Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3183 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Kur'ân'la yolculuk
Mustafa Gül

  Sayı: 74 - Ekim / Aralık 2012

Kendisi ihtiyaç sahibi olacak, fakat karşıdakini daha çok düşünecek. Yardımları başkalarına yönlendirecek. Kendisi yemeyip yavrusuna yediren bir anne gibi olacak. Elindekinin en güzelini başkalarına paylaştıracak.

 

Böylesi yüce ahlâk sahibi fert ve toplumlar  hayallerde mi yoksa masallarda mı var? Hayır, ne masal, ne de hayal. Yukarıdaki ayet, ahlâkın en yücesine erişmiş olan, böylesi bir topluluğu bize haber veriyor.  ENSAR'dan bahsediyor. Mekke'den gelen muhacirlere/göçmenlere gösterdikleri, tarihte eşine az rastlanan bir özveriden dolayı, yardımcı anlamındaki ENSAR ismiyle anılan Medineli müminler. Hayallerdekini gerçeğe çeviren bu tok gözlüler tanıtılıyor.

Kendileri ihtiyaç sahibi oldukları halde, ganimetlerin dağıtımında muhacirlerin tercih edilmesine gönülden rıza gösteren ve bundan sevinenler anlatılıyor bu ayette. Evini, ekmeğini, emeğini, parasını çok da tanımadıkları bu muhacirlere canı gönülden paylaşanlar övülüyor.

 

Artık Ensar ismiyle anılan bu toplum, Medine'nin yerli Evs ve Hazreç kabileleridir. Akraba oldukları halde yıllardır birbiriyle kavgalı,  biri diğerini küçük gören, kıskanan, düşmanca davranan iki geçimsiz topluluk. Hicret sonrası sanki o kabileler gitmiş yerine bambaşka bir toplum gelmiş. Hem birbirlerine, hem de yeni tanıştıkları mümin kardeşlerine karşı, şefkatli ve merhametli huzur toplumu.

 

Tanıştıkları din, kalplerine yerleşen iman, örnek edindikleri Yüce Nebi, kişiliklerinde, davranışlarında, ahlâklarında büyük bir devrim gerçekleştirmiş. Önceleri akrabalarının elindekine bile göz dikerken; şimdi rengi, dili, kenti, kavmi kendilerinden farklı birilerine, ellerindekilerinin hepsini verir duruma gelmişler.

 

Tabii ki ruhlardaki bu inkılap/devrim, bu onurlu kişilik kolay oluşmadı. Onlar, aklettiler, fikrettiler, zikrettiler. Vahyi okudular, anladılar ve yaşadılar.

 

İçki yasağını duyduklarında, evlerindeki şarap testilerini o an kırdılar.

 

Tesettür ayetini okuduklarında, marka eşarp bulmak için mağaza mağaza dolaşmadılar, vakit geçirmeden sandıklarını karıştırıp bir baş örtüsü edindiler.

 

Kur'ân'daki kıssaları, çocukları eğlendiren bir masal,  bir aşk hikâyesi veya ağlanacak acıklı bir öykü gibi okumadılar. Her birinden bir ders, bir ibret aldılar.

 

O gün, hicret haberiyle yollara düşüldü. Savaş izniyle kılıçlar kuşandı. Oruç emriyle sahura kalkıldı. Duyulan ezan sesiyle ALLAHU EKBER diyerek namaza duruldu.

 

Onlar, Kur'ân ayetlerini duyduklarında hemen Allah'ın muradını anlamaya çalışıp uygulamaya geçirirlerdi:

“Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek erdeme ulaşamazsınız. Her ne infak ederseniz Allah onu hakkıyla görür.”(1) ayeti geldiğinde, Ebu Talha en güzel ve en sevdiği Beyruha isimli bahçesini müminler arasında paylaştırmıştı.(2)

 

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

 

“Bir mümin kendisi için istediğini, din kardeşi için de istemedikçe gerçekten iman etmiş olamaz.”(3) Peygamber sözleri bir kulaktan girip bir kulaktan çıkmazdı, yeri geldiğinde hemen yaşama geçilirdi. Anlatılan yüzlerce örnekten birini hatırlayalım:

 

“Allah Rasulüne bir zat gelerek açlıktan dizlerinde derman kalmadığını söyler. Buna şahit olan bir sahabi, o yoksulu alıp evine götürür. Evde sadece misafire yetecek kadar yemek vardır. Eşinden, bebeği uyutmasını, kandili söndürmesini ister.  “Biz  yermiş  gibi  yapıp  misafiri doyuralım” der. Kendilerinin aç kalması pahasına, konuklarını doyurmaları onların en büyük mutluluğu olur.”(4)

 

Biz tarihimizde de gördük bu asil davranışları. Fatih döneminde siftah yaptıktan sonra kendi müşterisini komşusuna gönderen esnafların varlığından haberdarız.

 

Zar zor yeni aldığı paltosunu, “Ne güzelmiş” diyen bir dostuna,  çıkarıp ona zorla hediye eden, her yönüyle yüz akımız Mehmet Akif'in de, “Başkalarını kendisine tercih edenlerden” olduğuna kuşku duymuyoruz.

 

Konukseverliğiyle ünlü Anadolu halkımızı da unutmuyoruz.

 

Bugün mü? Çok şükür ki, bencilliğin, dünyeviliğin, çıkarcılığın ön plana çıktığı çağımızda, infak, paylaşım ve yardımlaşma konusunda az da olsa güzel örneklerle karşılaşıyoruz. Mazlum, muhtaç ve yoksul halklara yapılan yardımları şükranla destekliyoruz. Batının sadece sömürmek için gittiği, hatta bilerek birbirine düşürüp soykırım uygulattığı, kaostan kurtulmaması için plânlar uyguladığı, topraklarını çoraklaştırıp susuzluğa mahkûm ettiği Afrika'ya, sırf insanlık adına koşan, onlara, emeğini, bilgisini, zamanını, parasını paylaşan her meslekten, her yaştan kadın-erkek tüm hayır yarışçılarını yürekten kutluyoruz.

 

Somali, Gazze veya Arakan'ın “imdat” çağrılarına duyarsız kalmayan bu yiğit insanların:

 

“Onlar yoksulu, yetimi, özgürlüğünü yitireni seve seve doyururlar. “Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz o çetin günde Rabbimize vereceğimiz hesaptan korkarız.” derler. Allah da o günün dehşetinden korur ve kendilerine mutluluk ve sevinç verir.”(5) ayetine uygun davranmaktan başka ne amaçları olabilir.

 

Son zamanlarda ülkemize sığınan ve sayıları yüz bine yaklaşan Suriyeli kardeşlerimize karşı, milletimiz kendi şanına yakışanı yapacaktır. Yönetici ve yetkililerin görevlerini kusursuz yapacakları umudundayız.

 

 Her ne nedenle olursa olsun, bize sığınanlara ve mazlumlara yapılan yardımlara karşı gösterilen olumsuz tavırları anlamıyoruz. “İçimizdeki yoksullar dururken, Afrika'da, Uzakdoğu'da ne işimiz var? Suriyeli Araplardan bize ne?” diyen, içimizdeki vicdan ve merhamet yoksullarına sadece acıyoruz. Onların da imdadına yetişmeliyiz. Körelmiş gönüllerin aydınlanması için birer ışık yakmalıyız.

 

 Bugün “ENSAR” olma vaktidir:

 Hem içimizdeki anlayış yoksulları;

 Hem bize sığınan muhacirler;

 Hem de tüm yerküredeki mazlumlar için…

 

--------------------------------------------------------

1)Al-i İmrân, 3/92.

2)Celaleddin Vatandaş, Hz. Muhammed’in Hayatı, ll. cilt, sf: 35.

3)a.g.e, ll.cilt, sf: 34.

4)Mustafa İslamoğlu, Hayat Kitabı Kur’an, sf: 1104.

5)İnsan, 76/8-11.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Mustafa GÜL    30.12.2012
Yorum : Sevgili Turgay Bey Kardeşim, dilek ve temennilerine yürekten katılıyor, çok özlediğimi bildirip, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.




Ekleyen : turgay ertem    10.12.2012
Yorum : Gönlüne kalemine sağlık Mustafa Hocam. Vermesini bilenler Allah indinde kıymetli insanlar olmuşlar. İnşallah biz de onlardan oluruz. selam ve sevgiler.





 
Mekkenin fethinden çıkara... - Sayı 96
“Zulmedenlere meyle... - Sayı 78
Şaşkın insan... - Sayı 76
Kur'ân'la Kur'ân... - Sayı 75
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Su gibi aziz ol
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16678614
 Bugün : 2429
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 723827
 Bugün : 259
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 396
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim