Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     868 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Batı muradına erebildi mi?
Zaimoğlu

  Sayı: 119 -

Mücadele azmimizi ve zaferimizi ifade eden bir söz vardı: Çanakkale geçilmez! Acaba öyle; Çanakkale geçilmedi mi? Çanakkale geçilmişe benziyor. Öyle geçilmiş ki, Çanakkale’de neye karşı savaşmış isek savaştan sonra her şey tersiyle tecelli etmiş ve ‘Batı dünyası 9’uncu asırdaki muradına 20’nci asırda ermiş.’ Çanakkale geçilmeseydi, bugün İsrail köpeksiz köy bulmuş gibi değneksiz gezebilir miydi? Bunlar oluyorsa bizim adam olamadığımız ve yapılması gerekeni yapamadığımız için oluyordur. Osmanlı yaşasaydı ve adaleti kaim olsaydı, bugün Filistin’de yaşadıklarımıza şahit olur muyduk?

Ne oldu da bunlar olabiliyor?

Bakın bunu Üstad Necip Fazıl Türkiye’nin Manzarası kitabında nasıl anlatıyor: “Batı dünyası, muradına ermiştir. Osmanlı İmparatorluğundan başlayarak Türkiye’yi çürütmek, İslâmî ruh nescinden ayırmak ve çökertmek muradı… Batı dünyası, şimdiki netice meydana gelsin diye bize hürriyet ve demokrasiyi aşıladı.

Netice en zengin mikyasta işte:

Din, ahlâk, aile, cemiyet, terbiye, anane, kanun, nizam, ilim, idrak, hiçbir zabıta tanımayan başıboş bir nefs hürriyeti… Birbirini yiyen, kemiren, mıncıklayan, tartaklayan, yağmalayan, parçalayan, hayvanî sürüleşmelerden öteye hiçbir içtimaî bağı ve hiçbir üstünlük kademesine saygısı olmayan, hakikatsiz ve samimiyetsiz bir kalabalık… Bu kalabalık bu hale zorla getirildi.”

Ve bugünkü idareci ve tebaanın içinde bulunduğu hâl meydana geldi. Neden bahsediyoruz? Bugün Filistin ve özellikle Gazze’deki terör devleti İsrail’in uyguladığı soykırımdan bahsediyoruz. Masum çocuk, kadın, yaşlı demeden katliamlarından bahsediyoruz. Bunun bizimle ilgisi nedir?

Biz fert olarak olanları kınıyoruz. Elimizden başkası gelmiyor. Fakat idarecilerimiz, devletlilerimiz, hattâ devletler de kınıyor, bir yaptırımı olmayan BM de kınıyor. Bunu kınamak yeter mi? Hani, bir kötülük gördüğümüzde onu elimizle düzeltecektik! Ona gücümüz yetmez ise dilimizle, onu da yapamıyorsak kalbimizle buğz edecektik? Eliyle düzeltecek olan devlet ve devletliler, diliyle müdahele edecek olan, eli kalem tutanlar; dilsiz şeytan olmak istemeyenler ve kalben tasvip etmeyip buğz edecek olanlar da elinden başkası gelmeyenler.  Şimdi herkes acaba üstüne düşeni yapıyor mu? Elinden bir şey gelmeyen de kınıyor, elinden bir şey gelmesi gerekenler de kınamakla yetiniyor. Olur mu?

Ne yapılabilir?

Haksız ve zalim olan ve destekçileri neler yapıyor bakalım: Zalim sivil halkı bombalıyor, çoluk çocuk, yaşlı demeden katlediyor, hastane, okul, BM kampı demeden her yeri adeta yerle bir ediyor, kendimi savunuyorum, teröristleri (!) yok ediyorum diyor, BM kararlarını tanımıyor (o kararlar da ne işe yarıyorsa), ABD Akdeniz’e savaş filoları, uçak gemileri, teçhizat, asker, danışman gönderiyor, ABD ve AB yetkileri hep bir ağızdan ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ diyor. ABD başkanı ve Avrupa’dan birçok lider (İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya başkan ve başbakanları vs.) İsrail’e akın edip, yanındayız mesajı veriyor. İsrail başbakanı ile kucaklaşıyorlar. Sonra? BM kınama kararı alıyor, İsrail temsilcisi, dışişleri bu kararı “alçakça” olarak niteleyebiliyor ve BM’leri meşruiyetini yitirmekle suçluyor. Niye? İsrail’i kınama kararı aldı diye... Dünyaya meydan okuyor.

Biz yani Türkiye ve tüm İslâm dünyası ne yapıyor? Kınıyor. Sadece kınıyor. Kısık bir sesle de tarafları itidale davet ediyor. Bu olacak şey mi? Maşeri vicdan bunu kabul eder mi!? Hayır! Asla kabul edilecek bir tutum içinde değiliz tüm İslâm dünyası olarak.

Ne yapılabilirdi ne yapılabilir?

Kınama ve BM kararları ile yetinilemezdi. BM’nin zaten miadı doldu. Dünya beşten büyükse, o büyük olan dünya yeni bir yapılanmaya gitmeli ve gidecektir. Bize ve bu işi; katliamı, soykırımı tasvip etmeyenlere gelince, en azından düşmanın yaptığını yapabilirdik. ABD’nin binlerce kilometre öteden gelip Akdeniz’de savaş gemileri, uçakları ile ne işi var? Biz de bu işe karşı duracaklarla beraber Akdeniz’e güçlerimizi yığmalı değil miydik? Bizim idareci ve yetkililerimiz de Gazze’ye gidip o mazlum halk ile kucaklaşmalı ve dayanışmasını göstermeli değil miydiler. En azından mütekabiliyet bunu gerektirirdi herhalde…

On milyonluk İsrail, koca dünyaya meydan okuyor, efeleniyor, BM’ye had bildiriyor, İslâm dünyasının gözünün içine baka baka bir milleti yok ediyor. Biz de seyrediyoruz, dünya seyrediyor. Olan budur. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Vicdanı olanlar çıldırıyor. Canlı yayında izlenen katliamın acısına yürek dayanmıyor. Sözün bittiği yer!

Bir de bizim içimizden çıkan çatlak ve hain sesler var: İsrail ve Batı ağzı ile konuşup, İsrail kendini savunuyor, Hamas terör örgütüdür, diyenler. Bunlara şimdilik bir şey demeyelim, sadece not edelim… Zira uğraşılacak, aciliyeti olan esas konu başka. Çocuklar katlediliyor- hastaneler vuruluyor. Gazze’de hastane kalmadı fiziken… Tabiî okul da kalmadı, sağlıklı bina da…

Bu iş nereye evrilir?

Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın ifadesi ile “ya büyük bir savaşa veya büyük bir barışa…” Bu nasıl olur? Üstümüze düşeni yaparak: Hem devlet hem millet ve hem ümmet olarak üstümüze düşeni yaparak olur. O her ne ise bulunacak ve en az Yahudi’nin cüreti kadar gözü karalıkla uygulanacaktır. Garantörlük mü olur, barış gücü mü oluşturulur, diplomatik yollardan çözüm aranır olmazsa daha başka ve daha tesirli bir yol mu olur, her ne ise geç kalmadan bu vahşete son verilmeli…

Devleti Âlimiz olsaydı eğer bu vahşete kimse cesaret edemezdi. Biz adamlığımızı kaybettik. Bizi istedikleri kıvama getirdiler. Batı muradına erdi. Her şey bunu ispat ediyor. Bütün bu yaşananlar bizim ve yaşayan ümmetin yüz karası… Bu durumdan kurtulmalıyız. Ümmeti ardından sürükleyecek kahraman nerede?

Kal’anın burcunda çakar işaret

Millet dalga dalga bayrağa gelir.

O işareti bekliyoruz! O işareti verecek kahraman lideri… Herhalde bugün bu acının çilesine talip olanlara uyku haramdır. Dalga dalga o bayrağın altına koşabilmek için uyanık kalmak lâzım.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Dünya ehlinin hali... - Sayı 128
İslâmda kazanç ve geçim... - Sayı 128
Usûl akademisi... - Sayı 128
Telaş yok... - Sayı 127
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Ekonomi ve helâl bilinci
Gençliğe Hitabeden
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Sonsuzluk
Yanlıştan geçmek yanlışa düşmeden


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17215103
 Bugün : 67
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 780236
 Bugün : 4
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 390
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim