Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3278 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

ZAMANI GELİNCE
Fatma Pekşen

  Sayı: 39 - Ocak / Mart 2003

–Sen ne yaptığını sanıyorsun Cem?

–Ne yaptım ki hocam?

–Sen daha iyisini bilirsin.

–Valla bir şey anlamadım hocam.

Allah Allah, nereden çatmıştı ki sabah sabah? Her pazartesi sabahı, bayrak töreni öncesi bir öğrencinin kalbini kırmazsa rahat etmezdi bu hoca. Onun için adı Çekiç Rauf’a çıkmıştı.

–Burayı babanın holdingi mi sandın ki elini kolunu sallaya sallaya gire çıkasın?

–Ne holdingi, ne parası? Ceketinin önü düğmeli, eli de dışarıdaydı işte. Diğer elinde bond çantası vardı zaten. Bildiği kadarıyla da saygılıydı her zaman.

–Hiç kılık kıyafet yönetmeliği diye bir şey duymadın mı?

–??!!

–Bu okulda lacivert ceket ve kravat, mavi gömlek, gri pantolon giyilip...

–Ben de aynen öyle giyiyorum hocam.

–Sözümü kesme ukâlâ şey!.. Kıyafet tamam. Ya bu ne?

İri, kıllı eliyle başını gösteriyordu. Bere, kasket filan takmazdı zaten. Kepek filan mı vardı acaba? Utanırdı o zaman. Tam da azalttığını düşündüğü sıralarda yeniden hortladıysa? Üstelik de o kadar dikkat ediyordu... Gün aşırı yıkıyor, iyice kurutuyor, gözü gibi bakıyordu işte.

–Bu ne bu? Diye sorusunu tekrarladı öğretmen.

–Bilmiyorum hocam. Özeniyordum üstelik.

–Özenirsin, özenirsin... Kim için acaba?

–??!!

–Hangi kıza hava atmak için böyle gümrahlaştırdın?

Demek kepekler o kadar çoğalmıştı ha! Namussuzlar. Sıcak su, sıkıca tarama, iyice kurutma da fayda etmemişti. Yazın, karneyi aldığı gün sıfıra verdirip de yüz mumluk ampûl gibi parlatmazsa... O zaman nasıl ürerlerse üresinler bakalım?

–Şimdiii... Bayrak törenini beklemeden gidiyorsuuun, bunları yokedip, öğretmen derse girmeden geri geliyorsun.

Yok devenin nalı. Ev nere, okul nere... Kırkbeş dakikada ancak varılırdı. O da hızlı adımlarla. Bir de geri gel. İmkânı yok yetişemezdi.

–Hocam yarına bıraksak?

–Bak bak baaak... akıl da öğretiyor.

–Ama yetişemem ki. Yıka, kurut, geri gel. Üçüncü derse ancak gelirim.

–Yıkama sende.

–Ama hocam yıkamadan nasıl yok ederim?

“O da yok olursa” diye iç geçirdi öğrenci. Keşke Fazıl’ın sözüne gidip kükürtlü sabun kullanmasaydı. Baksana, azalacağına, öğretmenin dikkatini çekecek kadar çoğalmıştı.

Ama... Ama bu sabah okula gelirken taradığında hiç kepek dökülmemişti lacivert ceketinin omuzlarına? Kırkbeş dakikada bu kadar artmış da olamazdı. Ya arttıysa? Dehşet bir şey olurdu o zaman!

–Akşam yıkasan asaletin mi sarsılır?

Tepesinde hiç saçı kalmamış adamın gözlerinde, “kız arkadaşına çirkin mi görünürsün?” sorusu parlıyordu.

Tövbe tövbeee. Nerden çıkmıştı bu aksi öğretmen karşısına? Solundan mı kalkmıştı yoksa? Ya da yolda gelirken Ayet-el Kürsî’yi mi unutmuştu? Okuduğundan kesin emindi... hem, kendisi unutsa, annesi mutlaka arkasından okuyup üflerdi.

–Ama hocam kuru kuruya nasıl kepek halledilir?

–Ne kepeği?

–Siz dediniz ya!

–Ben kepek mi dedim?

–Dediniz.

Öğretmen, olanca şirinliğiyle (!), deminden beri konuşulanları dinleyen, Cem’in samimi arkadaşına döndü.

–Benim ağzımdan kepek lafı çıktı mı Ömer?

–Hayır hocam.

–??!!

–Bak Cem Bey! Arkadaşın da şahit.

Mağdurun rengi kıpkırmızı oldu. Kepek değilse neydi ya?

Aman Allah’ım! Yoksa bit miydi!!!

Yemen, Çanakkale askerleri gibi bit ha! Bu su bolluğunda!

İmkânsız bir şeydi bu! Çıldırırdı.

Yoksa, bit değil de saçkıran filan mıydı? Asıl o zaman naneyi yerdi. Bu yaşta kellik başlarsa, lise bitmeden, üniversite başlamadan akbabalara dönerse? İmkânı yok Nida onu beğenmezdi. Bakmazdı yüzüne.

Ne demişler? “Tarlanın taşlısı, erkeğin saçlısı makbuldür”

Yok be. O söz “kadının saçlısı” olarak söyleniyordu

Peki, Nida kimlere yâr olacaktı üniversite bitiminde? Ya, kıza çaktırmadan kurduğu hayâller nereye hapsolacaktı?

Aval aval, allana morlana kendisine bakan öğrenciye, okkalı bir söz daha söyledi Çekiç Rauf:

–İstersen örüp, ucuna kırmızı bir kurdele bağlasın annen.

Bitlerin kuyruğu mu vardı? Ya da saçları... Saçları örülecek kadar uzun muydu?

Saçlar!

UZUN SAÇLAR!

–Oğlum, saç-la-rın u-za-mış. Git kestir gel diyorum sabahtan beri. Açık ve net bir Türkçe’yle. Anlamıyor musun?

–Anlıyorum, anlıyorum da...

–Kıza hava atmaktan mahrum kalırsın öyle değil mi?

–Ne mahrumu? Haa, evet. Dediğiniz gibi.

–Bir de itiraf öyle mi? Yani hemen gidip kestirmeyeceksin. Böyle Einstein’ın saçları gibi gezmeye devam edeceksin öyle mi?

–Evet hocam.

–Ben de kanaat notuna sıfır veririm o zaman.

–Canınız sağolsun. Zamanı gelince kestiririm.

Bir dakika sonra öğretmen, o haftaki ‘öğrenci haşlama görevi’ni lâyıkıyla (!) yerine getirmiş olmanın verdiği rahatlıkla, topluca söylenen marşa iştirak etmeye başlamıştı.

Cem, tıraş için, bir haftadan fazla bir zaman annesinin “dul maaşı”nı almasını bekleyeceği için acı, haşin Karadeniz ormanları gibi duran sık tellerin arasında, canlı cansız bir madde olmamasının verdiği huzurla da tatlı duygular içinde bakıyordu al bayrağa...

Nida ona kalmıştı... Saçları da.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Dağlara çen düşende... - Sayı 126
Mustafa... - Sayı 123
Pehlivan dayının elmaları... - Sayı 120
Armudun Son Çiçeği... - Sayı 115
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Büyük camgözlerle yüzen karahindiba
Hakkın hâdimleri ve bâtılın vekâlet sava
Nereye kadar?
Ehl-i gönül
Nesl-i muazzez
Gül kokusu
Meçhule hitap
Gelecek sayı (127) konusu
Korkaklar
Hâramiler


Ali Erdal - Nereye kadar?
Kadir Bayrak - Mukaddes beldelere-2
Ekrem Yılmaz - Korkaklar
Ekrem Yılmaz - Nerdeyiz
Fatma Pekşen - Dağlara çen düşende
Dergi Editörü - Ben kazandım, biz ka...
Site Editörü - Vekâlet savaşları
Necip Fazıl - Yahudi (Terkip ve Te...
Necdet Uçak - Annem var güzel anne...
Necdet Uçak - Bu vatan bizim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (127) k...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gazze ateşkes görüşm...
M. Nihat Malkoç - Gördüm seni, gördüm ...
M. Nihat Malkoç - Gazze, ümmetin imtih...
Zaimoğlu - Gündüz, geceye muhta...
Zaimoğlu - Sağlam kulp
Halis Arlıoğlu - Hâramiler
Halis Arlıoğlu - Meçhule hitap
Ahmet Değirmenci - Geri verin
Ahmet Değirmenci - Kurban
Ahmet Değirmenci - İki ara bir dere
Büşra Duru - İslâmın meşalesi ile...
Remzi Kokargül - Malatya suskun, durg...
Murat Yaramaz - Şüphe
Murat Yaramaz - Amnezi
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Duruldum
Mahmut Topbaşlı - Cemre sancıları
Cahit Ay - Kimdendir
Cahit Ay - Ondördünde
Cahit Ay - Sana geliyor
Rıdvan Yıldız - Kaş ve bulut
Vahid Aslan - Adam olmaq derdi
Vahid Aslan - Günəbaxanlar
Emine Öztürk - Yolun sonu
Osman Akçay - Büyük camgözlerle yü...
Mustafa Makas - Vesâyet savaşları
Yaşar Akyay - Hakkın hâdimleri ve ...
İbrahim Durmaz - Kızılelma
Mehmet Emin Armağan - Nesl-i muazzez
Mehmet Emin Armağan - Ehl-i gönül
Mustafa Kozlu - Mutluluk
Uğur Utkan - Hz. Ebubekir Sıddık
Kemal Çerçibaşı - Bir yıldırım çarptı ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16553697
 Bugün : 3559
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 715658
 Bugün : 118
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 199
 126. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim