesine saygısı olmayan, hakikatsiz ve samimiyetsiz bir kalabalık… Bu kalabalık bu hale zorla getirildi.”

Ve bugünkü idareci ve tebaanın içinde bulunduğu hâl meydana geldi. Neden bahsediyoruz? Bugün Filistin ve özellikle Gazze’deki terör devleti İsrail’in uyguladığı soykırımdan bahsediyoruz. Masum çocuk, kadın, yaşlı demeden katliamlarından bahsediyoruz. Bunun bizimle ilgisi nedir?

Biz fert olarak olanları kınıyoruz. Elimizden başkası gelmiyor. Fakat idarecilerimiz, devletlilerimiz, hattâ devletler de kınıyor, bir yaptırımı olmayan BM de kınıyor. Bunu kınamak yeter mi? Hani, bir kötülük gördüğümüzde onu elimizle düzeltecektik! Ona gücümüz yetmez ise dilimizle, onu da yapamıyorsak kalbimizle buğz edecektik? Eliyle düzeltecek olan devlet ve devletliler, diliyle müdahele edecek olan, eli kalem tutanlar; dilsiz şeytan olmak istemeyenler ve kalben tasvip etmeyip buğz edecek olanlar da elinden başkası gelmeyenler.  Şimdi herkes acaba üstüne düşeni yapıyor mu? Elinden bir şey gelmeyen de kınıyor, elinden bir şey gelmesi gerekenler de kınamakla yetiniyor. Olur mu?

Ne yapılabilir?

Haksız ve zalim olan ve destekçileri neler yapıyor bakalım: Zalim sivil halkı bombalıyor, çoluk çocuk, yaşlı demeden katlediyor, hastane, okul, BM kampı demeden her yeri adeta yerle bir ediyor, kendimi savunuyorum, teröristleri (!) yok ediyorum diyor, BM kararlarını tanımıyor (o kararlar da ne işe yarıyorsa), ABD Akdeniz’e savaş filoları, uçak gemileri, teçhizat, asker, danışman gönderiyor, ABD ve AB yetkileri hep bir ağızdan ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ diyor. ABD başkanı ve Avrupa’dan birçok lider (İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya başkan ve başbakanları vs.) İsrail’e akın edip, yanındayız mesajı veriyor. İsrail başbakanı ile kucaklaşıyorlar. Sonra? BM kınama kararı alıyor, İsrail temsilcisi, dışişleri bu kararı “alçakça” olarak niteleyebiliyor ve BM’leri meşruiyetini yitirmekle suçluyor. Niye? İsrail’i kınama kararı aldı diye... Dünyaya meydan okuyor.

Biz yani Türkiye ve tüm İslâm dünyası ne yapıyor? Kınıyor. Sadece kınıyor. Kısık bir sesle de tarafları itidale davet ediyor. Bu olacak şey mi? Maşeri vicdan bunu kabul eder mi!? Hayır! Asla kabul edilecek bir tutum içinde değiliz tüm İslâm dünyası olarak.

Ne yapılabilirdi ne yapılabilir?

Kınama ve BM kararları ile yetinilemezdi. BM’nin zaten miadı doldu. Dünya beşten büyükse, o büyük olan dünya yeni bir yapılanmaya gitmeli ve gidecektir. Bize ve bu işi; katliamı, soykırımı tasvip etmeyenlere gelince, en azından düşmanın yaptığını yapabilirdik. ABD’nin binlerce kilometre öteden gelip Akdeniz’de savaş gemileri, uçakları ile ne işi var? Biz de bu işe karşı duracaklarla beraber Akdeniz’e güçlerimizi yığmalı değil miydik? Bizim idareci ve yetkililerimiz de Gazze’ye gidip o mazlum halk ile kucaklaşmalı ve dayanışmasını göstermeli değil miydiler. En azından mütekabiliyet bunu gerektirirdi herhalde…

On milyonluk İsrail, koca dünyaya meydan okuyor, efeleniyor, BM’ye had bildiriyor, İslâm dünyasının gözünün içine baka baka bir milleti yok ediyor. Biz de seyrediyoruz, dünya seyrediyor. Olan budur. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Vicdanı olanlar çıldırıyor. Canlı yayında izlenen katliamın acısına yürek dayanmıyor. Sözün bittiği yer!

Bir de bizim içimizden çıkan çatlak ve hain sesler var: İsrail ve Batı ağzı ile konuşup, İsrail kendini savunuyor, Hamas terör örgütüdür, diyenler. Bunlara şimdilik bir şey demeyelim, sadece not edelim… Zira uğraşılacak, aciliyeti olan esas konu başka. Çocuklar katlediliyor- hastaneler vuruluyor. Gazze’de hastane kalmadı fiziken… Tabiî okul da kalmadı, sağlıklı bina da…

Bu iş nereye evrilir?

Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın ifadesi ile “ya büyük bir savaşa veya büyük bir barışa…” Bu nasıl olur? Üstümüze düşeni yaparak: Hem devlet hem millet ve hem ümmet olarak üstümüze düşeni yaparak olur. O her ne ise bulunacak ve en az Yahudi’nin cüreti kadar gözü karalıkla uygulanacaktır. Garantörlük mü olur, barış gücü mü oluşturulur, diplomatik yollardan çözüm aranır olmazsa daha başka ve daha tesirli bir yol mu olur, her ne ise geç kalmadan bu vahşete son verilmeli…

Devleti Âlimiz olsaydı eğer bu vahşete kimse cesaret edemezdi. Biz adamlığımızı kaybettik. Bizi istedikleri kıvama getirdiler. Batı muradına erdi. Her şey bunu ispat ediyor. Bütün bu yaşananlar bizim ve yaşayan ümmetin yüz karası… Bu durumdan kurtulmalıyız. Ümmeti ardından sürükleyecek kahraman nerede?

Kal’anın burcunda çakar işaret

Millet dalga dalga bayrağa gelir.

O işareti bekliyoruz! O işareti verecek kahraman lideri… Herhalde bugün bu acının çilesine talip olanlara uyku haramdır. Dalga dalga o bayrağın altına koşabilmek için uyanık kalmak lâzım.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Telaş yok... - Sayı 127
Sağlam kulp... - Sayı 126
Gündüz, geceye muhtaç... - Sayı 126
Vasıtasız erdirici... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16815470
 Bugün : 519
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 735248
 Bugün : 93
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1036
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim